10. Hukuk Dairesi 2023/2197 E. , 2023/2164 K. "İçtihat Metni" ... MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2020/365 E., 2022/314 K. ... KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yap
**10. Hukuk Dairesi 2023/2197 E. , 2023/2164 K.** **"İçtihat Metni"** ... MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2020/365 E., 2022/314 K. ... KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili asıl dava dosyasının dava dilekçesinde özetle; davacı ...'ın eşi olan ...'nın davalıya ait işyerinde çalışmakta iken 16.11.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiğinden bahisle 1,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini, birleşen dava dosyasının dava dilekçesinde ise eş ... için 112.600,00 TL maddi, 65.000,00 TL manevi, davacı çocuklar ...,...,... için 60.000,00’er TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, davacılar vekili bozmadan sonra alınan bilirkişi hesap raporunu takiben ibraz ettiği 26.05.2022 tarihli talep artırım dilekçesi ile asıl dava dosyasında davacı eş yönünden talep ettiği 1,00 TL maddi tazminat istemini 607.450,97 TL’ye arttırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iş kazasının meydana gelişinde müvekkilinin bir kusuru olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.03.2018 tarih ve 2015/451 Esas, 2018/396 Karar sayılı kararıyla; iş kazasının meydana gelişinde kaçınılmazlığın %20 oranında etkili olduğu, davalı işverenin ise %80 oranında kusurlu olduğu, bu kapsamda davacı eşin maddi zararının 135.391,98 TL olarak tespit edildiği kabul edilerek davacı eşin maddi tazminat talebinin talebiyle bağlı kalınarak kabulüne, davacı eş lehine 35.000,00 TL, davacı çocuklar lehine 25.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin 28.03.2018 tarih ve 2015/451 Esas, 2018/396 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 30.05.2019 tarih, 2018/2594 Esas, 2019/1548 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 16.06.2020 tarih ve 2019/5614 Esas, 2020/2377 Karar sayılı kararı ile sair temyiz itirazları incelenmeksizin özellikle sigortalının kalp hastalığı sonucu vefat ettiği belirgin olduğundan temin edilebilen tüm tıbbi belgeler ile işyeri şahsi sicil dosyası ve varsa periyodik sağlık raporları celp edildikten sonra, varsa kusurun oran ve aidiyeti ile sigortalının bünyesinden kaynaklanan nedenlerin olayın meydana gelmesinde etkisi olup olmadığı, etkisi varsa ne oranda olduğu yönünde aralarında kardiyolog bilirkişinin de bulunduğu, konusunda uzman iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetinden yeniden kusur raporu alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile bozulan hükme dayanak kılınan bilirkişi kusur raporu ile aynı yöndeki 12.03.2022 tarihli bilirkişi kusur raporu doğrultusunda iş kazasının meydana gelişinde kaçınılmazlığın %20 oranında etkili olduğu, davalı işverenin ise %80 oranında kusurlu olduğu, yine bozmadan sonra alınan bilirkişi hesap raporu doğrultusunda davacı eşin maddi zararının 720.050,98 TL olarak tespit edildiği kabul edilerek davacı eşin asıl ve birleşen dava dosyaları ile talep ettiği maddi tazminat istemlerinin kabulüne, davacı eş lehine 45.000,00 TL, davacı çocuklar lehine 30.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davalıya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi gereğince hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, hesap raporunun hatalı olduğunu, zarardan tüm peşin sermaye değerinin tenzil edilmesi gerektiğini, sağ kalan eşin yeniden evlenme ihtimalinin hatalı tespit edildiğini, pasif dönem için zarar hesaplanmasının doğru olmadığını, sigortalının 50-60 yaş döneminde yılın tamamını çalışarak geçireceği varsayımına dayanarak hesaplama yapılmasının isabetsiz olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatların fazla olduğunu, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21'inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 inci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Dosya kapsamından, davalıya ait işyerinde ocak içi maden işçisi olarak çalışmakta iken 16.11.2013 tarihinde 15:30-23:00 saatleri arasındaki mesaisinden sonra işyerinde bulunan duştan çıkıp üstünü değiştirirken yere yığılıp vefat ettiği, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesince düzenlenen raporda sigortalının ölüm nedeninin kalp hastalığı olarak belirtildiği, ilk derece mahkemesinin bozulan ilk kararına dayanak kılınan 26.10.2015 tarihli bilirkişi kusur raporunda müteveffanın bünyesinden kaynaklanan faktörlerin değerlendirilmediği, Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin yukarıda açıklanan bozma kararının da bu hususa ilişkin olduğu ne var ki bozmaya uyulduktan sonra alınıp da temyiz incelemesine konu 23.06.2022 tarihli hükme dayanak kılınan 12.03.2022 tarihli bilirkişi kusur raporunda da müteveffa sigortalının bünyesinden kaynaklanan faktörlerin zararlandırıcı sonucun ortaya çıkmasında etkisinin olup olmadığı var ise ne oranda olduğu hususlarının değerlendirilmediği, iş kazasının meydana gelişinde kaçınılmazlığın %20 oranında etkili olduğu, davalı işverenin ise %80 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş belirtildiği, bozmadan sonra alınan ve fakat itibar edilmeyen 01.02.2021 tarihli bilirkişi kusur raporunda ise iş kazasının meydana gelişinde davalının bir kusuru bulunmadığı, kazanın meydana gelişinde müteveffanın bünyesinden kaynaklanan faktörlerin %100 oranında etkili olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır. İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında sigortalının kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır. Öte yandan kaçınılmazlık; hukuksal ve teknik anlamda; fennen önlenmesi mümkün bulunmayan başka bir anlatımla, işverence mevzuatın öngördüğü tüm önlemlerin alınmış olduğu koşullarda dahi önlenmesi mümkün bulunmayan durum ve sonuçları ifade eder. Olayın önlenemezliği hususunu açmak gerekirse; buradaki önlenemezlik olayla ilgili değildir. Önlenemezlik unsuru, tamamen davranış normu ve borca aykırılıkla ilgili olup alınabilinecek tüm tedbirler alınmış olunsa dahi bir davranış normunun veya sözleşmeden doğan bir borcun ihlalinin ifadesidir. Yani olay önlenemez olmasına rağmen bir davranış kuralına ya da sözleşmeden doğan borca aykırılık önlenebiliyorsa artık kaçınılmazlıktan söz etme imkanı yoktur. Bu açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde İlk Derece Mahkemesi'nce ölümün kalp hastalığı neticesinde meydana geldiği açık olmasına karşın müteveffa sigortalının bünyesinden kaynaklanan faktörlerin ölüm neticesinin ortaya çıkmasında bir etkisinin bulunup bulunmadığı varsa ne oranda etkili olduğu hususunda bir değerlendirme içermeyen bilirkişi kusur raporuna itibar edilerek sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, müteveffa sigortalının kaza öncesi ve kaza sonrası dönemlere ait temin edilebilen tüm tıbbi belge ve raporlar ile davalı iş yerindeki şahsi sicil dosyasını celp etmek, işverenin sigortalının periyodik sağlık muayenelerini yaptırıp yaptırmadığı, bu muayenelerde kalp rahatsızlığı ile ilgili bir bulguya rastlanıp rastlanmadığı, şahsi dosyada "kalp rahatsızlığı" nedeniyle alınmış bir istirahat raporunun bulunup bulunmadığı, ölüm olayından önceki tarihlerde sigortalının bünyesini zorlayacak bir çalışma yaptırılıp yaptırılmadığı, olay günü sigortalıyı iş yerinde rutin dışında bir gerginlik ve stres içine sokacak bir olayın cereyan edip etmediğini araştırmak, ayrıca kalp hastalığında kişinin yaşının, beslenme şekli ve kültürünün, genetik özelliklerinin ve bünyesel yapısının, tütün bağımlılığı, alkol kullanımı, egzersiz durumunun, cinsiyetinin de faktör olduğu, sağlığının çeşitli faktörlerin bir araya gelmesiyle bozulabileceğini; ayrıca iş yerinde çalışma şartlarının kalp hastalığını tetikleyip tetiklemediği hususlarının kusurun ağırlığının değerlendirilmesinde dikkate alınacağını göz önünde bulundurmak, bu kapsamda aralarında bir kardiyologun da yer alacağı kazanın meydana geldiği iş kolunda yetkin iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetinden kalp hastalığı şeklinde meydana gelen ölüm olayı ile iş yeri koşulları ve çalışma şekli arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, bu hususların kalp hastalığından dolayı ölüm neticesini tetikleyip tetiklemediği, zaralandırıcı sonucun meydana gelişinde kazalı, işveren veya diğer kişilerin kusurunun bulunup bulunmadığı, kusur mevcut ise kimin ne oranda kusurlu olduğu, kişinin yaşının, beslenme şekli ve kültürünün, genetik özelliklerinin ve bünyevi yapısının, tütün bağımlılığı, alkol kullanımı, egzersiz durumunun, cinsiyetinin de etkili olup olmadığı, diğer bir deyişle müteveffa sigortalının kendi bünyesinden kaynaklanan faktörlerin etkili olup olmadığı, etkili olmuş ise ne oranda etkili olduğu hususlarını irdeleyen ve ayrıca aşamalarda alınan diğer tüm bilirkişi kusur raporlarını da gerekçeli bir şekilde değerlendiren yeni bir kusur raporu almak, farklı kusur oranlarının belirlenmesi nedeniyle yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde hükme esas 16.05.2022 tarihli bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin ve diğer hesap unsurlarının değişmemesi gerektiğini, davacı yanın kanun yoluna başvurmamış olması nedeniyle oluşan usuli kazanılmış hakları, maddi tazminat istemi yönünden davanın belirsiz alacak davası olduğunu ve arttırım tutarını da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...