Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2022/2192 E. , 2024/5056 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2022/2192 Karar No : 2024/5056 TEMYİZ EDENLER:1-(DAVALI) ...Vergi Dairesi Müdürlüğü ... VEKİLİ : Av. ... 2-(DAVACI) ... Tarım Makineleri Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayı
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2022/2192 E. , 2024/5056 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2022/2192 Karar No : 2024/5056 TEMYİZ EDENLER:1-(DAVALI) ...Vergi Dairesi Müdürlüğü ... VEKİLİ : Av. ... 2-(DAVACI) ... Tarım Makineleri Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, 2018 yılının Kasım dönemine ilişkin katma değer vergisi alacağının mahsuben iade talebinin reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile talep tarihi ile iade edileceği tarihe kadar geçen süre için tecil faizi ile birlikte iadesi istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Katma Değer Dergisi Genel Uygulama Tebliğinde değişiklik yapan 18 seri no'lu Tebliğ'in 06/04/2018 tarihinde yürürlüğe girdiği ve faturalarda beyan edilen kupon bedeli, bayi toplantısı, demo primi, yedek parça satış primi gibi tutarların bu tebliğ ile birlikte indirme konu edilebileceğinin düzenlendiği, bu nedenle davacının faturalarında beyan ettiği söz konusu tutarları 06/04/2018 tarihinden önceki dönemlerine ilişkin işlemlerinin indirimine konu edilemeyeceği belirtilerek iade talebinin reddedildiği olayda, sözü edilen Tebliğ ile 06/04/2018 tarihinde değişiklik yapılarak garanti, reklam, royaltly, know-how, isim hakkı, ciro primi gibi harcamaların indirime konu edilebilmesinin mevzuata eklenmesinin bu tarihten önceki dönemler için bunların indirime konu edilemeyeceği sonucunu doğurmadığı, 3065 sayılı Kanun uyarınca indirime konu edilmesi açıkça yasaklanmayan ve doğrudan katma değer vergisinin konusuna giren teslim ve hizmetler nedeniyle katma değer vergisi iadesinden yararlanılmasının önünde yasal bir engel bulunmadığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin 5. fıkrasında "vergi kanunları uyarınca iadesi gereken vergilerin, ilgili mevzuatı gereğince mükellef tarafından tamamlanması gereken bilgi ve belgelerin tamamlandığı tarihi takip eden üç ay içinde iade edilmemesi halinde, bu tutarlara üç aylık sürenin sonundan itibaren düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faizin, 120. madde hükümlerine göre red ve iadesi gereken vergi ile birlikte mükellefe ödeneceğinin düzenlendiği, bu durumda davacı tarafından mahsuben iade talebine ilişkin başvuru evrakı ve ilgili belgeler davalı idareye 28/09/2020 tarihinde sunulmuş olup, ilgili yasa uyarınca en geç 28/12/2020 tarihinde iade edilmeyen tutara bu tarihten itibaren tecil faizi işletilmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiş, iadeye hak kazanılan tutarın 28/12/2020 tarihinden bu karar gereğince iadenin yapılacağı tarihe kadar işletilecek tecil faiziyle birlikte iadesine hükmedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesi kararının, dava konusu işlemin iptaline ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusu, değinilen hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle reddedilmiştir. 213 sayılı Yasa'nın 112.maddesinin 5.fıkrasında Vergi kanunları uyarınca iadesi gereken vergilerin, ilgili mevzuatı gereğince mükellef tarafından tamamlanması gereken bilgi ve belgelerin tamamlandığı tarihi takip eden üç ay içinde iade edilmemesi halinde, bu tutarlara üç aylık sürenin sonundan itibaren düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz, 120. madde hükümlerine göre red ve iadesi gereken vergi ile birlikte mükellefe ödeneceğinin düzenlendiği, mahsuben iadenin, mükelleflerin borçlarının tahsili/ödenmesi şekli olduğu, üzerinden faiz hesaplanmasına olanak bulunmadığı gibi 213 sayılı Yasa'nın 112.maddesinde vergi kanunları uyarınca iadesi gereken vergilerden bahsedildiği ve de mahsuben iadelerde faiz ödeneceğine dair bir düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle Vergi Mahkemesi kararının, faize ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusu kabul edilerek değinilen hüküm fıkrası kaldırıldıktan sonra dava bu yönden reddedilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, 213 sayılı Yasa'nın 112.maddesinin 5.fıkrasında Vergi kanunları uyarınca iadesi gereken vergilerin, ilgili mevzuatı gereğince mükellef tarafından tamamlanması gereken bilgi ve belgelerin tamamlandığı tarihi takip eden üç ay içinde iade edilmemesi halinde, bu tutarlara üç aylık sürenin sonundan itibaren düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faizin, 120. madde hükümlerine göre red ve iadesi gereken vergi ile birlikte mükellefe ödeneceği, bu durumda mahkemece faize hükmedilmesinin yerinde olduğu ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir. Davalı idare tarafından, davacının 06/04/2018 tarihinden önce gerçekleşmiş olan 2017 yılına ilişkin indirimli orana tabi işlemlerinden doğam katma değer vergisi iade talebinde, ciro primi gibi giderlere ilişkin katma değer vergisinin yüklenim listesine dahil edilmesi mümkün olmadığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir. TARAFLARIN SAVUNMALARI: Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. Davacı tarafından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ: Davalı idare temyiz istemini reddi, davacı temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı şirket tarafından, 2018 yılının Kasım dönemine ilişkin katma değer vergisi alacağının mahsuben iadesi talep edilmiş, söz konusu talep davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmiştir. Davacı tarafından sözü edilen işlemin iptali ve iadesi istenen tutarın talep tarihi ile iade edileceği tarihe kadar geçen süre için tecil faizi ile birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır. Dava dosyasına, mahsuben ödenmek istenen tutarın, davacıdan tahsil edilip edilmediği, tahsil edilmiş ise ne zaman ne kadar tutarlı bir tahsilat yapıldığına dair herhangi bir bilgi belge sunulmamıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 125. maddesinin birinci fıkrasında idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, son fıkrasında ise idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin, 15/06/2012 tarih ve 28324 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6322 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle değişik 4. fıkrasında, fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte, 120. madde hükümlerine göre mükellefe red ve iade edileceği hükme bağlanmış, sözü edilen Kanun'a, 6322 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle eklenen ve 15/06/2012 tarihinde yürürlüğe giren geçici 29. maddesinde de Kanun'un 112. maddesinin 4. fıkrasının, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde uygulanacağı belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davalı idare tarafından temyiz istemine konu edilen Vergi Dava Dairesi kararının; mahsuben iade isteminin reddine dair işleme ilişkin hüküm fıkrası aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun bulunmuştur. İdareyi, eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü tutan Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrası, iadesi gereken bir miktar paranın, idarenin tasarrufunda kalan sürede ilgilisi tarafından tasarruf edilememesinden doğan zararın giderilmesini de kapsamaktadır. Mahsuben ödenmek istenen borcun, iade alacağından mahsup edilmeksizin davacı tarafından haricen ödenmiş olması halinde, iade alacağına tekabül eden tutardaki ödenen paranın tasarrufundan yoksun kalınacağı tartışmasızdır. Dolayısıyla iade talebinin yerine getirilmemesinden dolayı bir tecil faizinden söz edilebilmesi için mahsuben iadenin konusu borcun davacı tarafından ödenmesi şarttır. Bu nedenle bakılan davanın tecil faizine ilişkin kısmının çözüme kavuşturulabilmesi için gerekli olduğundan, mahsuben iadenin konusu borcun davacı tarafından ödenip ödenmediği, ödenmiş ise hangi tarihte ne tutarda ödenmiş olduğunun açıklığa kavuşturulması gerekeceğinden, Vergi Dava Dairesi kararının tecil faizine ilişkin hüküm fıkrasının, belirtilen hususlarda yapılacak araştırma neticesinde karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idare temyiz isteminin reddine, 2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının, mahsuben iade isteminin reddine dair işleme ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA, 3. Davacı temyiz isteminin kabulüne, 4.Kararın, davanın tecil faizine ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA, 03/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : Temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar Vergi Dava Dairesi kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz istemlerinin reddi ile kararın onanması gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.