Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/8994 E. , 2024/7462 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2021/8994 Karar No : 2024/7462 DAVACI : ... Odası (... Şubesi) VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... 2- ... Özelleştirme İdaresi Başkanlığı-... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Ankara İli, Çankaya İlçesi, ... Mahallesi, ... ada... sayılı parsele ilişkin "Gelişme Konut Alanı (Emsal 2.00, Yençok 15 Kat) ve Park" kullanım kararları getirilmesine dair Özelleştirme İdaresi Başkanlı…
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/8994 E. , 2024/7462 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2021/8994 Karar No : 2024/7462 DAVACI : ... Odası (... Şubesi) VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... 2- ... Özelleştirme İdaresi Başkanlığı-... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Ankara İli, Çankaya İlçesi, ... Mahallesi, ... ada... sayılı parsele ilişkin "Gelişme Konut Alanı (Emsal 2.00, Yençok 15 Kat) ve Park" kullanım kararları getirilmesine dair Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 09/07/2021 tarih ve 4259 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan ve 10/07/2021 tarih ve 31537 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : İmar planı değişikliğinin parçacıl nitelikte olduğu, 1/25.000 ölçekli Başkent Ankara Nazım İmar Planına aykırı olduğu, taşınmazın E: 0.50 ticaret alanından E:2,00 konut alanına alınmasına ilişkin bilimsel ve nesnel gerekçelerin bulunmadığı, komşu parselde emsal 0,50 yapılaşma koşullarında kreş ve idari ve sosyal tesis bulunduğu, planlamanın çevresiyle uyumlu olmadığı, yeterli sosyal donatı alanı ayrılmadığı, kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporu bulunmadığı, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına aykırı olduğu ileri sürülerek dava konusu imar planlarının iptali istenilmiştir. DAVALININ SAVUNMASI : Davanın süresinde açılmadığı, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı,bölgede yeterli sosyal donatı alanı bulunduğu, parsel çevresinde 25 kata varan yapılar bulunmasına rağmen dava konusu alanda 15 kat yapılaşma koşulu öngörüldüğü, dava konusu imar planlarının, üst ölçekli planlara ve çevresine uygun kullanımlar içerdiği ve şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına uygun olduğu iddialarıyla isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Ankara İli, Çankaya İlçesi, ...Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 09/07/2021 günlü, 4259 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarelerin ehliyet ve süreye ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir. Dosyanın incelenmesinden, 11/02/1991 tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planında ticaret alanı ve yeşil alanda, 08/12/1992 tarihinde onaylanan Çayyolu - Ümitköy I. Etap 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planında E:0,50 Hmax: 7.50 m. yapılaşma koşullarında ticaret alanında kalan uyuşmazlığa konu taşınmazın Özelleştirme Yüksek Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararıyla özelleştirme kapsam ve programına alındıktan sonra, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 09/07/2021 günlü, 4259 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile ''yüksek yoğunlukta gelişme konut alanı (251-400 ki/ha) ve park", 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile de ''gelişme konut alanı (E:2.00, Yençok:15 kat) ve park '' olarak planlandığı anlaşılmaktadır. Danıştay Altıncı Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda sonuç olarak özetle; Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile getirilen kullanım kararlarının üst ölçekli plan olan 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planının bu bölgeye ilişkin arazi kullanım kararlarına uygun olduğu, ancak kat yüksekliği ve emsal değişikliği açısından B.2.1.3. sayılı "Planlı-Yapılaşması Tamamlanmamış Konut Alanları" başlıklı 1/25.000 ölçekli nazım imar planı hükmüne aykırı olduğu, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliklerinin neredeyse aynı ayrıntı düzeyine sahip olmasının planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırı olduğu, dava konusu taşınmazın yaklaşık 0,16 hektarlık kısmının park alanı olarak ayrılmasının olumlu ve çevresiyle uyumlu bir planlama kararı olduğu, taşınmazda öngörülen yapılaşma koşullarının konut adalarından farklılaşmadığı görülmekle birlikte, nüfus öngörüsüne plan araştırma raporunda veya plan açıklama raporunda ver verilmemiş olmasının önemli bir eksiklik olduğu, uygulamaya yön veren temel doküman olan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında konut büyüklüğüne ya da bağımsız bölüm sayısına ilişkin bir not düşülmemesi, konut alanı içerisindeki yeşil-açık alan ilişkisinin ve yaya-araç dolaşımının nasıl çözüleceği konusunda ipucu sunulmamış olmasının alanda gerçekleşmesi beklenen yapılaşma ve yoğunluk açısından bir belirsizlik doğurduğu, bu durumun planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırılık oluşturduğu, sosyal donatı alanlarına yönelik değerlendirme yapılırken, plan değişikliği ile getirilen ilave nüfusun gereksinimi olan sosyal donatı alanlarının plan değişikliğinde dikkate alınması gerektiği, ancak plan araştırma raporu ile plan açıklama raporunda bu tür bir değerlendirmenin bulunmadığı, dava konusu plan değişikliği sürecinde, tamamen kaldırılan ticari fonksiyon açısından mahalle genelindeki ticari fonksiyonların mevcut durumu gözetilerek bir planlama yapılmadığı, ticaret alanının kaldırılmasına yönelik plan değişikliğini zorunlu kılan sebeplerin bulunmadığı, plan değişikliğinde mahalle genelinde dolaşım sistemine ve erişilebilirliğe etki eden önemli değişiklikler söz konusu olmamakla beraber plan değişikliği işlemi ile konut kulanımı açısından hem otopark alanı gereksinimi hem de trafik yükünün etkileri ve dolaşım için kapsamlı bir değerlendirmenin plan açıklama raporunda bulunmadığı, 1/1000 ölçekli Uygulama imar planında ise parsele giriş-çıkış konusuna ilişkin planlama ve tasarım yapılmadığından taşıt sistemi ve dolaşımı açısından uygulama imar planındaki ulaşım şemasının yetersiz kaldığı tespit ve değerlendirmelerine yer verilmiştir. Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde ilgili kuruluşlardan gerekli görüşler alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişikliklerini yapmak Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığının yetkisinde olmakla beraber; bu planların çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği kuşkusuzdur. Dosyadaki bilgi ve belgelerle bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu plan değişiklikleri ile uyuşmazlığa konu taşınmaza getirilen kullanım kararlarının üst ölçekli planlara aykırı olmadığı, taşınmazın yapılaşma yoğunluğu açısından çevredeki konut kullanımlarıyla uyumlu olduğu, 1/5000 ölçekli nazım imar planında konut alanına yönelik olarak yoğunluğun 251-400 kişi/ha ile sınırlandırıldığı, uygulama imar planında da bu yoğunluk değerine uyulduğu, alan için öngörülen nüfusa yetecek büyüklükte yeşil alan ayrıldığı, plan paftalarının incelenmesinden uyuşmazlığa konu taşınmazın konut alanlarıyla çevrili olduğu, taşınmazın cephe almadığı Ankaralılar caddesi üzerinde Gordion AVM ve ticari amaçlı yapıların varlığı nedeniyle taşınmazda ticaret fonksiyonunun sürdürülmesine gerek kalmadığı, plan açıklama raporunda konut kullanımı nedeniyle otopark gereksinimi ve trafik yüküne yönelik bir değerlendirme bulunmamakla birlikte, bilirkişi raporunda plan değişikliği ile dolaşım sistemi ve erişilebilirliğe etki eden önemli bir değişikliğin söz konusu olmadığının belirtildiği anlaşıldığından, dava konusu plan değişikliklerinde çevre ve imar bütünlüğüne, planlama esasları, şehircilik ilkeleri ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Ankara İli, Çankaya İlçesi, ...Mahallesi, ... ada ...parsel 11/02/1991 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planında ticaret alanı ve yeşil alan olarak planlanmıştır. Yenimahalle Belediye Meclisinin ...tarih ve ... sayılı kararıyla kabul edilerek Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığınca 08/12/1992 tarihinde onaylanan Çayyolu - Ümitköy I. Etap 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planında E:0,50. Hmax: 7.50 m yapılaşma koşullarında ticaret alanında yer almıştır. Uyuşmazlık konusu parsel Özelleştirme Yüksek Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararıyla özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır. Daha sonra, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 09/07/2021 tarih ve 4259 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan ve 10/07/2021 tarih ve 31537 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile uyuşmazlık konusu taşınmazın önceki kullanım kararları ''yüksek yoğunlukta gelişme konut alanı (251-400 ki/ha) ve park", 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile ''gelişme konut alanı (E:2.00, Yençok:15 Kat) ve park '' olarak değiştirilmiş, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 13/08/2021-13/09/2021 tarihleri arasında, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin ise Çankaya Belediye Başkanlığı tarafından 05/08/2021-05/09/2021 tarihleri arasında askıya çıkartılması üzerine, davacı tarafından 23/09/2021 tarihinde bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanununun 1. maddesinde: "Bu Kanunun amacı; A) Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan; a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının, b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının, c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların, d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının, e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının, f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir." kuralına yer verilmiştir. 3194 sayılı Kanunun 9. maddesinin 2. fıkrasında, "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne, Ek 3. maddesinde, "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (…)(1) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (…) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir" hükmüne yer verilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır. 3194 sayılı Kanun'un 6. maddesinde, mekânsal planların, kapsadıkları alan ve amaçları açısından mekânsal strateji planlarına uygun olarak; “çevre düzeni planları” ve “imar planları” kademelerinden oluşacağı, imar planlarının ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanacağı, her planın bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanacağı hüküm altına alınmıştır. Mekansal Plan Yapım Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının i) bendinde "Nazım imar planı: Mevcut ise çevre düzeni planının genel ilke, hedef ve kararlarına uygun olarak, arazi parçalarının genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, çeşitli kentsel ve kırsal yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarını, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere, varsa kadastral durumu işlenmiş olarak 1/5.000 ölçekte, büyükşehir belediyelerinde 1/5000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte, onaylı halihazır haritalar üzerine, plan notları ve ayrıntılı raporuyla bir bütün olarak hazırlanan planı, (...) ifade eder." tanımına, 4. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde de, uygulama imar planı "Nazım imar planı ilke ve esaslarına uygun olarak yörenin koşulları ve planlama alanının genel özellikleri, yapının kullanım amacı ve ihtiyacı, erişilebilirlik, sürdürülebilirlik ve çevreye etkisi dikkate alınarak; yapılaşmaya ilişkin yapı adaları, kullanımları, yapı nizamı, bina yüksekliği, taban alanı katsayısı, kat alanı kat sayısı veya emsal, yapı yaklaşma mesafesi, ön cephe hattı, ifraz hattı, kademe hattı, ada ayrım çizgisi, taşıt, yaya ve bisiklet yolları, ulaşım ilişkileri, parkları, meydanları, kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarını, gerektiğinde; parsel büyüklükleri, parsel cephesi ve derinliği, arka cephe hattı, yol kotu ve bu kotun altındaki kat adedi, bağımsız bölüm sayısı gibi yapılaşma ve uygulamaya ilişkin kararları, uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren ve varsa kadastral durumu işlenmiş olarak 1/1.000 ölçekte onaylı halihazır haritalar üzerinde, plan notları ve ayrıntılı raporuyla bir bütün olarak hazırlanan planı," (...) ifade eder." tanımına, yine aynı Yönetmelik'in 26. Maddesinde ise, "İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yaran amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır." hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27. maddesinin 2. fıkrasında, idari işlemin uygulanması halinde giderilmesi güç veya olanaksız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verileceği hüküm altına alınmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul Yönünden: Süre itirazına ilişkin olarak; Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 13/08/2021-13/09/2021 tarihleri arasında, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ise Çankaya Belediye Başkanlığı tarafından 05/08/2021-05/09/2021 tarihleri arasında askıya çıkartılmış, 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi kapsamında olan davada, davacı tarafından son askı tarihini izleyen 30 günlük yasal süre içinde 23/09/2021 tarihinde dava açılmıştır. Ehliyet itirazına ilişkin olarak; İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olan menfaat ihlali, kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilmektedir. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08.03.1979 tarihli, E:1971/1, K:1979/1 sayılı kararında, Türk Mühendis ve Mimar Odalarının, tüzel kişiliği haiz birlikler gibi hak ve yetkilerinin bulunduğu gerekçesiyle davacı ve davalı olarak taraf ve dava ehliyetleri bulunduğuna karar verilmiş, 521 sayılı Danıştay Kanununun 69. ve 70. maddelerinde yer alan "ilgililer" ibaresinin gerçek ve tüzel kişilerden daha kapsamlı olduğu vurgulanmıştır. İmar planlarına karşı açılan davalarda ifa ettikleri meslek ve sanat açısından şehirleşme ve dolayısıyla imar faaliyetleriyle çok yakından ilgileri bulunan mimarların ve şehir plancılarının oluşturduğu oda ve şubelerin de birlikler gibi doğrudan dava açabileceği kabul edilmektedir. Bu bakımdan, TMMOB Mimarlar Odası Ankara şubesinin; imar planlarının mevzuata, planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu iddiasına dayalı olarak kendi kuruluş amacı doğrultusunda dava açma ehliyetine sahip olduğu açıktır. Açıklanan nedenle davalı tarafça, sadece Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliğinin tüzel kişiliği olduğundan birlik üyesi odaların tüzel kişilikleri bulunmadığı gerekçesiyle davacının dava açma ehliyeti olmadığı yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. Esas yönünden; Dava konusu taşınmazlar açısından geçmişten itibaren belirlenen fonksiyonların değerlendirilmesi suretiyle, uyuşmazlık konusu edilen nazım ve uygulama imar planı ile getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının çevre-imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğunun, üst ölçekli imar planları ile imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine uygun olup olmadığının, taşınmazlara verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğunun, uyuşmazlık konusu alanda belirlenen fonksiyonlar açısından alanın kendi içerisinde ve çevresi ile birlikte ulaşım kademelenmesi yönünden incelenerek, belirlenen yol kullanımlarının planlama esasları ve şehircilik ilkeleri yönünden uygunluğunun, imar planlarının imar mevzuatı uyarınca zorunlu olup olmadığının tespiti amacıyla Naip üye ... tarafından re'sen seçilen bilirkişiler Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ... ve Doç.Dr. ...'nın katılımıyla yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 15/02/2024 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. Bu itibarla dosyada yer alan bilgi ve belgeler, bilirkişi raporuna yapılan itirazlar birlikte değerlendirilerek dava konusu nazım ve uygulama imar planı aşağıda başlıklar halinde incelenmiştir. Bilirkişi raporunda, "Ankara İli, Çankaya İlçesi,...Mahallesi, ... ada ... parsele ilişkin 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin, önerilen kullanım kararları açısından üst ölçekli plan olan 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planının bu bölgeye ilişkin arazi kullanım kararlarına uygun olduğu ancak kat yüksekliği ve emsal değişikliği açısından B.2.1.3. sayılı "Planlı-Yapılaşması Tamamlanmamış Konut Alanları" başlıklı 1/25000 ölçekli nazım imar planı hükmüne aykırı olduğu" tespitlerine yer verilmiştir. Davalı idareler tarafından, yapılan araştırma, inceleme, değerlendirme çalışmaları kapsamında çevre imar bütünlüğüne ve üst ölçekli imar planlarına uygun olacak şekilde dava konusu parselin "gelişme konut alanı (E:2,00 yençok:15 kat) ve park" kullanımı olarak belirlendiği, bilirkişi raporunda da açıkça bahsedildiği üzere önerilen konut alanı kullanım kararının üst ölçekli planlara uyumlu olduğu savunulmaktadır. Dairemizce yapılan değerlendirme; 1/25000 ölçekli nazım imar planında "korunan alanlar, planlı yapılaşmasını tamamlamış konut alanları" kullanımında yer alan taşınmazın 1/5000 ölçekli nazım imar planında ''yüksek yoğunlukta gelişme konut alanı (251-400 ki/ha) ve park", 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ise ''gelişme konut alanı (E:2.00, Yençok:15 Kat) ve park '' olarak planlandığı görüldüğünden planların kademeli birlikteliği ilkesinin sağlandığı anlaşılmıştır. 1/25000 ölçekli nazım imar planı hükümlerinin "planlı-yapılaşması tamamlanmamış konut alanları” başlıklı B.2.1.3. sayılı maddesinde “Onaylı imar planları ile getirilen koşullar dışında planlı-yapılaşmamış konut alanlarında tek parselde veya birleştirilmiş parsellerde yapı ve nüfus yoğunluğunu arttıracak, inşaat alanı ve kat adedi değişiklikleri yapılmayacaktır." hükmü yer almıştır. Bu durumda, halihazırda konut alanı olarak planlı ancak yapılaşmamış alanlar için geçerli olan plan hükmünün mevcutta ticaret alanı olarak planlı iken konut alanına çevrilen dava konusu taşınmaz hakkında uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan, anılan plan hükmüyle yoğunluk artışını teşvik edecek nitelikte plan değişikliklerinin önlenmeye çalışıldığı görülmektedir. Dosyada yer alan plan paftalarının incelenmesinden ise, çevrede 13 ile 27 kat arasında değişen yapılaşmalar bulunması karşısında bölgedeki yapıların kat ortalamasının altında olan 15 kat yapılaşma koşulunun, yapılaşma koşulları artışını teşvik edici nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir. Bilirkişi raporunda, "1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliklerinin neredeyse aynı ayrıntı düzeyine sahip olması nedeniyle planların kademeli birlikteliği ilkesinin sağlanamadığı" tespitine yer verilmiştir. Davalı idareler tarafından, İmar planlarının, planların kademeli birlikteliği ilkesi uyarıca, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin nazım imar planı gösterimlerini içeren EK-1ç maddesi ile uygulama imar planı gösterimlerini içeren EK-1d maddesine uygun olarak ölçeğin gerektirdiği ayrıntıyı içerecek şekilde hazırlandığı savunulmuştur. Dairemizce yapılan değerlendirme; Plan paftalarının incelenmesinden, nazım imar planında plan hükümlerine, kullanım kararına, yoğunluk değerine, uygulama imar planında ise plan hükümleri ve kullanım kararlarıyla birlikte emsal değerine, bina yüksekliğine, çekme mesafelerine yer verildiği görülmektedir. Yukarıda anılan Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4. Maddesinin 1. fıkrasının k ve i bentlerinde nazım ve uygulama imar planlarına yönelik yapılan tanımlamalar ışığında yapılan değerlendirmede, plan değişikliğinin parsel bazında olduğu da dikkate alındığında taşınmazın kullanım ve nüfus yoğunluk değerleri ile uygulama imar planını yönlendiren plan notlarına yer veren nazım imar planı ile yine, emsal değeri, bina yüksekliği, çekme mesafesi ile uygulamaya yönelik plan notlarına yer veren uygulama imar planının mevzuatın aradığı yeterli ayrıntıda olduğu sonucuna varıldığından bilirkişi raporundaki bu tespite itibar edilmemeştir. Bilirkişi raporunda, "dava konusu taşınmazın yaklaşık 0,16 hektarlık kısmının park alanı olarak ayrılmasının olumlu ve çevresiyle uyumlu bir planlama kararı olduğu, ayrıca dava konusu taşınmazın konut alanı olarak ayrılan kısmının çevredeki konut adalarından alansal olarak çok farklılaşmadığı, yükseklik olarak yakın çevrede 12 ile 17 kat arasında değişiklik gösteren apartman yapılarına benzer bir şekilde 15 katla sınırlı tutulduğu, bu halde dava konusu taşınmaza getirilen yapılaşma koşullarının çevresiyle uyumlu olduğu, ancak, savunma dilekçesinde bu alanda 155 kişilik bir nüfus öngörüldüğü, bu öngörüye plan araştırma raporunda veya plan açıklama raporunda ver verilmemiş olmasının önemli bir eksiklik olduğu, parsel üzerinde 15 katlı ve her katta 4 daire bulunan bir yapıya izin verildiği takdirde kaba bir hesapla alanda yaklaşık 60 konut birimi üretilebileceği, ortalama hane büyüklüğü 3 kabul edilirse bu durumda brüt nüfus büyüklüğünün 180 kişi olarak hesaplanacağı, halbuki, 1/5000 ölçekli nazım imar planında belirlenen 251-400 kişi/ha yoğunluk uyarınca dava konusu taşınmazın 0,32 hektarlık kısmının konut alanı olduğu gözetildiğinde alana gelmesi öngörülen ek nüfusun 80-129 kişi arasında olmasının beklendiği, bu haliyle 1/1000 ölçekli uygulama imar planının tarif ettiği yapılaşma koşullarının ve savunma dilekçesinde sunulan ek nüfus bilgisinin 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile uyuşmadığının görüldüğü, bu itibarla uygulamaya yön veren temel doküman olan 1/1000 uygulama imar planında konut büyüklüğüne ya da bağımsız bölüm sayısına ilişkin bir not düşülmemesi, konut alanı içerisindeki yeşil-açık alan ilişkisinin ve yaya-araç dolaşımının nasıl çözüleceği konusunda ipucu sunulmamış olması alanda gerçekleşmesi beklenen yapılaşma ve yoğunluk açısından bir belirsizlik doğurduğu, bu durumun planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırılık oluşturduğu" tespitlerine yer verilmiştir. Davalı idareler tarafından, Davaya konu parselde mekânsal kullanımlar belirlenirken mevcut durumdaki yakın çevre kullanımları, yapılaşma koşulları ve bölgenin ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulduğu, planlama alanında ayrılan 3234,85 m2 gelişme konut alanında, ortalama konut büyüklüğü 125 m2, Ankara ilinin ortalama hane halkı büyüklüğünün 3,00 kişi olarak alındığında, alanda yaklaşık 155 kişinin yaşayabileceğinin öngörüldüğü, plan değişikliği ile alana gelen ek 155 kişinin ihtiyacı olan yeşil alan miktarından fazla park alanına (1.599,15 m2) planlama alanında yer verildiği, ayrılan yeşil alan miktarının da Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 11. maddesi kapsamındaki EK-2 standartlar tablosunda yer alan sosyal donatı miktarını fazlasıyla sağladığı, bu hesaplamaya göre yoğunluğun 320 kişi/ha ile 1/5000 ölçekli nazım imar planında yer alan sınırlar içerisinde kaldığı, planların kademeli birlikteliği ilkesini sağlandığı savunulmaktadır. Dairemizce yapılan değerlendirme; Plan paftalarının incelenmesinden, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dava konusu taşınmazın yapılaşma yoğunluğu açısından çevredeki konut kullanımlarıyla uyumlu olduğu, ayrıca 1/5000 ölçekli nazım imar planında konut alanına yönelik olarak yoğunluğun 251-400 kişi/ha ile sınırlandırıldığı görülmekte olup 1/5000 ölçekli nazım imar planında yer alan 251-400 kişi/ha yoğunluk değerinin planların kademeli birlikteliği ilkesi kapsamında alt ölçekli uygulama imar planı ve uygulama imar planı kapsamında yapılacak uygulama işlemleri yönünden bağlayıcı olduğu ve uygulama imar planında anılan yoğunluk değerine aykırı herhangi bir plan kararı bulunmadığı hususları gözetildiğinde planların kademeli birlikteliği ilkesinin sağlandığı sonucuna varılmıştır. Bilirkişi raporunda, "sosyal donatı alanlarına yönelik değerlendirme yapılırken, plan değişikliği ile getirilen ilave nüfusun gereksinimi olan sosyal donatı alanlarının plan değişikliğinde dikkate alınması gerektiği, ancak plan araştırma raporu ile plan açıklama raporunda bu tür bir değerlendirmenin bulunmadığı, bu durumun mekansal planlar yapım yönetmeliğine aykırı olduğu" tespitlerine yer verilmiştir. Davalı idareler tarafından, hazırlanan imar planlarına ilişkin yapılması gerekli inceleme ve değerlendirme çalışmaları ile planlama alanının konumu ve genel özellikleri, tapu ve kadastro bilgileri, nüfus, imar planı bilgileri, yakın çevre kullanım kararları ve yapılaşma koşulları, jeolojik durum gibi konularda tüm bilgiler incelenerek, yapılan değerlendirme neticesinde yakın çevre imar bütünlüğü, üst ölçekli plan kararları, ulaşım bağlantıları, yapı yoğunluğu, çevresinde yer alan yapılaşma koşulları gibi unsurlar dikkate alınarak, özelleştirmeye konu olacak nitelikte kullanım kararı getirilmiş olup, mevzuata uygun şekilde hazırlanan plan açıklama ve araştırma raporunda tüm ilgili bilgilere yer verildiği, artan nüfusun ihtiyacına yönelik ise planlama alanının 1599,15 m2'sinin park alanı olarak ayrıldığı, bu miktarın Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 11. maddesi kapsamında Ek-2 standartlar tablosundaki sosyal donatı miktarını fazlasıyla sağladığının açık olduğu savunulmaktadır. Dairemizce yapılan değerlendirme; Özelleştirme programına alınan taşınmazların bulunduğu alanda her tür ve ölçekte imar planı yapma yetkisinin 3194 sayılı Kanunun 9. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Özelleştirme İdaresine ait olduğu ve bu yetkinin yalnızca uyuşmazlık konusu parsel ile sınırlı olduğu dikkate alındığında, dava konusu imar planı değişikliklerinin bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği açıktır. 4.834,00 m2 büyüklüğündeki planlama alanının 1.599,15 m2'lik kısmının park alanı olarak planlandığı, bu itibarla dava konusu imar planı değişiklikleri ile alana getirilen yoğunluğun çevredeki sosyal donatı dengesini bozmadığı, donatı alanları açısından ilave bir artış gerektirmediği ve ihmal edilebilir boyutta olduğu sonucuna ulaşıldığından bilirkişi raporundaki bu tespite itibar edilmemiştir. Bilirkişi raporunda, "Dava konusu plan değişikliği sürecinde, tamamen kaldırılan ticari fonksiyon açısından mahalle genelindeki ticari fonksiyonların mevcut durumu gözetilerek bir planlama yapılması gerektiği, ancak bu hususa ilişkin değerlendirmelerin plan araştırma raporunda ve plan açıklama raporunda yer almadığı, yer seçimi açısından konu ele alındığında da parselin konut alanı olarak planlanmasında üst ölçekli plan doğrultusunda bir sorun görülmese de ticaret fonksiyonun herhangi bir analiz yapılmaksızın kaldırılmasının doğru bir planlama yaklaşımı olmadığı, plan değişikliğini zorunlu kılan sebeplerin bulunmadığı" tespitlerine yer verilmiştir. Davalı idare tarafından, davaya konu planlama alanının mevcut imar planlarında ticaret alanı olarak önerildiği, ancak yakın bölgesine bakıldığında, ticaret alanı olarak yeterince doygunluğa ulaştığı, ... AVM'nin doğu cephesinde yer alan Ankaralılar caddesi devamından ayrılan 2480. sokak üzerinde bulunan 2 katlı konut yapılarının da ticari faaliyetler göstererek bölgeye hizmet ettiğinden bu kadar ticari yoğunluğun çok yakınında ve ayrı bir parselin ticaret olarak hizmet veremeyeceğinden atıl ve boş durumda kaldığı, bu kapsamda atıl ve boş durumda kalan kamu alanlarının etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmesi ilkesi kapsamında, bugüne kadar herhangi bir kullanımı olmayan ve boş kalan alanın tekrardan bölgeye ve kente kazandırılması amacıyla plan değişikliği hazırlandığı, bu kapsamda plan değişikliğinin zorunlu kılan sebeplerin bulunduğundan dava konusu taşınmazın üst ölçekli planlara uyumlu olacak şekilde konut alanı ve park alanı olarak belirlendiği savunulmaktadır. Dairemizce yapılan değerlendirme; plan paftalarını incelenmesinden uyuşmazlığa konu parselin ... AVM'nin ve ticaret amaçlı yapıların bulunduğu Ankaralılar caddesinden cephe almadığı ve konut alanlarıyla çevrili olduğu, ana cadde üzerinde yer alan ... AVM gibi ticari anlamda çekim merkezleri nedeniyle, iç kısımda kalan taşınmazın ticari işlevinin hayata geçirilemediği ve atıl durumda kaldığı, bu halde plan değişikliğini zorunlu kılan sebeplerin varlığının kabulü gerektiği açık olup aksi halde boş kalan parsel nedeniyle kamunun ve Hazinenin zarara uğrayacağı tabiidir. Bilirkişi raporunda, "Plan değişikliğinde mahalle genelinde dolaşım sistemine ve erişilebilirliğe etki eden önemli değişikliklerin söz konusu olmadığı, bununla beraber plan değişikliği işlemi ile konut kulanımı açısından hem otopark alanı gereksinimi hem de trafik yükünün etkileri ve dolaşım için kapsamlı bir değerlendirmenin plan açıklama raporunda bulunmadığı, 1/1000 ölçekli Uygulama imar planında ise parsele giriş-çıkış konusuna ilişkin planlama ve tasarım yapılmadığından taşıt sistemi ve dolaşımı açısından uygulama imar planındaki ulaşım şemasının yetersiz kaldığı" tespitlerine yer verilmiştir. Davalı idare tarafından, Dava konusu parselin imar planı ticaret alanı olarak kullanımda olması durumunda trafik sirkülasyonunun günün her saatinde ve daha yoğun olacağının aşikar olacağı ve fazladan ... AVM önündeki ... caddesine ve ... Caddesine ilave trafik yükü getireceği, konut kullanımında ise sadece sabah ve akşam işe gidiş ve dönüş saatlerinde trafik sirkülasyonu olacağı, ayrıca planlama alanında oluşacak otopark ihtiyacının parsel içerisinde karşılanacağı, öte yandan planlama alanının cephe aldığı ... Caddesinden ayrılan ve yine dava konusu parselin diğer cephesinden geçen 15 metrelik yolun da otopark ile sonlandırıldığı dolayısıyla otopark-ulaşım ve trafik yükü ile ilgili herhangi bir olumsuzluk eksiklik olmadığı savunulmaktadır. Dairemizce yapılan değerlendirme; Uyuşmazlık konusu taşınmazların yakın çevresinde yapılaşmanın tamamlandığı, imar planlarında öngörülen imar yollarının fiilen kullanıldığı, taşınmazın üç yönden bu yollardan cephe aldığı, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait plan hükümlerinin 6 sayılı maddesinde; kullanım alanlarında otopark ihtiyacının Otopark Yönetmeliğine uygun olacak şekilde yapı adaları içerisinde karşılanacağının düzenlendiği görüldüğünden, taşınmazların konumu, etrafındaki kullanım kararları ve yollar, bu yolların bağlantıları, güzergahları ve genişlikleri ile alana getirilen ek nüfus birlikte değerlendirildiğinde, mevcut yolların ilave nüfusun getireceği ek trafik yükünü karşılayabilecek mahiyette olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yukarıda yer verilen açıklama ve değerlendirmeler çerçevesinde; dava konusu nazım ve uygulama imar planı değişiklikleri, planlama ilkelerine, şehircilik esaslarına, imar mevzuatına, hukuka ve kamu yararına uygun bulunmuştur. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Danıştay Başkanlığı tarafından yatırılan avanstan karşılanan keşif ve bilirkişi incelemesi ve posta gideri olan ...-TL'nin davacıdan alınarak Danıştay Başkanlığı'nın ilgili hesabına yatırılmasını teminen kararın bir örneğinin Danıştay Başkanlığı Genel Sekreterliği'ne (İdari İşler Müdürlüğü) tebliğine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 09/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.