Başvuru, kısıtlama kararı verilmesini gerektiren bir rahatsızlığı olmadan bu yönde karar verilmesi, bu kararın kaldırılması talebinin haksız olarak reddedilmesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; kısıtlama kararı verilmesini gerektiren bir rahatsızlığı olmadan bu yönde karar verilmesi, bu kararın kaldırılması talebinin haksız olarak reddedilmesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 5/1/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık,başvuru hakkında görüş bildirmeyeceğini ifade etmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:A. Vasi Atanmasına İlişkin Yargılama Süreci Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 11/7/2003 tarihli davaname ile başvurucu Ali Abdullah Doğan'ın Maliye Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı görevlileri hakkında farklı mercilere şikâyet dilekçesi vermeyi alışkanlık hâline getirdiği, aynı konuya ilişkin şikâyetlerini kişilerin isimlerini değiştirmek suretiyle çok sayıda görevli hakkında vererek her iki bakanlık ile yargı mercilerini gereksiz yere meşgul ettiği ve bu kapsamda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından son iki yılda seksen iki adet şikâyetin sonuçlandırıldığı belirtilerek başvurucunun hak arama paranoyası içinde bulunduğu iddiasıyla vesayet altına alınması talep edilmiştir. Ankara Sulh Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) vesayet altına alınması talep edilen başvurucunun vesayet altına alınmasını gerektirir bir rahatsızlığının bulunup bulunmadığının tespiti için sağlık kuruluşlarına sevkini sağlamıştır. Başvurucu hakkında Hacettepe Üniversitesi Hastanesi Başhekimliği tarafından düzenlenen 26/12/2005 tarihli raporda sanrı bozukluğu adlı rahatsızlığın bulunduğu ancak bu rahatsızlığın kişinin vesayet altına alınmasını gerektirmediği belirtilmiştir. Mahkeme, anılan raporun başvurucunun yargılama aşamasında sergilediği davranışlarla uyumlu olmadığı tespitiyle başvurucuyu Adli Tıp Kurumu Başkanlığına (ATK) sevk etmiştir. ATK İhtisas Kurulu 26/3/2007 tarihli raporunda başvurucuda fiil ehliyetini etkileyecek ve olayları kavrayıp sağlıklı sonuç çıkarma yeteneğini ortadan kaldıracak derecede hezeyanlı bozukluk olarak adlandırılan akıl hastalığı bulunduğunu ve bu hastalık nedeniyle vesayet altına alınması gerektiğini belirtmiştir. Mahkeme 26/9/2007 tarihli karar ile ATK İhtisas Kurulu raporundaki tespitleri esas alarak başvurucunun vesayet altına alınmasına ve eşinin vasi olarak atanmasına karar vermiştir. Temyiz edilen hüküm, Yargıtay Hukuk Dairesinin 18/2/2008 tarihli kararı ile onanmış ve karar düzeltme isteğinin 29/5/2008 tarihinde reddiyle kesinleşmiştir.B. Vesayetin Kaldırılmasına İlişkin Yargı Süreci Başvurucu ve vasisi 16/9/2008 tarihli dilekçeyle vesayet kararı veren mahkemenin hâkimini reddetmiş olmaları nedeniyle yargılamanın yenilenmesi ve vesayet kararının kaldırılmasını istemişlerdir. Ankara Sulh Mahkemesi başvurucu ve vasisinin talebini kısıtlama kararınınkaldırılması talebi şeklinde yeni bir dava olarak nitelendirmiş ve yargılamada başvurucunun vesayet altına alınması nedenlerinin ortadan kalkıp kalkmadığı yönünde bir araştırma yapmıştır. Mahkemece başvurucunun önceki ATK raporuna yönelik itirazları dikkate alınarak ilgili kurumdan raporun düzenlenme şekli hakkında bilgi istenmiş ve başvurucunun ATK'ya sevki sırasında görev alan polis memurunun beyanı alınarak başvurucunun ATK İhtisas Kuruluna yeniden sevkine karar verilmiştir. Ancak başvurucunun bu kurulun tüm üyelerini şikâyet ettiği nazara alınarak sevk ATK Genel Kuruluna yapılmıştır. Başvurucu ve vasisi ATK Genel Kurulunda muayene yapılmasına rızalarının bulunmadığını ve mahkemece bu yönde karar verilse dahi bu karara uymayacaklarını bildirmiştir. Mahkeme, 17/3/2015 tarihli kararla dinlenen tanık beyanları, ATK ile yapılan yazışmalar, başvurucunun ATK Genel Kurulu tarafından muayene edilmesini kabul etmemesi ve dosya kapsamındaki diğer delillere göre vesayet altına alınmasına dayanak teşkil eden ATK İhtisas Kurulunun 26/3/2007 tarihli raporundaki tespitleri geçersiz kılacak herhangi bir delile ulaşılamadığından davanın reddine karar vermiştir. Karar temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 3/5/2016 tarihli kararla hükmü onamıştır. Karar düzeltme isteği bu tür kararlara karşı karar düzeltme istenemeyeceğinden 16/2/2017 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu yargılama aşamasında 5/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Kanun Hükümleri 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ''Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı'' kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır" 4721 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Diğer kısıtlılar üzerindeki vesayet, yetkili vesayet makamının kararıyla sona erer.Vesayeti gerektiren sebebin ortadan kalkması üzerine vesayet makamı vesayetin sona ermesine karar verir.Kısıtlı ve ilgililerden her biri, vesayetin kaldırılması isteminde bulunabilir.'' 4721 sayılı Kanun'un ''Akıl hastalığı veya akıl zayıflığında'' kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı yüzünden kısıtlanmış olan kişi üzerindeki vesayetin kaldırılmasına, ancak kısıtlama sebebinin ortadan kalkmış olduğunun resmî sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi hâlinde karar verilebilir."B. Yargıtay Kararı Yargıtay Hukuk Dairesinin 16/1/2018 tarihli ve E.2017/7754, K.2018/421 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:''Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; F.T. hakkında 'şizofren' tanısı ile verilen Rize Eğitim ve Araştırma Hastenesi'nin 2009 tarihli heyet raporu hükme esas alınarakF. T.nin kısıtlanmasına karar verildiği, F.T. hakkında Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastenesi'nin 2016 tarihli heyet raporu hükme esas alınarak da F.T.nin kısıtlanmasının sona erdirilmesine karar verildiği, kısıtlanmanın kaldırılmasına esas raporda kısıtlıya ait hastane kayıtlarının irdelenmeden düzenlendiği anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece, dosyadaki tedavi evrakları ile dosya kapsamında bulunan raporlar birlikte değerlendirilerek yeniden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.''