T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1131 Esas KARAR NO:2026/287 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI:2018/356 Esas- 2022/1201 Karar TARİH: 07/12/2022 BİRLEŞEN DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) ASIL DAVA:Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİH…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1131 Esas KARAR NO:2026/287 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI:2018/356 Esas- 2022/1201 Karar TARİH: 07/12/2022 BİRLEŞEN DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) ASIL DAVA:Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:12/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...’nun “...” adı altında iç ve dış cephe mantolama ve boya uygulaması alanında iştigal ettiğini, davalı ...’in “...” adı altında mantolama ve boya malzemelerinin toptan satışı yaptığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 15.03.2017 tarihinde başladığını, taraflar arasında 15.03.2018 tarihli belgeyle ticari bir akit kurulduğunu, müvekkilinin söz konusu anlaşmayla davalıdan (m2’si 15.000,00 TL’den olmak üzere)toplam 200.000,00 TL’lik malzeme almayı hedeflediğini, müvekkili tarafından davalıya üzerinde yalnızca tutar belirtilen bir teminat senedi verildiğini, ilgili senette düzenleme ve ödeme tarihi bulunmadığını, anılan sözleşmeyle müvekkilinin mantolama işini aldığı daire sakinlerinin ödeme amacıyla kendisine verdiği senetleri ciro ederek kargoyla davalıya gönderme yükümlülüğü altına girdiğini, müvekkilinin taahhüdünü yerine getirerek bir kısım müşteri senetlerini davalıya ciro yoluyla teslim ettiğini, davalının ciro yoluyla müvekkilinden devraldığı senetlerden 243.060,00 TL tutarında tahsilat yaptığını, söz konusu ödemelerin davalının ... Şubesi nezdinde bulunan ... no’lu hesabı ile yine davalıya ait ...nezdinde bulunan hesabına yapıldığını, müvekkili tarafından davalıya ayrıca 51.000,00 TL ödendiğini, müvekkilinin doküman geldikten sonra isimlerini verebilecekleri müşteri senetlerinin toplamının 9.780,00 TL olduğunu, müvekkili tarafından davalıya toplam 303.840,00 TL tutarında ödeme yapıldığını, davalının müvekkiline yalnızca 55.415,12 TL’lik malzeme gönderdiğini, davalının halen müvekkiline 248.424,88 TL borçlu olduğunu, davalı tarafından teminat senedinin icraya konduğunu, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığını belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyetli takip yapılması nedeniyle davalının %20 oranında kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ile davacı arasında 200.000,00 TL tutarlı mal alım satım sözleşmesi bulunduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede, davacının ilgili sözleşme bedelini müşteri senetleriyle ödeyeceğine dair bir hüküm bulunduğunu, taraflar arasındaki sözleşmeye davacının sonradan kendi el yazısıyla “işbu sözleşme karşılığında ...’e 200.000,00 TL’lik tarihi atılmamış teminat senedi verdim” şeklinde bir ibare eklediğini, anılan ibarenin taraflar arasındaki sözleşmenin orijinalinde bulunmadığını, müvekkiline verilen senedin teminat amaçlı olmadığını, davacı tarafından talep edilen ürünlerin müvekkili tarafından gönderildiğini, mal teslim irsaliyelerinde davacının imzasının bulunduğunu, müvekkilinin davacıya toplam 493.574,07 TL değerinde malzeme gönderdiğini, davacı tarafından müvekkiline toplam 295.570,00 TL tutarında ödeme yapıldığını, müvekkilinin bakiye alacak toplamının 198.004,07 TL tutarında olduğunu, davacının 180.000,00 TL tutarındaki borcunu vadesinde ödemediğinden müvekkilinin 200.000,00 TL tutarlı senedi icra takibine konu ettiğini belirterek davanın reddine, davacının %20 oranında kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili ...’nun “...” adı altında iç ve dış cephe mantolama ve boya uygulaması alanında iştigal ettiğini, davalı ...’in “...” adı altında mantolama ve boya malzemeleri toptan satışı yaptığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 15.03.2017 tarihinde başladığını, müvekkili ile davalı arasında 15.03.2018 tarihli sözleşme akdedildiğini, ilgili sözleşmeyle müvekkilinin m2’si 15.000,00 TL’den olmak üzere toplam 200.000,00 TL’lik malzeme almayı planladığını, söz konusu malzemeye karşılık olarak davalıya teminat senedi verildiğini, müvekkili tarafından bahse konu teminat senedine yalnızca tutar yazıldığını, anılan teminat senedi üzerinde düzenleme ve ödeme tarihi bulunmadığını, davalının müvekkiline mal teslimi yapmamasına rağmen kendisine verilen müşteri senetlerinden 295.570,00 TL tutarında tahsilat gerçekleştirdiğini, davalı tarafından müvekkili aleyhine haksız yere icra takibi başlatıldığını, davalının 295.570,00 TL tutarında ödeme aldığını ikrar ettiğini, davalı tarafından müvekkiline keşide edilen fatura bedelinin toplam 55.415,12 TL tutarında olduğunu belirterek müvekkilinin davalıdan şimdilik 50.000,00 TL alacaklı olduğunun kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkili ...’den malzeme talebinde bulunduğunu, müvekkili tarafından davacıya 493.574,07 TL tutarlı malzeme teslim edildiğini, müvekkili tarafından davacıya ... firmaları üzerinden malzeme gönderildiğini, söz konusu malzemelerin davacı ve davacının kardeşi tarafından bizzat teslim alındığını, irsaliyelerde malzemelerin cinsi ve miktarının belli olduğunu, ilgili malzemelerin TL karşılığının bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıkacağını, taraflar arasında 15.03.2017 tarihli, 200.000,00 TL tutarlı mal alım satım sözleşmesi bulunduğunu, davacının bakiye borcuna karşılık müvekkiline 200.000,00 TL tutarlı senet verdiğini, senedin ödenmemesi üzerine davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davacının borcunu ödemek için müvekkiliyle pazarlık ettiğini, davacının vekalet ücreti ödemek istememesi üzerine taraflar arasında anlaşmaya varılamadığını, davacının alacaklı olmadığını, davacının müvekkiline borçlu olduğunu belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 07/12/2022 tarih ve 2018/356 Esas- 2022/1201 Karar sayılı kararında;".....Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; asıl davada davacı davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı teminat senedi verdiğini, bu senet nedeni ile borçlu olmadığının tespitini talep etmiş olup birleşen davada da aynı davacı ticari ilişki nedeni ile davalının sebepsiz olarak zenginleştiğinden bahisle alacak talebinde bulunmuştur. Davacı bileşen dosyadaki alacağını 07.02.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını ıslah etmiştir.. Taraflar arasında Kırıkkale 2 Asliye Hukuk Mahkemesinde ipoteğin fekki, Balıkesir 2 Asliye Hukuk Mahkemesinde tasarrufun iptali davası, Balıkesir 2 İcra Hukuk Mahkemesinde borca itiraz davası görülmektedir. Davacı verilen senedin teminat senedi olduğu iddiasını ancak yazılı delil ile ispatlayabilecektir. Davaya konu 15.08.2017 tarihli 200.000,00-TL lik senet incelendiğinde senet üzerinde "teminat" kaydının bulunmadığı, bu iddiasını ispatlayacak dosyaya başkaca bir delil de sunmadığı anlaşılmakla davacıya bu iddiası bakımından yemin delili hatırlatılmışsa da 24.05.2022 tarihli dilekçesi ile yemin deliline başvurmayacaklarının bildirilmesi nedeni ile davacının Balıkesir 4. İcra Müdürlüğünün ... Sayılı dosyasında takibe konu 200.000,00TL bedelli 15.08.2017 tarihli bono nedeni ile davalıya borçlu olmadığı iddiasını ispatlayamamış olması nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir. Birleşen dosya bakımından ise, davacının alacaklı olup olmadığının tespiti amacı ile dosyada birden fazla rapor alınmış olup 14.12.2021 tarihli kök rapor ile 22.07.2022 tarihli ek rapordaki tespitlerde dikkate alındığında tarafların ticari defter ve belgelerinde yapılan incelemede davalının davacıdan alacaklı olduğunun tespit edildiği, ticari defterlerin birbirini doğrulamadığı, dava dışı şirketlere mal teslimine ilişkin irsaliyelerde isim ve imzanın olmaması, resmi olamayan ticari bir ilişkinin olduğu, kök raporda fatura bedellerinin uzman bilirkişi tarafından tespiti gerektiği yönündeki değerlendirme sonucunda İnşaat Mühendisi bilirkişisinin katılımı ile düzenlenen raporda da davalının davacıdan 350.912,20-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, bu kapsamda davacının birleşen dava bakımından dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmasından ötürü yemin hakkı hatırlatılmış yemine dayanılmadığı yönündeki 10.10.2022 tarihli dilekçesi de değerlendirildiğinde davacının birleşen dosya bakımından da davasını ispatlayamadığı anlaşıldığından birleşen dava bakımından da davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir..."gerekçesi ile,''Asıl dava ve birleşen davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Mahkemenin vermiş olduğu kararın hukuka aykırı olduğunu, açmış oldukları davaların menfi tespit ve alacak davaları olduğunu, davalı ile yapılan ticarette alacaklı olduğumuzun ve davalının açmış olduğu icra takibinde borçlu olmadıklarının tespitine ilişkin olduğunu, bu tespite ilişkin bir çok bilirkişi raporu alındığını, son olarak alınan bilirkişi heyeti raporunda da belirtildiği gibi tarafların kabulü olan 295.570,00 TL tutar müvekkilim tarafından davalıya ödenmiş olan tutar olduğunu, yine aynı bilirkişi raporunda müvekkilime gönderilen malların irsaliyelerinde farklı iki şirket adı bulunup bunların tesliminde ne müvekkilimin ne de çalışanlarının imzasının olmadığı bir çok irsaliye fişi de eklenerek müvekkilime toplam 350.912,10 TL mal teslim edildiği beyan edildiğini, bu bilirkişi raporunu ve bu raporun hükme esas alınmasını hukuken kabul etmelerinin mümkün olmadığını, müvekkili ile davalı arasında yapılan tüm anlaşma ve işlemler imzalı ve sözleşmeli olmasına ve hatta teslim edilen bir çok malda müvekkilinin imzasının bulunmasına rağmen imzasız irsaliyelerin karara esas alınacak şekilde dikkate alınmasının tamamen hukuka aykırılık teşkil ettiğini, ayrıca karara esas olan irsaliyelerin birçoğunun imzasız olduğu gibi dava dışı kişi ve ticarethanelerin düzenlemiş olduğu irsaliyeler olduğunu, sonuç olarak davalı ile müvekkili arasında düzenlenen mal teslimine ilişkin irsaliyelerin toplam tutarının 55.431,80 TL olduğunu, menfi tespit davası yönünden davalıya verilen senetler iş ilişkisinden kaynaklı olan teminat senetleri olduğu sözleşme ile açık olduğunu, davalının malları tespit ettiğini ispat edemediğini, onun yerine tarafları farklı imzasız irsaliyeler sunduğunu, sonuç olarak alacaklı olmadığı halde teminat senetlerini icraya koyan davalının haksız olup davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Asıl dava; dava dayanağı icra takibine konu bononun teminat senedi olarak verildiği iddiasıyla takibe konu alacaktan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, birleşen dava; davacı tarafından davalıya ödenen bedel miktarında malın davacıya teslim edilmediği ve davalının sebepsiz zenginleştiği iddiasıyla fazla ödenen bedelin davalıdan tahsili talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, taraflar arasında akdedilen 15/03/2017 tarihli adi yazılı "İş Sözleşmesi"ne göre davacının davalıdan alacağı mallara karşılık dava konusu düzenleme ve vade tarihi boş olan 200.000,00 TL bedelli senedi teminat senedi olarak verildiğini, ancak davacı tarafından davalıya 303.840,00 TL ödeme yapılmasına rağmen davalının sadece 55.415,12 TL bedelli dört adet fatura düzenlediğini, davacının davalıya 248.424,88 TL fazla ödeme yaptığını, söz konusu ödeme karşılığı davalının malı teslim etmediğini ve teminat senedini icra takibine koyduğunu ileri sürerek dava konusu senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile fazla ödenen bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı vekili dava konusu senedin teminat senedi olarak verilmediğini, davacıya teslim edilen mallara ilişkin davacının borcuna mahsuben verildiğini, davacı tarafından 15/03/2017 tarihli adi yazılı "İş Sözleşmesi"ne sonradan kendi el yazısı ile eklenen senedin teminat senedi olduğuna ilişkin ibarenin kendilerinin bilgisi dahilinde olmadığını ve kendilerinde bulunan sözleşmede söz konusu ibarenin yer almadığını, davalının davacıya 493.574,07 TL bedelli mal sevk ettiğini, davacıdan 295.570,00 TL tahsilat yaptığını, davacının davalıya halen 198.004,07 TL borçlu olduğunu ve senedin bu sebeple icra takibine konu edildiğini savunmuştur. Somut uyuşmazlığa konu 15/03/2017 düzenleme tarihli 15/08/2017 vade tarihli 200.000,00 TL bononun davacı tarafından davalı lehine düzenlendiği, senette nakden kaydının bulunduğu, davacı senedin teminat senedi olarak verildiğini iddia ettiği, davalı ise senedin davacıya teslim edilen mallara ilişkin borcuna karşılık verildiğini savunduğu, üzerinden nakden kaydı bulunan senet metninin her iki taraf tarafından talil edildiği, çift taraflı talil durumunda ispat yükünün yer değiştirmediği ve ispat yükünün senedin teminat senedi olarak verildiğini iddia eden davacı üzerinde olduğu açıktır.Davacı tarafından senedin teminat senedi olarak verildiği iddiasına ilişkin taraflar arasında akdedilen ve el yazısı ile düzenlenmemiş 15/03/2017 tarihli adi yazılı "İş Sözleşmesi"ndeki "işbu sözleşme karşılığında ...'e 200.000,00 TL'lik tarihi atılmamış teminat senedi verdim" şeklindeki kayda dayanılmış ise de, söz konusu kaydın davalı tarafından kabul edilmediği, davalının şikayeti üzerine davacı aleyhine dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından başlatılan soruşturma sonrası düzenlenen iddianame üzerine Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/659 esas sayılı kovuşturma dosyasında davacının duruşmadaki beyanında taraflar arasında akdedilen sözleşmeye senedin teminat senedi olarak verildiğine ilişkin ibarenin kendisi tarafından sonradan yazıldığını kabul ettiği ve söz konusu ibarenin davalının bilgisi dahilinde yazıldığını ileri sürdüğü, ancak davalı tarafından bu hususun kabul edilmediği ve kendisinin bilgisinin bulunmadığının savunulduğu, davacı tarafından da iddiasının ispatına ilişkin yazılı bir delil dosyaya sunulmadığı, bunun yanında senedin teminat senedi olduğuna ilişkin ibarede senede açıkça düzenleme ve vade tarihlerini belirtir şekilde bir atıfta yapılmadığı, bu haliyle davacı tarafından senedin teminat senedi olduğuna ilişkin iddianın yazılı deliller ile ispat edilemediği anlaşıldığından Mahkemece senedin teminat senedi olmadığına ilişkin kabulü isabetli olmuş ve davacı vekilinin aksi istinaf sebebi yerinde görülmemiş ise de, bilirkişi heyet raporu ile davacının davalıya 55.342,10 TL borçlu olduğu, bakiye 124.657,90 TL'lik kısmından borçlu olmadığının tespit edildiği gözetilerek Mahkemece asıl davada davacının davalıya 124.657,90 TL bedel üzerinden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken davanın tamamen reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda, davacının ticari defter ve kayıtlarına ve davacının kabulüne göre davalının davacıya 2017 ve 2018 yılında beş adet fatura ile 55.431,80 TL malzeme sattığı, davalının ticari defterlerine göre davalının davacıya beş adet fatura düzenlendiği, 54.369,80 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş, ancak davacı tarafından davalıya yapılan ödemelere ilişkin kayıtların her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanında davalı tarafından davacıya sözleşme gereğince teslim edilen malzemelerin dava dışı firmalardan doğrudan davacıya gönderilerek teslim edildiği savunulmuş ve buna ilişkin sevk irsaliyeleri sunulmuştur. Bu sevk irsaliyelerine göre dava dışı .... Şti. ve .... Şti.'den davalı adına düzenlenen sevk irsaliyelerinin raporda tespit edilen bir kısmında teslim alan olarak davacının isim ve imzasının yer aldığı, bir kısmında başkalarının isim ve imzasının yer aldığı ve bir kısmında da teslim alan bulunmadığı görülmüştür. Davacı tarafından yargılama aşamasında söz konusu sevk irsaliyelerinin bir kısmı kabul edilmiştir. Sevk irsaliyelerinde fiyat bilgisi bulunmadığından Mahkemece sektör bilirkişinden rapor alındığı, söz konusu rapora göre başka firmalar tarafından sevk edilen ve sevk irsaliyesinde belirtilen ürünlerin sözleşmeye ve sevk listesine uygun olduğunun tespit edildiği, bir kısmında davacının teslim alan olarak isim ve imzasının bulunduğu ve bir kısmının da kabul edildiği gözetildiğinde davalının başka firmalardan alarak davacıya sevk ettiği ve davacının imzasının bulunduğu ürünlerin tesliminin kabulü yerindedir. Sektör bilirkişisi tarafından sözleşmede kararlaştırılan bedel üzerinden ve davalı tarafından düzenlenen faturalara göre yapılan hesaplama uyarınca davalının davacıdan 350.912,10 TL alacaklı olduğu, davacı tarafından yapılan 295.570,00 TL ödeme mahsubu sonrası davacının davalıya 55.342,10 TL borçlu olduğu tespit edildiğinden Mahkemece bu hususlar gözetilerek birleşen davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, davacının birleşen davada verilen karara karşı istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacının asıl davada verilen karara karşı istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının birleşen davada verilen karara karşı istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacının asıl davada verilen karara karşı istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE,Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/12/2022 tarih ve 2018/356 Esas- 2022/1201 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 3-Asıl davanın KISMEN KABULÜ İLE, -Büyükçekmece 1. İcra Dairesi'nin ... sayılı icra takibine konu borçtan dolayı davacının davalıya 124.657,90 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, -Davalının kötü niyeti ispatlanmadığından ve kötü niyet tazminatı koşulları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, -Reddedilen kısma ilişkin davacının kötü niyeti ispatlanmadığından ve kötü niyet tazminatı koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 4-Birleşen davanın REDDİNE, İLK DERECE YÖNÜNDEN:Asıl davada; 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanununa uyarınca kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 8.515,38 TL nispi karar harcından peşin alınan 3.073,95 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.441,43 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 2-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvuru harcı ve 3.073,95 TL peşin harç olmak üzere toplam 3.109,85 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Davacı tarafından yapılan 9.861,00 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 6.828,74 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarına kabul edilen miktar ve tarifenin 13/1 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca red edilen miktar ve tarifenin 13/1 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Birleşen davada; 8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanununa uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcının 853,88 TL peşin harç ve 3.247,00 TL ıslah harcından mahsubu ile bakiye 3.368,88 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 9-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 10-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 11-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca red edilen miktar üzerinden davacı kendi lehine istinafa geldiğinden takdir edilen 36.613,86 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 12-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 13-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 14-Davacı tarafından asıl davada yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 15-Davacı tarafından asıl davada yatırılan 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 713,00 TL istinaf gideri olmak üzere toplam 1.205,00 TLnin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 16-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince birleşen davada alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 17-Davacı tarafından birleşen davada yatırılan istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, 18-Davalı gider avansından istinaf aşamasında yapılan giderlerin davalı üzerinde bırakılmasına, 19-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 12/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.