T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1650 Esas KARAR NO : 2025/1655 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ: 03/06/2025 NUMARASI : 2025/180 Esas TALEP: İHTİYATİ HACİZ KARAR TARİHİ: 11/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; tasfiye halinde olan …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1650 Esas KARAR NO : 2025/1655 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ: 03/06/2025 NUMARASI : 2025/180 Esas TALEP: İHTİYATİ HACİZ KARAR TARİHİ: 11/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; tasfiye halinde olan davalı kooperatifin 18.11.2023 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yaptığını, müvekkilinin kooperatif üyesi ...'in torunu ve yasal mirasçısı olmasına rağmen genel kurul toplantısına çağrılmadığını, toplantı gün ve saati ile, toplantı yeri ve gündem maddelerinin müvekkiline bildirilmediğini, genel kurulda alınan karara göre 15703 ada, 104 parsel sayılı taşınmazın satılmasına karar verildiğini, kararın uygulanması halinde müvekkilinin mülkiyet hakkının ihlal edileceğini ileri sürerek genel kurul kararının iptalini ve tedbiren taşınmazın satış ve tasfiyesinin durdurulmasını talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece Mahkemesi 03/06/2025 tarihli ara kararı ile; tedbir istenen taşınmazın satılarak davalı kooperatifin tasfiyesinin gerçekleşeceği muhakkak olup, bu işlemlerin ihya kararının amacına uygun olduğu, taşınmazın satılması halinde 1163 sayılı Kanunun 83/2 maddesi uyarınca, anasözleşmede başka bir hal tarzı kabul edilmiş olmadıkça paylaştırmanın, dağılma anında kayıtlı ortaklar veya hukuki halefleri arasında eşit olarak yapılacağı düzenlendiğinden, bu anlamda telafisi imkansız zararların doğmasının söz konusu olmadığı, taşınmazın satılmasının iddia edildiği üzere mülkiyet hakkını nasıl ve ne şekilde sınırlandıracağının da açıklanmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Ara karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; çağrı usullerine uyulmadan ve müvekkiline toplantı günü bildirilmeden yapılan genel kurul toplantısında alınan taşınmazın satışına dair kararın, müvekkilinin mülkiyet hakkını ihlal edeceğini belirterek ara kararın kaldırılmasını ve taşınmaza tedbir konulmasını talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, kooperatif genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.Derdest dava kapsamında ayrıca ihtiyati tedbir talep edilmiş, Mahkemece ihtiyati tedbir talebi reddedilmiştir.Ara karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf etmiştir. İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun onuncu kısım birinci bölümünde, geçici hukuki korumalar üst başlığı ile 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 389/1 maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." ve yine Kanunun 390/3 maddesi "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükümlerini içermektedir. Anılan hükümlerde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde ve talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi şartıyla uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki korumadır. İhtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartlarından biri, ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır (m. 389/1). Kanun, burada "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir. (Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) (Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 esas,2012/6651 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi).Somut olayda, başka davacılar tarafından aynı genel kurul kararının iptali için açılan davada da tedbiren taşınmazın satışı ve tasfiyenin durdurulması istenmiş, mahkemece tedbir talebi kabul edilmiş, sonrasında tedbir talebine itirazın da reddine karar verilmiştir. Bu kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2024/607 Esas, 2024/792 Karar sayılı kararı ile; " İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/260 Esas 2022/685 Karar sayılı kararı ile İstanbul ili, Maltepe ilçesi, Aydınevler Mah....parselde kayıtlı taşınmazın -ihyası talep edilen kooperatif adına kayıtlı- satılması ve müteakip işlemlerin yapılması için davalı kooperatifin ihyasına karar verilmiştir. Davalı kooperatifin 18/11/2023 tarihli 2023 hesap yılı olağanüstü genel kurul toplantısında ise, söz konusu taşınmazın satılmasına oybirliği ile karar verilmiştir. Davacılar ise, toplantının yasal usullere aykırı yapıldığı gibi alınan kararın da hukuka ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek işbu davayı açmıştır. Sicilden terkin edilen davalı kooperatif, bahsi geçen taşınmazın satılması ve müteakip işlemlerin yapılması amacıyla ihya edildiğine göre Mahkemece, davalı kooperatifin tasfiyesine ve taşınmazın satışına yönelik işlemlerin ihtiyati tedbir olarak durdurulmasına karar verilmesi yerinde olmamıştır. Zira herhalükarda söz konusu taşınmazın satılarak davalı kooperatifin tasfiyesinin gerçekleşeceği muhakkak olup bu işlemler niteliği itibariyle ihya kararının amacına da uygundur. Taşınmazın satılması halinde 1163 sayılı Kanunun 83/2 maddesi uyarınca, anasözleşmede başka bir hal tarzı kabul edilmiş olmadıkça paylaştırmanın, dağılma anında kayıtlı ortaklar veya hukuki halefleri arasında eşit olarak yapılacağı düzenlenmiş olup bu anlamda telafisi imkansız zararların doğması söz konusu değildir. Kaldı ki taşınmazın satılmasının iddia edildiği üzere mülkiyet hakkını nasıl ve ne şekilde sınırlandıracağı da açıklanmış değildir. Bu nedenle taşınmazın satılmasının önlenmesine yönelik Mahkemece tesis edilen ihtiyati tedbir kararı isabetli olmadığından davalı istinaf başvurusunda haklıdır." denilerek ilk derece mahkemesinin tedbire itirazın reddine dair ara kararı kaldırılarak, itirazın kabulüne karar verilmiştir. Buna göre eldeki dosyada da ilk derece mahkemesinin Dairemiz kararındaki gerekçe ile tedbir talebini reddetmesi yerinde olmuştur.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesi ara kararında isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/180 Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen 03/06/2025 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken istinaf harçları davacı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 362/1-f Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.11/12/2025