8. Hukuk Dairesi 2023/4409 E. , 2025/1483 K. MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/855 E., 2023/1062 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Akşehir Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/9 E., 2023/2 K. Taraflar arasındaki sayısallaştırma kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili t…
**8. Hukuk Dairesi 2023/4409 E. , 2025/1483 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/855 E., 2023/1062 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Akşehir Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/9 E., 2023/2 K. Taraflar arasındaki sayısallaştırma kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulüne davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, dahili davalılar Hazine vekili, ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Konya ili Akşehir ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek 1. maddesi uyarınca 2018 yılında yapılan sayısallaştırma kadastrosu sonucunda, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 361 parsel sayılı 11.850 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 273 ada 84 parsel numarasıyla 11.355,84 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan davacının maliki olduğu eski 361 yeni 273 ada 84 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün sayısallaştıma kadastrosu sonucu azaltıldığını ileri sürerek, eski ... getirilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "... Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; dava sayışallaştırma kadastrosuna itiraza ilişkindir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek 1. Maddesine göre yapılan sayısallaştırma kadastrosu tespiti sırasında Konya ili, Akşehir İlçesi, ... Mahallesinde bulunan 11.850,00 metrekare yüzölçümündeki eski 361 parsel sayılı dava konusu taşınmaz 273 ada 84 parsel numarası altında ve 11.355,84 metrekare yüzölçümü ile tespit edilmiş ve sayısallaştırma raporu düzenlenmiştir. Sayısallaştırma sonuçları 29.03.2018 ila 27.04.2018 tarihleri arasında askı ilana çıkarılmış ve iş bu dava nedeniyle kesinleşmemiştir. Eski 361 parsel sayılı taşınmazın tesis kadastrosu çalışması 1974 yılında yapılıp kesinleşmiştir. Mahkememizce icra edilen keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde eski 361 parsel sayılı taşınmazın tesis kadastrosu çalışması sırasında fotoğrometrik yöntem kullanıldığı ve planimetre ile alan hesabı yapılarak parselin alanının 11.850,00 metrekare olarak hesaplandığı, tesis kadastrosunda yararlanan 1/5000 ölçeğindeki Standart Topoğrafik Harita sayısallaştırılarak tekrar alan hesabı yapıldığında ise parselin alanın 11.625,00 metrekare olduğu ve aradaki farkın teknolojik hassasiyetten kaynaklandığı, kadastro çalışmalarında kullanılan pafta dikkate alındığında fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen ve sayısallaştırma sonucu oluşan paftada dere yatağında bırakılan 169,16 metrekare kısmın tesis kadastrosu paftasına göre dere yatağında değil davacının taşınmazı sınırları içerisinde kaldığı, ayrıca komşu 273 ada 83 parsel sayılı taşınmaz içerisinde bırakılan ve fen bilirkişisi raporunda (B) harfi ile gösterilen 100,00 metrekarelik kısmında tesis kadastrosu paftasına göre davacı taşınmazı içerisinde yer aldığı, davacı tarafından iddia edilen ve aynı raporda (C) harfi ile gösterilen bölümün ise tesis kadastrosu paftası esas alındığında davacının taşınmazı içerisinde yer almadığı ve dere yatağında kaldığı anlaşılmıştır. Sayısallaştırma kadastrosu sırasında kesinleşmiş olan ilk tesis kadastrosu sonuçlarına bağlı kalınması ve somut olayda tesis kadastrosu paftasının güncellenerek dönüştürülmesi gerektiğinden bu doğrultudaki bilirkişi raporu usul ve yasaya uygun görülerek mahkememizce hükme esas alınmıştır. Hal böyle olunca dava konusu taşınmazın sayısallaştırma kadastrosu tespitinin iptali ile fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen ve çay yatağında kalan 169,16 metrekare' lik alanın davacı taşınmazının yüzölçümüne eklenmesine, fen bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen bölüme yönelik fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının dava dilekçesinde talebini açıkça dere yatağında bırakılan kısma hasretmesi ve komşu 273 ada 83 parsel maliklerine yönelik bir talebinin bulunmaması nedeniyle hakkında usulünce açılmış bir dava bulunmayan fen bilirkişisi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümle ilgili karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir. ..." denilerek, Kadastro Müdürlüğüne karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, dahili davalılar Hazine, ... ve ... yönünden davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu Konya ili Akşehir ilçesi ... Mahallesi 273 ada 84 (eski 361) parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un Ek 1 inci maddesi uyarınca yapılan sayısallaştırma kadastro tespitinin iptaline, 09.07.2019 havale tarihli Fen Bilirkişisi ...'in rapor ve ekindeki 3 nolu krokisinde (A) harfi ile gösterilen ve çay yatağında kalan 169,16 metrekarelik alanın 273 ada 84 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümüne eklenmesine, bu şekilde 273 ada 84 parsel sayılı taşınmazın 11.525,00 metrekare yüzölçümüyle tapuya tescil edilmek üzere tapu kütüğüne aktarılmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, Konya ili Akşehir ilçesi ... Mahallesi 273 ada 83 (eski 364) parsel sayılı taşınmazın aynı bilirkişi rapor ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen bölümü hakkında usulünce açılmış bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına, 273 ada 83 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı üzerine mahkememiz dosyasından konulan davalıdır şerhinin kaldırılmasına, davacının 273 ada 83 parsel sayılı taşınmazın talep konusu bölümü hakkında genel mahkemede dava açmakta muhtariyetine ilişkin ilk kararın davacı vekili, dahili davalılar Hazine vekili ve ... ve ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "...Dava; yenileme kadastrosu nedeniyle askı ilan süresinde tespite itiraza ilişkindir. Davacı tarafça açılan hasımsız olarak açılan eldeki dava da; adına kayıtlı Akşehir İlçesi ... Mahallesi 273 ada 84 parsel sayılı (eski 361 parsel) taşınmazın 11850,00 metrekare iken 11355,84 metrekare tespit edildiğini 494,16 metrekare alanın dere yatağına ayrıldığını eksik tespit edilen kısım nedeniyle kaydın düzeltilerek 11850,00 metrekare olarak tespit ve tescili talep olunmuştur. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosuna itiraz niteliğindeki davalarda husumetin, itiraz edenin taşınmazları aleyhine yapılan tespit sonucunda, yüzölçümü artan ya da lehine ortak sınır değiştirilen taşınmazların maliklerine yöneltilmesi gerekir. Ancak; uygulama kadastrosu sonucunda lehine sınır değişikliği yapılan veya yüzölçümü artan taşınmaz veya taşınmazların bulunmaması halinde ise Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilerek de dava açılabilir. Bu hususun aydınlığa kavuşturulabilmesi için de öncelikle mahallinde keşif ve uygulama yapılarak davacıya ait taşınmazların yüzölçümlerinde oluşan azalmaların hangi nedenden kaynaklandığı uzman fen bilirkişi raporuyla yöntemince saptanmalıdır. İtiraz konusu davacı taşınmazının yüzölçümünde oluşan eksilmelerin nereden kaynaklandığını açıklayan, ilgili yönetmelik gereği davacıya ait taşınmazların sınırlarının zeminde ne şekilde bulunduğunu irdeleyen, tesis kadastrosu paftası ile uygulama kadastrosu paftasını ayrı renklerle çakıştırmalı şekilde gösteren ayrıntılı rapor alınmalıdır. Ulaşılacak sonuca göre; davacıya ait taşınmazların yüzölçümlerinde oluşan eksilmenin hesaplama yönteminden kaynaklandığının anlaşılması halinde, Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilerek dava açılması yeterli görülerek davanın esastan reddine karar verilmelidir. Davacıya ait taşınmazların yüzölçümlerinde oluşan eksilmelerin, komşu taşınmazlardan kaynaklandığının belirlenmesi halinde ise komşu parsellerin maliklerinin davaya dahil edilmesi için; davacıya ait taşınmazların yüzölçümlerinde oluşan eksilmelerin tescil harici taşınmazlardan kaynaklandığının anlaşılması halinde de Hazine ile ilgili Kamu Tüzel Kişilerinin davaya dahil edilmesi için davacıya imkan verilmelidir. (Yargıtay 16.H.D. 26.09.2018 T. 2016/3392 E.2018/5065 K.) Somut olayda mahallinde yapılan keşif neticesi alınan 09.07.2019 tarihli harita mühendisi bilirkişi raporunda; dava konusu taşınmazın 1974 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında fotoğrametrik yöntem olarak adlandırılan 1/5000 ölçeğinde standart topoğrafik haritanın arazide değerlendirilmesi ile oluştuğunu, bu fotoğrametrik paftanın değerlendirilmesi ve planimetre aleti ile alan hesabı yapılarak parselin alanının 11850,00 metrekare olarak hesaplandığını, değerlendirmeye konu 1/5000 ölçeğindeki STP harita bilgisayar ortamında sayısallaştırılarak tekrar alan hesabı yapıldığı zaman parselin alanının 11625,00 metrekare olarak hesaplandığı belirtilmiş, iki alan hesabı arasındaki 225,00 metrekarelik farkın alan hesabı yapılırken hassasiyet farkından kaynaklandığını, dava konusu parselin sayısal olarak alan hesabı yapılsaydı 11850,00 metrekare değil 11625,00 metrekare olarak bulunacağını ve o tarihteki kadastro haritasına göre 11625,00 metrekare olduğu belirtilmiştir. Davacı taşınmazında yukarıdaki tespitin ardından eksik olan kısım bakımından yapılan teknik inceleme de ise; 1974 yılında yapılan kadastro çalışmaları ile 2018 yılında yapılan 3402 S.K Ek-1 maddesine göre yapılan sayısallaştırma çalışması arasındaki 269,16 metrekarelik farkın; 169,16 metrekare'sinin parselin batısından geçen dere yatağında krokide A harfi ile gösterilen yer olup, kalan 100,00 metrekare'sinin ise parselin kuzeyinde yer alan komşu 273 ada 83 parselde kalan kroki de B harfi ile gösterilen yer olduğu belirtilmiş olup davacı taşınmazında ileri sürülen azalmanın hangi taşınmaz/tespit harici yer lehine azaldığı bu raporla ortaya konulmuştur. Mahkemece 15.11.2019 tarihli celse de davacı vekiline krokide A ve B harfleriyle gösterilen alanların maliklerinin davaya dahil edilmesi amacıyla süre verilerek yerinde bir ara karar kurulmuş, davacı tarafça da eksilmenin kaynaklandığı aynı yer 273 ada 83 parsel sayılı komşu taşınmaz malikleri davaya dahil edilmiştir. davacının başlangıçta açtığı dava da taşınmazındaki eksilmeye ilişkin nedenini bilemeyecek durumda olduğunun değerlendirilmesi gerekip davaya dahil edilen 273 ada 83 parsel sayılı taşınmaz içinde kalan fen bilirkişisi krokisinde B harfi ile gösterilen alanla ilgili de işin esasına girilmesi gerekirken, kurulan hüküm gerekçesinde "dava dilekçesinde talebini açıkça dere yatağında bırakılan kısma hasretmesi ve komşu 273 ada 83 parsel maliklerine yönelik bir talebinin bulunmaması nedeniyle hakkında usulünce açılmış bir dava bulunmayan fen bilirkişisi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümle ilgili karar verilmesine yer olmadığına " karar verilmesi isabetsizdir. Yenileme kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Yenileme kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir. Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosu ile yenileme kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları ve ortofoto haritaları, varsa bu haritalarda değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, yine varsa yenileme kadastrosu sırasında yararlanılan diğer haritalar, dava konu taşınmazlara ilişkin olarak tesis ve yenileme kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgeler getirtilmelidir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve harita ya da jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalı; keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat mühendisi bilirkişi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan, tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, ( somut olay yönünden jeolog bilirkişiden hava fotoğraflarından da yararlanılarak fen bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen yerin öncesinde ve halen aktif dere yatağı içerisinde olup olmadığı veya kısmen aktif dere yatağı ise aktif dere yatağı olan kısımlarını belirleyecek şekilde rapor alınmalı, bu alanla ilgili imar-ihya ile edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmeli aktif dere yataklarının tescile konu olamayacağı da gözetilip toplanan bütün deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir) sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, teknik bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak yenileme kadastrosunu denetlemesi istenmeli; teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat, hesap, ölçü hatası veya sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, yenileme kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, yenileme kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "yenileme tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor alınmalıdır. Bu raporun eki olacak haritalarda, birincisi hava fotoğrafı üzerinde, ikincisi ise ortofoto (bulunmadığı takdirde uydu fotoğrafı) üzerinde tesis kadastrosu paftası ile yenileme kadastrosu paftası çakıştırılmış bulunmalı, ayrıca her biri yönünden çakıştırmalardan bir tanesinin ada bazında, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve yakın komşularını gösterir şekilde olmalıdır. Teknik bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir..." denilerek, 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-a-6 ncı maddesi gereği kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılarak karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, gönderme kararı sonrası yapılan yargılama neticesinde; "... Sayısallaştırma çalışmaları ile hedeflenen amaç; kadastro pafta ve parsel alanlarının, tesis kadastrosu üretim orjinal değerlerine bağımlı olarak, tespit edilen sınırlandırma, ölçü, tersimat ve hesaplamadan kaynaklanan hataların giderildikten sonra günümüz teknik mevzuatı ve teknolojisine uyarlanması ve bu çalışmalar yapılırken sınırlandırma, ölçü, tersimat ve hesaplamadan kaynaklanan hatalar yok ise tesis kadastrosu üretim orjinal değerlerine bağlı kalınmasıdır. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesinin 2020/708 Esas sayılı kaldırma ilamında mevzu yapılan hususlar mahkememizce tamamlanarak keşif icra edilmiş ve keşif neticesinde de kaldırma ilamındaki hususları haiz raporlar dosya arasına alınmıştır. Dosyada mevcut 13/09/2021 havale tarihli fen bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dava konusu 273 ada 84 parsel sayılı taşınmazın kaldırma konusu yapılan komşu 83 parsel ile arasındaki sınırın bir kısmının ilk tesis kadastrosu paftasından elde edilen sınıra göre yanılma sınırı içinde kaldığından zemindeki koordinatların iyileştirilmiş koordinatlar esas alındığı, bir kısmının ise yanılma sınırı dışında kaldığı ancak zeminde sabit sınır niteliğinde tonç olduğundan bu sınırdaki uyumsuzluğun ilk tesis kadastro paftasında sınırlandırma hatasından kaynaklandığından bu sınır için sayısallaştırma çalışmalarında teknik hatalar düzeltme formu ile düzeltildiği belirtilmiştir. Bir diğer kaldırma konusu olan 273 ada 84 parsel sayılı taşınmazın dere ile olan sınırının değerlendirilmesinde ise; taşınmaz ile dere arasındaki tesis kadastrosu paftasındaki sınırların 1953 tarihli hava fotoğrafları ile uyumlu olduğu, sayısallaştırma çalışmalarında belirlenen sınırların yanılma sınırı içinde kaldığından zemindeki koordinatların iyileştirilmiş koordinatlar olarak esas alındığı, bir kısmının ise yanılma sınırı dışında kaldığı ve dere sınırlarının değişmiş olabileceği göz önüne alınarak ilk tesis kadastrosu paftasından elde edilen koordinatların iyileştirilmiş koordinatlar olarak esas alındığı belirtilmekle, dava konusu taşınmazın hava fotoğrafı incelemesi ve mahallinde yapılan keşifte alınan mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından tapulamadan bu yana taşınmaz sınırlarının değişmediği, sayısallaştırma işleminin de değişmeyen fiili sınırlara göre yapılarak tesis kadastrosundaki sınırlandırma ve hesap hatalarının giderildiği sonucuna ulaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. ..." denilerek verilen, davanın reddine ve dava konusu Konya ili Akşehir ilçesi ... Mahallesi 273 ada 84 ve 83 parsel sayılı taşınmazların sayısallaştırma tespiti gibi tescillerine ilişkin ikinci karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmekle Bölge Adliye Mahkemesince "... Dosya içeriği ve toplanan delillere göre mahkemece fiili sınırlara göre yapılan sayısallaştırma kadastrosu sınırlarına itibar edilerek davanın reddine karar verilmişse de tesis kadastrosu fotogrametrik yöntemle yapılmasına rağmen tesis kadastrosuna yakın tarihli hava fotoğrafı yerine 1953 tarihli hava fotoğrafı üzerinde inceleme yapılmış , davacıya ait 273 ada 84 parsel ile 273 ada 83 parselin ortak sınırı yönünden tonç sınırının tesis kadastrosundan beri sabit olup olmadığı mahalli bilirkişilere sorulmamıştır. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle kadastro tespit tarihi olan 1972 yılına yakın tarihli yüksek çözünürlüklü hava fotoğrafları ile güncel ortofoto Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra mahallinde önceki keşfe katılan jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi, yerel bilirkişiler, varsa taraf tanıkları eşliğinde mahallinde yeniden keşif yapılarak mahalli bilirkişi ve varsa taraf tanıklarından 83 ve 84 parselin çekişmeli ortak sınırının (kırmızı renk ile belirlenen) tesis kadastrosundan beri sabit olup olmadığı ve ne şekilde belirlendiği sorulmalı, jeodezi ve fotogrametri bilirkişinden tesis kadastrosunun fotogrametrik yöntemle yapılarak yüzölçümün pafta üzerinden hesaplandığı daha önce belirtildiğinden sayısallaştırma işlemi ile 83 ve 84 parseller arası ortak sınırının ne şekilde belirlendiği irdeler usulde tesis kadastrosu sırasında sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı noktasında teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Jeodezi ve fotogrametri bilirkişinden düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve sayısallaştırma kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Teknik bilirkişi haritasında, sayısallaştırma kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. ..." denilerek 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-a-6 ncı maddesi gereğince kaldırılmış ve dosya yeniden yargılama yapılarak karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, ikinci gönderme kararı sonrası yapılan yargılama neticesinde; ".. BAM kaldırma ilamı sonrası yapılan keşifte dinlenilen mahalli bilirkişiler davacıya ait 273 ada 84 ve 83 parsel sayılı taşınmazların arasındaki tonç sınırının kendilerini bildiklerinden beridir iki taşınmaz arasında var olduğunu, sınırın tarlaların ilk sahipleri tarafından anlaşılarak oluşturulduğunu ifade etmişlerdir. Keşif sonrası dosyaya ibraz edilen ve karara esas alınan fen bilirkişi raporunda taşınmazlara ait 1971 tarihli hava fotoğrafının incelenmesinde; 83 ve 84 parsel sayılı taşınmazların sınırlarının hava fotoğrafında belirgin olmadığı ancak her iki paftadaki parsel sınırlarına göre keşif sırasında görülen sınıra yakın olan ceviz ağacının 83 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı, iki taşınmaz arasındaki sınırın zeminde mahalli bilirkişilerin de belirttikleri sabit sınır niteliğindeki tonç olduğu, ilk tesis kadastrosu paftasında herhangi bir hata tespit edilemediği için ilk tesis kadastrosu paftasından elde edilen sınırların iyileştirilmiş koordinatlar olarak esas alındığı, bir kısmının yanılma sınırı dahilinde kaldığı için zeminde mevcut olan nokta koordinatlarının iyileştirilmiş koordinatlar olarak esas alındığı, bir kısmının ise yanılma sınırı dışında kaldığı ancak uyumsuzluk sebebiyle ilk tesis kadastro paftasındaki sınırlandırma hatasından kaynaklandığı için zeminde mevcut olan koordinatların iyileştirilmiş koordinatlar olarak esas alındığı ve yapılan bu işlemin hatalı olmadığı mevzuata uygun olduğu belirtilmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun Ek 1. Maddesinde "Kadastro veya tapulama haritaları, arazi kontrolü yapılmak suretiyle sayısal ... getirilir. Yapılan çalışmaların sonucu, 11 inci maddeye göre ilân edilir..." denmektedir. Bu madde dayanak alınarak düzenlenen Kadastro Haritalarının Sayısallaştırılması Hakkında Yönetmeliğin 2. Maddesinde ise "tapulama veya kadastro sonucu üretilen sayısal nitelikte olmayan haritalar ile bunlar üzerinde yapılan değişiklik işlemleri sonucu oluşan haritaların ve ilgili teknik mevzuatın öngördüğü koordinat sisteminin haricinde üretilmiş olan sayısal haritaların sayısallaştırma işlemleri ile sayısallaştırma işlemi sırasında tespit edilen sınırlandırma, ölçü, tersimat ve hesaplamadan kaynaklanan hataların giderilmesi işlemlerini kapsar." hükmü getirilmiştir. İlgili mevzuat hükümleri incelendiğinde sayısallaştırma çalışmalarında yapılan işlemlerin ölçü, tersimat ve hesaplamadan kaynaklanan hataların giderilmesi olduğu açıktır. Mahkememizce icra edilen keşifler ve akabinde alınan bilirkişi raporlarına istinaden; çekişme konusu 273 ada 84 ve 83 parsel sayılı taşınmazlar arasındaki sınırın tonç olduğu ve bu sınırın tesis kadastrosundan beridir var olduğu, sayısallaştırma çalışmaları sırasında da iki taşınmaz arasındaki sınırın tonç olarak alındığı dolayısıyla yapılan sayısallaştırma çalışmalarının usulüne uygun yapılmış olduğu kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. ..." denilerek davanın reddine ve dava konusu Konya ili Akşehir ilçesi ... Mahallesi 273 ada 84 ve 83 parsel sayılı taşınmazların sayısallaştırma tespiti gibi tescillerine karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince "...Dosya içeriği ve toplanan delillere göre davacıya ait 273 ada 84 (eski 361) parselin kuzey sınırındaki dere ve doğu tarafındaki 83 (eski 364) parselle olan sınırının ( fotogrametrik yöntemle yapılarak zeminde ölçüme dayalı ölçü krokisine göre oluşturulmadığından) değişebilir sınır niteliğinde olduğu anlaşılmış olup , bu nitelikteki sınırların geçerli sınır olarak tesis kadastrosu sınırlarına döndürülmesi gerekirken zeminde ölçülen sınırlara değer verilerek mülkiyet aktarımına neden olunan sayısallaştırma işlemine itibar edilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca kadastro müdürlüğünün taraf sıfatı olmamasına rağmen hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde esastan red kararı verilmesi de doğru değildir. ..." denilerek davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)/b-2 ve 355 inci maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davalı ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, dava konusu Konya ili Akşehir ilçesi ... Mahallesi 273 ada 83 (eski 364) parsel ve 273 ada 84 (eski 361) parsel sayılı taşınmazların 3402 sayılı Kanun'un Ek 1 inci maddesi uyarınca yapılan sayısallaştırma kadastro tespitinin iptaline, 03.07.2019 havale tarihli Fen Bilirkişisi ...'in rapor ve ekindeki 3 nolu krokisinde (A) harfi ile gösterilen 169,16 metrekarelik alan ile (B) harfi ile gösterilen 100 metrekarelik alanın 273 ada 83 parselden ifraz edilerek 273 ada 84 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümüne eklenmesine, 273 ada 84 parsel sayılı taşınmazın 11.625,00 metrekare yüzölçümüyle tapuya kayıt ve tesciline, 273 ada 83 parselin 5.988,29 metrekare yüzölçümüyle tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ve iş bu karar, dahili davalılar Hazine vekili ve ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup tarafların vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden Akşehir Belediye Başkanlığından alınmasına, 269,80 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,60 TL'nin temyiz eden Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığından alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.