Başvuru, idarenin hizmet kusuru neticesinde askerde intihar olayının meydana gelmesi ve bu olay üzerine idare aleyhine açılan tam yargı davasında hükmedilen tazminat miktarının yetersiz olması nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, idarenin hizmet kusuru neticesinde askerde intihar olayının meydana gelmesi ve bu olay üzerine idare aleyhine açılan tam yargı davasında hükmedilen tazminat miktarının yetersiz olması nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 23/12/2013 tarihinde İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 29/9/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 13/1/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 27/1/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 3/2/2016 tarihinde başvurucuların vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. A. Olaylar Başvuru dilekçesi, başvuruya konu dava ve soruşturma dosyalarından tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular, 39'uncu Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı (Hatay/İskenderun) emrinde asker iken 31/3/2011 tarihinde yaşamını yitiren 1990 doğumlu Yusuf Doğan'ın anne ve babasıdır. Yusuf Doğan'ın Askerlik Süreci ve Ölümü Başvuru formu ve eklerinde, başvurucuların oğlu Yusuf Doğan'ın psikolojik bir rahatsızlığının bulunduğuna ilişkin herhangi bir kayıt mevcut değildir. Nitekim başvurucular, oğullarının askerlik öncesinde herhangi bir psikolojik ve fiziksel rahatsızlığının bulunmadığını belirtmişlerdir. Başvurucuların oğlu Yusuf Doğan ile Er A.K. ve Er E., ölüm olayının gerçekleştiği tarihten bir gün önce 30/3/2011 tarihinde 00 ile 00 saatleri arasında 28 numaralı kulede nöbetçi olduğu için nöbet yerine gitmişlerdir. İkm. Ütğm. K., aynı gün saat 00 sıralarında aracı ile anılan nöbet kulesinin yanından geçerken adı geçen askerlerin nöbet kulesinde olduğunu göremeyince nöbet kulesine gitmiştir. İkm. Ütğm. K., nöbet kulesine vardığında askerlerin nöbet yerinde oturduğunu fark etmiş, bunun üzerine fiziki müdahale de içerecek şekilde askerleri uyardıktan sonra haklarında tutanak düzenleyeceğini belirterek nöbet yerinden ayrılmıştır. Burada yaşanan olaylara ilişkin başlatılan soruşturma neticesinde İkm. Ütğm. K. hakkında üç kez asta müessir fiil suçundan kamu davası açılmış, açılan kamu davası üzerine yürütülen kovuşturma sonucunda Kara Kuvvetleri Komutanlığı6'ncı Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı Askerî Mahkemesinin 5/3/2013 tarihli ve E.2013/330, K.2013/143 sayılı kararıyla mağdurlardaki yaralanmanın ciddi olmadığı değerlendirilerek asgari hadden hüküm kurulmuş ve İkm. Ütğm. K.nin her bir suç için 25 gün hapis cezası ile tecziye edilmesine, söz konusu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Başvurucuların itirazı üzerine karar, Kara Kuvvetleri Komutanlığı 5'inci Zırhlı Tugay Komutanlığı Askerî Mahkemesinin 19/8/2013 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Mahkûmiyet kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Mevcut delillerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde;(...) Sanığın 2011 tarihinde (...) nöbet kulübesine vardığında mağdurların nöbet talimatına uygun olmayarak oturduklarını görmesini müteakip mağdurlara neden düzgün nöbet tutmadıklarını sorduğu, mağdurların inkar ettikleri, müteakiben sanığın elindeki ince bir demir boru ile önce mağdur A.K.yi ittirdiği, ardından mağdur Yusuf Doğan'a elindeki demir boru ile birkaç kez hafifçe vurduğu, müteakiben mağdur E.ye de tokat attığı maddi vakıa olarak sa(b)it görülmüştür.(...)Sanık müsnet suçlamayı kabul etmemektedir. Sanığın oluş kabul bölümünde tespit edildiği şekilde 2011 tarihinde mağdur İkm.Er E.ye tokat attığı, İkm.Er A.K.ye ve İkm.Er Onbaşı Yusuf Doğan'a elindeki demir çubuk ile hafifçe vurmak suretiyle üç kez asta müessir suçunu işlediği mağdur tanıkların birbiriyle uyumlu beyanlarından anlaşılmıştır. Böylece sanığın müsnet eylemleri gerçekleştirdiği ve sanığın astıolan üç mağdura üç kez asta müessir fiil suçunu işlediği kanaatine varılmıştır. Olayda mağdur sayısı kadar suç olduğundan sanığın üç ayrı kez asta müessir fiil suçunu işlediği kanaatine varılmıştır." 30/3/2011 tarihli olayın yaşanmasından bir gün sonra 31/3/2011 tarihinde 00 ile 00 saatleri arasında aynı kulede nöbetçi olan Yusuf Doğan, nöbet arkadaşları K. ve O.K. ile saat 45 sularında nöbet yerine varmış, nöbet yerine varmasından kısa bir müddet sonra da kafasına silahla ateş etmiştir. Olay yerine çağrılan ambulans, Yusuf Doğan'ı İskenderun Devlet Hastanesine götürürken saat 05'te meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucu devrilmiştir. Ambulansta bulunan diğer kişiler hafif yaralı olarak araçtan çıkarılmış, Yusuf Doğan ise trafik kazasının meydana geldiği Karayolları (3) No.lu Şantiye Şefliğinde bulunan servis aracına sedye ile bindirilerek İskenderun Devlet Hastanesine götürülmüştür. Yusuf Doğan hastaneye götürülmesinden yaklaşık on dakika sonra vefat etmiştir. Ölüm Olayı Hakkında Yürütülen Ceza Soruşturması Süreci Olay hakkında kendisine bilgi verilen 6'ncı Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı Askerî Savcılığı (Askerî Savcılık) nöbetçi savcısı, delillerin tespiti ve muhafazası için gerekli tedbirlerin alınması talimatını vermiş; ardından kendisi de önce İskenderun Devlet Hastanesine, akabinde de olayın meydana geldiği yere giderek incelemelerde bulunmuştur. Askerî savcı, Yusuf Doğan'ın intiharını gören erler ile diğer bazı askerlerin ifadelerini almıştır. İfadesi alınan Er K. özetle olay günü 00-00 saatleri arasında müteveffa ve Onbaşı O.K. ile birlikte nöbetçi olduklarını, nöbet yerine gitmeden önce hep beraber doldur boşalt istasyonuna giderek doldur boşalt yaptıklarını, daha sonra nöbet yerine doğru yürümeye başladıklarını, müteveffanın yol boyunca önceki gün nöbet yerinde İkm.Ütğm. K.ye yakalanmasını anlattığını, yorgun olduğu için sadece beş dakika oturduğunu söylediğini, müteveffanın bu olay nedeniyle askerliğinin uzayacağından endişe ettiğini, kendisinin de müteveffayı teskin etmeye çalıştığını, akabinde nöbet kulesine girdiklerini, nöbeti devredecek olan askerlerin geç kalmalarını kastederek (nöbet yerine yaklaşık 45'te ulaşıldığı için) Yusuf'a "Ne oldu?" diye sorduğunu, Yusuf da "Vehbi uzman bizi çalıştırdı" deyince Onbaşı O.K.nin araya girdiğini ve iş yapıldığından dolayı geç kalındığını söylediğini, bu esnada üç dört el mermi sesi duyduğunu, korkudan hafif eğilip ses gelen tarafa baktığında üç dört metre uzaklıkta bulunan Yusuf Doğan'ı silahını sağ eliyle kabzasından kavramış vaziyette, ayakta ve başının sağ tarafına silahın namlusunu dayamış şekilde gördüğünü, Yusuf'a "Dur, yapma" dediği anda Yusuf'un tetiği çektiğini ve merminin Yusuf'un başından çıktığını gördüğünü, olaydan hemen sonra ambulans çağrıldığını, olayı komutanlarına haber vermek için bölük binasına doğru koşarken İkm. Ütğm. K. ile İkm. Bçvş. K.G.yi olay yerine koşarlarken gördüğünü, onlara "Yusuf kafasına sıktı" dedikten sonra onların da olay yerine daha hızlı koşarak gittiklerini belirtmiştir. Dinlenen diğer tanıklar da olay anına ilişkin benzer yönde beyanda bulunmuşlardır. Olayın hemen sonrasında resen başlatılan soruşturma kapsamında olay yeri incelemesi ile ölü muayene ve otopsi işlemleri yapılmış, olay yerinde bulunan deliller muhafaza altına alınmıştır. Yapılan otopsi sonucunda hazırlanan raporun sonuç kısmı şöyledir:" (...)1-) Kimya İhtisas Dairesinin toksikoloji raporuna göre; kanda alkol (etanol-metanol) bulunmadığı, kan, idrar ve iç organ parçalarında aranan uyutucu-uyuşturucu ve toksik maddelerden hiçbirinin bulunmadığı,2-) Kişinin vücudunda 1 (bir) adet ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası bulunduğu, müstakilen öldürücü olduğu,3-)Ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası cilt, cilt altı bulgularına göre; atışın bitişik atış mesafesinden yapıldığı,4-)Cesetten mermi çekirdeği elde edilemediği, 5-) Kişinin hastaneye sevki sırasında içinde bulunduğu ambulansın kaza yapması sonucu herhangi bir öldürücü travmaya maruz kalmadığı, mevcut sıyrıkların ölüme müessir olmadığı,6-) Kişinin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kafatası kemik kırıklarıyla beraber beyin doku harabiyeti ve kanaması sonucu meydana gelmiş olduğu kanaatini bildirir rapordur." Olay yerinde bulunan ve muhafaza altına alınan silah, boş kovanlar ve diğer deliller üzerinde kriminal inceleme gerçekleştirilmiştir. İnceleme neticesinde düzenlenen uzman raporlarında müteveffanın ölümü sonucunu doğuran ateşli silah yaralanmasının müteveffaya zimmetli "498525" seri numaralı silahla yapılan atıştan kaynaklandığı saptanmıştır. Müteveffanın nöbet arkadaşlarına ait svaplar üzerinde atış artıklarına rastlanmamış iken müteveffanın el ve yüz bölgesinden alınan svaplar üzerinde atış artıkları tespit edilmiştir. Başvuruculardan Abdullah Doğan; Askerî Savcılığa sunduğu bir dilekçe ile oğlunun kendisine intihar edeceğini söylemesi nedeniyle olay günü santrali arayarak İkm. Ütğm K. ile telefonla görüştüğünü, oğlunun kendisine intihar edeceğini söylediğini İkm. Ütğm. K.ye bildirdiğini, İkm. Ütğm. K.nin bu durumu düzelteceğini söylemesi üzerine rahatladığını ancak oğluyla ilgilenmediğini belirterek özellikle İkm. Ütğm. K.den şikâyetçi olmuştur. Askerî Savcılık, bu konu hakkında çeşitli araştırmalar yapmış ve başvuruculardan Abdullah Doğan ile İkm. Ütğm. K.nin olay günü saat 38'de 468 saniyelik bir görüşme gerçekleştirdiğini tespit etmiştir. Askerî Savcılık, trafik kazası hakkında da çeşitli araştırmalar yapmış ve bilirkişi raporu almıştır. Alınan 11/11/2011 tarihli bilirkişi raporunda kazanın yol üzerindeki olumsuzluklardan kaynaklandığı ve sürücü marifetiyle giderilemeyeceği, ambulans sürücüsünün kazada kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir. Askerî Savcılık 31/5/2012 tarihli ve E.2012/132, K.2012/68 sayılı kararıyla soruşturma kapsamında elde ettiği verileri değerlendirerek müteveffa Yusuf Doğan'ın nöbet yerinde saat 45'te kendisine zimmetli 498525 seri numaralı G-3 piyade tüfeğini ateşlemek suretiyle yaralandığı ve akabinde yaşamını kaybettiği, müteveffayı intihara azmettiren, teşvik eden bir kimsenin bulunmadığı, anılan olayda ceza hukuku kapsamında suç teşkil edecek davranışı bulunan bir kişiye rastlanmadığı gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Askerî Savcılık, yaşanan trafik kazasında Yusuf Doğan'ın öldürücü bir travmaya maruz kalmadığını ve söz konusu kazada sürücünün bir kusurunun bulunmadığını belirten bilirkişi raporlarını dikkate alarak bu yönden de herhangi bir suçun oluşmadığı sonucuna ulaşmıştır. Askerî Savcılık ayrıca başvuruculardan Abdullah Doğan ile İkm. Ütğm. K. arasında olay günü yapılan görüşme saati ile olay saatini dikkate alarak İkm. Ütğm. K.nin başvurucunun uyarıları ile ilgili olarak gerekli adımları atacak zamanı kalmadığını belirtmiş ve bu konuda bir ihmalin bulunmadığını değerlendirmiştir. Başvurucuların anılan karara yaptığı itiraz, Kara Kuvvetleri Komutanlığı 5'inci Zırhlı Tugay Komutanlığı Askerî Mahkemesinin (Askerî Mahkeme) 17/12/2012 tarihli ve E.2012/828, K.2012/494 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde Açılan Tam Yargı Davası Süreci Başvurucular, maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle Millî Savunma Bakanlığına müracaat etmiştir. Millî Savunma Bakanlığı dilekçeye süresi içinde cevap vermeyerek başvuruyu zımnen reddetmiştir. Başvurucular, zımni ret üzerine 28/5/2012 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi(AYİM) nezdinde Millî Savunma Bakanlığı aleyhine 000 TL maddi, 000 TL manevi olmak üzere toplam 000 TL talepli tam yargı davası açmıştır. AYİM İkinci Dairesi 29/5/2013 tarihli ve E.2013/120, K.2013/650 sayılı karar ile başvurucuların dilekçesini, Yusuf Doğan'ın ölümü ile kötü muamele gördüğü iddiaları hakkında yürütülen ceza soruşturmalarında bulunan bilgi ve belgeleri dikkate alarak davanın kısmen kabulüne ve başvurucular lehine 000 TL maddi, 000 TL manevi olmak üzere toplam 000 TL tazminata yasal faizi ile birlikte hükmetmiştir. Anılan kararın esasa ilişkin ilgili kısmı şöyledir:"(...)...davalı idare ajanının müteveffaya karşı hukuka aykırı eylemiyle (asta müessir fiil) birlikte, müteveffanın dış dünyaya yansıyan intihar eğilimine (söz ve davranışlarına) rağmen gerekli tedbirlerin alınmaması ve kurulan can dostu sisteminin iyi işletilmemesi sebebiyle müteveffanın ölümü ile sonuçlanan olayda kısmen de olsa idarenin hizmet kusuru bulunduğu anlaşılmış ve bu suretle davacıların zararlarının davalı idarece karşılanması gerektiği, ancak ölüm olayının müteveffanın kendi eylemi sonucu gerçekleşmesi nedeniyle, müteveffanın da müterafik kusurunun bulunduğundan, zarar miktarında Türk Borçlar Kanunu'nun 52'inci maddesi uyarınca uygun miktarda tenkis uygulanması sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.Müteveffanın intiharından dolayı babaya ve anneye yarar kabul edilebilecek herhangi bir yasal ödeme yapılamayacağından, mahkememizce bu hususun araştırılması cihetine gidilmemiştir.Maddi tazminat isteminde bulunan davacı baba ve annenin maddi zararlarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek mahkememize ibraz edilen 2013 tarihli bilirkişi raporunda; davacı baba Abdullah Doğan'ın 812,00 TL, davacı anne Meryem Doğan'ın ise 652,00 TL maddi tazminat hak edişinin mevcut olduğu bildirilmiştir.Taraflara tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen bilirkişi raporu Mahkememizde kabul edilen kıstaslara, ilmi ilerilere ve yerleşmiş içtihatlara uygun bulunduğundan bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.Davacı anne ve babaya, müşterek çocuklarını kaybetmeleri nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ıstırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla, olayın meydana geliş şekli, tarihi, müteveffanın askerlik statüsü, davacıların sosyal durumları, paranın alım gücü ve işletilecek yasal faizi ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir." Başvurucuların anılan karara karşı yaptığı karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 13/11/2013 tarihli ve E.2013/1472, K.2013/1256 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Anılan karar 11/12/2013 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucular 23/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması” başlıklı maddesi şöyledir:“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler.Görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görevden reddi halinde sonradan Askeri Yüksek İdare Mahkemesine açılan davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.” 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiillerden doğan borç ilişkilerinin ceza hukuku ile ilişkisini düzenleyen maddesi şöyledir: “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” 1602 sayılı Kanun’un “Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kararlarının sonuçları” başlıklı maddesi şöyledir: “Daireler ve Daireler Kurulu kararları kesin olup, kesin hükmün bütün hukuki sonuçlarını hasıl eder. Bu kararlar aleyhine, ancak bu kanunda yazılı kanun yollarına başvurulabilir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, altmış gün içinde işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Mahkeme ilamlarının icaplarına göre eylem ve işlem tesis etmeyen idare aleyhine Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde tam yargı davası açılabilir. Tam yargı davaları hakkındaki kararlar, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.”