1. Hukuk Dairesi 2010/3588 E. , 2010/4235 K. "" MAHKEMESİ : SARAY(TEKİRDAĞ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/09/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanın maliki olduğu 32 parsel sayılı taşınmazını davalı Z.'ya satış suretiyle temlik edildiğini, ondan da diğer davalı H.'e devredildiğini, yapılan işlemlerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek miras payı oranında tapu iptal ve tescile karar verilmesini istemiştir. Davalılar, t…
**1. Hukuk Dairesi 2010/3588 E. , 2010/4235 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : SARAY(TEKİRDAĞ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/09/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanın maliki olduğu 32 parsel sayılı taşınmazını davalı Z.'ya satış suretiyle temlik edildiğini, ondan da diğer davalı H.'e devredildiğini, yapılan işlemlerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek miras payı oranında tapu iptal ve tescile karar verilmesini istemiştir. Davalılar, taşınmazın bedelini ödeyerek satın aldıklarını, iddiaların yerinde olmadığını belirtip davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi .raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; miras bırakanın maliki olduğu 32 parsel sayılı taşınmazını 15.3.1999 da torununun eşinin yakın akrabası olan davalı Z.ya, onun da 17.9.1999 da diğer davalıh.e satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır. Davacı, yapılan temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.