1. Hukuk Dairesi 2006/10186 E. , 2006/11480 K. MAHKEMESİ : AYAŞ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/12/2005 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanı H..S...in maliki olduğu ..parsel sayılı taşınmazı mirastan mal kaçırmak amacıyla davalı 2.eşine satış suretiyle muvazaalı temlik ettiğini, ayrıca murise ait aracın davalı kullanımında bulunduğunu ileri sürerek payı oranında tapu iptal tescil ve aracın payı oranında adına tescili veya payına düşen bedelin ödenmesi i…
**1. Hukuk Dairesi 2006/10186 E. , 2006/11480 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : AYAŞ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/12/2005 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanı H..S...in maliki olduğu ..parsel sayılı taşınmazı mirastan mal kaçırmak amacıyla davalı 2.eşine satış suretiyle muvazaalı temlik ettiğini, ayrıca murise ait aracın davalı kullanımında bulunduğunu ileri sürerek payı oranında tapu iptal tescil ve aracın payı oranında adına tescili veya payına düşen bedelin ödenmesi isteğinde bulunmuştur. Davalı, muvazaa iddialarının yersiz olduğunu, taşınmazı Almanya'daki birikimleri ile edindiğini bildirip davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, miras bırakan tarafından davalıya yapılan temlikin muvazaalı olduğu gerekçesiyle, tapu iptal tescil isteğinin kabulüne, aracın tescili istemi yönünden yetkisizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 21/11/2006 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat ile temyiz edilen vekili Avukat geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü : -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal, tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu ... parsel sayılı taşınmazın tarafların ortak miras bırakanı H... S...tarafından Ağustos 1996 tarihinde 3.kişiden edinildiği, daha sonra ifrazen oluşan çekişmeli bölümün 7.1.1999 tarihli akitle miras bırakan tarafından davalıya satış yoluyla intikal ettirildiği anlaşılmaktadır. Davacı anılan temliki işlemin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerken, davalı taşınmazın temelde kendi parası ile miras barakan tarafından alındığını daha sonra kendisine intikal ettirildiğini savunmuştur. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Hemen belirtmek gerekir ki bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmeside büyük önem taşınmaktadır. Bunun içinde ülke ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşınmaktadır. Bunun içinde ülke ve yörünin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Somut olaya gelince, çekişmeli taşınmazın miras bırakan tarafından edinildiği tarih olan Ağustos 1996 tarihi itibariyle 100.000 DM tutarındaki paranın davacının eşinin banka hesabına gönderildiği kayden sabittir. Söz konusu paranın adı geçene gönderilmesi için geçerli bir hukuki neden ileri sürülmemiştir. Taşınmazda miras bırakan tarafından paranın gönderildiği tarihten sonra edinilmiştir. Öyleyse çekişmeli taşınmazın miras bırakan tarafından davalıya intikalinin mal kaçırma amaçlı değil bir hakkın teslimi anlamında bulunduğu anlaşılmaktadır. Belirlenen bu olgular yukarda açıklanan ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde çekişmeli taşınmazın miras bırakan tarafından davalıya temlikinin 1.4.1974 tarih 1/2 Sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında ifade edildiği anlamda mal kaçırma düşüncesine dayalı bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 4.12.2005 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 450,00 YTL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, peşin alınan harcın temyiz edene iade edilmesine, 21.11.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.