T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1882 KARAR NO : 2026/510 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/09/2024 NUMARASI : 2022/661 Esas - 2024/431 Karar DAVACI : ... (T.C. NO:...) - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : ... - ... - ... V…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1882 KARAR NO : 2026/510 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/09/2024 NUMARASI : 2022/661 Esas - 2024/431 Karar DAVACI : ... (T.C. NO:...) - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : ... - ... - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVA TÜRÜ : Alacak (Ticari İş Tellallığı Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/12/2022 KARAR TARİHİ : 16/03/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 13/04/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalılar arasında ticari nitelikte sözleşme akdedildiğini, yapılan sözleşmeye göre 01/10/2019 tarihinden itibaren yapmış olunan ve sözleşme süresinde yapılacak tüm ticari işbirliklerinden ENPA tarafından sözleşmede bahsi geçen firmanın herhangi bir iştirakine kesmiş olduğu faturanın KDV'siz bedelinin %5'i kadar davacıya ödeme yapılacağı hususunda tam mutabık kalındığını, firmanın Ticaret Sicil Gazetesi örneğinden anlaşılacağı üzere ... sahibi tarafından kaşelenerek imza altına alındığını, davacıya 18/10/2019 tarihinden 08/05/2020 tarihine kadar düzenli ödeme yapıldığını, sonrasında herhangi bir ödeme yapılmadığını ve ödeme yapılma vaadiyle müvekkilinin oyalandığını, taraflarınca T.C. Kozaklı Noterliği'nden 25 Ekim 2022 tarihinde ... yevmiye numarasıyla ihtar gönderildiğini, muaccel olan alacakların hesaplanarak taraflarına ödenmesini ve sözleşme gereğince düzenli olarak ödemenin yapılması hususu yinelendiğini, ancak bir cevap alınamadığını, bu nedenle Ticari Arabuluculuk sürecine başvurulduğunu, süreç anlaşamama ile son bulunduğunu, söz konusu Ticaret Sicil Gazetesi, akdedilen sözleşme ve yapılan ödemelere ilişkin banka hesap dekontlarının taraflarınca mahkemeye dava dilekçesi ekinde sunulduğunu, kesilen faturaların taraflarınca bilindiğini, kesilen faturalar ticari nitelikte olduğunu, uzman bilirkişi tarafından detaylı hesaplama yapılarak alacak tutarının belirlenmesi gerektiğini, gecikmiş alacakların taraflarına hesaplamasının yapılamadığını, akdedilen sözleşmeden doğan alacakların uzman bilirkişi tarafından hesaplanarak alacağın muaccel olma tarihinden itibaren şimdilik 5.000,00 TL'nin ticari temerrüt faizi uygulanarak taraflarına ödenmesine karar verilmesini, muaccel olacak her türlü alacağın ödemesinin yapılmasının sözleşme sürecince devam etmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalının Avrupa ve Amerika'da ülkemizi inovatif çay ve kahve ürünleri ile temsil eden dünya çapında ödüller alan, üretim yaptığı ürünlerin tüm marka ve patent hakları kendisinde olan ve alanında ülkemizde de onlarca ödül alan seçkin ve disiplinli bir şirket olduğunu, basiretli bir tacir olarak dünya genelinde faaliyette bulunduğunu, davacının, davalı şirketin Türkiye Distribütörü olan PANAX şirketinde çalışan olarak davalı şirket ile ticari temaslarda bulunduğunu ve davalıya sürekli ek komisyon ve danışmanlık hizmetleri vermek için gelerek çeşitli sözleşmeler sunduğunu, taahhütler verdiğini, davalı şirketin ise bu taleplerini sürekli olarak reddettiğini, kurulan sistem gereği sadece ana distribütörler ile çalıştığını, davacının ailesinde tedavi gören hasta olduğunu, tedavi gördüğünü söyleyerek davalı şirket yetkilisinden belli zamanlarda borç olarak paralar aldığını, bu durumun hastane kayıtları ile de tespit edilebilir olduğunu, davalı şirketin yetkilisinin de her seferinde gönderdiğini, davacının bu süreçte çalıştığı ana distribütör firmadan ayrıldığını, aldığı borçları ödeyemediğini ve kendisine gelir kapıları açmak adına davalıya sürekli olarak sözleşme getirdiğini ve imza atmasını istediğini, ancak sürekli olumsuz yanıt aldığını, küçük cafe görüşmelerine dair de bir komisyon temelli sözleşme getirerek davalıya imzalatmaya çalıştığını, ancak davalının sadece son sayfasını imzaladığını ve ilk sayfalarındaki belirsizliği görünce de bu sözleşmeyi de imza altına almaktan vazgeçtiğini, iptal ettiğini, taraflar arasındaki tek sözleşme girişiminin bundan ibaret olduğunu ve imzalanarak tamamlanmadan iptal olduğunu, anılan sözleşmede, davalının dayanak olarak sunduğu sözleşme olmadığını, sözleşmenin asıl halinin mahkemeye taraflarınca ibraz edileceğini, bir ön sözleşme niteliğinde olduğunu, imzaların tamamlanmadığını, iptal olduğunu ve tarım kredi ile hiçbir ilgisi olmayan alakasız bir metin olduğunu, bu süreçte sürekli olarak borcunu ödeyeceğini söylediğini, müvekkili şirketi yetkilisinin 2022 yaz dönemi borcunu ödemesinde ısrar ettiğini ve dostlukları ve hastası olması nedeni ile insanlık gereği kendisine icra takibi yapmak istemediğini ancak geri ödemesi gerektiğini ifade ettiğini, davacının ise anılan borcu ödememek adına kendince bir yöntem geliştirdiğini, davalının farklı bir tamamlanmamış sözleşmeden olan sözleşmesinin son sayfasını alarak başına da farklı düzenleme getirip kendisi distribütör çalışanolduğu için davalının tüm komisyon sözleşme formatlarının kendisinde mevcut olduğunu, hayali bir sözleşme yaratarak davalıya ihtar çektiğini, anılan ihtar akabinde taraflarınca davacı vekili ile görüşme sağlandığını, bu sözleşmenin var olmadığını ve davalı şirket yetkilisinin asıl alacaklı olduğunun beyan edildiğini, bu durum akabinde davacının hayali olarak oluşturduğu sözleşmeyi kullanarak bu haksız davayı ikame ettiğini, taraflarınca alacaklarının bir kısmının tahsili için İstanbul 1. İcra Dairesi'nin 2023/1288 Esas sayılı dosyası ile takibin başlatıldığını, haksız davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın KABULÜ İLE, 229.145,00-TL alacağın 5.000,00-TL'sine dava tarihi olan 24.12.2022 tarihinden itibaren, 224.145,00-TL'sine ıslah tarihi olan 30.05.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mevcut bilirkişi raporu, uzman görüşlerinde açıkça davalının borçlu kabul edilmesinin mümkün olmadığı ifade edildiğini, sayın mahkeme tarafından alınan raporun ve sunulan uzman görüşlerinin tamamen yok sayıldığını beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; bilirkişi raporu ,Adli tıp kurumu raporu, banka hesap dekontları, Adli tıp kurumunca kesinleşen sözleşme, firmaya ilişkin kayıt ve belgeler,ve dosyadaki bütün deliller sayın mahkemece değerlendirilmiş alacağın var olduğu ,davalının borcu ödememek amacıyla mahkemeyi yanıltmaya çalışan beyanlarda bulunduğu ve borç inkarı ettiği fakat somut bir delile dayandıramadığı sabit olduğunu beyan ile; davalı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/09/2024 Tarih - 2022/661 Esas - 2024/431 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; alacak istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davanın, taraflar arasında akdedildiği ileri sürülen ticari nitelikteki sözleşmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğu, davacının, davalı şirket ile arasında yapılan sözleşme uyarınca 01/10/2019 tarihinden itibaren sözleşme süresince gerçekleştirilecek ticari iş birliklerinden davalı şirketin sözleşmede belirtilen firmalara veya iştiraklerine kestiği faturaların KDV hariç bedelinin %5'i oranında komisyon ödenmesi hususunda tarafların mutabık kaldığını ileri sürdüğü, davacı ayrıca söz konusu sözleşmenin davalı şirket yetkilisi tarafından imzalandığını, davalı şirketin 18/12/2019 ile 08/05/2020 tarihleri arasında sözleşmeye uygun olarak düzenli ödemelerde bulunduğunu, ancak bu tarihten sonra herhangi bir ödeme yapılmadığını, alacağın tahsili amacıyla 25/10/2022 tarihinde Kozaklı Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı tarafa başvuruda bulunulduğunu ancak ihtara rağmen ödemede bulunulmadığını belirterek şimdilik 5.000,00 TL alacağın ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ettiği, davalı ise cevap dilekçesinde ; davacı ile davalı arasında geçerli bir sözleşmenin bulunmadığını, davacının davalı şirket ile ticari ilişkide bulunmadığını, davacının yalnızca başka bir şirkette çalışan olarak davalı şirket ile temas kurduğunu, davacı tarafından getirildiği ileri sürülen sözleşmenin geçerli olmadığını ve davalı şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonrasında davanın kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır. Eldeki davada, davacının talebinin taraflar arasında akdedilen ve ticari nitelik taşıyan komisyon sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Davacının, davalı şirket ile aralarında imzalanan sözleşme uyarınca, 01/10/2019 tarihinden itibaren davalı Kooperatif ile iştiraklerine düzenlediği faturaların KDV hariç bedeli üzerinden %5 oranında komisyon alacağı bulunduğunu, bir süre ödemelerin yapıldığını; ancak sonrasında kesildiğini ileri sürerek alacağın tahsilini talep ettiği, davalının ise; taraflar arasında geçerli bir sözleşme bulunmadığını, ibraz edilen sözleşmenin şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığını ve davacının herhangi bir alacak hakkı olmadığını savunduğu görülmektedir. Dosya arasına alınan 03/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı ve davalının sundukları sözleşmelerde, sözleşme konularının ve tarafların hak ve yükümlülüklerinin düzenlendiği 2. sayfaların farklı olduğunu, sunulan sözleşmelerin sadece son sayfalarının imzalandığını, diğer sayfaların imzalı olmadıklarını, davacı tarafından dosyaya sunulan ve imza olmayan 2. sayfada yer alan hak ve yükümlülüklere istinaden davalının borçlu olduğunun kabul edilmeyeceğini, mahkemenin aksi kanaatte olması ve sözleşmenin geçerli kabul edilmesi durumunda, sözleşmede belirtilen hususlar kapsamında hesaplanan komisyon tutarının 156.654,96 TL, bu tutarın dava tarihi itibariyle güncellendiğini, TEFE - TÜFE ortalaması alındığında ulaşılan değerin 229.145,00 TL olduğunu, sadece "MESH" markası satışları üzerinden bir prim hesabı yapılması gerektiği kabulü halinde; satış raporlarında Tarım Kredi A.Ş. ve bağlı şirketlerine yapılan satışlarda "MESH" markası satışının rapor açıklamalarında yazılı olmadığını, dolayısıyla "MESH" markası dikkate alındığında davacının komisyon alacağının bulunmadığını, davalı şirketin kayıtlarında davacı adına açılan cari hesabın bulunmadığını, şirket defterlerinde davacıya yapılan bir ödeme kalemine rastlanmadığını, dosyaya fotokopileri sunulan dekontlardaki ödemelerin şirket yetkilisi tarafından yapıldığının ödeme açıklamalarında yazılı olduğunu, davalı defterlerinin genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine, yasaya ve usulüne uygun olarak tutulduğunu, defterlerin kağıt ve elektronik ortamda tutulduğunu, defter beratlarının dosyaya eklendiği yönünde görüş belirtilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Dosya arasına alınan 26/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ön sözleşme ve sözleşme başlıklı belgelerin beşer sayfadan ibaret olduğunu ve her iki belgenin her bir sayfasının sol üst tarafından dikdörtgen çerçeve içinde "GİZLİ/CONFİDENTIAL" ibarelerinin mevcut olduğunu ve her iki belgede söz konusu "GİZLİ/CONFİDENTIAL" ibarelerinin calibri yazı fontu ile 11 punto olarak yazıldığını, çevrelerindeki diktörtgenlerin ebadının aynı olduğunu, inceleme konusu sözleşme başlıklı belgede yer alan "GİZLİ/CONFİDENTIAL" ibarelerinin baskı tekniği ile ön sözleşme başlıklı belgenin imza içerir beşinci sayfasında yer alan "GİZLİ/CONFİDENTIAL" ibarelerinin baskı tekniğinin benzer olduğunu, inceleme konusu ön sözleşme başlıklı belgenin ilk dört sayfasında yer alan "GİZLİ/CONFİDENTIAL" ibarelerinin baskı tekniğinin benzer olduğunu ve yukarıda belirtilen baskı tekniğinden farklı olduğnu, inceleme konusu sözleşme başlıklı belgede yer alan "GİZLİ/CONFİDENTIAL" ibarelerinin etrafındaki dikdörtgenlerin biçimi ile ön sözleşme başlıklı belgenin imza içerir beşinci sayfasında "GİZLİ/CONFİDENTIAL" ibaresinin etrafındaki dikdörtgen çerçevenin biçiminin benzer olduğunu, inceleme konusu ön sözleşme başlıklı belgenin ilk dört sayfasında yer alan "GİZLİ/CONFİDENTIAL" ibarelerinin etrafındaki dikdörtgen çerçevelerin biçiminin benzer ve yukarıda maddesinde belirtilen dikdörtgen çerçeve biçiminden farklı olduğu yönünde görüş belirtilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Eldeki davada, ilk derece mahkemesince; taraf delilleri toplanılmış, banka kayıtları celp edilmiş, taraflara ellerindeki sözleşme asıllarını sunmaları için süre verilmiş, sunulan sözleşmeler üzerinde inceleme yaptırılmış, ayrıca davalı şirketin ticari defterleri incelenmiş ve bilirkişi raporları aldırılmış olduğu anlaşılmaktadır. Taraflarca sunulan sözleşmelerin 5 sayfadan oluştuğu, yalnızca son sayfada taraf imzalarının bulunduğu, son sayfaların birebir aynı olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmadığı; uyuşmazlığın, ilk dört sayfanın hangi tarafça değiştirildiği noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu raporunda; davacı tarafça sunulan sözleşmenin ilk dört sayfasındaki baskı tekniği, "GİZLİ/CONFİDENTİAL" ibareleri ve sayfa düzeni ile imzaların bulunduğu son sayfa arasında teknik uyum bulunduğu , buna karşılık davalı tarafça sunulan sözleşmenin ilk dört sayfasının baskı tekniği ve şekil özellikleri itibarıyla imzalı son sayfa ile uyumsuz olduğunun açıkça tespit edilerek görüş olarak belirtildiği görülmüş, bu teknik tespitler karşısında, tarafların gerçek iradesini yansıtan sözleşmenin davacı tarafından sunulan sözleşme olduğu da mahkemece kabul edilmiş, mahkemece varılan bu kanaatin yerinde olduğu değerlendirilmiştir. Gelinen aşamada belirtmek gerekirse, davaya konu edilen sözleşmenin yalnızca son sayasının imzalanmış olmasının sözleşmenin geçerliliğini ortadan kaldırmayacağı, sayfalar arasında teselsül bulunduğu sürece imzanın son sayfada yer almasının yeterli olduğu yönündeki mahkeme kanaatinin de yerinde olduğu anlaşılmıştır. Eldeki davada, tüm dosya kapsamı gözetildiğinde, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonrası hazırlanan 04/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda, davalı şirketin Tarım Kredi Birlik A.Ş. ile olan cari hesap ilişkisi incelenerek, bu ilişki kapsamında gerçekleştirilen ödemeler esas alınmak suretiyle davacının hak ediş alacağının hesaplandığı, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmış, mahkemece de denetime elverişli, gerekçeli ve hüküm kurmaya yeterli bulunarak benimsenmiş ve hükme esas alınmış olduğu görülmektedir. Davalı tarafından her na kadar taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığı savunulmuş ise de, imzası inkar edilmeyen sözleşme üzerinde Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından yapılan inceleme neticesinde taraflar arasında yazılı bir komisyon sözleşmesinin bulunduğu açıkça otaya konulmuştur. Öte yandan, davalı şirket yetkilisi ... tarafından, 01/10/2019 tarihinden itibaren davacının hesabına düzenli ödemeler yapıldığı, bu ödemelerin sözleşmenin 4.7. maddesinde belirtilen İBAN numarasına gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Söz konusu düzenli ödemelerin varlığı, taraflar arasında sözleşmesel ilişkinin fiilen de uygulandığını ve tarafların iradelerinin bu doğrultuda örtüştüğünü ortaya koyar nitelikte bulunduğu değerlendirilmiştir. Davalı tarafından, ayrıca yapılan satışların belirli bir marka kapsamında olmadığı gerekçesiyle davacının komisyon alacağı bulunmadığı yönünde savunma getirilmişse de, sözleşmenin 1. maddesinde açıkça marka sınırlaması getirilmediği, özel markalı ürünler, mevcut markalar ve ileride üretilebilecek yeni markalı ürünler yönünden de komisyon ödeneceğinin kararlaştırıldığı görüldüğünden mahkemece davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiş olmasının isabetli olduğu değerlendirilmiştir. Gelinen bu aşamada, yukarıda yapılan tüm açıklama ve değerlendirmeler çerçevesinde, dosya arasına alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, raporda, taraflar arasında imzalandığı kabul edilen sözleşmenin, 1.1, 1.2, 1.3, 1.4 ve 4.7 maddeleri uyarınca yapılan hesaplama neticesinde davacının toplam 229.145,00 TL tutarında hak ediş alacağının bulunduğu hususu mahkemece kabul edilerek, davacının ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 15.652,89 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 5.200,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 10.452,89 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine, İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/03/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*