Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/982 E. , 2024/3736 K. T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/982 Karar No : 2024/3736 DAVACI : ... DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı . VEKİLİ : I. Hukuk Müşavir Yrd. ... 2-... Müdürlüğü . VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri ... DAVANIN KONUSU : 2. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacı tarafından; 2014 yılı rütbe terfi döneminde bir üst rütbeye terfi ettirilmemesine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu Kararı ile bu…
Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/982 E. , 2024/3736 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/982 Karar No : 2024/3736 DAVACI : ... DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı . VEKİLİ : I. Hukuk Müşavir Yrd. ... 2-... Müdürlüğü . VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri ... DAVANIN KONUSU : 2. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacı tarafından; 2014 yılı rütbe terfi döneminde bir üst rütbeye terfi ettirilmemesine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu Kararı ile bu işlemin dayanağı olan ve 10/08/2001 günlü, 24489 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışmalarına İlişkin Yönetmelik'in, 22. ve 25. maddelerinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, kendisinden kıdemsiz çok sayıda personelin terfi ettirildiği, birçok mesleki ve eğitim çalıştaylarına katıldığı, bu güne kadar çok sayıda kurs ve seminere iştirak ettiği, çeşitli alanlarda yurt içinde ve yurt dışında eğitmen olarak görevlendirildiği, farklı tarihlerde başarılı çalışmalarından dolayı maaş taltifleri ile ödüllendirildiği, çok sayıda takdirname aldığı, 2012 ve 2013 yılı performans puanlarının 5,00, daha önceki yıllara ilişkin sicil ortalamasının ise 90 ve üzeri olduğu bu sebeple, değişik tarihlerde ek kademe ilerlemesi aldığı, meslek hayatı boyunca hiç uyarı almadığı, hiç bir adli ve idari cezasının bulunmadığı, hakkında açılan idari soruşturmaların halen devam ettiği ve herhangi bir disiplin cezası almadığı, 2014 yılı rütbe terfi döneminde hakkında adli/idari soruşturması bulunan, ayrıca geçmişte kısa süreli durdurma cezası alan bazı personellerin terfi ettirildiği buna karşın kendisinin terfi ettirilmemesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir. DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI : Davacının; Eğitim Dairesi Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığı dönemde 2012 yılında gerçekleştirdiği 3.000 adet e-kitap (Tablet) alımında muayene ve kabul tutanağı ile buna istinaden düzenlenen ödeme emri belgesinin onaylanması nedeniyle sahtecilik suçu, belirtilen tabletler ile depolarında yapılan kontrollerde kullanım ömrü dolmamış, hatta hiç kullanılmamış büro mobilya ve malzemeleri varken yeni mefruşat almak suretiyle gereksiz harcama yapılarak devletin zarara uğratıldığı iddialarıyla ilgili olarak yapılan soruşturma sonucunda; Disiplin Yönünden: "sahtecilik " suçundan “meslekten çıkarma" cezası ile Adli Yönden: "Görevi kötüye kullanmak, resmi belgede sahtecilik ve görevi ihmal” suçlarıyla ilgili olarak Genel Müdürlük Makamınca verilen "Soruşturma İzni Verilmesine" dair kararın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edildiği, davacı hakkında bir proje dosyasına yapılan harcama ödemelerinde Spor Aidatları Yönergesinde düzenlenen spor aidatlarında harcama usul ve esasları ile mevzuata aykırı hareket edildiği gerekçesiyle yapılan soruşturmada ek soruşturma onayı alındığı, soruşturma dosyasının kurul aşamasında olduğu, iptali istenen Yönetmelik hükümleri ile kıdem ve liyakat ilkelerine uygun olarak tesis edilen dava konusu bireysel işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davacının; Mülga Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışmalarına İlişkin Yönetmelik'in, 22. ve 25. maddelerinin iptali istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 2014 yılı rütbe terfi döneminde bir üst rütbeye terfi ettirilmemesine ilişkin işlemn ise iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI :... DÜŞÜNCESİ : Dava; Polis Amiri olarak görev yapmakta olan davacı tarafından; 2014 yılı Yüksek Değerlendirme Kurulu Kararı ile üst rütbeye terfi ettirilmemesine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olan ve 10/08/2001 günlü, 24489 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışmalarına İlişkin Yönetmelik'in, 22. ve 25. maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır. 10.08.2001 günlü, 24489 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan dava konusu Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışmalarına İlişkin Yönetmeliğin , 10.05.2015 günlü, 29351 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 41. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olması nedeniyle davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla düzenlemenin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır. 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 4638 sayılı Yasa ile değişik 55. maddesinde; terfilerin kıdem ve liyakata göre yapılacağı, her bir rütbe için belirlenen zorunlu bekleme süreleri sonunda bir üst rütbeye terfi edebilmek için bekleme süresi kadar olumlu sicil alınması ve bir üst rütbede boş kadronun olması gerektiği; kıdem sırasının her yıl duyurulacağı; polis amirlerinin bir üst rütbeye terfiinde bu rütbedeki fiili çalışma süresinin ve kıdem sırasının tesbitinde bulunulan rütbeye terfi tarihinin esas alınacağı hükme bağlanmıştır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan ve anılan Yasa'ya dayanılarak çıkartılan ve 10.8.2001 gün ve 24489 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışmalarına İlişkin Yönetmeliğin 4. maddesinde; “Kıdem”, bir rütbede geçen fiili çalışma süresi; “liyakat” ise, personelin aldığı sicil, ödül ve takdirnamesi, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi, beceri ve davranışlar ile geçmiş hizmetlerinde almış olduğu cezalar, geçirdiği ve devam eden soruşturmaların niteliğine göre belirlenecek terfi yeterliliği olarak tanımlanmış, 9. maddesinde, polis amirlerinin rütbelere terfilerinin bu Yönetmeliğin 11. maddesinde belirtilen şartları taşımak kaydıyla kıdem ve liyakata göre yapılacağı vurgulanmış olup; 10. maddesinde , rütbe yükselme şartları belirtilmiş, 22. maddesinde ise; Yüksek Değerlendirme Kurulunun, üst rütbeye yükselmek için, kıdem şartlarını yerine getirmiş Emniyet Amirleri ile 4 üncü, 3 üncü ve 2 nci Sınıf Emniyet Müdürlerinin liyakat koşullarını belirlemek, üst rütbedeki boş kadro miktarına göre sıralayarak terfilerini ve 2 nci meslek derecesindeki görev unvanlarına ataması yapılacak personeli değerlendirmek ve öneride bulunmakla görevli olduğu, 25. maddesinde de; Yüksek Değerlendirme Kurulu üyeleri: 22.nci maddede belirtilen terfi edecek personel hakkında; a) Bulunduğu rütbede, affa uğramış olsa bile, adli mercilerce verilen kararlar ve bu kararlara dayanak olan fiillerini, b) Bulunduğu rütbede, affa uğramış olsa bile, disiplin kurullarınca verilen disiplin cezalarına veya soruşturma bilgilerini ve bu soruşturmalara dayanak olan fiil ve hareketlerini, c) Performans değerlendirme, ödül ve başarı belgesi bilgilerini, d) Meslek içerisindeki bilgi, beceri ve davranışlarını, değerlendirerek edinecekleri kanaate göre oy çokluğu ile karar verirler, kuralı yeralmıştır. Yukarıda belirtilen mevzuatın değerlendirilmesinden; Yüksek Değerlendirme Kurulunun, bir amirin üst rütbeye terfi ettirilip ettirilemeyeceği hususundaki değerlendirmesini, ilgili amirin kıdem ve liyakatini göz önünde bulundurmak suretiyle yapacağı, liyakatin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesinde ise personelin aldığı sicil, ödül ve takdirnamesi, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi, beceri ve davranışlar ile geçmiş hizmetlerinde almış olduğu cezalar, geçirdiği ve devam eden soruşturmaların niteliğine göre belirlenecek terfi yeterliliği gibi unsurları bir bütün olarak dikkate alacağı kuşkusuzdur. Dosyanın incelenmesinden, davacının ikinci sınıf emniyet müdürü olarak görev yaptığı, bu rütbede 3 yıllık bekleme süresini doldurduğu, kıdem sıralamasında 79. sırada yer aldığı, 2014 yılında 383 personelden 371 personelin birinci sınıfa terfi ettiği, davacının terfi edemeyen 12 kişi içerisinde yer aldığı, davacı hakkında kurulun toplantı tarihi (10/05/2014) itibarıyla, DMO tarafından 3000 adet tablet alımına ilişkin ihalede muayene kabul komisyon onayı alınmadığı, dosya içerisinde tabletlere ait olup olmadığı bilinmeyen kargo fişi bulunduğu, depolarda hiç kullanılmamış büro malzemesi olduğu ve gereksiz harcama yapıldığından bahisle soruşturma sonucu disiplin yönünden meslekten çıkarma cezası teklifi, adli yönden ise görevi kötüye kullanmak, resmi belgede sahtecilik ve görevi ihmal suçlarıyla ilgili soruşturma izni verilmesine karar verildiği, yine bir proje dosyasına yapılan harcama ödemelerinde Spor Aidatları Yönergesinde düzenlenen spor aidatlarında harcama usul ve esasları ile mevzuata aykırı hareket edildiği gerekçesiyle soruşturma onayı alındığı dikkate alınarak bir üst rütbeye terfi ettirilmediği anlaşılmıştır. Davacı hakkında bir proje dosyasına yapılan harcama ödemelerinde Spor Aidatları Yönergesinde düzenlenen spor aidatlarında harcama usul ve esasları ile mevzuata aykırı hareket edildiği gerekçesiyle yapılan soruşturma sonucu Bakanlık Yüksek Disiplin Kurulu'nun ... günlü, ... sayılı kararı ile suçun subüta ermediği ve ceza tayinine mahal olmadığına karar verilmiş ise de DMO tarafından 3000 adet tablet alımına ilişkin ihalede muayene kabul komisyon onayı alınmadığı, dosya içerisinde tabletlere ait olup olmadığı bilinmeyen kargo fişi bulunduğu, depolarda hiç kullanılmamış büro malzemesi olduğu ve gereksiz harcama yapıldığı iddialarıyla ilgili olarak yapılan soruşturma sonucu Bakanlık Yüksek Disiplin Kurulu'nun 16/10/2014 günlü, 2014/110 sayılı kararı ile davacının eyleminin sabit olduğuna karar verilerek, davacıya Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü 8/6 maddesi gereği sahtecilik suçundan dolayı meslekten çıkarma cezası verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı hakkında kurulun toplantı tarihi itibarıyla devam eden soruşturmaların niteliği ve bu soruşturma sonucu sahtecilik suçundan dolayı meslekten çıkarma cezası verilmesi hususları dikkate alındığında, davacının 2014 yılı Yüksek Değerlendirme Kurulu Kararı ile birinci sınıf emniyet müdürlüğüne terfi ettirilmemesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle dava konusu Yönetmeliğin 22. ve 25. maddelerinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı, davacının bir üst rütbeye terfi ettirilmemesine ilişkin 2014 yılı Yüksek Değerlendirme Kurulu Kararının kendisiyle ilgili kısmı yönünden ise davanın reddi gerekeceği düşünülmüştür. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Onikinci Dairesi tarafından, Danıştay (Kapatılan) Onaltıncı Dairesine; anılan Daire tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 01/08/2016 günlü, K:2016/32 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 1. fıkrası uyarınca ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Danıştay Beşinci Dairesine; Danıştay Beşinci Dairesi tarafından ise Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY : 2. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacı, 2014 yılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu kararı ile 1. sınıf emniyet müdürü rütbesine terfi ettirilmemiştir. Davacı tarafından, bir üst rütbeye terfi ettirilmemesine ilişkin 2014 yılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu kararı ile bu işlemin dayanağı olan ve 10/08/2001 günlü, 24489 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışmalarına İlişkin Yönetmelik'in, 22. ve 25. maddelerinin iptali istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 4638 sayılı Yasa ile değişik 55. maddesinde; terfilerin kıdem ve liyakata göre yapılacağı, her bir rütbe için belirlenen zorunlu bekleme süreleri sonunda bir üst rütbeye terfi edilebilmesi için bekleme süresi kadar olumlu sicil alınması ve bir üst rütbede boş kadronun bulunması gerektiği; kıdem sırasının her yıl duyurulacağı; polis amirlerinin bir üst rütbeye terfiinde mevcut rütbedeki fiili çalışma süresinin; kıdem sırasının tespitinde de bulunulan rütbeye terfi tarihinin esas alınacağı hükme bağlanmıştır. Anılan Kanun'a dayanılarak çıkarılan ve 10/08/2001 günlü, 24489 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışmalarına İlişkin Yönetmelik'in 9. maddesinde, polis amirlerinin rütbelere terfilerinin, aynı Yönetmeliğin 11. maddesinde belirtilen şartları taşımak kaydıyla kıdem ve liyakata göre yapılacağı; 11. maddesinde, polis amirlerinin bir üst rütbeye yükselmesi için, üst rütbede boş kadro bulunmasının; bulundukları rütbede 10. maddede gösterilen bekleme süresi kadar fiilen çalışmış olmalarının; bekleme süresi içerisinde, zorunlu en az bekleme süresi kadar olumlu sicil almış olmalarının gerektiği; 14. maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan metninde; Devlet memurluğunu sona erdirecek veya meslekten çıkarmayı gerektirecek suçlardan dolayı haklarında adli veya idari soruşturma açılanların rütbe terfi işlemlerinin, kurullarca haklarında rütbe terfilerine karar verilmiş olsa dahi durdurulacağı; 15. maddesinde, kıdemin tespitinde, polis amirlerinin bulundukları rütbeye atandıkları tarih ve rütbe terfiinde değerlendirilen çalışma sürelerinin esas alınacağı; 16. maddesinde, kıdem sırasının tespitinde; bulunulan rütbeye atanma tarihi önce olanın, aynı tarihte terfi edenlerden, bulundukları rütbedeki zorunlu en az bekleme sürelerinde almış oldukları son üç yıl sicil notlarının ortalaması yüksek olanın, sicil notlarının eşitliği halinde bulunduğu rütbede ödül ve takdirnamesi fazla olanın, ödül ve takdirnamelerin sayıca eşitliği halinde ise sicil numarası daha küçük olanın, diğerine göre daha kıdemli sayılacağı; 24. ve 25. maddelerinde ise, Merkez veya Yüksek Değerlendirme Kurullarının, terfi edecek personel hakkında; bulunduğu rütbede, affa uğramış olsa bile, adli mercilerce verilen kararlar ve bu kararlara dayanak olan fiillerini, bulunduğu rütbede, affa uğramış olsa bile, disiplin kurullarınca verilen disiplin cezalarını veya soruşturma bilgilerini ve bu soruşturmalara dayanak olan fiil ve hareketlerini, sicil, ödül ve takdirname bilgilerini, meslek içerisindeki bilgi, beceri ve davranışlarını değerlendirerek edinecekleri kanaate göre oy çokluğu ile karar verecekleri kurala bağlanmıştır. Davacı tarafından iptali talep edilen: Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışmalarına İlişkin Yönetmelik'in,"Yüksek Değerlendirme Kurulunun görevleri" başlıklı 22. maddesinde, "Yüksek Değerlendirme Kurulu; Üst rütbeye yükselmek için, kıdem şartlarını yerine getirmiş emniyet amirleri ile 4., 3. ve 2. sınıf emniyet müdürlerinin liyakat koşullarını belirlemek, üst rütbedeki boş kadro miktarına göre sıralayarak terfilerini ve 2. meslek derecesindeki görev unvanlarına ataması yapılacak personeli değerlendirmek ve öneride bulunmakla görevlidir." hükmüne, "Yüksek Değerlendirme Kurulunun değerlendirme ve karar usulü" başlıklı 25. maddesinde ise "Yüksek Değerlendirme Kurulu üyeleri; 22. maddede belirtilen terfi edecek personel hakkında; a) Bulunduğu rütbede, affa uğramış olsa bile, adli mercilerce verilen kararlar ve bu kararlara dayanak olan fiillerini, b) Bulunduğu rütbede, affa uğramış olsa bile, disiplin kurullarınca verilen disiplin cezalarına veya soruşturma bilgilerini ve bu soruşturmalara dayanak olan fiil ve hareketlerini, c) Performans değerlendirme, ödül ve başarı belgesi bilgilerini, d) Meslek içerisindeki bilgi, beceri ve davranışlarını, değerlendirerek edinecekleri kanaate göre oy çokluğu ile karar verirler. Kurul üyeleri veya raportör, Kurulda kendileri ile ilgili görüşme olması halinde, görüşme süresince toplantıya ve oylamaya katılamaz. Üyenin ayrılması, toplantının devamına ve karar alınmasına engel teşkil etmez. " hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : I- Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışmalarına İlişkin Yönetmelik'in, 22. ve 25. maddelerinin iptali istemi yönünden; Dava konusu 10/08/2001 günlü, 24489 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışmalarına İlişkin Yönetmelik, 10/05/2015 günlü, 29351 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve değerlendirme Kurullarının Çalışma Usul ve esaslarına İlişkin Yönetmelik'in 41. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından, bu isteme yönelik olarak davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır. Bu itibarla davacının iptalini talep ettiği düzenleme yürürlükte olmadığından, anılan düzenlemenin iptaline ilişkin istem hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır. Öte yandan; dava konusu bireysel işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre irdeleneceği; bireysel işlemin tüm hukuki sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılmadığı sürece, anılan işlemin dayanağı olan düzenleyici işlemin sonradan yürürlükten kaldırılmasının, söz konusu bireysel işlemle ilgili olarak açılan davanın sonuçlanmasına engel oluşturmayacağı da açık olduğundan, dava konusu Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışmalarına İlişkin Yönetmelik'in, 22. ve 25. maddelerinin hukuka uygunluk denetiminin de yapılması gerekmektedir. Normlar hiyerarşisi kuramına göre; hukuk düzeni, farklı kademede yer alan anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Bu nitelikleri gereği, dayandıkları üst hukuk normlarına aykırı hüküm ihtiva etmeleri mümkün değildir. Dolayısıyla, normlar hiyerarşisinde kanunlardan alt sırada gelen yönetmeliklerin de, üst norm olan kanunlara aykırı olamayacağı açıktır. 3201 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen 55. maddesi uyarınca, üst rütbeye yükselmede "liyakat" koşulunun belirleyici rol oynadığı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu Yönetmelik'in 25. maddesi; 3201 sayılı Kanun'un 55. maddesi uyarınca rütbe terfilerinde dikkate alınacak "liyakat" şartının aynı Yönetmelik'in 4. maddesinde belirlenmiş olan tüm unsurlarını kapsayan bir düzenleme getirmiş olup, bu düzenleme, anılan Kanun maddesiyle idareye tanınan liyakat koşullarını belirleme yetkisinin ne şekilde kullanılacağını da açıklar mahiyettedir. Bu bağlamda Yönetmelik'in 25. maddesinde; Yüksek Değerlendirme Kurulu tarafından, terfi edecek personelin; bulunduğu rütbede, affa uğramış olsa bile adli yargı yerlerince ve disiplin kurullarınca verilen cezalarının, bu cezalara dayanak fiillerinin ve soruşturma bilgilerinin, performans değerlendirme, ödül ve başarı bilgilerinin ve mesleki bilgi, beceri ve davranışlarının ''değerlendirileceği'' belirtilmiş olup, adli mercilerce verilen cezalar ile disiplin cezalarının affa uğramış olsa dahi terfiye engel oluşturacağı yolunda bir düzenleme getirilmemiştir. Bu durumda, dava konusu Yönetmelik hükümlerinin dayanağı olan 3201 sayılı Kanun'un 55. maddesinde rütbelere terfilerin "kıdem" ve "liyakata" göre yapılacağı hüküm altına alınmış olmakla birlikte, üst rütbeye yükselmede "liyakat" koşulunun belirleyici rol oynadığının açık olduğu, anılan maddeyle idareye tanınan liyakat koşullarını belirleme yetkisi uyarınca dava konusu Yönetmelik'in 25. maddesinde yer verilen liyakat kriterlerinin tek başına terfiye engel oluşturmadığı, terfi görüşmelerinde yapılacak değerlendirmede göz önünde bulundurulacağı anlaşıldığından, Yönetmelik'in dava konusu 25. madde düzenlemesinde normlar hiyerarşisi kuramı uyarınca üst norm olan 3201 sayılı Kanun'a ve hukuka aykırılık görülmemiştir. Diğer yandan, anılan Yönetmelik'in 22. maddesinde; Yüksek Değerlendirme Kurulunun görevleri düzenlenmiş olup, madde hükmünün dayanak düzenleme olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 55. maddesi hükümlerine aykırı olmadığı sonucuna ulaşıldığından, Yönetmelik'in dava konusu 22. madde düzenlemesinde de hukuka aykırılık görülmemiştir. II. Davacının 2014 yılı rütbe terfi döneminde 1. sınıf emniyet müdürü rütbesine terfi ettirilmemesine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu kararın iptali istemi yönünden; Dava konusu bireysel işlemin dayanağı olan Yönetmelik yürürlükten kaldırılmış ise de, idari yargılama hukukunun temel ilkeleri gereği, idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadıklarına ilişkin yargısal denetimin, tesis edildikleri tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekmektedir. Yukarıda yer verilen Kanun ve Yönetmelik kurallarının birlikte değerlendirilmesinden; polis amirlerinin üst rütbeye terfi ettirilip ettirilemeyeceği konusundaki temel iki ölçütün, kıdem ve liyakat olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, bir terfi döneminde terfi etmeyi hak eden amirlerin kıdemlerine göre sıralanmasından sonra, belirlenen sıralamaya göre her birinin liyakat yönünden değerlendirilmesi, liyakat yönünden yeterli görülenlerin terfi ettirilmesi, yeterli görülmeyenlerin ise terfi ettirilmemesi gerekmektedir. Liyakatin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesinde ise; personelin aldığı sicil, ödül ve takdirnameler, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi, beceri ve davranışlar ile geçmişte alınmış affa uğramış olsa bile, adli mercilerce verilen kararlar ve bu kararlara dayanak olan fiilleri, bulunduğu rütbede, affa uğramış olsa bile, disiplin kurullarınca verilen disiplin cezaları veya soruşturma bilgileri ve bu soruşturmalara dayanak olan fiil ve hareketlerin niteliği bir bütün olarak dikkate alınmalıdır. Uyuşmazlıkta, "31/12/2014 Tarihine Kadar Bulunduğu Rütbedeki Zorunlu Çalışma Süresini Tamamlayan 2. Sınıf Emniyet Müdürü Listesi"nin incelenmesinden; 2014 yılı terfi döneminde, durumu görüşülmek üzere değerlendirmeye alınan (383) 2. sınıf emniyet müdürlü arasından (369) personelin terfi ettirilmesine karar verildiği; kıdem sıralamasında 79. sırada yer alan davacı hakkında "terfi etmez" kararı verildiği, davacının performans puanının 5,00, başarı belgesi/ödül sayısının 33 olduğu, buna mukabil, davacıdan daha düşük performans puanı olan, daha az sayıda başarı belgesi/ödülü sayısı bulunan ve kıdem yönünden davacıdan daha geride olan 2. sınıf emniyet müdürü hakkında "terfi eder" kararı verildiği görüldüğünden, davalı idarece kıdem ve liyakat yönünden yapılan değerlendirmede rütbe terfiine aday davacı yönünden eşit, objektif ve istikrarlı bir uygulama yapılmadığı sonucuna varılmaktadır. Öte yandan; UYAP kayıtlarının incelenmesinde, milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğundan bahisle 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacının, Olağanüstü Hal İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin işleme karşı açtığı davanın ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında derdest olduğu görülmüştür. Diğer taraftan, davacının Eğitim Dairesi Başkan Yardımcılığı görevini yürütmekte iken gerçeğe aykırı belgeyi onaylaması nedeniyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6 maddesinde düzenlenen "...sahtecilik..." suçunu işlediğinden bahisle "meslekten çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... günlü, ... sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada; ... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, karar düzeltme aşamasında Danıştay İkinci Dairesinin 31/10/2023 günlü, E:2021/8415, K:2023/5068 sayılı kararıyla; davacının üzerine atılı sahtecilik fiilinin sübuta ermediği gerekçesiyle anılan iptal kararının gerekçeli olarak onandığı anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtilen meslekten çıkarma kararının ... İdare Mahkemesince iptali üzerine anılan Mahkeme kararının gerekçesi doğrultusunda ve yargı kararının uygulanması amacıyla davacının "görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklama" fiilini işlediğinden bahisle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesi uyarınca "kınama" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada Dairemizin 26/06/2024 günlü, E:2021/1400, K:2024/3734 sayılı kararı ile; Mahkemece verilen iptal kararının Danıştay İkinci Dairesinin 31/10/2023 günlü, E:2021/8415, K:2023/5068 sayılı kararı ile gerekçesi değiştirilmek suretiyle onandığı, dolayısıyla; sözü edilen disiplin cezasının dayanaksız hale geldiği anlaşılmaktadır. Davacının Eğitim Dairesi Başkan Yardımcılığı görevini yürütmekte iken gerçeğe aykırı belgeyi onaylaması nedeniyle "Görevi Kötüye Kullanma", "Resmi Belgede Sahtecilik" iddiası ile ilgili olarak; yürütülen soruşturma sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20/05/2015 günlü, 2015/47802 sayılı kararı ile resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Bir proje dosyasına yapılan harcama ödemelerinde Spor Aidatları Yönergesi'nde düzenlenen spor aidatlarında harcama usul ve esasları ile mevzuata aykırı hareket edildiği gerekçesiyle yapılan soruşturmada sonucunda Bakanlık Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararı ile ceza tayinine mahal olmadığına karar verilmiştir. Bilindiği üzere, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminin, söz konusu işlemlerin tesis edildikleri tarihteki hukuki duruma göre yapılması esas ise de, dava konusu edilen işlemlerin niteliğine göre idari işlemin tesis edildiği tarihten önceki dönemi ilgilendirmesi koşuluyla yargılama sürecinde veya daha sonra ortaya çıkan tüm bilgi ve belgelerin işlemin hukuka uygunluk denetiminde göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Yargıtay . Ceza Dairesinin 18/07/2017 günlü, E:2016/7162, K:2017/4786 sayılı kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 günlü, E:2017/16.MD-956 K:2017/370 sayılı kararında; Fethullahçı Terör Örgütünün (FETÖ/PDY) ve/veya “Paralel Devlet Yapılanması” (PDY) olarak isimlendirilen örgütün 1960'lı yıllarda kurulduğu, büyük bir gizlilik ve takiye içinde Devleti ele geçirmek amacıyla yasadışı faaliyetlerde bulunduğunun belirtildiği dikkate alındığında, davacının 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılmasına sebep olarak gösterilen silahlı terör örgütüne üyelik, aidiyet, iltisak veya irtibatının bulunmasının, 21/07/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hal ilan edilmesinden çok daha önceki süreçte de ortaya çıkabileceği, bir anda ortaya çıkmasının mümkün olmadığı, örgütün yapılanma yöntemi de göz önünde bulundurulduğunda üyelik, aidiyet, iltisak veya irtibatın uzun bir süreci kapsadığı sonucuna varılmıştır. Davalı idarenin, ilgili personelin bir üst rütbeye terfi ettirilmesi konusunda takdir yetkisi bulunduğu açık ise de; bu yetkinin, mevzuatta öngörülen ölçütler gözetilerek kullanılması, belirtilen ölçütlerin terfi işlemlerinde uygulanması sırasında da eşit, objektif ve istikrarlı bir uygulamanın sağlanması, hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Eşit, objektif ve istikrarlı bir uygulamanın yapılıp yapılmadığının ise, ancak, söz konusu ölçütlerin, terfi işlemlerinde nasıl dikkate alındığının idarece açıklanması sonucunda anlaşılabileceği açıktır. Belli bir tarihe kadar bulunduğu rütbedeki zorunlu çalışma süresini tamamlayan ve terfi incelemesine tabi tutulan personelin yer aldığı liste incelendiğinde; listede yer almasına rağmen terfi ettirilmediği için bu işlemi dava konusu eden davacıya göre, daha kıdemli olması nedeniyle listede davacının önünde yer alan; ancak, davacıya göre, örneğin "daha çok sayıda" ve/veya "daha ağır" disiplin cezası aldığı ve daha az sayıda başarı belgesi ve ödül ile daha düşük performans değerlendirme puanına sahip (listenin son sırasında bulunan personel de dahil) bir veya birden fazla personelin rütbe terfii yapılırken, davacının rütbe terfii yaptırılmaması, eşit ve objektif bir uygulama olarak kabul edilemez. Aynı durumun; davacıdan daha kıdemsiz olması nedeniyle anılan listede davacıdan sonra yer alan, ancak davacıya göre daha çok sayıda ve/veya daha ağır disiplin cezası aldığı ve davacıdan daha az sayıda başarı belgesi ve ödül ile daha düşük performans değerlendirme puanına sahip olduğu görülen bir veya birden fazla personelin üst rütbeye terfii yapılırken, davacının terfi ettirilmemesi işlemi için de geçerli olduğu tartışmasızdır. Olayda; dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla Yüksek Değerlendirme Kurulu kararında yer verilen gerekçeler, uyuşmazlık konusu terfi döneminde terfiyi hak eden ve terfi ettirilen personele ilişkin liste ile bu listede yer alan personelin sicil, ödül ve takdirnameler, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi, beceri ve davranışlar ile geçmişte alınmış cezalar, geçirilen ve devam eden soruşturma bilgileri gözönünde bulundurulduğunda; davalı idarece kıdem ve liyakata göre yapılan değerlendirmede dikkate alınması gereken ölçütlerin, rütbe terfiine aday davacı yönünden eşit, objektif ve istikrarlı bir şekilde uygulanmadığı anlaşılmakta ise de, gelinen aşamada meydana gelen yeni hukuki durumlar itibarıyla davacının 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirlerin Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılmasına sebep olarak gösterilen fiillerin işlem tarihinden önceki dönemleri kapsayabileceği ve bu hususun 2014 yılı terfi dönemindeki liyakat durumunu etkileyebileceğinin dikkate alınması gerektiği açıktır. Bu durumda; mevcut listedeki personelin rütbe terfiine ilişkin olarak yukarıda değinilen hususlar da gözönünde bulundurulmak suretiyle davacının üst rütbeye terfi durumunun davalı idare tarafından "yeniden" değerlendirilmesi gerektiği açık olduğundan, davacının 2014 yılı rütbe terfi döneminde bir üst rütbeye terfi ettirilmemesine ilişkin Yüksek Değerlendirme Kurulu Kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. Ayrıca, verilen bu karar davacının doğrudan bir üst rütbeye terfi ettirilmesi sonucunu da doğurmayacaktır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışmalarına İlişkin Yönetmelik'in 22. ve 25. maddelerinin iptali istemine ilişkin olarak KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA oyçokluğuyla, 2. Davacının 2014 yılı rütbe terfi döneminde 1. sınıf emniyet müdürü rütbesine terfi ettirilmemesine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu kararının, davacı yönünden İPTALİNE oybirliğiyle 3. Aşağıda dökümü yapılan ...-TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, davalı idareler tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kararın kesinleşmesinden sonra artan posta ücretinden davacıya iadesine; 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/06/2024 tarihinde karar verildi. (X) (X) KARŞI OY : İdari Yargı denetiminin amacının "hukuka uygunluk" olduğu ve bu denetimin de dava konusu işlemin kurulduğu tarih itibarıyla gerçekleştirilmesi gerektiği İdare hukukunun ve idari yargının bilinen en temel ilkeleridir. Bu nedenle, dava konusu düzenleyici işlemin hukuka uygunluğunun denetlenerek bir karar verilmesi ve tarafların davadaki haklılık durumuna göre de yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekmekte iken, dava konusu edilen Yönetmelik maddesinin uygulanma kabiliyetinin kalmaması nedeniyle düzenleyici işlem bakımından davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen kararın bu kısmına katılmıyorum.