11. Ceza Dairesi 2024/5256 E. , 2025/2238 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/2608 Değişik İş SUÇ : Sağlık mesleği mensuplarının gerçeğe aykırı belge düzenlemesi İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulm
**11. Ceza Dairesi 2024/5256 E. , 2025/2238 K.** **"İçtihat Metni"** K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/2608 Değişik İş SUÇ : Sağlık mesleği mensuplarının gerçeğe aykırı belge düzenlemesi İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.01.2023 tarihli ve 2022/282004 Soruşturma, 2023/7063 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ankara 10. Sulh Ceza Hakimliğinin, 13.04.2023 tarihli ve 2023/2608 Değişik İş sayılı kararının (ihbarnamede karar tarihi hatalı olarak 13.04.2024 olarak belirtilmiş.), 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 13.04.2023'te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 12.09.2024 tarihli ve 2024/5866 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.09.2024 tarihli ve KYB-2024/95056 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.09.2024 tarihli ve KYB-2024/95056 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin şikayet dilekçesinde özetle; şüpheli Doktor ...'ın Özel ... Hastanesinde 2012 yılında müştekinin gebelik takibini yaptığını, ancak gebelik takibi sırasında sakatlığı tespite yarayan tarama testleri hususunda müştekiyi aydınlatmaması üzerine ...’in down sendromu sakatlığıyla doğmasına sebebiyet verdiğini, sanık doktorun Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk sigortacısı Anadolu Sigorta aleyhine Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/15 Esas sayılı dosyası ile açılan davaya müdahil olarak katılan şüphelinin, davada Amniyo Sentez vb gerekli testlerin yapılması ve down sendromlu doğum riskleri konusunda davacı anneyi bilgilendirdiği iddiasında bulunduğunu, mahkemece tedavi evraklarının istenmesi üzerine, Özel ... Mamak Hastanesi 01/09/2016 tarihli cevabi yazı ekinde, ilgili tedavi evraklarının tasdikli suretlerini mahkemeye sunulduğunu, bu evrakların arasında sahtelik konusu olan Protokol Defteri ve Hasta Epikrizlerinin de yer aldığını, Protokol Defteri’nin müşteki ile ilgili 24/09/2012 tarihli kaydında ‘Karar’ başlıklı sütunun altına da başlangıçta sadece ‘ayrıntılı USG’ yazıldığını, ancak şüpheli doktor tarafından müştekiden 3’lü test istediğini ve sonucun da 1/51 oranında riskli çıktığını ve müştekiden Amniyo Sentez istediğini de ispatlamak için sonradan “3’lü test1/51” “A/S istendi” yazıldığını, “3’lü test1/51” “A/S istendi” yazısının Protokol Defteri’ne eklenerek özel evrakta sahtecilik suçu işlendiğini, 24/09/2012 tarihli Hasta Epikrizi incelendiğinde müştekiye sadece USG yapıldığını, başka hiçbir işlem, istem veya açıklama yapılmadığının, bol sıvı alınmasının önerildiğinin yazılı olması hususunun da bunu doğruladığı iddiasında bulunulması üzerine, her ne kadar, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca şüpheliye isnat edilen özel belgede sahtecilik suçunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1.e maddesi gereğince dava zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; özel belgede sahtecilik suçunun özel belgenin kullanılması ile sübut bulacağı, protokol defterinin Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/15 esas sayılı dosyasına 01/06/2016 tarihli yazı ekinde sunulduğu gözetilerek, protokol defterine sonradan ilave olduğu iddia edilen kısım ile ilgili olarak, söz konusu ibarenin deftere sonradan eklenip eklenmediği hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rapor sonucu ile Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/15 esas sayılı dosyasının getirtilerek incelenmesi ve ilgili evrakların onaylı suretlerinin dosya içerisine alınarak, tüm deliller birlikte değerlendirilerek şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) "Resmi belge hükmünde belgeler" başlıklı 210/2. maddesinde; "(2) Gerçeğe aykırı belge düzenleyen tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire veya diğer sağlık mesleği mensubu, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Düzenlenen belgenin kişiye haksız bir menfaat sağlaması ya da kamunun veya kişilerin zararına bir sonuç doğurucu nitelik taşıması halinde, resmi belgede sahtecilik hükümlerine göre cezaya hükmolunur."; aynı Kanun'un "Resmi belgede sahtecilik" başlıklı 204/1. maddesinde ise, "(1) Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. " denilmektedir. 7. Resmi belgede sahtecilik suçu seçimlik hareketli olarak işlenebilen bir suçtur. Resmi belgede sahtecilik suçunda birinci seçimlik hareket, resmi belgeyi sahte olarak düzenlemektir. Bu seçimlik hareketle, resmi belge esasında mevcut olmadığı hâlde, mevcutmuş gibi sahte olarak üretilmektedir. İkinci seçimlik hareket, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmektir. Bu seçimlik hareketle, esasında mevcut olan resmi belge üzerinde silmek veya ilaveler yapmak suretiyle değişiklik yapılmaktadır. Üçüncü seçimlik hareket ise sahte olarak düzenlenen ya da değiştirilen bu resmi belgeyi kullanmaktır. Bu itibarla, suç tarihinin de bu seçimlik hareketlerden en sonuncunun tamamlandığı tarihe göre tespit edilmesi gerekmektedir. 5237 sayılı Kanun'un 204/1. maddesinde belirtilen cezanın türü ve üst haddine göre, aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 8. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şüpheli doktor ...'ın, 2012 yılında Özel ... Mamak Hastanesi’nde şikâyetçi Dilek Albayrak'ın gebelik takibini yaptığının, fakat gebelik sırasında gerekli bir kısmı testleri yaptırmayarak ve riskler konusunda hastasını bilgilendirmeyerek şikâyetçi ...'in Down Sendromlu olarak doğmasına sebebiyet verdiğinin, bu nedenle Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/15 Esas sırasında açılan tazminat davasında delil olmak üzere ibraz edilen hasta protokol defteri üzerinde de tahrifat yapıldığının iddia olunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.01.2023 tarihli ve 2022/282004 Soruşturma, 2023/7063 Karar sayılı kararı ile "...şüpheliye isnat edilen özel belgede sahtecilik suçunun TCK'nın 207/1 maddesini ihlal ettiği. Dava zamanaşımı süresinin TCK'nın 66/1.e maddesi gereğince 8 yıl olduğu, protokol defteri üzerindeki değişikliğin 24/09/2012 tarihinden sonra yazılıp yazılmadığının tespitinin mümkün olmadığı gibi bu tarihten sonra yapıldığına dair delil olmadığından dava zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu..." gerekçesiyle şüpheli hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiş ve bu karara yönelik şikâyetçiler vekilinin itirazı da, merci Ankara 10. Sulh Ceza Hakimliğinin, 13.04.2023 tarihli ve 2023/2608 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiş ise de; dosya kapsamına göre şüphelinin üzerine atılı "sağlık mesleği mensubunun gerçeğe aykırı belge düzenlemesi" suçu yönünden suç tarihinin, suça konu tahrif edilmiş belge asıllarının, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/15 Esas sayılı dosyasına ibraz edilmek suretiyle kullanıldığı tarih olan 01.09.2016 olduğu ve karar tarihi itibarıyla henüz zamanaşımının gerçekleşmediği, bu gerekçeyle itirazın reddine ilişkin merci kararının Kanun'a aykırı olduğu; bununla birlikte, dosya kapsamına göre zamanaşımını durduran herhangi bir sebep olmadığı belirlenmekle, inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin dolduğu ve merci kararının kanun yararına bozulması durumunda dahi soruşturma yapma ve dava açma olanağının kalmadığı anlaşılmakla, kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. II. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.02.2025 tarihinde karar verildi.