BU KARAR DANISTAY 13.DAIRESI NCE IPTAL EDILMISTIR. REKABET KURULU NUN AYNI KONUYA ILISKIN 05.01.2006 / 24.04.2006 TARIH VE 06-02/44 -6 / 06 -29/361 -91 NOLU KARARINA INTERNET SAYFAMIZDAKI KARAR ARAMA BÖLÜMÜNDEN ERİŞEBİLİRSİNİZ. 03-70/844 -366 2 Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI Dosya Sayısı : D4/1/O.G. -01/4 Karar Sayısı : 03-70/844 -366 Karar Tarihi : 30.10.2003 Dosya Konusu : 11 sigorta şirketi ve Milli Reasürans T.A.Ş.'nin yangın sigortaları pazarında asgari sigorta fiyatı
BU KARAR DANISTAY 13.DAIRESI NCE IPTAL EDILMISTIR. REKABET KURULU NUN AYNI KONUYA ILISKIN 05.01.2006 / 24.04.2006 TARIH VE 06-02/44 -6 / 06 -29/361 -91 NOLU KARARINA INTERNET SAYFAMIZDAKI KARAR ARAMA BÖLÜMÜNDEN ERİŞEBİLİRSİNİZ. 03-70/844 -366 2 Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI Dosya Sayısı : D4/1/O.G. -01/4 Karar Sayısı : 03-70/844 -366 Karar Tarihi : 30.10.2003 Dosya Konusu : 11 sigorta şirketi ve Milli Reasürans T.A.Ş.'nin yangın sigortaları pazarında asgari sigorta fiyatı uygulama konusunda protokol imzalamak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun un 4. maddesini ihlal ettikleri iddiası. A- TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER Başkan : Mustafa PARLAK Üyeler : Tuncay SONGÖR, A. Ersan GÖKMEN, R. Müfit SONBAY, Rıfkı ÜNAL, Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI, Kublay ATASAYAR, Süreyya ÇAKIN B- SORUŞTURMA HEYETİ Başkan : A. Ersan GÖKMEN Raportörler : Cihan AKTAŞ, M. Haluk ARI, Sezin ELÇİN C- HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILAN TEŞEBBÜSLER - Aksigorta A.Ş. Meclis -i Mebus an Cad. No:147 80040 Fındıklı/İstanbul - Temsilcisi: Av. Dr. Nurkut İNAN Çoban Yıldızı Sok. No:8/12 06680 Çankaya/Ankara - Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş. Büyükdere Cad. İş Kuleleri Kule2, Kat:21 -26 4.Levent/İstanbul - Temsilcisi: Prof. Dr. Ar if ESİN Akaretler Sıraevleri S.Seba Cad. No:35 80680 Beşiktaş/İstanbul - Axa Oyak Sigorta A.Ş. Meclis -i Mebusan Cad. No:81 34433 Salıpazarı/İstanbul - Temsilcisi: Av. Dr. Nurkut İNAN - Başak Sigorta A.Ş. Halaskargazi Cad. No:15 80225 Harbiye/İst anbul 03-70/844 -366 3 - Temsilcisi: Av. Dr. Nurkut İNAN -Av.Turgan GÜRMAN - Garanti Sigorta A.Ş. Mete Cad. Park Han No:40 Taksim/İstanbul - Temsilcisi: Av. Özgün ÖZTUNÇ Eski Büyükdere Cad. No:61 Maslak/İstanbul - Güneş Sigorta A.Ş. Güneş Plaza, Büyükdere Ca d. No:110 80280 Esentepe -Şişli/İstanbul - Temsilcisi: Av. Dr. Nurkut İNAN -Av.Turgan GÜRMAN - İsviçre Sigorta A.Ş. Kısıklı Cad. No:30 81180 Altunizade İstanbul - Temsilcisi: Av. Dr. Nurkut İNAN -Av.Turgan GÜRMAN - Ray Sigorta A.Ş. Kefeliköy Cad . No:35 80880 Tarabya/İstanbul - TEB Sigorta A.Ş. Meclis -i Mebusan Cad. 127/6 80040 Fındıklı/İstanbul - T. Genel Sigorta A.Ş. Meclis -i Mebusan Cad. No:91 80040 Salıpazarı/İstanbul - Yapı Kredi Sigorta A.Ş. Büyükdere Cad. Yapı Kredi Plaza A Blok 34330 Levent/İstanbul - Temsilcisi: Av. Dr. Nurkut İNAN - Av.Turgan GÜRMAN - Milli Reasürans T.A.Ş. Teşvikiye Cad. No:43 -57 80200 Teşvikiye/İstanbul - Temsilcisi: Av. Hüseyin YARSUVAT -Av. Kutman ÖGE Harman Cad. Polat Plaza B -3 Blok Kat:6 NO:4 34 394 Levent/İstanbul - Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği Büyükdere Cad. Büyükdere Plaza No:195 Kat:1 -2 34394 Levent/İstanbul 03-70/844 -366 4- Temsilcisi: Av. Hüseyin YARSUVAT -Av. Kutman ÖGE D- İDDİALARIN ÖZETİ Aksigorta A.Ş., Anadolu Anonim Türk Sigort a A.Ş., Axa Oyak Sigorta A.Ş., Başak Sigorta A.Ş., Garanti Sigorta A.Ş., Güneş Sigorta A.Ş., İsviçre Sigorta A.Ş., Ray Sigorta A.Ş., TEB Sigorta A.Ş., T. Genel Sigorta A.Ş., Yapı Kredi Sigorta A.Ş. şirketlerinin Milli Reasürans T.A.Ş. (Milli Reasürans) önderliğinde, asgari sigorta fiyatı uygulama konusunda aralarında protokol imzalayarak centilmenlik anlaşması yaptıkları, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği'nin (Birlik) ise bazı sigorta branşlarında tarifeler yayınlamakta olduğu iddia edilmekted ir. E- DOSYA EVRELERİ 11 sigorta şirketinin Milli Reasürans T.A.Ş. önderliğinde, asgari sigorta fiyatı uygulama konusunda aralarında protokol imzalayarak centilmenlik anlaşması yaptıklarına ilişkin 24.10.2001 tarihli Dünya Gazetesi'nde yayımlanan habere ilişkin olarak, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 55/1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucu düzenlenen 20.12.2001 tarih ve D4/1/O.G. - 01/4 sayılı İlk İnceleme Raporu; Kurul'un 25.12.2001 tarih ve 01 -63 sayılı toplantısında görüşülmüş ve Önaraş tırma açılmasına karar verilmiştir. Önaraştırmaya dahil olmamakla birlikte, bu süreçte yapılan incelemelerde, Birliğin bazı sigorta branşlarında tarifeler yayınlamakta olduğu tespit edilmiş ve Önaraştırma Raporu'nda bu belgeler de değerlendirilmiştir. Rekabet Kurulu'nun söz konusu raporu değerlendirerek almış olduğu 9.4.2002 tarih ve 02 -21/222 -M sayılı Soruşturma Kararı sonucunda, 4054 sayılı Kanun'un 43/2. maddesi uyarınca hakkında soruşturma açılan teşebbüslere ve önaraştırma sürecinde elde edilen belge lere dayanarak soruşturmaya dahil edilen teşebbüs birliğine soruşturma açıldığına dair bildirim yapılmış ve söz konusu bildirime cevaben gönderilen yazılı savunmalar alınmıştır. 4.10.2002 tarih ve 02 -61/756 -M sayılı Kurul kararı ile soruşturma süresi 6 ay uzatılmıştır. Soruşturma Heyetince tamamlanan 8.4.2003 tarih ve SR/03 -5 sayılı Soruşturma Raporu, Kanun un 45/1. maddesi uyarınca Başkanlıkça tüm Kurul Üyeleri ve hakkında soruşturma yürütülen taraflara tebliğ edilmiş ve aynı maddenin ikinci fıkrası gere ğince hakkında soruşturma yürütülenlerden 30 gün içinde yazılı savunmalarını göndermeleri istenmiştir. Soruşturmaya konu olan teşebbüsler 6.5.2003 -9.6.2003 tarihleri arasında ikinci yazılı savunmalarını göndermişlerdir. Soruşturma Heyeti nin hazırladı ğı 24.6.2003 tarihli Ek Yazılı Görüş , Kanun un 45/2. maddesi uyarınca, tüm Kurul üyeleri ve hakkında soruşturma 03-70/844 -366 5yürütülen taraflara tebliğ edilmiş, son yazılı savunmalar yasal süresi içinde Kurum'a intikal etmiştir. Hakkında soruşturma yürütülen tarafla r, Kanun un 46. maddesi uyarınca sözlü savunma toplantısı yapılmasını talep etmiştir. Rekabet Kurulu nun 28.8.2003 tarih ve 03 -59 sayılı toplantısında, yürütülen soruşturma ile ilgili olarak 15.10.2003 tarihinde sözlü savunma toplantısı yapılmasına karar v erilmiş ve sözlü savunma toplantısı davetiyeleri, Kanun un 46/2. maddesi uyarınca ilgililere gönderilmiştir. Rekabet Kurulu, 30.10.2003 tarihinde nihai kararını vermiştir. F- RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ Soruşturma Heyeti'nde yer alan Raportörler tarafından; 1. Aksigorta A.Ş., Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş., Axa Oyak Sigorta A.Ş., Başak Sigorta A.Ş., Garanti Sigorta A.Ş., Güneş Sigorta A.Ş., İsviçre Sigorta A.Ş., Ray Sigorta A.Ş., TEB Sigorta A.Ş., T. Genel Sigorta A.Ş., Yapı Kredi Sigorta A.Ş. ve Milli Reasüra ns T.A.Ş.'nin 11.10.2001 tarihinde imzalamış oldukları protokol ile reasüransa devredilecek poliçeler bakımından yangın sigortaları ve ek teminatlarına yönelik olarak uygulanacak asgari fiyatların belirlenmesi suretiyle 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin i hlal edildiği, 2. 4 üncü maddeyi ihlal edici nitelikteki protokol ile ilgili olarak 4054 sayılı Kanun un 10. maddesi ve 1997/6 sayılı Anlaşmaların, Uyumlu Eylemler ve Teşebbüs Birliği Kararlarının Kanunun 10. Maddesine Göre Bildiriminin Usul ve Esasları H akkında Rekabet Kurulu Tebliği'nin 2. maddesi ile öngörülmüş olan bir aylık süre içerisinde bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmediği, 3. Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği tarafından 1992 yılından bu yana hazırlanarak üyelere gönderilen G rev, Lokavt, Kargaşalık, Halk Hareketleri, Kötü Niyetli Hareketler ve Terör Tarifesi ile yangın sigortasına ek olarak verilen bazı teminatlar bakımından uygulanacak tarifelerin ve koşulların belirlendiği ve böylece 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ihlal edildiği, 4. 1992 yılından bu yana yürürlükte bulunan tarifeler ile ilgili olarak 1997/6 sayılı Rekabet Kurumu Teşkilatının Oluşturulmasından Sonra Teşebbüslerin ve Teşebbüs Birliklerinin 4054 Sayılı Kanun dan Doğan Hak ve Yükümlülüklerine İlişkin Tebliğ' in 3. maddesi gereğince 5.5.1998 tarihine kadar Kurum'a bildirimde bulunulmadığı gibi, sonraki yıllarda da güncellenerek uygulanmaya devam edilmesine karşın bildirimde bulunulmadığı bu nedenle, yukarıda belirtilen ihlalleri gerçekleştiren; I. a) Aksigort a A.Ş., Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş., Axa Oyak Sigorta A.Ş., Başak Sigorta A.Ş., Garanti Sigorta A.Ş., Güneş Sigorta A.Ş., İsviçre Sigorta A.Ş., Ray Sigorta A.Ş., TEB Sigorta A.Ş., T. Genel Sigorta A.Ş., Yapı Kredi Sigorta A.Ş. ve Milli Reasürans T.A.Ş .'nin 4054 sayılı Kanun un 2003/1 sayılı Tebliğ ile değişik 16. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 9.247.613.000 03-70/844 -366 6TL den az olmamak üzere bir önceki yıl sonunda oluşan yıllık gayrisafi gelirlerinin %10 una kadar para cezası ile cezalandırılması, b) 11.10.2 001 tarihli Protokol ün süresi içinde Kurum'a bildirilmemesi nedeniyle, protokolde imzası bulunan ve yukarıda adı geçen teşebbüsler hakkında 2003/1 sayılı Tebliğ ile değişik Kanun un 16. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde öngörülen 2.311.902.000. -TL para cezasının uygulanması; c) 4054 sayılı Kanun un 16. maddesi üçüncü fıkrası uyarınca, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemekten dolayı yukarıda anılan teşebbüslere verilecek cezanın %10'una kadar, anılan teşebbüsün yönetim organlarında görev alanla ra da para cezası verilmesi, II. a-) Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nin Kanun un 2003/1 sayılı Tebliğ ile değişik 16. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, 9.247.613.000 TL den az olmamak üzere bir önceki yıl gayri safi gelirinin %10 una ka dar para cezası ile cezalandırılması, b-) Söz konusu teşebbüs birliği kararı ile ilgili olarak, 4054 sayılı Kanun un 10. ve 1997/6 sayılı Tebliğ in 3. maddesi ile öngörülmüş olan bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olması nedeniyle aynı Kanun un 2 003/1 no lu Tebliğ ile değişik 16. maddesi birinci fıkrasının (c) hükmü uyarınca, 2.311.902.000 TL para cezası uygulanması, c-) 4054 sayılı Kanun un 16. maddesi üçüncü fıkrası uyarınca, önceki maddede belirtilen bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemekten dolayı Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği ne verilecek cezanın %10'una kadar, anılan Birliğin, o tarihte yönetim organlarında görev alanlara da para cezası verilmesi, gerektiği ifade edilmiştir. G- İNCELEME VE DEĞERLENDİRME G.1. İlgili Pazar G.1.1. İlgili Ürün Pazarı Sigorta türlerini genel olarak, sağlanan güvenliğin içeriği bakımından sosyal sigorta -özel sigorta; sigorta ilişkisinin düzenlenmesi bakımından yasal sigorta - akdi sigorta; sigorta ilişkisinin kurulmasının iradeye bağlılığı bakımından zorunlu s igorta -ihtiyari sigorta; rizikolar bakımından deniz -kara-hava sigortaları, sigorta ettiren ve denetim bakımından sigorta sözleşmesi - reasürans sözleşmesi; primler bakımından sabit primli sigorta -karşılıklı (değişir primli) sigorta, sigorta ettirilen çıkarla r bakımından mal ve malvarlığı sigortaları -kişi sigortaları; ödenecek sigorta türleri bakımından zarar sigortası - tutar sigortası gibi ayrımlara tabi tutmak mümkündür. 03-70/844 -366 7Soruşturmanın konusunu 11 sigorta şirketi ve bir reasürans şirketinin ticari ve sınai ya ngın sigortalarında reasüröre devredilecek poliçeler için asgari bir oran belirlemeleri ve bir protokol imzalamaları ile Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği'nin yangın sigortasına ek olarak verilen bazı klozlara ilişkin olarak tarifeler yayınla masının incelenmesi oluşturmaktadır. Protokol sadece yangın sigortalarını ve tarifesi olmayan ek klozları kapsamaktadır. Yangın sigortaları, sigorta ettirilen çıkarlar bakımından yapılan ayrımda, elemanter branşlar olarak yukarıda değinilen mal ve mal varl ığı sigortaları altında yer almaktadır. Sigortalının bir mal üzerindeki çıkarının sigorta ettirildiği mal sigortaları, rizikonun içeriğine göre kendi içinde sekiz sigorta koluna ayrılmaktadır: yangın sigortası, nakliyat sigortası, oto kasko sigortası, hır sızlık sigortası, cam kırılma sigortası, makine montaj sigortası, inşaat sigortası, deprem sigortası ve tarımsal sigortalar. Bu kollardan her birinde ayrı ayrı çıkarlar sigorta ettirilmekte, ayrı ilave teminatlar verilmektedir. Buna göre yangın sonucu meyd ana gelen hasarları güvence altına alan sigorta türü olan yangın sigortasının diğer sigorta türleri, örneğin oto kasko veya hırsızlık ile ikamesi mümkün değildir. Talep yönünden bakıldığında sigortanın bu özelliği dikkate alınarak her sigorta türünü ayrı b ir pazar olarak almak mümkündür. İlgili pazar belirlenirken dikkate alınması gereken bir başka konu arz boyutudur. Talep yönünden sigortaların birbirini ikame etmesi mümkün olmadığı gibi, sigorta şirketlerinin de faaliyet göstermek istedikleri her branş için ayrı ruhsat alma zorunluluğu bulunmaktadır. 26.12.1994 tarih ve 22153 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Sigorta ve Reasürans Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esasları Yönetmeliği'nin 14. maddesinden kaynaklanan bu zorunluluk dolayısıyla arz bakımından da sigorta türleri arasında bir farklılık mevcuttur. Öte yandan reasürans, sigortacılıktan ayrı düşünülemeyecek niteliktedir. Reasürans birincil sigortanın, yani tüketiciye sunulan nihai sigortanın ayrılmaz bir parçasıdır. Hem hukuki nedenlerle, hem de ek onomik ve ticari gereklerle reasüransı olmayan bir sigortanın mümkün olmadığı bilinen bir gerçektir. Özellikle yangın sigortaları gibi risklerin ve tazminatların yüksek olduğu sigorta türlerinde reasürans olmaksızın işlem yapılması mümkün gözükmemekte ve reasürans sigortanın ayrılmaz bir parçası olmaktadır. Bu durum reasürans pazarının da dikkate alınmasını gerektirmektedir. Öte yandan soruşturma konusu protokolün de reasüransa devredilecek poliçeler şeklinde bir çerçeve çizmiş olması karşısında bu gereklil iğin kaçınılmaz olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle ilgili pazar "sınai ve ticari yangın sigortaları ve ek teminatları ile reasürans pazarı" olarak belirlenmiştir. G.1.2. İlgili Coğrafi Pazar Sigorta şirketlerinin acenteler vasıtasıyla ülkenin tamamında hizmet verebilmesi ve tüketicilerin farklı bölgelerden poliçeler satın alabilmesi nedeniyle ilgili coğrafi pazar "Türkiye Cumhuriyeti sınırları" olarak belirlenmiştir. 03-70/844 -366 8 G.2. Sektör Hakkında Bilgiler G.2.1. Genel Olarak En basit şekliyle, ileride meydana gelme olasılığ ı bulunan tehlikeden doğacak zararın giderilmesinin, önceden yapılan ödemeler, yani prim karşılığında güvence altına alınması olarak tanımlanabilen sigortayı teknik olarak da istatistiki metotlarla gerçekleşme olasılığı saptanabilen ve gerçekleşmesi halind e ekonomik sonuçlarının para ile ölçülmesi veya belirlenmesi mümkün olan rizikoların tehdidi altında bulunan çok sayıdaki benzer birimin, bu sonuçları karşılayabilmek üzere bir fon yaratacak şekilde bir araya getirilmesi olarak tanımlamak mümkündür. Tanım dan da anlaşılacağı gibi, sigortacılığın amacı kişilerin tek tek kayıplarını karşılamak olmayıp, aynı riskle karşı karşıya olan mümkün olduğunca çok kişinin bir araya getirilmesini ve böylece istatistiki metotlarla söz konusu riskin belirginleştirilmesini sağlamaktır. Bu noktada sigorta en bilinen yönüyle bir risk transferi, başka bir deyişle risk paylaşma mekanizması olarak işlev görmektedir. Sigortanın bir başka önemli fonksiyonu ise poliçe ile tasarrufların toplanması ve biriktirilmesini ifade eden fon y aratma fonksiyonudur. Sigortanın temeli katılımcı sayısının olabildiğince artırılması ve rizikonun olabildiğince geniş bir alana dağıtılabilmesidir. Bu amaçla ulusal sınırların dahi dışına çıkılmaktadır. Bu durum, sigortanın arzının sonsuz olması şeklinde nitelendirilmektedir. Tekrar sigorta anlamına gelen reasürans ise, sigortacının herhangi bir sigorta işleminde kendi brüt konservasyon imkanını kullandıktan sonra arta kalan sigorta meblağını diğer bir sigortacıya sigortalatmasını ifade etmektedir. Burad a ilk sigorta şirketine sedan şirket aktarılan ikinci sigortacıya ise reasürans şirket denilmektedir. Buna göre bir reasürans akdinden söz edilebilmesi için öncelikle sigortalı ile sigortacı arasında bir sigorta sözleşmesi mevcut olmalı; bunun ardınd an ise sigortacı ile onun söz konusu sözleşmeden dolayı yüklendiği rizikonun gerçekleşmesi halinde uğrayacağı zararı tazmin yükümlülüğü altına giren reasürör arasında bir sözleşme yapılmalıdır. Reasürans sözleşmesi, sigorta sözleşmesi ile benzer nitelikte dir. Reasürör, sigortacının akdetmiş olduğu bir sigorta sözleşmesinde yazılı rizikoların gerçekleşmesi halinde, onun zararını tazmin edecektir. Sigortacı akdetmiş bulunduğu sigorta sözleşmesindeki sorumluluklarını belirli koşullarla reasüröre devretmekte, diğer bir deyimle halihazırdaki sorumluluk reasürör tarafından teminat altına alınmaktadır. 03-70/844 -366 9Ülkemizde sigortacılıkla ilgili ilk kanunlar 26.6.1927 tarihinde çıkarılan Sigorta Şirketlerinin Teftiş ve Murakabesi Hakkında 1149 sayılı Kanun ve Eki 1173 sayılı Kanun ile Mükerrer Sigorta İnhisarı Hakkında 1160 sayılı Kanun'dur. 30.12.1959 tarihinde ise Sigorta Şirketleri Murakabesi Hakkında 7397 sayılı Kanun yürürlüğe girmiş olup, 11.6.1987 tarih ve 3379 sayılı Kanun'la bazı değişiklikler yapılmış ve adı da Sigo rta Murakabe Kanunu olarak değiştirilmiştir. Sektör halen yürürlükte olan bu yasa ile düzenlenmektedir. 1980'lere kadar korumacılık anlayışı içerisinde, sektöre yeni şirket girişine müsaade edilmemiştir. Bu dönemde sigorta tarifeleri bilimsel esaslara daya nmaksızın, salt sigorta şirketlerinin önerileri göz önüne alınarak devlet tarafından belirlenmiştir. Sağlanan bu imkanlar sektörün gelişmesini hedeflemiş olmakla birlikte, uzun yıllar yürürlükte kalan bu sistemin sonucunda ulaşılan nokta, yüksek teknik kar lılığın sağlandığı, ancak rekabet ve canlılıktan uzak bir pazar olmuştur. 1980'lerde ülke ekonomisinde izlenen liberalleşme politikaları çerçevesinde sigorta sektörünün yapısal sorunları da tartışılmaya başlanmış ve 1987 yılında yeniden düzenlenen 7397 say ılı Sigorta Murakabe Kanunu ile sektörün oligopolistik yapısına son verilerek yeni şirketlerin piyasaya girmesine imkan tanınması, Türk sigortacılığında bir dönüm noktası oluşturmuştur. Sigortacılık faaliyetlerini liberalize eden ikinci adım, 1990 yılında tanzim esaslı tarife sisteminin terk edilip serbest tarife sistemine geçilmesi olmuştur. Sigorta sektörünün geliştirilmesi, sektörde rekabetçi bir ortamda etkinliğin ve verimliliğin artırılması amacıyla Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Devlet Bakanlığı nın 15.3.1990 tarih, 13470 sayılı ve 3.8.1990 tarih, 36259 sayılı onayları ile zorunlu sigortalar ve hayat sigortaları dışındaki branşlarda kademeli olarak serbest tarife uygulamasına geçilmiştir. 22.6.1994 tarih ve 21968 sayılı Mükerrer Resmi Gazete de ya yımlanan 539 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bu duruma uygun düzenleme 7397 sayılı Kanun da da yapılmıştır. Serbest tarife uygulamasına geçilmesi ile birlikte, rekabetin sonucu olarak hemen tüm branşlarda fiyat indirimleri gerçekleşmiştir. Sigorta şir ketleri arasında, yangın ve mühendislik sigortalarına ek olarak verilen deprem teminatı ile ilgili tarifelerde de rekabet yaşanmasıyla, 1990 ve 1991 yıllarında verdikleri teminatlar ile aldıkları primler karşılaştırıldığında şirketlerin teknik esaslara ayk ırı davrandıklarının anlaşılması üzerine 92/1013 sayılı ilgili Bakanlık kararı ile bu alanda yeniden tanzim esaslı tarife rejimine dönülmüştür. G.2.2. Yangın Sigortaları Mal sigortaları arasında yer alan yangın sigortası ile yangının, yıldırımın, infilakın veya yangın ve infilak sonucu meydana gelen duman, buhar ve hararetin sigortalı mallarda doğrudan neden olacağı maddi zararlar sigorta bedeline kadar temin olunmaktadır. Yasalar çerçevesinde bu üç riziko yani yangın, yıldırım ve infilak rizikoları yangın sigor tası sözleşmesinde standart olarak korunmaktadır. 03-70/844 -366 10Bütün sigorta kollarında olduğu gibi yangın sigortasında da sigorta güvencesinin kapsamı özel koşullarla (klozlarla) genişletilebilmektedir. Yangın sigortası poliçesine ek olarak verilen klozlar grev, loka vt, kargaşalık, halk hareketleri; kötü niyetli hareketler, terör, deprem ve yanardağ püskürmesi, fırtına, kar ağırlığı, sel veya su baskını, yer kayması, dahili su, kara taşıtları, hava taşıtları, deniz taşıtları, duman ve yangın ve infilak mali sorumluluğ udur. Serbest tarife rejiminin geçerli olduğu sigorta sektöründe yangın sigortaları kapsamında uygulanan iki tarife bulunmaktadır. Bunlardan birincisi Hazine Müsteşarlığı tarafından düzenlenen deprem ve yanardağ püskürmesi klozuna yönelik tarifedir. Diğer i ise grev, lokavt, kargaşalık, halk hareketleri klozu, kötü niyetli hareketler klozu ve terör klozuna yönelik olarak Birlik tarafından hazırlanan ve kısaca "Terör Tarifesi" olarak anılan tarifedir. 2001 yılı itibarıyla bu branşta 35 sigorta şirketi faali yet göstermekte olup, yurtiçi ve yurtdışı direkt prim üretimleri son 5 yıl itibarıyla aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. Tablo prim üretiminin miktarı ile birlikte, artış miktarını ve artış oranını da gözler önüne sermektedir. 1 Tablo 1 - Yangın Dalı Yurt içi Direkt Prim Üretimi Artış Miktarı Yıllar Miktar(milyar TL.) Miktar(milyar TL) Oran (%) 2001 440.326 184.483 72.11 2000 255.843 99.815 63.77 1999 156.128 80.229 105.7 1998 75.899 33.443 78.77 1997 42.456 21.130 99.08 1996 21.326 Tablodan da görüldüğü üzere, 2001 yılı itibarıyla yangın sigortasında yurtiçi direkt prim üretimi 440.326.000.000.000TL olarak gerçekleşmiş, 2000 yılı ile karşılaştırıldığında %72.11 oranında artmıştır. Yangın sigortaları konusu itibarıyla üçe ayrılmaktadır. Bunlar, sivil yangın sigortaları, sınai -ticari yangın sigortaları ve hususi fiyatlı yangın sigortalarıdır. Son 5 yıl itibarıyla, toplanılan prim miktarı ve düzenlenen poliçe adedi bu alt başlıklar altında aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. Tablo 2 -Yıllara Göre Ya ngın Dalı Yurt İçi Direkt Prim Üretimi ve Düzenlenen Poliçe Adetleri Sivil Ticari -Sınai Hususi Fiyatlı Toplam Yıllar Miktar (Milyar TL) Poliçe Adedi Miktar (Milyar TL) Poliçe Adedi Miktar (Milyar TL) Poliçe Adedi Miktar (Milyar TL) Poliçe Adedi 2001 97.618 969.797 330.073 481.308 12.634 7.589 440.326 1.458.694 2000 83.822 993.739 164.409 511.623 7.612 89.702 255.843 1*** *** **** 45.151 861.257 105.732 518.909 5.488 79.645 156.370 1.459.811 1998 13.360 618.264 56.199 504.534 6.340 41.548 75.899 1.164 .346 1997 8.703 620.988 26.217 495.137 7.536 123.954 42.456 1.240.079 1 Bu bölümde kullanılan veriler Sigorta ve Murakabe Kurulu 2001 yılı Raporu'ndan elde edilmiştir. 03-70/844 -366 11Tablodan da görüldüğü üzere, poliçe adedi olarak yangın branşında 2000 yılına kadar artış, özellikle sivil branşta, dikkat çekicidir. 2001 yılında poliçe kesim adedi azalmıştır. 2001 yılı itibarıyla, sivil yangın sigorta poliçe adedi 969.797, sınai -ticari y angın sigorta poliçe adedi 481.308, hususi fiyatlı yangın sigorta poliçe adedi 7.589 olmak üzere, toplam poliçe adedi 1.458.694 adet olmuştur. Yangın branşında yer alan yukarıdaki alt başlıkların, toplanan prim miktarındaki oranları ise şöyledir: Tablo 3- Yıllara GöreYangın Dalı Yurt içi Direkt Prim Üretimi ve Oranları Sivil Ticari -Sınai Hususi Fiyatlı Toplam Yıllar Miktar (Milyar TL) Oran (%) Miktar (Milyar TL) Oran (%) Miktar (Milyar TL) Oran (%) Miktar (Milyar TL) Oran (%) 2001 97.618 22.16 330.073 74.96 12.634 2.86 440.326 100 2000 83.822 32.76 164.409 64.26 7.612 2.98 255.843 100 1999 45.151 28.87 105.732 67.62 5.488 3.51 156.370 100 1998 13.360 17.61 56.199 74.04 6.340 8.35 75.899 100 1997 8.703 20.49 26.217 61.75 7.536 6.07 42.456 100 1996 4.463 21.07 13.718 64.79 2.993 14.13 21.173 100 Yukarıdaki tablodan da görüldüğü üzere, yıllar itibarıyla, sınai -ticari yangın sigortası, yangın branşında prim miktarı bakımından ağırlığı oluşturmaktadır. Yukarıdaki iki tablo birlikte değerlendirilecek olursa, 2001 yılında her ne kadar sivil branşta po liçe adedi fazla ise de, prim üretim miktarı bakımından sınai - ticari branş, toplam üretimin %74.96'sını oluşturmaktadır. Bunun sebebi ise, sınai -ticari yangın sigortalarında, sigortaya konu teminatın büyüklüğüdür. Son 5 yıl itibarıyla, sigorta şirketleri nin, direkt prim üretimi ve reasüröre devrettikleri ve kendi üzerinde tuttukları tutarlar hem miktar hem de oransal olarak aşağıdadır: Tablo 4 - Yangın Branşında Direkt Prim Üretimi, Reasüröre Devredilen ve Şirkete Kalan Miktar ve Oranlar Reasürör Şirkete Devredilen Şirkete Kalan Yıllar Alınan Prim Prim Miktarı (MilyarTL) Oranı (%) Prim Miktarı (MilyarTL) Oranı (%) 2001 440.855 322.989 73.26 117.865 26.73 2000 256.342 162.613 63.43 93.729 36.57 1999 156.527 97.409 62.23 59.121 37.77 1998 76.200 51.286 67.30 24.914 32.70 1997 43.450 28.714 66.09 14.736 33.91 Yukarıdaki tablodan da görüldüğü üzere, sigorta şirketleri, topladıkları primlerin büyük kısmını riski paylaşma adına reasürör şirkete devretmektedir. Özellikle bu oranlar 2001 yılı itibarı yla sıçrama göstermiş ve şirket uhdesinde kalan %26.73, reasürör şirkete devredilen %73.26 oranında olmuştur. Son 5 yıl itibarıyla, sigorta şirketlerinin, direkt işlere ait ödedikleri tazminatlar ve bu ödemede reasürör payı ve şirketin payı hem miktar, he m de oransal olarak şöyledir: 03-70/844 -366 12 Tablo 5 - Yangın Branşında Direkt İşlere Ait Ödenilen Tazminat Miktarları, Reasürör Payı ve Şirket Payı Miktar ve Oranları Reasürör Payı Şirket Payı Yıllar Ödenen Tazminat Miktarı (MilyarTL) Oranı (%) Miktarı (MilyarT L) Oranı (%) 2001 168.476 127.196 75.49 41.281 24.50 2000 145.632 122.615 84.20 23.467 15.80 1999 164.434 150.646 91.61 13.788 8.39 1998 32.440 23.795 73.35 8.645 26.65 1997 23.327 17.734 76.02 5.593 23.98 1996 7.954 5.409 68.00 2.544 32.00 Yukarıd aki tabloda dikkat çekici olan, ödenilen tazminat miktarlarında, 2001 yılında oranlar biraz azalmış olsa da, reasürans şirketlerinin ağırlığıdır. 2001 yılı itibarıyla ödenen tazminat miktarı 168.476.000.000.000TL olarak gerçekleşmiş ve bunun 127.196.000.00 0.000TL'lik (%75.49) kısmını reasürans şirketleri, 41.281.000.000.000TL'lik (%24.50) kısmını ise sigorta şirketleri ödemiştir. Alınan prime karşılık verilen teminat miktarı, son dört yıl itibarıyla aşağıdaki gibidir: Tablo 6 -Yıllara Göre Alınan Prim ve V erilen Teminatlardaki Değişim Alınan Prim Verilen Teminat Yıllar Miktar (Milyar TL) Artış oranı (%) Miktar (Milyar TL) Artış oranı (%) 2001 440.326 72.11 306.178.748 70.96 2000 255.843 63.77 179.088.009 22.41 1999 156.128 105.7 146.291.485 34.51 1998 75.899 108.760.363 Yukarıdaki tabloda gösterildiği gibi, yıllar itibarıyla alınan prim miktarındaki artış oranı, buna karşılık verilen teminatın artış oranından bir hayli yüksek olmasına karşılık, 2001 yılında bu durum değişmiştir. Prim üretimi 200 0 yılında 255.843.000.000.000TL. iken, 2001 yılında 409.888.000.000.000TL. olarak %60.21 oranında artmıştır. Aynı yıllarda, verilen teminat miktarı 179.088.009.000.000.000TL'den 306.178.748.000.000.000TL'ye yükselmiş ve bu artış oranı %70.96 seviyesinde ol muştur. Sigorta şirketlerinin yangın branşında hasar -prim oranları ve teknik kar/prim oranları son dört yıl itibarıyla aşağıdaki tabloda gösterilmektedir. Tablo 7 -Yıllara Göre Hasar -Prim Oranı ve Teknik Kar -Prim Oranı Değişimi Yıllar Hasar -Prim Oranı* (%) Teknik kar/Prim Oranı*(%) 2001 54.61 4.70 2000 39.60 17.10 1999 230.86 18.08 1998 56.65 18.39 03-70/844 -366 13*Hasar -Prim oranı: (Ödenen tazminat+muallak hasarlar -Devreden muallak hasarlar) / (Alınan prim+Devreden cari rizikolar karşılığı -Dönem cari rizikolar ka rşılığı) olarak hesaplanmıştır. *Teknik kar / Toplam prim üretimi Protokolü imzalayan şirketlerin sınai -ticari yangın sigorta branşında 2001 itibarıyla, prim üretimleri, ödedikleri hasar ve düzenledikleri poliçe adetleri ise aşağıdaki şekildedir: Tablo 8 - Protokoldeki Şirketlerin Sınai -Ticari Yangın Sigortalarındaki Üretimi ve Toplam İçindeki Payı Prim Üretimi Ödenen Hasar Poliçe Adedi Şirket Unvanı Miktar (Milyar TL) Oran (%) Miktar (Milyar TL) Oran (%) Miktar (Adet) Oran (%) Aksigorta 33.157 10.04 6.503 4.61 40.300 8.37 Anadolu A.T. 43.198 13.08 15.505 10.99 82.763 17.19 Axa Oyak 35.980 10.90 13.920 9.87 59.063 12.27 Başak 2.581 0.78 6.828 4.84 6.115 1.27 Garanti 19.906 6.03 11.967 8.48 3.751 0.78 Güneş 35.242 10.67 26.567 18.84 45.283 9.40 İsviçre 14.833 4.49 8.918 6.32 26.067 5.41 Ray 6.320 1.91 809 0.57 17.232 3.58 TEB 4.641 1.40 1.036 0.73 6.092 1.26 T.Genel 10.981 3.32 2.203 1.56 374 0.08 Yapı Kredi 22.479 6.81 3.966 2.81 29.309 6.08 11ŞirketToplamı 229.318 69.47 98.222 69.66 316.349 65.72 Tüm şirketler 330.073 100 140.987 100 481.308 100 Yukarıdaki tablodan da görüldüğü gibi, protokolü imzalayan 11 sigorta şirketi, 35 şirketin faaliyet gösterdiği sınai -ticari yangın sigorta branşında, prim üretimi açısından pazarın %69.47'sini, ö denen hasar açısından pazarın %69.66'sını, düzenlenen poliçe adedi bakımından ise piyasanın %65.72'sini oluşturmaktadır. Anılan şirketlerin, yangın branşında direkt prim üretimleri, reasüröre devrettikleri ve kendi üzerlerinde tuttukları oranlar aşağıdaki tabloda verilmektedir. Tablo 9 - Protokoldeki Şirketlerin Yangın Sigortasında Direkt Prim Üretimleri, Reasüröre Devrettikleri ve Kendi Üzerinde Tuttukları Tutarlar Alınan Prim Verilen Prim Şirkete Kalan Şirket Unvanı Miktar (Milyar TL) Oran (%) Miktar (Milyar TL) Oran (%) Miktar (Adet) Oran (%) Aksigorta 38.659 8.76 29.248 9.05 9.411 7.98 Anadolu A.T. 51.133 11.59 30.197 9.34 20.936 17.76 Axa Oyak 45.718 10.37 32.511 10.06 13.207 11.20 Başak 27.788 6.30 20.766 6.42 7.012 5.94 Garanti 23.012 5.21 18.434 5.70 4.578 3.88 Güneş 39.576 8.97 33.831 10.47 5.745 4.87 İsviçre 19.378 4.39 10.299 3.18 9.079 7.70 Ray 9.250 2.09 6.709 2.07 2.541 2.15 TEB 5.485 1.24 4.252 1.31 1.233 1.04 T.Genel 13.819 3.13 10.358 3.20 3.461 2.93 03-70/844 -366 14Yapı Kredi 30.438 6.90 24.365 7.54 6.073 5.15 11 Şirket Toplamı 304.256 69.01 220.970 68.41 83.276 70.65 Tüm şirketler 440.855 100 322.989 100 117.865 100 Tabloda, protokole katılan şirketlerin yangın branşında aldıkları toplam prim gösterilmektedir. Buna göre 11 şirket, alına n primin %69.01'ini oluşturmaktadır. Alınan primlerden reasüröre devredilen miktarın %68.41'ini ve şirketlere kalan toplam miktarın ise %70.65'ini anılan şirketler gerçekleştirmiştir. Ödenen tazminatlar açısından anılan şirketlerin değerlendirilmesi aşağ ıdaki tabloda gösterilmektedir. Tablo 10 - Protokoldeki Şirketlerin Yangın Sigortasında Ödedikleri Tazminatlar, Reasüröre Devrettikleri ve Kendi Üzerinde Tuttukları Tutarlar Ödenen Tazminat Reasürör Payı Şirket Payı Şirket Unvanı Miktar (Milyar TL) Oran (%) Miktar (Milyar TL) Oran (%) Miktar (Adet) Oran (%) Aksigorta 7.582 4.50 4.807 3.77 2.775 6.72 Anadolu A.T. 16.749 9.94 10.568 8.30 6.181 14.97 Axa Oyak 16.070 9.53 10.983 8.63 5.087 12.32 Başak 7.512 4.45 5.493 4.31 2.019 4.89 Garanti 12.867 7.63 11.122 8.74 1.745 4.22 Güneş 27.590 16.37 26.045 20.47 1.545 3.74 İsviçre 9.943 5.90 6.823 5.36 3.120 7.55 Ray 1.253 0.74 711 0.56 542 1.31 TEB 1.565 0.93 1.038 0.82 527 1.27 T.Genel 2.579 1.53 1.643 1.29 936 2.26 Yapı Kredi 5.147 3.05 3.059 2.40 2.088 5.05 11 Şirket Toplamı 108.857 64.61 82.292 64.69 26.565 64.35 Tüm şirketler 168.476 100 127.196 100 41.281 100 Tabloya göre, 2001 yılında yangın branşında ödenen tazminatın %64.61'i 11 şirket üzerinden gerçekleşmiştir. Ödenen tazminatlarda toplam resasürör payında anılan şirketlerin oranı %64.69 ve şirketlerin ödedikleri hasarlarda ise %64.35 seviyesindedir. Protokolde imzası bulunan Milli Reasürans ise bir reasürans şirketidir. Aşağıda bu teşebbüsün yangın branşında sektör içindeki rakamları ve rilmiştir. Tablo 11 - Yangın Branşı Reasüransında Milli Reasüransın Durumu Sektör Toplamı (MilyarTL) Reasürör Payı (MilyarTL) Reasürör Oranı (%) Milli Re'ye Devredilen (MilyarTL) Milli Re'nin Oranı (%) Prim İstihsali 440.855 322.989 73.2 80.114 24.8 Ödenen Tazminat 168.476 127.196 75.5 25.790 15.3 03-70/844 -366 15Tablodan görüldüğü üzere, Milli Reasürans yangın branşında reasüransa devredilen primlerin %24.8'ini almış, hasar olduğunda ise reasürans şirketleri tarafından ödenen kısmın %15.3'ünü karşılamıştır. G.3. Yapı lan İnceleme ve Tespitler G.3.1. Protokole İlişkin Yapılan İnceleme ve Tespitler Serbest tarife sistemi ile birlikte sigorta şirketleri arasında rekabet başlamıştır. Artan rekabet neticesinde sektör ilk yıllarda enflasyon oranının çok üzerinde büyümüş, müşterile rin de sigorta bilincini artırmıştır. Ancak fiyatlar tarife sistemi ile karşılaştırıldığında, aşağı seviyelere inmiştir. Bu dönem zarfında sigorta şirketleri, herhangi bir mali analize dayanmayan, hasar -prim oranını dikkate almayan ve topladıkları primlerl e verdikleri teminatların karşılanması mümkün olmayan fiyatlarla rekabet etmişlerdir. Teknik oranlar dikkate alınmaksızın yapılan bu rekabetin sonuçları görüldüğünden bazı branşlarda fiyatlar kendiliğinden yükselmiştir. 1990'dan sonra gerçekleşen liberali zasyon diğer sigorta branşlarını olduğu gibi yangın sigortalarını ve özellikle sınai ve ticari yangın sigortalarını da etkilemiştir. Fiyatların teknik karlılık noktasının aşağısına inmesiyle, sigorta şirketlerinin talebi üzerine serbest tarife sistemine ge çilmesinin henüz ikinci yılında, Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeği de göz önüne alınarak, Bakanlık müdahale etmiş, yangın sigortasına ek klozlardan deprem ve yanardağ püskürmesi klozunda yeniden tanzim edilmiş tarifelerin uygulanmasına karar ve rmiştir. Sektörün önde gelenleri, yine yangın sigortasına ek klozlardan kısaca "Terör" klozu denilen, "Grev, Lokavt, Kargaşalık, Halk Hareketleri, Kötü Niyetli Hareketler ve Terör Tarifesi"nde de benzer bir talebi dile getirmişler, ancak bu talep her bir k lozun tarifesinin belirlenmesi ile tekrar eski sisteme dönüleceğinden dolayı kabul görmemiştir. Bunun üzerine, terör tarifesi bir "Birlik Kararı" olarak yayımlanmıştır. Sonuç olarak, 1993 yılı başı itibarıyla yangın branşında verilen sigorta teminatlarında , ek klozlarda, biri Bakanlık onaylı deprem tarifesi, diğeri Birlik Kararı olan terör tarifesi yer almıştır. Zamanla bu tarifelere, reasürans anlaşmalarında da yer verilerek uygulaması daha sıkı takip edilmiş ve artık sektörde bir kural haline gelmiştir. Rekabet sonucu yıllar itibarıyla yaşanan bu süreç, hem sigorta şirketlerini, hem de özellikle büyük montanlı teminatları kapsayan sigorta branşı olan sınai ve ticari yangın sigortalarında tazminatın büyük bir bölümünü ödeyecek olan reasürörleri zorlamıştır . Sektörde ve sektöre teminat veren reasürörler nezdinde bu sıkıntılar dile getirilirken, ABD'de 11 Eylül 2001'de yaşanan terörist saldırı, sigortacılık sektörüne global anlamda büyük bir darbe vurmuş, sektörde büyük bir daralma yaşanmıştır. Bu olay, tic ari ve sınai yangın branşında uzun zamandır konuşulan primlerin düşüklüğünü tekrar gündeme getirmiştir. Söz konusu gelişmeler neticesinde, Türk sigorta sektöründe çok büyük bir ağırlığı olan Milli Reasürans T.A.Ş. yetkilileri, önde gelen 12 sigorta şirketi temsilcisini 03-70/844 -366 16davet etmiş ve dile getirilen sıkıntılar neticesinde anlaşmaya varılmış ve Koç Allianz A.Ş. dışında, katılanlarca protokole bağlanmıştır. G.3.1.1. Dünya Gazetesi'ndeki Röportaj Kurul'un resen harekete geçmesine neden olan Dünya Gazetesi'nde çıkan haberde, Milli Reasürans Genel Müdürü Cahit NOMER ile yapılan röportajda aşağıdaki ifadeler yer almaktadır: "Böyle bir protokole neden ihtiyaç duyuldu? 10 senedir serbest rekabet yüzünden yangın sigortalarında fiyatlar sıfıra kadar indi. Amerika da yaşanan terör olayı nedeniyle reasürörler ya terör teminatı vermeyecekler ya da sınırlı verecekler. Sigortalılar eskisi gibi istedikleri limitlerde terör teminatı alamayacaklar. Diğer taraftan da reasürans maliyetleri artıyor. Bu maliyetleri karşılayabilmek için asgari düzeyde çalışmaya ihtiyaç vardı. İşte bu protokol, bunu sağlayacak. Kimin öncülüğünde bu protokol hazırlandı? Bu eskiden beri konuşulan ama, bir türlü gerçekleştirilemeyen bir oluşumdu. Bunu birilerine mal etmek doğru değil. Şirketlerin kendi irad eleri ile yaptıkları bir anlaşma. Neden 12 şirketle sınırlı tutuldu? Sadece 12 şirket ile konuşuldu. Bu şirketler piyasanın yüzde 80 ini kontrol ediyorlar. Bu tür oluşumlarda geniş bir topluluk sayamazsınız. Özünde bunu büyüklerle halledersek, gerisi de gelir dedik. Eminim buna tüm şirketler uyacaktır. Bireysel sigortalara yansıyacak mı? Hayır olmaz. Çünkü onlar zaten yüksek ödüyorlar. Yüksek derken, bireysel sigortalılar rekabetten hiç istifade etmediler. Serbest rekabet sadece sanayi ve ticari rizikol arda oldu." G.3.1.2. Yerinde İncelemeler Önaraştırma ve soruşturma safhalarında 11 sigorta şirketi ve Milli Reasürans tan aşağıdaki bilgi ve belgeler elde edilmiştir. G.3.1.2.1. Axa Oyak Sigorta A.Ş. 12.3.2002 tarihinde Raportörlerce Axa Oyak Sigorta A.Ş.'de Genel Müdür i le görüşülmüş, aşağıdaki sorular sorularak cevapları alınmıştır. 03-70/844 -366 17 "Soru 1: 11 Ekim 2001 tarihinde 12 şirketin imzaladığı protokol aşamasına nasıl gelindi? Cevap 1: 11 Eylül de yapılan saldırı dünyada sigortacılık açısından bir çok şeyi değiştirdi. Türkiye de de özellikle yangın sigortalarında fiyatlar oldukça düşüktü. Bu oranlar son zamanlarda %0.001 seviyesine kadar gerilemişti. Teminatlar ile orantısız olan bu fiyatlar karşısında reasürörler artık teminat vermeyeceklerini ifade ettiler. Bu durumda primle ri yukarı çekmek gerekliydi, onların istediği rakamların çok daha yüksek olması ihtimaline karşı pazarlık gücümüzü yükseltebilmek amacıyla bazı sigorta şirketleri Milli Reasürans beraberliğinde bir protokol imzalamayı uygun buldular. Soru 2: Protokol ile ne hedeflenmektedir? Cevap 2: Bu protokol bir tarife değil, temel yangın sigortası ile ilgili olarak reasüröre iş devri için bir önkoşuldur. Tüketiciye oldukça az etkisi olan, reasürans devri ile ilgili bir protokoldür. Reasüröre devretmek istemediğiniz poliçeler için yine protokolde belirlenen oranların altında fiyat vermeniz mümkündür. Bizim fiyatlarımız protokol ile belirlenen rakamların çok üzerinde olduğu için sigortalıya yansıması noktasında bizim açımızdan değişen bir şey olmadı. " G.3.1.2.2. T. Genel Sigorta A.Ş. 12.3.2002 tarihinde Raportörlerce T. Genel Sigorta A.Ş. merkezinde Genel Müdür Yardımcısı ile görüşülmüş olup, düzenlenen tutanakta yer alan ifadeler aşağıdaki gibidir. "Soru 1: 11 Ekim 2001 tarihinde 12 şirketin imzaladığı protokol aşamasına nasıl gelindi? Cevap 1: 11 Eylül de yapılan saldırı dünyada sigortacılık açısından bir çok şeyi değiştirdi. Tüm dünyada reasürans fiyatları yükselirken reasürans piyasası da daraldı. Türkiye de de özellikle yangın sigortalarında fiyatlar oldukça düşüktü. Bu or anlar son zamanlarda %0.001 seviyesine kadar gerilemişti. Türkiye de faaliyette bulunan dünyanın en büyük dört sigorta şirketinden ikisi Köln Re ve Frankona Re düşük primler nedeniyle Türkiye yi terketmişlerdir. Teminatlar ile orantısız olan bu fiyatlar ka rşısında diğer reasürörler de artık teminat vermeyeceklerini ifade ettiler. Geçen yıl yine bu yönde teklifler gelmişti. Reasürans anlaşmaları her yıl yenilenmektedir. Bu yıl reasürörler yine bu yöndeki isteklerini bildirdiler. Bu durumda primleri yukarı çekmek gerekliydi, onların istediği rakam % 0.050 civarındaydı, onların bu talebini kırmak için bazı sigorta şirketleri Milli Reasürans beraberliğinde bir önniyet protokolü imzalamayı uygun buldular. Diğer ülkelerde 11 Eylül sonrasında sigorta fiyatları art tı ve daha katı uygulamalar başladı. Soru 2: Protokol ile ne hedeflenmektedir? 03-70/844 -366 18Cevap 2: Bu protokol bir tarife değil, temel yangın sigortası ile ilgili olarak reasüröre iş devri için bir önkoşuldur. Bağlayıcı bir cezai şartı yoktur, niyet mektubu olduğu söylenebilir. Eğer daha düşük primlerle çalışacak reasürör bulabiliyorsanız yine istediğiniz fiyattan satış yapabilirsiniz, ancak hasarın gerçekleşmesi durumunda ödeme güçlüğü ile karşılaşma olasılığınız bulunmaktadır. Reasüröre devretmek istemediğiniz pol içeler için ise yine protokolde belirlenen oranların altında fiyat vermeniz mümkündür. Bu protokolün kapsamının bizim ciromuzda çok fazla bir yer kaplamadığı söylenebilir. Bu protokol ile Türk sigortacılığının özellikle büyük reasürans piyasalarının hegemo nyasına girmesi önlenmiş olduğu söylenebilir. Aksi takdirde özellikle büyük riskler için yangın sigortası yapılmasında çok büyük zorluklar yaşanacaktı." G.3.1.2.3. Ray Sigorta A.Ş. 12.3.2002 tarihinde Ray Sigorta A.Ş. unvanlı teşebbüste Raportörlerce, Genel Müdür il e yapılan görüşmede, aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir. "Soru 1: 11 Ekim 2001 tarihinde 12 şirketin imzaladığı protokol aşamasına nasıl gelindi? Cevap 1: 11 Eylül de yapılan saldırı dünyada sigortacılık açısından bir çok şeyi değiştirdi. Tüm dünyada re asürans fiyatları yükselirken reasürans piyasası da daraldı. Türkiye de de 1990 yılında sigorta sektöründe gerçekleştirilen liberalizasyon sonrasında özellikle yangın sigortalarında fiyatlar büyük bir hızla düşmüştür. Bu oranlar son zamanlarda %0.001 seviy esine kadar gerilemişti. Teminatlar ile orantısız olan bu fiyatlar karşısında reasürörler teminat vermeyeceklerini ifade ettiler. Bu durumda primleri yukarı çekmek gerekliydi ve bu amaçla protokol imzalanması yoluna gidildi. Soru 2: Protokol ile ne hedefl enmektedir? Cevap 2: Bu protokol bir tarife değil, temel yangın sigortası ile ilgili olarak reasüröre iş devri için bir önkoşuldur. Iyi reasürörlere iş devrinin bir şartı olarak imzalanmıştır. Eğer daha düşük primlerle çalışacak reasürör bulabiliyorsanız yine istediğiniz fiyattan satış yapabilirsiniz, ancak hasarın gerçekleşmesi durumunda ödeme güçlüğü ile karşılaşma olasılığınız bulunmaktadır. Reasüröre devretmek istemediğiniz poliçeler için ise yine protokolde belirlenen oranların altında fiyat vermeniz mümkündür. Protokolün asıl amacı reasürans açısından Türk sigorta piyasasının güvenilir ellere teslimidir. Soru 3: Protokol neden sadece yangın sigortasını kapsıyor? Cevap 3: Türkiye de primler itibariyle en fazla payı sırasıyla trafik -kasko ve yangın si gortaları almaktadır. Trafik -kasko sigortalarında limitler belirlidir ve bir aracın tamamen hasar görmesi halinde dahi sigortacının ödeyeceği rakam şirketlerin üstünde taşıyabileceği tutarlardır. Bu nedenle kasko -trafikte reasürans fazla ihtiyaç duyulmamak tadır. Nakliyat, inşaat, makina gibi sigortalarda da tek tek risk bazında reasürör ile pazarlık yapılır. Prim 03-70/844 -366 19açısından ikinci sırada gelen yangın sigortaları ise reasüransa en çok ihtiyaç duyulan sigortalardır. Ticari ve endüstriyel yangın sigortalarında teminat oranları sigorta şirketinin tek başına karşılayamayacağı kadar yüksek meblağlara ulaşmakta ve bu noktada reasürör desteğine ihtiyaç duyulmaktadır. Protokol de bu nedenle yangın sigortaları alanında yapılmıştır. Soru 4: Yangın branşında 40 tane teş ebbüs faaliyet gösterirken protokol neden 11 şirket ile sınırlandı? Cevap 4: Bu sigorta şirketleri pazarın %80 -85 ini oluşturan büyük şirketlerdir." G.3.1.2.4. Milli Reasürans T.A.Ş. 14.3.2002 tarihinde Raportörlerce Milli Reasürans'a gidilerek inceleme yapılmıştı r. İncelemede sigorta şirketleri ile Milli Reasürans T.A.Ş.'nin yapmış oldukları protokol elde edilmiştir. Söz konusu protokolün hükümleri şu şekildedir: "İşbu protokolde imzası bulunan şirketler, aşağıdaki hususlara uymayı kabul ve taahhüt etmişlerdir. 1. 1 Ocak 2002 tarihinden geçerli olmak üzere; sınai ve ticari yangın sigorta poliçelerinde yangın, yıldırım, infilak primi asgari %o0,15 (binde sıfır onbeş) Tarifesi bulunmayan ek teminatlar payı asgari %o0,05 (binde sıfır sıfır beş) olarak uygulanacaktır. İşbu oranlar tarife niteliğinde olmayıp reasürans devrinin asgari işlem şartıdır. 2. Bu oranlar poliçede yer alacak asgari oranlar olup, komisyon iadesi vb. tanımlamalarla bunların altına inilmesi mümkün olmayacaktır. 3. Bölüşmeli reasürans anlaşmalarına yukarıda öngörülen oranların uygulanması suretiyle bulunacak prim tutarları altında hiçbir devir yapılmayacaktır. 4. Milli Reasürans T.A.Ş., bölüşmeli reasürans teminatı verdiği tüm sigorta şirketlerinin anlaşmalarına bu hususu şart koyacak ve bu şartı içermeyen şirket sözleşmelerine teminat vermeyecektir. 5. İşbu protokolde imzası bulunan sigorta şirketleri, öngörülen asgari prim oranlarını içermeyen reasürans anlaşmasına teminat veren reasürörlerle bölüşmeli reasürans anlaşması akdetmeyeceklerdir." G.3.1.3. Soruşturma Safhasın da İstenen Bilgiler Soruşturma aşamasında sigorta şirketlerinden ve Milli Reasürans'tan çeşitli bilgiler istenmiştir. Bunlar arasında 2000, 2001 ve 2002 yıllarına ait reasürans anlaşmaları da bulunmaktadır. 03-70/844 -366 20Önceki yıllarda reasürans anlaşmalarında bir or an belirtilmezken 2002 yılına dair yapılan bütün reasürans anlaşmalarında, incelemeye konu protokole, "minimum fiyat klozu" (Minimum rates for flexa) olarak atıf yapıldığı tespit edilmiştir. Milli Reasürans'tan sigorta şirketlerine gönderilen 2003 yılı re asürans anlaşmalarının yenilenmesine dair 7.10.2002 tarihli "2003 YILI TRETE YENİLEMELERİ" başlıklı yazıda aynen; "Bunlara ilave olarak 2003 yılı yenilemelerinde aşağıdaki hususlar ön plana çıkacaktır. -geçen sene yangın tretelerinde yer alan Sanayi ve Ti cari riskler için asgari fiyat uygulanması şartına 2003 yılında da devam edilmesi, %o 0.15 olan Yangın, Yıldırım, İnfilak fiyatının %o 0.25, %o 0.05 olan diğer türevlerin ise %o 0.10 olarak uygulanması," denilmektedir. Sigorta şirketlerine gönderilen 7.10 .2002 tarihli yukarıdaki ifadeler, 1.12.2002 tarihli "2003 Yılı Trete Yenilemeleri" aynı başlığı ile gönderilen bir yazıda reasürans anlaşmalarına esas teşkil etmek üzere İngilizce olarak tekrarlanmıştır. G.3.2. Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği'ni n Yayımlamış Olduğu Tarifelere İlişkin Yapılan İnceleme ve Tespitler. Birlik, yangın teminatına ek olarak verilen teminatlardan grev, lokavt, kargaşalık, halk hareketleri klozu, kötü niyetli hareketler klozu ve terör klozuna ilişkin uygulanacak oranları ve uygulama koşullarını ayrıntılı olarak düzenleyen ve kısaca Terör Tarifesi olarak anılan bir tarife yayınlamaktadır. Soruşturma safhasında Raportörlerce yapılan incelemelerde Birlik tarifesinin 1992 yılından itibaren gönderilmeye başlandığı tespit edilm iştir. Nitekim Birlik tarafından üyelere gönderilen 29.9.1992 tarihli yazıda aynen; "Sayın Üyemiz, Grev, Lokavt, Kargaşalık, Halk Hareketleri, Terör ve Sabotaj konuları ile ilgili sigortalar hakkında hazırlanan 23 Eylül 1992 tarihinde Hazine ve Dış Ticar et Müsteşarlığına elden takdim edilen Birlik görüşü ilişikte bilgilerinize sunulmaktadır. Bu konu ile ilgili olarak Birlik bünyesinde oluşturulan Teknik Komite ile Milli Reasürans T.A.Ş. yetkililerinin hazır bulunduğu toplantılarda bu tarihten sonra yapıl acak risk kabullerinde alınması gereken asgari prim oranları hakkında 1.1.1993 tarihine kadar geçerli olmak üzere bir mutabakat sağlanmış olup şirketlerimize tavsiye edilmesine karar verilmiştir. Ekte belirlenen fiyatların incelenmesinden anlaşılacağı üze re, ileride sigortalılarla doğacak anlaşmazlıkları engellemek amacıyla, grev, lokavt, kargaşalık, halk hareketleri teminatının terör ve sabotaj teminatından ayrı 03-70/844 -366 21olarak verilmemesi esası benimsenmiş ve tüm bu teminatları kapsayan tek bir asgari fiyat uygul amasına gidilmiştir." denilmektedir. Söz konusu yazıdan kısa bir süre sonra, 25.12.1992 tarihinde sigorta şirketlerinin biraraya gelerek tarifeye ve tarifede yer alan kavramlara yönelik olarak bir anlaşmaya varmış oldukları 30.12.1992 tarih ve 1992/179 s ayı ile üyelere gönderilen bir yazıdan anlaşılmaktadır; "Sayın Üyemiz, 25.12.1992 tarihinde yapılan genel toplantıda mutabakata varılan Yangın Sigortalarında uygulanacak Grev, Lokavt, Kargaşalık, Halk Hareketleri, Kötü Niyetli Hareketler ve Terör Tarifes inden iki adet ilişikte sunulmaktadır. Nakliyat Sigortaları, Kasko Sigortaları, Cam Sigortaları, Hırsızlık Sigortaları, Makine Kırılması ve E.E.İ. Sigortaları, CAR/EAR Sigortaları, Hayvan Hayat ve Kümes Hayvanları Sigortalarında, yeni genel şartlar ortaya çıkıncaya kadar, 29.9.1992 tarih ve 1992/131 sayılı sirkülerimizle belirtilen fiyatlar geçerli olacaktır. Bilgi edinilmesini ve Yangın Sigortaları ile ilgili bu tarifelerden birinin Şirketinizde saklanmasını diğerinin kaşelenip imzalanarak Birliğe gönder ilmesini rica ederim." denilmektedir. Söz konusu tarifelerin, 1992'den itibaren her yıl güncellenerek üyelere gönderilmeye devam edildiği tespit edilmiştir. Nitekim, Birlik tarafından üye sigorta şirketlerine gönderilen 13.11.2001 tarih ve 2001/154 sayıl ı Başkan ve Genel Sekreter imzalı yazıda aynen, "Sayın Üyemiz, ( Sayın Genel Müdür'ün dikkatlerine) 30 Eylül 2001 tarihli Toptan Eşya Fiyatları Endeksi ve dünyadaki gelişmeler esas alınarak Yangın İnceleme, Araştırma, Deprem ve Terör Tarife Komitesi tarafından hazırlanan ve 15 Aralık 2001 tarihinden itibaren uygulanacak olan Grev, Lokavt, Kargaşalık, Halk Hareketleri, Kötü Niyetli Hareketler ve Terör Tarifesi ayarlaması Yönetim Kurulu tarafından da uygun bulunarak tüm üyelere duyurulmasına karar verilmişt ir. 15 Aralık 2001 tarihinde yürürlüğe girecek olan Tarife ayarlaması ilişikte sunulmaktadır." denilmektedir. Reasürans anlaşmalarından bazılarında 25.12.1992 tarihinde yapılan anlaşmaya atfen "pazar anlaşması" (Market Agreement) ifadesinin yer aldığı görülmektedir. 03-70/844 -366 22 Soruşturma açılması üzerine 2003 yılında Birlik tarafından tarife gönderilmesine son verilmiştir. G.4. Savunmalar ve Değerlendirilmesi G.4.1. Sigorta Şirketlerinin Savunmaları G.4.1.1. Usule İlişkin Savunmalar G.4.1.1.1. Önaraştırma Süresi Aşılmıştır Önaraştırma kararın ın 25.12.2001 tarihinde alınmasına karşın bir ay zarfında hazırlanması gereken Önaraştırma Raporu'nun 3.4.2002 tarihinde Kurul'a sunulmasının Kanun'a aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmüştür. Kanun un 40. maddesinin son fıkrası Önaraştırma yapmakla göre vlendirilen raportör 30 gün içinde elde ettiği bilgileri her türlü delilleri ve konu hakkındaki görüşlerini Kurula yazılı olarak bildirir. hükmünü getirmektedir. Maddenin açık ifadesinden de görüldüğü üzere 30 günlük süre önaraştırma raporunun hazırlanma sı için getirilmiştir ve Raportörlerin görevlendirilmesi ile işlemeye başlamaktadır. Esasen söz konusu maddede önaraştırma açılmasına dair Kurul kararı ile raportörlerin görevlendirilmesi arasındaki süreye ilişkin olarak da herhangi bir düzenleme yer almam aktadır. Nitekim önaraştırma raporu da bu süreye dikkat edilerek görevlendirme tarihinden itibaren 30 gün içerisinde tamamlanmıştır. G.4.1.1.2. Soruşturma Süresi Aşılmıştır Usule ilişkin olarak 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinin ilk fıkrası uyarınca soruşturmanın en geç altı ay içerisinde bitirilmesinin gerektiği, bu sürenin bir defaya mahsus olmak üzere altı ay daha uzatılabileceği, ancak her halukarda soruşturma safhalarının bu süre içerisinde sona ermesi gerektiği, buna karşın Soruşturma Heyeti'nin Ana Raporu'nu i lgili teşebbüslere tebliğ ettiği tarihte bir yıllık sürenin dolduğu ancak soruşturmanın tamamlanmadığı ileri sürülmüştür. Kanun'da öngörülen söz konusu süreler soruşturma raporunun tamamlanarak teşebbüslere tebliğ edilmesini düzenlemektedir. Bu bağlamda s oruşturma raporu da bir yıllık süre içerisinde yazılarak tebliğ edilmiştir. G.4.1.1.3. İddiaların Türü ve Niteliği Hakkında Yeterli Bilgi Gönderilmemiştir. Soruşturma açılmasına dair yapılan bildirimde iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgi gönderilmediği , soruşturma açılmasına dair Kurul kararının önaraştırma raporunun ötesinde iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgiyi kapsamadığı ileri sürülmüştür. 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesi "Kurulun Soruşturmaya Başlaması" başlığını taşımakta ve söz ko nusu maddenin ikinci fıkrası taraflara bildirimi düzenlemektedir. Mezkur madde "Kurul, başlattığı soruşturmaları, 03-70/844 -366 23soruşturmaya başlanması kararının verildiği tarihten itibaren 15 gün içinde ilgili taraflara bildirir ve tarafların ilk yazılı savunmalarını 3 0 gün içinde göndermelerini ister. Taraflara tanınan ilk yazılı cevap süresinin başlayabilmesi için Kurulun bu bildirim yazısı ile birlikte, iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgiyi ilgili taraflara göndermesi gerekir." şeklindedir. Söz konusu madde çerçevesinde önaraştırma raporu ile birlikte Kurul kararı teşebbüslere gönderilmiş ve bu yükümlülük yerine getirilmiştir. G.4.1.1.4. Önaraştırma Raporunun Tamamı Gönderilmemiştir Soruşturma açılmasına dair yapılan bildirimde Önaraştırma raporunun tamamının gön derilmediği ifade edilmiştir. Kanun'un 43. maddesi ikinci fıkrası çerçevesinde Önaraştırma Raporu nun konu ile ilgili bölümleri teşebbüslere gönderilmiştir. Raporun gönderilmeyen bölümü, ilk defa incelenen sigorta sektörü hakkında genel bilgilerle birlikt e Sigorta ve Murakabe Kurulu raporlarından elde edilen ve Hazine Müsteşarlığı nın internet sitesinden herkes tarafından ulaşılabilecek olan sayısal nitelikte bilgilerden oluşmaktadır. Nitekim söz konusu bilgilerin güncel haline soruşturma raporunda da yer verilmiştir. Esasen Kurul kararına esas olacak herhangi bir bilgiyi içermemesi nedeniyle gönderilmemiş olan bu bölüm, tarafların savunma haklarına halel getirmemektedir. G.4.1.1.5. Ek Dizini Gönderilmemiştir Soruşturma raporunun ekinde yer alan 27 adet ek dizininin gönderilmediği ileri sürülmüştür. Soruşturma raporunun ekinde çeşitli nitelikte belgeler yer almaktadır. Bunlardan bir bölümü Milli Reasürans ve Birlik tarafından her sigorta şirketine gönderilen, özel olmayan ve halihazırda sigorta şirketlerinin uhdesin de yer alan yazılardır. Bir kısmı ise sigorta şirketlerinin reasürans anlaşmalarıdır. Sadece reasürans şirketleri ile anlaşma yapan sigorta şirketi arasında olan ve esasen gizlilik arz eden söz konusu anlaşmaların gönderilmesi ise sır saklama yükümlülüğü n edeniyle uygun görülmemiştir. Diğer bir grup ise hakkında soruşturma yürütülen teşebbüslerin ilk yazılı savunmalarıdır ki bunlara da raporun içerisinde yer verilmiştir. G.4.1.2. Esasa İlişkin Savunmalar G.4.1.2.1. Protokolün Niteliği Belirlenmemiştir Savunmalarda protokolün yatay mı yoksa dikey nitelikte bir anlaşma mı olduğunun belirtilmemiş olduğu, reasürans anlaşmalarının tipik dikey anlaşmalar olduğu; incelemeye konu protokolün de sigorta şirketleri arasında imzalanmış çok taraflı bir anlaşma olmayıp, Milli Reasürans ın d eklare ettiği şartların sigorta şirketleri tarafından kabulü anlamında iki taraflı bir dikey anlaşma olduğu ileri sürülmüştür. 03-70/844 -366 24Bilindiği üzere, aynı ticari seviyede faaliyet gösteren teşebbüsler arası anlaşmalar "yatay", farklı ticari seviyede faaliyet gö steren teşebbüsler arasındaki anlaşmalar da "dikey" anlaşmalar olarak anılmaktadır. Ancak Kanun un 4. maddesinde anlaşmalar için bu tür bir ayrım yapılmamış, ister yatay, ister dikey olsun aynı kapsamda değerlendirilmiştir. Esasen 4. madde açısından önemli olan ölçüt rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmamasıdır. Sigorta sektörü aktörleri açısından, klasik anlamda yatay ve dikey ilişkilerden bahsetmek mümkün değildir. Zira, her ne kadar reasürans şirketi tüketici ile muhatap olmasa da, sigorta poliçesi imzaland ığı anda, alınan primden pay sahibi olurken, hasar olduğunda da ödenecek hasarda pay sahibi durumundadır. Anılan protokol sınai ve ticari yangın sigorta branşında asgari bir prim oranı belirlemek üzere yapılan ve klasik anlamda olmasa da bir yönüyle dikey , bir yönüyle de yatay anlaşma özellikleri gösteren 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında bir anlaşmadır. Yatay bir anlaşmadır, çünkü protokolün 5. maddesi: " İşbu protokolde imzası bulunan sigorta şirketleri, öngörülen asgari prim oranlarını içermey en reasürans anlaşmasına teminat veren reasürörlerle bölüşmeli reasürans anlaşması akdetmeyeceklerdir." hükmüyle, aynı seviyedeki sigorta şirketleri birbirlerine karşı taahhüt altına girmektedirler. Böylece sigorta şirketleri belirlenen oranların altında b ir reasürans anlaşması yapılmayacağı konusunda rakiplerinin davranışlarından bilgi sahibi olmaktadırlar. Öte yandan protokol dikey bir anlaşmadır, çünkü 4. maddesinde yer alan " Milli Reasürans T.A.Ş., bölüşmeli reasürans teminatı verdiği tüm sigorta şirketlerinin anlaşmalarına bu hususu şart koyacak ve bu şartı içermeyen şirket sözleşmelerine teminat vermeyecektir." hükmüyle, klasik anlamda olmasa da sigorta şirketleri ile aynı seviyede olmayan reasürans şirketi, yapacağı bütün dikey anlaşmalarda, yani re asürans anlaşmalarında bu hükmü şart koşacağını taahhüt etmiştir. G.4.1.2.2. Milli Reasürans T.A.Ş nin Hakim Durumda Bulunması Protokolün esas olarak 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi açısından değerlendirilmesi gerektiği, zira özellikle nispi pazar payı dikkate alın dığında Milli Reasürans'ın Türk reasürans pazarında hakim durumda bulunduğu, bu nedenle yapılan protokolden dolayı sigorta şirketlerini sorumlu tutmanın doğru olmadığı, öte yandan Milli Reasürans'ın da hakim durumda olması nedeniyle sigorta şirketleri aras ında ayrımcılık yapamayacağı bu nedenle protokolün aslında rekabeti koruyucu nitelikte olduğu ileri sürülmüştür. Hakim durum, 4054 sayılı Kanun'un 3. maddesinde "belirli bir piyasadaki bir veya birden fazla teşebbüsün, rakiplerinden ve müşterilerinden bağ ımsız hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücü" şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımdan yola çıkarak hakim durumun unsurlarını ekonomik güç, bağımsızlık ve bu gücün sürekliliği olarak belirlemek mümkündür. 03-70/844 -366 25Hakim durumun tespitinde tek başına yeterli olmamakla birlikte pazar payı önemli bir göstergedir. Ne kadarlık bir pazar payının hakim durumun tespiti için yeterli olduğu noktasında çeşitli tartışmalar bulunmakla birlikte, başka koşullar da dikkate alınmak suretiyle %50'nin üstünde olması gerektiği genel olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte başka koşullar da dikkate alınarak daha düşük pazar payına sahip bir teşebbüsün de hakim durumda kabul edilmesi mümkündür. Teşebbüsün kendisinin pazardan aldığı p aya mutlak pazar payı, bu pazar payının rakiplerine oranına ise nispi pazar payı denilmektedir. Türkiye de aktif olarak faaliyette bulunan tek reasürans şirketi Milli Reasürans tır. Bunun yanında 200 dolayında yabancı reasürans şirketi de pazarda yer almak tadır. Yukarıda verilen 2001 yılı verilerine göre yangın branşında toplanan primlerden Milli Reasürans a devredilenlerin oranı %24.8 olarak görülmektedir. Kendisine en yakın rakipler olan Munich Re, Swiss Re gibi birkaç büyük reasürans şirketinin pazar pay ları ise %6 -7 oranındadır. Diğer şirketlerin pazar payları ise daha küçüktür. Belirtilen oranlara ilk bakışta Milli Reasürans ın mutlak pazar payının hakim durum nitelendirmesi yapmak için yetersiz olduğu görülmektedir. Ancak nispi pazar payının hakim du rumda olmaya yeterli olup olmadığı da değerlendirilmelidir. Yukarıda belirtildiği gibi nispi pazar payı başka etkenler dikkate alınarak hakim durum incelemesinde kullanılmaktadır. Pazara girişi engelleri, ürüne bağımlılık, rakiplerin sayısı, teknolojik üst ünlük gibi kriterler bu kapsamda sayılabilir. İlk olarak belirtilmelidir ki ülkemizde uzun süre reasürans tekeli uygulanmıştır. Bu uygulamanın sonucu olarak Milli Reasürans sigorta şirketleri için tek alternatif olmuştur. Ancak 1.1.2002 yılı itibarıyla bu yasal tekele son verilmiş ve beş yıllık bir süre yürürlükte kalan bir havuz sistemine geçilmiştir. Dolayısıyla uzun yıllara dayanan bu yasal tekelden kaynaklanan bir pazar gücü söz konusudur. Sigorta şirketleri aynı anda birden fazla reasürans şirketi i le anlaşma yapmaktadırlar. Bu durumun sonucu olarak bir sigorta şirketi birçok yabancı reasürör ile anlaşma yaparken reasürans tekeli veya şu an yürürlükte olan havuz sistemi gereği Milli Reasürans ile de anlaşma yapmak zorunda kalmaktadır. Buna karşı yine de ancak %25'ler civarında bir pazar payına sahip olması Milli Reasürans'ın hakim durumda olmadığının en önemli göstergelerindendir. Öte yandan yukarıda belirtildiği gibi Türkiye'de 200 civarında reasürans şirketi faaliyet göstermektedir. Milli Reasürans 'ın rakiplerinden bağımsız olarak fiyatlarını belirlemesi durumunda sigorta şirketleri diğer reasürörlere yönelebileceklerdir. Dikkat çekilmesi gereken bir başka nokta ise Türk sigorta pazarında teknik oranlar dikkate alınmaksızın uygulanan fiyat politikal arı sonucu bazı büyük reasürans şirketlerinin Türkiye pazarından çekilmiş olmalarıdır. Dolayısıyla olması gereken fiyatları uygulayan sigorta şirketleri halen pazarda olmayan bu reasürörlerle de anlaşma yapma imkanına sahiptirler. 03-70/844 -366 26 G.4.1.2.3. Protokolün Amacı Rek abeti Kısıtlamak Değildir Protokol ile sigorta şirketleri arasındaki rekabeti kısıtlamak gibi bir amacın güdülmediği, asıl hedefin yabancı reasürörlerden gelen daha yüksek oran talebini hafifletmek olduğu bu nedenle Türk sigorta piyasası açısından haklı sebep teşkil ettiği ileri sürülmüştür. 4054 sayılı Kanun rekabeti kısıtlayıcı anlaşmalar bakımından üçlü bir sistem öngörmüştür. Bu bağlamda amacı rekabeti bozmak olan veya rekabeti bozucu etki doğuran veya bu etkiyi doğurabilecek nitelikte olan anlaşmalar yasaklanabilmektedir. Dolayısıyla protokol yapılırken rekabeti kısıtlamak amacının güdülmemiş olması yasak kapsamından çıkması sonucunu doğurmamaktadır. Pazar ekonomisin temel kuralı olan fiyatın serbestçe oluşumuna suni olarak yapılan müdahaleler rekabe t ortamının bozulmasına yol açmakta ve olması gereken fiyatların oluşmasına engel olmaktadır. Belirlenen fiyat ister düşük olsun isterse yüksek olsun bu kural değişmemektedir. Özellikle sigorta gibi asıl önemi riskin gerçekleştiği anda meydana gelen hasarı n karşılanması sırasında ortaya çıkan bir sektör için bu durum daha da hassastır. Ancak gelecekte olması muhtemel riskleri teminat alan yani belirsizlik üzerine kurulu olan bir sistemde fiyatlandırma yapmak konusunda zorluklar vardır. Buna karşın riskleri n niteliği ve gerçekleşme ihtimali gibi konular dikkate alınmaksızın sadece fiyata dayalı olarak rekabet yapılması sigorta sisteminin mantığı ile bağdaşmamaktadır. Protokolün yabancı reasürörlerin baskısını hafifletmek için yapılması ilk bakışta mantıklı g örünse de, olması gereken fiyatların daha yüksek olduğu dikkate alındığında pazar koşullarına müdahale anlamına geldiği için makul bir argüman olmaktan çıkmaktadır. Dışardan müdahalelerle fiyatların düşük tutulması, olması gereken fiyatların oluşumunu geciktireceği için risk gerçekleştiği anda tüketicinin zararının karşılanmasında güçlüklere yol açabilecektir ki bu durumun da sigorta sisteminin mantığına uygun olmadığı açıktır. Dolayısıyla önemli olan her sigorta şirketinin kendi yaşayabileceği fiyatını ken disinin belirlemesidir. G.4.1.2.4. Protokol Bağlayıcı Değildir Protokolün bağlayıcı olmadığı, isteyen sigorta şirketinin daha düşük oranlar veren reasürörlerle anlaşma yapabileceği, bunun dışında Türkiye'de faaliyette bulunan ve protokole imza atmamış olan diğer s igorta şirketlerinin istedikleri koşullarda anlaşma yapabilecekleri, tüketicilerin de bu sigorta şirketlerinden poliçe alabileceği için rekabetin kısıtlanmamış olduğu ileri sürülmüştür. Protokolün 4. maddesinde " Milli Reasürans T.A.Ş., bölüşmeli reasürans teminatı verdiği tüm sigorta şirketlerinin anlaşmalarına bu hususu şart 03-70/844 -366 27koyacak ve bu şartı içermeyen şirket sözleşmelerine teminat vermeyecektir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm çerçevesinde Milli Reasürans ile anlaşma yapan tüm sigorta şirketlerinin rea sürans anlaşmalarında bu koşulun yer alması öngörülmüştür. Nitekim Raportörlerce de Milli Reasürans'tan istenilen reasürans anlaşmalarından bu durum görülmektedir. Öte yandan protokolün 5. maddesinde yer alan " İşbu protokolde imzası bulunan sigorta şirket leri, öngörülen asgari prim oranlarını içermeyen reasürans anlaşmasına teminat veren reasürörlerle bölüşmeli reasürans anlaşması akdetmeyeceklerdir." hükmü gereğince sigorta şirketlerinin daha uygun koşullarla teminat veren reasürörlerle anlaşma yapmaları engellenmektedir. Bu nedenle daha düşük oranlarla reasürans anlaşması yapılabileceği iddiası da gerçeği yansıtmamaktadır. Bu durum soruşturma safhasında sigorta şirketlerinden istenen reasürans anlaşmalarından da görülmektedir. Farklı reasürörlerle yapıla n anlaşmaların hepsinde söz konusu protokolde belirlenen oranlara yer verildiği görülmektedir. Öte yandan, bazı reasürans anlaşmalarında ise protokole atfen minimum fiyat klozu (Minimum rates for FLEXA2) ifadesinin kullanıldığı tespit edilmiştir. G.4.1.2.5. Protokol Muafiyet Çerçevesinde Değerlendirilmelidir Protokolün piyasa şartlarının bir deklarasyonu, bir zorunluluğun ifadesi olduğu ve gerçekte rekabet piyasasının korunması amacının güdüldüğü ve muafiyet tanınmasına özgü tüm koşulların olayda bulunduğu değerlend irmesi yapılmıştır. Protokolün lafzen asgari bir davranış biçimi önerdiği için 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamına alınabileceği, ancak olaya makro planda rekabet politikası, serbest rekabet düzeninin korunması ve tüketiciler açısından bakıldığında p rotokolde imzası bulunanların işbirliğinin, tüketiciler ve ülke ekonomisi bakımından sağlayacağı kazancın rekabetin görünürde kısıtlanmasının getirdiği maliyetten daha önemli olduğu ifade edilmiştir. Öte yandan Avrupa Birliği'nde (AB) sigorta sektörüne yön elik olarak bir grup muafiyeti düzenlemesinin yürürlükte olduğu ve protokolün de söz konusu Tüzük'te yer alan koşulları karşıladığı, bu nedenle başvuruda bulunulmamış olsa dahi muafiyet hükümlerinin uygulanması gerektiği ileri sürülmüştür. AB'de 358/2003 sayılı Sigorta Sektöründeki Belirli Kategorideki Anlaşma, Karar ve Uyumlu Eylemlere Roma Antlaşması'nın 81(3). maddesinin Uygulanmasına Dair Komisyon Tüzüğü yürürlüktedir. Mezkur Tüzüğe göre "Doğruluğu kabul edilmiş istatistikler veya hasar sayılarına daya narak ortak risk-prim tarifeleri oluşturmak" muafiyet kapsamına alınmıştır. Tüzük'te muafiyet tanınan prim ise net prim veya risk primi olup, brüt veya ticari primden farklılık arz etmektedir. Risk primi, iki unsurdan oluşmaktadır. Bunlardan birincisi, ge çmişteki istatistiki kanıtlara (hasarların sıklığı ve miktarına) dayanarak sigortalanan unsurların değerini karşılamayı amaçlayan net primdir. İkincisi ise, gelecekle ilgili çalışma sonuçlarını (hasarların sıklığı ve miktarı üzerinde etki yapmaya uygun koş ullar) değerlendirerek net primin 2 Fair, Light, Explosion Agreement. 03-70/844 -366 28yükselmesini ve düşmesini ayarlayan primdir. Bu yönüyle risk primi, genellikle tüm sigortacılar için eşdeğerdedir. Risk priminin yüksek olmasını garantilemek için portföyleri yeterince geniş olmayan sigortacılar ileride ol abilecek hasarları karşılayabilmek için risk primine teminat masrafı da ekleyeceklerdir. Bir sigortacının primleri belirlemesi için, geçmişte olan hasarların sıklığı ve hacmine ilişkin istatistiksel verileri bilmesi gerekir. Bu yönüyle anılan Tüzüğün ana düşüncesi tek bir şirketin kendi istatistiki verilerine dayanarak sigorta primlerinin kesin bir matematiksel hesaplamasını yapmasının imkansız olmasıdır. Bunun sonucu olarak şirketlerin bu hesaplamaları yapabilmelerini sağlamak amacıyla aralarında bir iş birliği mekanizması öngörmek zorunludur. Güvenilir istatistikler elde etmek için, sigortacılar arasında verilerin mübadele edilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda Tüzüğün İkinci Bölümü, risk sigortasının ortalama maliyetinin hesaplanması için sigorta şirketler i arasında belirli alanlarda istatistiklerin toplanması amacıyla bir işbirliğine imkan tanımaktadır. Ancak Tüzük, rakipler arasında ortak tarife belirlenmesine yol açacak ticari primlerde bir işbirliğini de açıkça yasaklamıştır. Tüzüğün 3. ve 4. maddeleri , Roma Antlaşması nın 81(3). maddesinde öngörülen muafiyetin uygulanabilmesi için sigorta şirketleri arasındaki anlaşmalara birtakım katı şartlar getirmiştir: ortaklaşa toplanan ve dağıtılan istatistiklerin yalnızca açıklayıcı ve kullanılmalarının ihtiyari olduğu net bir şekilde ifade edilmeli; ticari primlerin belirlenmesinin önlenmesi için, referans gösterilen istatistikler, olasılıklar için yüklemeler, rezervlerden elde edilen gelir, idari veya ticari masraflar, mali katkılar veya katılımcı teşebbüslerin tahmin edilen karlarını içermemeli; karşılıklı açıklanan bilgiler şirketlerin teşhisini mümkün kılmamalıdır. Belirtilenler dışında başka hesaplamalar ve tablolar kullanmayacakları konusunda anlaşan veya diğer teşebbüsleri yükümlü tutan teşebbüs veya teşeb büs birlikleri muafiyetten yararlanamazlar. Bunlar dışında herhangi bir taahhüt, grup muafiyetini uygulanamaz kılacaktır. Protokolün muafiyet çerçevesinde değerlendirilmesine geçilecek olursa, ilk olarak Kurul tarafından sigorta sektörüne yönelik olarak ç ıkarılmış bir grup muafiyeti düzenlemesi bulunmadığı belirtilmelidir. Bu nedenle değerlendirme her koşulda bireysel muafiyet çerçevesinde yapılmalıdır. Ancak 4054 sayılı Kanun bildirim sistemini benimsemiş olup, Kanun'un 10. maddesi bildirilmemiş anlaşmala ra muafiyet uygulanmayacağını açıkça belirtmiştir. Soruşturma konusu ile ilgili olarak ise, ne Milli Reasürans tarafından ne de sigorta şirketleri tarafından herhangi bir bildirimde bulunulmamıştır. Bu durumda söz konusu protokolün muafiyetten yararlanma i mkanı bulunmamaktadır. Bilindiği üzere grup muafiyeti düzenlemeleri Kanun un 5. maddesinde öngörülen soyut şartların edinilmiş olan tecrübelerin ışığında somutlaşmasını ifade etmektedir. Diğer bir deyişle anlaşmalara muafiyet tanınabilmesi için aranan koş ullar, grup muafiyeti düzenlemeleri ile belirli kategorideki anlaşmalar için önceden bilinir hale gelmektedir. Bu ise bireysel muafiyet incelemelerinde aranacak koşullar için minimum düzeyde bir referans niteliği taşımaktadır. 03-70/844 -366 29İncelemeye konu protokole ba kıldığında ise AB Tüzüğünde belirtildiği gibi herhangi bir istatistiki veriye dayanan bir oran görülmemektedir. Nitekim yapılan incelemelerde, asgari prim oranının, Komisyon Tüzüğü'nde getirilen kriterlere uygun olarak belirlendiğine dair bir tespit yapıla mamıştır. Diğer taraftan sigorta şirketleri mezkur protokolde belirlenen oranlardan daha düşük koşulları sağlayan reasürörlerle anlaşma yapmayacaklarını, Milli Reasürans da tüm sigorta şirketlerine aynı oranı uygulayacağını taahhüt etmektedir. Protokolün b u maddeleri de yukarıda değinildiği üzere "belirlenen oranlardan ayrılmama yönünde taahhüt olmaması gerekir" şeklindeki koşula aykırı bulunmaktadır. Dolayısıyla protokolün AB Tüzüğünde getirilen muafiyet koşullarını taşımaktan uzak olduğu görülmektedir. G.4.2. Milli Reasürans T.A.Ş.'nin Savunması Milli Reasürans ın savunmasında zorunlu tarife uygulamasından vazgeçildiği 1990 yılından bu yana, sigorta fiyatlarının herhangi bir teknik çalışmaya ve esasa dayanmadan sadece iş kapabilmek amacıyla hızla düştüğü, bu durumun özellikle yangın branşında ve ticari/sınai işletmelerin sigortalarında yoğun bir şekilde yaşandığı, sigortacılıkta "sivil risk" diye tabir edilen ve riskin tamamının sigorta şirketleri tarafından üstlenilip reasürans şirketlerine devir yapılmayan konu tların yangına karşı sigortalanmasında şirketler arasında fiyat indirimi konusunda bir rekabet görülmezken ticari ve sınai işletmelerin hemen hemen sıfır fiyatla sigortalandıkları ve bu işlerin reasürans şirketlerine devredilerek, hasar olduğunda devredile n oranda reasürans şirketlerinden alındığı belirtilmiştir. Bunun sonucu olarak Milli Reasürans'ın hayat -dışı mecburi işlerle ilgili son 10 yılda teknik işletmenin olumsuz sonuç verdiğini gösteren rakamlar iletilmiştir. Milli Reasürans'ın 2002 yılı için re asürans teminatı verirken, en çok teknikten uzaklaşıldığı görülen sınai ve ticari yangın sigortaları için %0 0.15 ve tarifesi olmayan ek teminatlar için %00.05'in altında iş kabul etmeyeceğini sigorta piyasasına açıkça bildirdiği, bunun bir tarife uygulama sı olmayıp, reasürans teminatının verilmesi sırasında yapılan sözleşmenin bir şartı olduğu, hiçbir şirketin bu şartı kabullenmesi için zorlanmadığı, protokolü imzalamayan sigorta şirketlerinin, bu protokolü imzalayan şirketlerden daha yüksek fiyatla hizmet aldığı belirtilmiştir. Protokolün bir anlaşma niteliğinde olmayıp, Milli Reasürans'ın yangın dalındaki reasürans kabulünün asgari şartını içerdiği, sigorta şirketlerinin imzasının ise bu şartlar hakkında resmen bilgi edinmiş olduklarının tevsiki niteliği nde olduğu ifade edilmiştir. Protokol serbest tarife sistemine geçiş ile birlikte sürekli düşme eğilimi gösteren primlerin yukarı çekilmesi amacıyla imzalanmıştır. Reasürans işlemi niteliği gereği sigorta sözleşmesine bağlıdır. Bu nedenle poliçelerde uygu lanacak oranların belirlenmesinde ister sigorta şirketi olsun ister reasürans şirketi olsun bütün katılımcıların ortak menfaati bulunmaktadır. Öte yandan Milli Reasürans anlaşma yaptığı diğer sigorta şirketlerine de aynı oranları uygulamayı taahhüt etmekte dir. Bu da protokol ile belirlenen oranların sektörde faaliyet gösteren diğer teşebbüsleri de kısıtlaması sonucunu 03-70/844 -366 30doğurmaktadır. Nitekim 2002 yılı için Milli Reasürans tarafından yapılan tüm reasürans anlaşmalarında söz konusu oranların yer aldığı görülmü ştür. Yangın sigortaları sigorta türleri içerisinde reasüransa en çok ihtiyaç duyulan sigortadır. Zira söz konusu sigorta için verilen teminatlar genellikle sigorta şirketlerinin karşılayabileceği oranların üzerinde olmaktadır. Nitekim gerek yazılı savunm alarda gerekse sözlü savunma toplantısında sigorta şirketlerinin temsilcileri, reasürans desteği olmaksızın yangın sigortası yapmanın mümkün olmadığını ifade etmişlerdir. Öte yandan, daha önce de belirtildiği üzere yangın branşında toplanan primlerin %73 g ibi önemli bir bölümü reasüransa devredilmektedir. Bu durum, protokolde Milli Reasürans'ın taşıdığı önemi göstermektedir. G.4.3. Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği'nin Savunması G.4.3.1. Sigorta Sektörü 4054 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalmaktadır Sigorta hizmetinin 4054 sayılı Kanun'un 3. maddesinde tanımlanan hizmet kavramı ile bağdaşmadığı bu nedenle Kanun uygulaması dışında kaldığı, sigorta şirketlerinin de bu bakımdan teşebbüs ve Birliğin de teşebbüs birliği olarak addedilmemesi gerektiği belirtilmişt ir. 4054 sayılı Kanun'un 3. maddesinde teşebbüs, "piyasada mal veya hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerle, bağımsız karar verebilen ve ekonomik bakımdan bir bütün teşkil eden birimler" olarak tanımlanırken; hizmet, "bir bedel veya me nfaat karşılığında yapılan bedeni, fikri veya her ikisi beraber olan faaliyetler" olarak tanımlanmıştır. Söz konusu maddenin gerekçesinde hizmet tanımı ile ilgili olarak yer alan "en geniş anlamıyla bankacılık, sigortacılık, para, kredi, sermaye, bilgi ve sair unsurları da içermektedir" ifadesi ise, sigortacılığın da kapsamda olduğu konusunda her türlü şüpheyi ortadan kaldırmaktadır. Bu nedenle, 4054 sayılı Kanun açısından sigorta bir hizmet, sigortacılıkla iştigal eden işletmeler birer teşebbüs ve bu teşeb büslerin oluşturduğu Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği de teşebbüs birliği olarak kabul edilmektedir. G.4.3.2. Birlik Tarifeleri Bağlayıcı Değildir Savunmada, soruşturma raporunda teşebbüs birliği kararının yasaklanabilmesi için bağlayıcı olması ger ektiğinden bahsedildiği ancak Birlik kararı için bu bağlayıcılığın söz konusu olmadığı, kaldı ki Birlik tarafından üyelere duyurulan tavsiye niteliğindeki tarife ayarlamalarının Birlik organları olan yönetim kurulu veya genel kurulda alınan yükümlülük kara rı niteliği taşımadığı ifade edilerek aynen; 25.12. 1992 tarihli toplantı ile başlayan ve tavsiye şeklinde yapılan tarife duyurularının Deprem Tarifesi ve terör konularında Hazine Müsteşarlığı yetkilileri ile yapılan görüşmeler hakkında bilgi sunmak ve terör konusunda görüş alışverişinde bulunmak üzere, bazı şirket yöneticilerinin toplantıya 03-70/844 -366 31katılması ile oluşmuştur. Yapılan bu toplantıyı, Birliğin organı olan Genel Kurul Toplantısı olarak kabul etmek mümkün değildir. Toplantıda herhangi bir tutanak tutu lmamış ve oluşan görüşlerin ışığında, üyelerin sigortacılık işlemlerinde yardımcı olmak ve asgari risk primi hakkında fikir vermek üzere tavsiye niteliğinde, üyelere bilahare, duyuru yapılmıştır. Bu durumda, Birlik Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinde söz konu su organ kararının olmadığı ve daha açık bir ifadeyle, Yönetmeliğin anılan maddesine göre bir yükümlülük kararının bulunmadığı açıktır. denilmektedir. Rekabet hukuku açısından teşebbüs birliklerinin kararlarının yasaklanabilmesi için kararların usulune uygun olarak alınmasına, bağlayıcı olmasına veya bir yaptırımının olmasına gerek bulunmamaktadır. Önemli olan teşebbüs birliği üyelerinin kendilerini bu kararla bağlı hissetmeleridir. Teşebbüs birliklerinin ancak tavsiye niteliğindeki kararları yasak kaps amı dışında kalabilecektir ki bu takdirde dahi söz konusu karara üyeler tarafından uyulmuşsa yasak kapsamında yer aldığı kabul edilmektedir. 4. madde açısından asıl olanın rekabetin sınırlanması olduğu dikkate alındığında, üyelerin kendilerini fiilen bağlı hissederek karara uydukları hallerde bağlayıcı bir kararın varlığı kabul edilmelidir. Soruşturma konusu Birlik kararının da üyeler tarafından uygulandığı Raportörlerce tespit edilmiştir. Söz konusu tarifelere reasürans anlaşmalarında market agreement de nilmek suretiyle atıf yapılması bu durumun en somut örneğidir. Nitekim sigorta şirketleri de tarifelere uyduklarını ifade etmişlerdir. Diğer taraftan ilk gönderilen tarifelerde yer alan tavsiye ibaresinin de sonraki tarifelerde yer almadığı da görülmektedi r. G.4.3.3. Tarifeler Muafiyet Kapsamında Değerlendirilmelidir Birliğin savunmasında, AB'de istatistiklere ve hasarlara dayanarak müştereken risk prim tarifelerinin saptanmasına otomatik muafiyet verildiği, Birlik tarifesinin de bu kapsamda olduğu değerlendirmes i yapılmıştır. Yukarıda değinildiği gibi AB'de sigorta sektöründe ortak risk -prim tarifeleri oluşturulmasına belirli koşullarla muafiyet tanınmaktadır. Ancak bunun en başta gelen koşulu söz konusu tarifelerin doğruluğu kabul edilmiş istatistiki bilgilere dayanarak hazırlanmasıdır. Birlik tarafından hazırlanan tarifeler ise bu nitelikten yoksundur. Bu durumu somut olarak tarifelerde yer alan " toptan eşya fiyat endeksi ve dünyadaki gelişmeler dikkate alınarak " ifadesinden görmek mümkündür. Tarifelerin günc ellenmesinde temel kriter olarak toptan eşya fiyat endeksi dikkate alınmaktadır. Öte yandan tarifelerin reasürans anlaşmalarına taşınması ile uygulanması zorunlu bir hale getirilmiştir ki, bu da yine muafiyet tanınmasını engelleyen hallerden biridir. 03-70/844 -366 32H- GERE KÇE VE HUKUKİ DAYANAK H.1. Protokolün Değerlendirilmesi 4054 sayılı Kanun un 4. maddesi, amacı veya etkisi rekabeti engelleme, sınırlama veya bozma olan teşebbüsler arası anlaşmalara, uyumlu eylemlere ve işletme birliklerinin kararlarına karşı genel bir yasakla ma getirmektedir. Bu hüküm, bütün işletmeler arası anlaşma, karar ve uyumlu eylemlere geniş bir şekilde uygulanmakta olup temel amacı, her bir işletmenin kendi ticari politikalarını ve piyasadaki faaliyetlerini tek başına, diğerlerinden bağımsız olarak bel irlemesidir. 4054 sayılı Kanun un 4. maddesinde yasaklanan karar ve eylemlere verilen örnekler arasında, (a) bendinde Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kâr gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi sayılmaktadır. Haklarında soruşturma yürütülen teşebbüslerin protokol ile minimum oran belirlemeleri Kanun un 4. maddesinin (a) bendini ihlal etmektedir. Bilindiği gibi piyasa ekonomisinin en temel kuralı, fiyatın herhangi bir müdahale o lmaksızın piyasa koşullarına göre serbestçe oluşmasıdır. Bu nedenle rekabetin en önemli görünümü olan fiyatın oluşumuna rakipler tarafından müdahale edilmesi Kanun'a aykırı olarak kabul edilmiştir. Bu bağlamda belirlenen fiyatın makul olup olmadığı da tart ışma konusu yapılmamaktadır. Fiyat tespitinin çok farklı şekillerde yapılabilmesi dikkate alınarak sadece doğrudan fiyat tespit edilmesi değil, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi unsurların tespiti de yasak kapsamına alınmıştır. Verilen unsurların tadadi o lması nedeniyle indirim, oran, ortak muhasebe teknikleri belirleme, hedef, taban ve tavan fiyat uygulamaları ve bilgi değişimi anlaşmaları da bu yasak kapsamına girebilecek niteliktedir. İncelemeye konu protokol ile, ticari ve sınai yangın sigortalarında reasüransa devredilecek poliçeler bakımından, ana teminatlar ve tarifesi bulunmayan ek teminatlar bakımından minimum bir oran uygulanması öngörülmüştür. Her ne kadar taraflar protokolde de yer aldığı üzere söz konusu oranların tarife niteliğinde olmadığını reasürans devrinin asgari işlem şartı olduğunu ileri sürseler de belirlenen oran nedeniyle poliçelerde uygulanacak fiyatlar için bir alt sınır belirlenmektedir. Nitekim protokolün ikinci maddesinde yer alan "Bu oranlar poliçede yer alacak asgari oranlar o lup, komisyon iadesi vb. tanımlamalarla bunların altına inilmesi mümkün olmayacaktır." ifadesinden bu durum açıkça görülmektedir. Hakkında soruşturma yürütülen taraflar söz konusu protokolün yabancı reasürörlerin daha yüksek oran taleplerine yönelik baskı ları hafifletmek amacıyla yapıldığını ve bu bağlamda haklı gerekçesinin bulunduğunu, sektörün içinde bulunduğu sıkıntıyı aşmak için bu yola gittiğini ileri sürseler de bu durum ihlalin varlığını ortadan kaldırmamaktadır. Yaşanan yoğun rekabet neticesinde, hem sigorta şirketlerinin hem de reasürans şirketlerinin teknik karlarının düştüğü, dolayısıyla düşen prim oranlarını belli bir seviyeye çekmek gerektiği savunulacak bir argüman olmamalıdır. Zira, karların düşmesi 03-70/844 -366 33özellikle de ekonominin belli dönemlerinde her sektör için geçerli olup rekabeti kısıtlamak için kabul edilebilir bir argüman değildir. Esasen bu durum dahi konunun ihlal niteliği taşıdığının en somut göstergesidir. Zira, pazar dinamikleriyle yukarı çekilemeyen fiyatlar için bir protokol vasıtasıy la asgari oran belirlenmesi, fiyatın oluşumuna müdahale niteliğindedir. Bu noktada protokol ile ilgili olarak iki noktayı birbirinden ayırmanın zorunlu olduğu belirtilmelidir. Birincisi protokolün ihlal niteliği taşıyıp taşımadığı ve ikincisi bu protokolü yapmanın haklı bir gerekçesinin olup olmadığıdır. Bir eylemin haklı gerekçesinin olmasının onun kanunlara aykırılığını ortadan kaldırmadığı malumdur. Yukarıda da belirtildiği üzere savunmalarda ve yapılan görüşmelerde esas olarak sektörde uygulanan fiyatl arın reasürans teminatı alınamayacak bir noktaya gelmesi nedeniyle, sektörün ve tüketicinin yararına protokolün yapıldığı ileri sürülmektedir ki bu protokol yapılmasının gerekçesidir. Bu gerekçe protokolün ihlal niteliği taşıyıp taşımadığından bağımsızdır. Zira haklı gerekçe ancak 5. maddede öngörülen muafiyet koşullarını taşıyorsa 4. maddenin uygulamasından belirli bir süre muafiyet sağlamaktadır ki muafiyet kavramının temelinde eylemin ihlal niteliğinin olduğuna şüphe bulunmamaktadır. Diğer taraftan bir anlaşmanın haklı gerekçesinin olmasının tek başına onu rekabet kurallarının uygulamasının dışına çıkarmayacağı gayet açıktır. Aksi durumun kabulü, en basit haliyle kar elde etmek gibi ticari açıdan son derece haklı olan bir kartel anlaşmasının dahi 4054 s ayılı Kanun uygulaması dışına çıkması sonucunu doğuracaktır. Öte yandan tüketicinin bundan yarar sağlamasının da doğal olarak muafiyet tanınmasını gerektirmeyeceği bilinmektedir. Zira böyle bir sonuç da bir rakibi pazar dışına itmek için fiyatların maliyet düzeyine veya altına çekilmesi yönünde yapılan ve bunun sonucu olarak tüketicilerin çok uygun fiyatlardan mal ve hizmet alabildiği bir anlaşmaya muafiyet tanınmasına yol açabilecektir. Her iki durumun da kabul edilemez olduğu açıktır. Protokol ile ilgil i bir başka dikkat çekici nokta ise, protokolde Koç Allianz Sigorta A.Ş.'nin adının yer almasına karşın, imzasının bulunmamasıdır. Önaraştırma aşamasında Raportörlerin görüşme yaptığı teşebbüsün yetkilileri bu durumu, kendi uyguladıkları oranların protokol de belirlenen oranların üzerinde olduğu ve kendilerinin serbest pazardan yana oldukları için imza atmadıkları şeklinde açıklamışlardır. Yukarıda yer verilen değerlendirmeler sonucunda 11 sigorta şirketi ile Milli Reasürans arasında imzalanan protokolün K anun'un 4. maddesini ve özellikle de bu maddenin ikinci fıkrasının (a) bendini ihlal ettiği ve bu nedenle söz konusu teşebbüslerin 16. maddenin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması gerektiği görüşüne ulaşılmıştır. Diğer taraftan söz konusu protokolün Kanun'un 10. maddesi gereğince süresi içerisinde bildirilmemiş olması nedeniyle de 16. maddenin birinci fıkrası (c) bendi ve aynı maddenin üçüncü fıkrası hükümleri uyarınca para cezası tatbik edilmesi gerekmektedir. 03-70/844 -366 34H.2. Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği Tarifesinin Değerlendirilmesi 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi anlaşmalar ve uyumlu eylemler yanında rekabeti kısıtlayıcı nitelikteki teşebbüs birliği kararlarını da yasaklamaktadır. Teşebbüs birliklerinin kararlarını; Genel Kurulları nın aldığı ka rarlar, yetkili organlarının ilke kararları, iç işleyişlerine ait tüzükler, üyelik şartlarına ilişkin esaslar veya eylem planları olarak kabul etmek mümkündür. Teşebbüs birliği kararının yasaklanabilmesi için kanun veya tüzükte öngörülen usullere göre alınmış olmasına, üyelerini bağlayıcı olmasına gerek yoktur. Teşebbüs birliklerinin tavsiye niteliğindeki kararları, üyelerini bağlayıcı nitelikte olmasa dahi 4. madde çerçevesinde değerlendirilebilecektir. Bu durumda, üyelerin geçmişte tavsiyelere uyup uymama ları yönündeki eğilimleri ve tavsiye kararı ile ilgili pazardaki rekabet üzerinde önemli bir etki meydana gelip gelmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Üyelerin kendilerini teşebbüs birliği kararı ile bağlı hissetmeleri de bu değerlendirmede önem taş ımaktadır. Üyeler kendilerini fiilen bağlı hissediyorlar ve alınan karara uyuyorlarsa bağlayıcı bir kararın varlığı kabul edilmektedir. İncelemeye konu teşebbüs birliği kararının da bu unsurlar açısından irdelenmesi gerekmektedir. Fiyat tarifeleri ilk yay ımlandığı yıldan itibaren, özellikle serbest tarife rejimine geçilmiş olması sonucunda fiyatlarda yaşanan düşüşlerin de etkisiyle sigorta şirketleri tarafından kabul görmüş ve uygulanmaya başlanmıştır. Zaman içerisinde tarifenin ilk metninde görülen tavsiy e ibaresi de kalkmıştır. Esasen ilk yazıdan hemen üç ay sonra gönderilen ikinci yazıda yer alan "genel toplantıda mutabakata varılan" ve "tarifelerden birinin şirkette saklanarak diğerinin kaşelenip imzalanarak Birliğe gönderilmesini" şeklindeki ifadelerde n de tarifelerin gündeme gelmesiyle birlikte sektör tarafından uygulanmaya başlandığı görülmektedir. Bu yazının içeriğinden de görülmektedir ki belirlenen tarifeler tavsiye niteliğini aşarak uygulanması istenen bir hale dönüşmüştür. Soruşturma sürecinde s igorta şirketleri tarafından Raportörlere söz konusu tarifelere uyulduğu ifade edilmiştir. Esasen tarifelerin uygulamasını güçlendirmek için reasürans anlaşmalarına taşındığı görülmektedir. Zira tarifelere uyulması koşulu reasüransın bir şartı olarak trete lerde yer almıştır. Örneğin 2002 yılı için farklı sigorta şirketleri ile farklı reasürans şirketleri arasında yapılmış olan anlaşmalarda standart bir şekilde, terör riskinin ancak Birlik tarafından Kasım 2001'de revize edilen tarifeye uyulması koşulu ile kapsama gireceği belirtilmektedir. Söz konusu reasürans anlaşmalarından bazılarında fiyat tarifeleri ve tanımlarına ilişkin olarak 25.12.1992 tarihinde yapılan anlaşmaya atıf yapıldığı görülmektedir. Yapılan atıf, "pazar anlaşması" (Market Agreement) şeklin dedir. Bu anlaşmalar da göstermektedir ki Birliğin hazırlamış olduğu tarifeye üyeler tarafından uyulmakta ve bu durum reasürans anlaşmaları dolayısıyla da bir zorunluluk arz etmektedir. Diğer taraftan soruşturmanın diğer konusunu oluşturan protokolde yer alan tarifesi bulunmayan ek teminatlar ifadesi de Birlik tarafından yayınlanan tarifelere uyulduğunun bir başka göstergesidir. Zira söz konusu ifade ile deprem tarifesi ile terör tarifesi kastedilmektedir. 03-70/844 -366 35 Sonuç olarak Birlik tarafından 1992 yılından bu yana üyelere gönderilen Terör Tarifesi'nin üyeler tarafından benimsenerek uygulamaya yansıtılması sonucunda bağlayıcı bir nitelik kazandığı ve böylece rekabetin kısıtlanması sonucunun ortaya çıktığı, bu nedenle 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlal eden Birlik hakkında aynı Kanun'un 16. maddesi uyarınca ceza tatbik edilmesi gerektiği görüşüne ulaşılmıştır. Söz konusu tarifelerin Kanun'un 10. maddesi gereğince süresi içinde bildirilmemiş olması nedeniyle de ayrıca 16. maddenin birinci fıkrası (c) bendi ve aynı maddenin üçüncü fıkrası hükümleri uyarınca da ceza uygulanması gerekmektedir. İ- SONUÇ Düzenlenen rapora, toplanan delillere, sözlü savunma toplantısındaki açıklamalara ve incelenen dosya kapsamına göre; A-1-a) Aksigorta A.Ş., Anadolu Anonim Türk Sigo rta A.Ş., Axa Oyak Sigorta A.Ş., Başak Sigorta A.Ş., Garanti Sigorta A.Ş., Güneş Sigorta A.Ş., İsviçre Sigorta A.Ş., Ray Sigorta A.Ş., TEB Sigorta A.Ş., T. Genel Sigorta A.Ş. ve Yapı Kredi Sigorta A.Ş. nin 11.10.2001 tarihinde imzalamış oldukları protokol ile reasüransa devredilecek poliçeler bakımından yangın sigortaları ve ek teminatlarına yönelik olarak uygulanacak asgari fiyatların belirlenmesi suretiyle 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ihlal edildiğine OYBİRLİĞİ ile, b) Aynı protokolü imzalaya rak taraf olan Milli Reasürans T.A.Ş. nin de yukarıda belirtilen ihlale katıldığına OYÇOKLUĞU ile; 2- 4054 sayılı Kanun un 16. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, yukarıda belirtilen ihlali gerçekleştiren teşebbüslerin 2001 yılı yangın sigortası ciroları üze rinden takdiren; a) Net satışlarının %0.5 i (binde beşi) oranında olmak üzere: Aksigorta A.Ş. nin 227.460.958.000. -TL, Axa Oyak Sigorta A.Ş. nin 250.609.625.000. -TL, Başak Sigorta A.Ş. nin 169.152.835.000. -TL, Garanti Sigorta A.Ş. nin 135.397.831.0 00.-TL, Güneş Sigorta A.Ş. nin 229.594.600.000. -TL, İsviçre Sigorta A.Ş. nin 114.355.834.000. -TL, Ray Sigorta A.Ş. nin 55.401.285.000. -TL, TEB Sigorta A.Ş. nin 32.618.635.000. - TL, T. Genel Sigorta A.Ş. nin 91.021.480.000. -TL ve Yapı Kredi Sigorta A.Ş. nin 179.045.000.000. -TL para cezası ile cezalandırılmasına OYÇOKLUĞU ile, b) İhlale katılım süresi ve anlaşmaya uymayacağını bildirmiş olması hafifletici nedenler olarak gözönüne alındığından net satışlarının %0.1 i (binde biri) oranında olmak üzere Ana dolu Anonim Türk Sigorta A.Ş. nin 62.767.753.000. -TL para cezası ile cezalandırılmasına OYBİRLİĞİ ile, c) Hafifletici nedenler gözönüne alındığından, net satışlarının %0.2 si (binde ikisi) oranında olmak üzere Milli Reasürans T.A.Ş.'nin 191.886.909.0 24.-TL para cezası ile cezalandırılmasına OYÇOKLUĞU ile (Milli Reasürans T.A.Ş. için öngörülen ceza miktarı sehven 03-70/844 -366 36472.651.972.000.TL olarak tefhim edilmiş olup söz konusu maddi hata teşebbüs lehine olarak yukarıdaki şekilde düzeltilmiştir.), 3-a) Kanu n un 4 üncü maddesini ihlal edici nitelikteki 11.10.2001 tarihli protokolün 4054 sayılı Kanun un 10. ve 1997/6 sayılı Rekabet Kurulu Tebliği nin 2. maddeleri ile öngörülmüş olan bir aylık süre içerisinde Rekabet Kurumu na bildirilmemesi nedeniyle protokold e imzası bulunan ve yukarıda adı geçen 11 sigorta şirketi ile Milli Reasürans Türk A.Ş. ye ayrı ayrı, Kanun un 2003/1 sayılı Tebliğ ile değişik 16. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde öngörülen 2.311.902.000. -TL para cezası verilmesine OYÇOKLUĞU il e; b) 4054 sayılı Kanun un 16. maddesi üçüncü fıkrası uyarınca, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemekten dolayı yukarıda anılan teşebbüslere verilen cezanın %5'i (yüzde beşi) oranında olmak üzere, bu teşebbüslerin 11.10.2001 tarihinde yönetim orga nlarında görev alan; Aksigorta A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeleri Mehmet Akın KOZANOĞLU, Mehmet CİVELEK, İsmail Ragıp YERGİN, Mehmet Hakan KARAHAN, Mehmet İhsan EZGÜ; Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeleri Burhan KARAGÖZ, G.Mahir BAYYURDOĞLU, Has an BUDDA, İbrahim Hakkı KURT, Mete UĞURLU, Nilgün ERKAN, Engin Murat YÜKSEL, Ahmet ERASLAN; Axa Oyak Sigorta A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeleri Bülent BORA, Mehmet IŞIKKAYA, Duray ŞİMŞEK, Atıf Mehmet ÖZDENİZ, K. Yücel DÖNMEZ, Sevil YAMAN, A. Heather SMITH, Recai DALAŞ, Vincent PLUCHET, Akın KAYMAK, Mehmet İlker GENÇ, Gökhan DERELİ, M. Aydın MÜDERRİSOĞLU, A. Caner ÖNER, Ali BOZER, Dinç KIZILDEMİR, P. Andera ROSSİ, J. Albert ARVİS; Başak Sigorta A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeleri A. Vural AKIŞIK, V. Özcan ATALAY, Ahmet Gür şen ÇAKALOZ, Kadir GÜNAY, Niyazi ERDOĞAN, Yakup ŞAHİN, Ayhan ÖZER, Muzaffer BİLGİLİ; Garanti Sigorta A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeleri Y. Akın ÖNGÖR, Aclan ACAR, K. Erhan TUNCAY, Hüsnü AKHAN, Süleyman SÖZEN; Güneş Sigorta A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeleri Dr. Nureddin YARDIMCI, Mehmet AYDOĞDU, İrfan ERCİYAS, Füsun YAZOĞLU, Hamit Şükrü ORUÇ, Rıza Öner ÇAKAN, Michel BEAUCHESNE, Arnaud SASSİ; İsviçre Sigorta A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeleri Okan BALCI, Ali H. NEYZİ, Engin ASAL, Murat BALCI, Peter BİERİ; Ray Sigorta A.Ş. Yöneti m Kurulu Üyeleri Çetin HACALOĞLU, Tayfun BAYAZIT, Taylan BİLGEL, Erol TUNCER, Tunç BİLGET, Aykon DOĞAN, Faik AÇIKALIN; TEB Sigorta A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeleri Dr. Akın AKBAYGİL, Yusuf Kamil EYÜPLÜ, İlham SANER, Varol CİVİL, Önder TÜRKKANI, Cihat MADANOĞLU, Fahri ALTINGÖZ; T. Genel Sigorta A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeleri Mehmet Emin KARAMEHMET, Mehmet Sait KUZEYLİ, Orhan EMİRDAĞ, Nil KARAMEHMET, Hulusi TAŞKIRAN ve Yapı Kredi Sigorta A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeleri Haluk CİLLOV, Osman BERKMEN, K. Erhan DUMANLI, Ali İ hsan KARACAN, Suat YELKİN, İhsan FEYZİBEYOĞLU na ayrı ayrı takdiren 115.595.100. -TL para cezası verilmesine OYBİRLİĞİ ile, B-1. Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği tarafından 1992 yılından bu yana hazırlanarak üyelere gönderilen Grev, Lokavt, Kargaşalık, Halk Hareketleri, Kötü Niyetli Hareketler ve Terör Tarifesi ile yangın sigortasına ek olarak verilen bazı teminatlar bakımından uygulanacak tarifelerin ve koşulların 03-70/844 -366 37belirlendiği ve böylece 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ihlal edildiğine OYÇOKLUĞU ile, 2. Bu ihlali nedeniyle Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nin 4054 sayılı Kanun un 2003/1 sayılı Rekabet Kurulu Tebliği ile değişik 16. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca takdiren 9.247.613.000. -TL para cezası ile cezalandır ılmasına OYÇOKLUĞU ile, 3-a) 1992 yılından bu yana yürürlükte bulunan tarifeler ile ilgili olarak 1997/6 sayılı Tebliğ'in 3. maddesi gereğince 5.5.1998 tarihine kadar Kurumumuza bildirimde bulunulmadığı gibi, sonraki yıllarda da güncellenerek uygulanma ya devam edilmesine karşın bildirimde bulunulmadığı anlaşıldığından, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği ne, aynı Kanun un 2003/1 sayılı Tebliğ ile değişik 16. maddesinin birinci fıkrası (c) bendi hükmü uyarınca 2.311.902.000 TL para cezası uyg ulanmasına OYÇOKLUĞU ile, b) 4054 sayılı Kanun un 16. maddesi üçüncü fıkrası uyarınca, önceki maddede belirtilen bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemekten dolayı Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği ne verilen cezanın %5'i oranında olmak üzer e, anılan birliğin bildirim yükümlülüğü bulunan tarihlerde yönetim organlarında görev alan Cahit NOMER, Mehmet AYDOĞDU, Okan BALCI; Muzaffer BİLGİLİ, Bülent BORA, Faruk ÖMRÜUZAK, Cemal ERERDİ, Çetin ALANYA, Hasan ESKİL, Fadıl GÜVENÇ, Hulusi TAŞKIRAN, Günel BAŞER, Ahmet YAVUZ, Kemal OLGAÇ, Erhan TUNÇAY, Tevfik CANSIZ ve Fahri ALTINGÖZ e ayrı ayrı takdiren 115.595.100. -TL para cezası verilmesine OYÇOKLUĞU ile, C- Rekabet Kurulu tarafından tespit edilen bu ihlallere nasıl son verileceğinin ve ilgili pazarda r ekabetin yeniden tesisi için yerine getirilmesi ya da kaçınılması gereken davranışların, taraflara ve ilgili düzenlemeleri yapmakla görevli Bakanlığa 4054 sayılı Kanun un 9. maddesi doğrultusunda bildirilmesine OYBİRLİĞİ ile, Danıştay yolu açık olmak üzer e 30.10.2003 tarihinde karar verilmiştir. 03-70/844 -366 38 KARŞI OY AÇIKLAMASI ( 30.10.2003 tarih 03 -70 / 844 -366 sayılı Kurul kararına karşı oy gerekçesi ) Soruşturma kapsamında olan, sigortacılık hizmetleri alanında faaliyet göstermekte olan sigorta şirketlerinin Milli Reasürans T.A.Ş. önderliğinde ve birlikteliğinde yangın sigortası fiyatı uygulama konusunda aralarında protokol imzalayarak anlaşma yapmak suretiyle 4054 sayılı Kanun un 4. Maddesini ihlal ettikleri tesbit edilmiştir. Milli Reasürans T.A.Ş nin diğer teşebbüslerden ayrı tutularak, hafifletici nedenlerden dolayı (sözkonusu raporda böyle bir tesbit yoktur) daha düşük bir ceza miktarı ile cezalandırılması yönündeki çoğunluğun ceza takdirine katılmıyorum. A.Ersan GÖKMEN Kurul Üyesi 03-70/844 -366 39 KARŞI OY GEREKÇESİ Rekabet Kurulunun 30.10.2003 tarih ve 03 -70/844 -366 sayılı kararında; 11 sigorta şirk etinin 11.10.2001 tarihinde imzaladıkları protokol ile reasüransa devredilecek poliçeler bakımından yangın sigortaları ve ek teminatlarına yönelik olarak uygulanacak asgari fiyatların belirlenmesi suretiyle 4054 sayılı Kanunun 4. maddesini ihlal ettikleri sonucuna varılmıştır. Sigorta şirketleri arasında yapılan yatay anlaşma niteliğindeki bu protokolde Milli Reasürans T.A.Ş. nin de imzası olmakla beraber Milli Reasürans T.A.Ş. ile sigorta şirketlerinin aynı pazarda faaliyet göstermemeleri, üst pazarda faal iyet gösteren Milli Reasürans T.A.Ş. nin alt pazardaki yatay anlaşmaya taraf olamayacağı, protokolün 4. maddesinin Milli Reasürans T.A.Ş. nin kendi fiyatının açıklanması olarak nitelendirilmesinin gerekmesi karşısında Milli Reasürans T.A.Ş. nin ihlale katı lmadığı düşüncesi ile kararın (A -1-b) bendinde ve bunun sonucu olarak protokolün bildirilmemesi nedeniyle Milli Reasürans T.A.Ş. ne Kanun un 16/1 -c. maddesine göre ceza verilemeyeceğinden kararın (A-3-a) bendinde ve yatay anlaşma ile Kanun u ihlal ettikler i kabul edilen teşebbüslerin piyasadaki güçlerine ve ihlalin niteliğine göre daha yüksek oranda takdir edilecek para cezası ile cezalandırılmaları gerektiği görüşü ile kararın (A -2-a) bendinde çoğunluğun görüşlerine katılmıyorum. R. Müfit SONB AY Kurul Üyesi 03-70/844 -366 40 KARŞI OY AÇIKLAMASI Kurul un 30.10.2003 tarih ve 03 -70/844 -366 sayılı kararına aşağıdaki nedenlerle katılmıyorum. (A-1-b) maddesinde belirtilen, Aksigorta A.Ş., Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş., Axa Oyak Sigorta A.Ş., Başak Sigorta A.Ş., Garanti Sigorta A.Ş., Güneş Sigorta A.Ş., İsviçre Sigorta A.Ş., Ray Sigorta A.Ş., TEB Sigorta A.Ş., T.Genel Sigorta A.Ş. ve Yapı Kredi Sigorta A.Ş. nin 11.10.2001 tarihinde imzalamış oldukları protoko l ile reasüransa devredilecek poliçeler bakımından yangın sigortaları ve ek teminatlarına yönelik olarak uygulanacak asgari fiyatların belirlenmesi suretiyle 4054 sayılı Kanun un 4 üncü maddesinin ihlal edilmesi eylemine, aynı protokolü imzalayan Milli Rea sürans T.A.Ş. nin de katıldığı yönündeki çoğunluk görüşüne; bir üst pazarda faaliyet gösteriyor olması nedeniyle Milli Reasürans T.A.Ş.'nin alt pazardaki yatay bir anlaşmaya taraf sayılamayacağı, protokoldeki imzasının sadece kendi asgari fiyatlarını dekla re etmesi anlamını taşıdığı, buna da hakkı olduğu ve dolayısıyla Milli Reasürans T.A.Ş. nin ihlale katılmadığı, bu konuda AB de özel muafiyet tebliği olmasına rağmen bizde böyle bir tebliğin bulunmadığı, eğer Kurul a bu hususta muafiyet talebi ile gelmiş olsa idi, bu muafiyetin tanınabileceğinin gözönünde bulundurulması gerektiği; İhlale katılmamış olmasından dolayı da, bildirmeme cezası verilemeyeceği (A -3-a); tarife yayınlanmasının kamu kuruluşu olarak mümkün hatta gerekli olduğundan mesleki fonksiyonun u yerine getirmiş olmasından dolayı ihlal sayılamayacağı, 16.maddenin 2.bendi gereğince para cezasına ve bildirmeme cezasına muhatap olamayacağı (B -1-2); Reasürans Şirketleri Birliğine (B -3-a) ve (B -3-b) de öngörülen cezaların ihlale katılmadıklarından dolayı verilemeyeceği görüş ve düşüncesindeyim. 03-70/844 -366 41 Kubilay A TASAYAR Kurul Üyesi