11. Hukuk Dairesi 2013/8033 E. , 2013/21871 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/01/2013 tarih ve 2009/28-2013/50 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve
**11. Hukuk Dairesi 2013/8033 E. , 2013/21871 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/01/2013 tarih ve 2009/28-2013/50 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı Bankadaki hesabında bulunan 137.000,00 USD'nin talimatı olmadan davalı ...'a ödendiğini, davalı ... hakkında ceza davası açıldığını, bu davada zimmetine para geçirdiğini kabul ettiğini ileri sürerek şimdilik 6.000,00 USD'nin avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile talep sonucunu 38.000 USD'ye çıkartmıştır. Davalı Banka vekili, belirtilen davacı hesabındaki tüm ödemelerin açılış tarihinden itibaren sadece diğer davalıya yapıldığını, dava konusu edilen üç işlem dışında da bir çok işlemin davalı ... tarafından gerçekleştirildiğini, davacının bu işlemlere itiraz etmediğini, bu durumun davalı ...'un davacının yetkilisi/vekili olduğunu gösterdiğini, diğe davalının hesaptan para çekebileceğine ilişkin teamül oluştuğunu, ayrıca anılan işlemlerin davacının müdürü tarafından gönderilen faks talimatları uyarınca gerçekleştirildiğini, davacının işlemlerden sonra detay mizanında bakiye konusunda mutabakatını belirttiğini, 10 ay sonra yapılan itirazın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ..., işlem tarihlerinde davacı şirket çalışanı olduğunu, şirket müdürünün yazılı talimatı ile çekilen paraların yine şirket için kullanıldığını, davacının işlemlerden haberinin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davacı adına davalı bankadan çeşitli kez para çekme ve yatırma işlemlerini yaptığı, itiraz gören işlemden sonra dahi davalı ...'un davalı bankadan para çekmeye devam ettiği, diğer işlemlere itiraz edilmediği, davacı şirket ile davalı ... arasında güvene dayalı vekalet ilişkisinin bulunduğu, davacının itiraz etmediği işlemler nedeni ile itiraz ettiği işlemlere de icazet verdiği, dolayısı ile taraflar arasında bu şekilde gelişen teamül vücuda geldiği, süre gelen bu durumdan Mesut'tan her işlem karşılığı makbuz isteyip bu makbuzları saklamasının beklenemeyeceği, kaldı ki tacir olan davacının hesap hareketlerini muntazaman kontrol etmesinin gerekli olduğu, keza davacının 30/09/2008 tarihli şirket detay mizanı ile işlemleri onayladığı, davacının bu yönü ile de davalıların yaptığı işlemlere icazet vermiş sayılacağı, davacının icazet verdiği işlemlerden kaynaklı olarak oluşan zarardan başka birini sorumlu tutmasının iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalı Bankada bulunan mevduatın talimat olmaksızın diğer davalıya ödendiği iddiasıyla açılan alacak davası olup, davalı Bankanın sorumluluğu yönünden rapor ve ek rapor alınmış ve bilirkişilerce davalının sorumluluğunun bulunduğu yönünde görüş bildirilmiş olmasına rağmen mahkemece, Bankanın sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Ancak, olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 99/2. maddesi uyarınca hafif kusurlarından dahi sorumlu bulunan Banka, mevduatı gerçek hak sahibine ödemekle mükelleftir. Mevduat sahibi, mevduatın kendisine ödenmediğini iddia ettiğinde Banka, ödemeyi gerçek hak sahibine yaptığını ispatlamak zorunda olup ancak bu takdirde sorumluluktan kurtulur. Somut olayda 11.04.2008 tarihli talimatlarda şirket adına atılan imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığı Adli Tıp Kurumu uzmanı tarafından ibraz edilen rapordan anlaşılmış, dava konusu diğer işleme ilişkin ise davalı Banka ıslak imzalı talimat belgesi ibraz edememiş, bu nedenle de imza incelemesi yapılamamıştır. Bu durumda, davalı Banka'nın mevduatı, mevduat sahibine iadeyle yükümlü olduğu kural olarak kabul edilip davacının da meydana gelen olayda iyi adam çalıştırmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğu gözetilerek mahkemece, davacı ile davalı Banka'nın kusur oranlarının ve davalı Bankanın sorumlu olduğu miktarın belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken anılan hususlar dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.