İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin ".........Ankara" adresinde ......... olarak ticari hayatına başlamış ve devam etmekte olup, davalı şirketin alacaklı sıfatıyla dava dışı ....., ........A.Ş. ve ...........Şti. aleyhine İstanbul ....İcra Müdürlüğü'nün ..... E sayılı do…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/2317 KARAR NO: 2026/1057 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/03/2024 NUMARASI: 2024/55 Esas - 2024/254 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Sebebiyle) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin ".........Ankara" adresinde ......... olarak ticari hayatına başlamış ve devam etmekte olup, davalı şirketin alacaklı sıfatıyla dava dışı ....., ........A.Ş. ve ...........Şti. aleyhine İstanbul ....İcra Müdürlüğü'nün ..... E sayılı dosyası icra takibi başlatmış olmakla iş bu icra takibi ile yazılan "ihtiyati haciz talimatı" Ankara ..İcra Müdürlüğü'nün .... Tal sayılı dosyası ile işleme alınmış, Ankara ..İcra Müdürlüğü'nün ....Tal sayılı dosyası ile talimat üzerinde yer almamasına rağmen Ankara .....İca Müdürlüğü'nün ...Tal. Sayılı dosyası 28/06/2019 tarihli haciz zaptı ve Ankara ....İcra Müdürlüğü'nün ..Tal sayılı dosyası 26/08/2019 tarihli haciz tutanağı emsal gösterilerek müvekkili şirkete ait "........./Ankara" adresinde müvekkili şirket tarafından ısrarla takip borçluları ile bir bağın bulunmadığı dile getirilmişse de alacaklı vekilinin talepleri ile menkul mal haczi yapılmış ve yine alacaklı tarafça muhafaza işlemi talep edilmiş, oluşturulan haksız haciz ve muhafaza baskısı sebebiyle takip borçluları ile herhangi bir bağı bulunmayan müvekkili şirket tarafından İstanbul ......İcra Müdürlüğü'nün .. E sayılı takip dosyasına 26/08/2019 tarihinde 32.504,10-TL ödeme yapılmak zorunda kalınmış, Ankara ....İcra Müdürlüğü'nün .......Tal sayılı dosyası ile yapılan son işlem ve yapılmak zorunda kalınan ödemeden kaynaklı olarak İstanbul .....İcra Müdürlüğü'nün .... E sayılı ile yapılan haciz işlemlerine ilişkin müvekkili tarafça İstanbul 20.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/535 E - 2021/356 K sayılı dosyası ile açılan dava ile birleşen dosya 2019/864 esas 2019/1074 karar sayılı dosya bakımından; davacının istihkak iddiasının kabulüne karar verildiği, ile "Davalı alacaklının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiş, söz konusu istinaf incelemesi sonucunda verilen karar taraflara tebliğ edilmiş, ..... tarafından istinaf kararına karşı temyiz yoluna başvurulmuş ancak süresinde harçlarının yatırılmamış olması sebebiyle temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair ek karar kurulmuş, bu kez ek karara karşı ........ tarafından temyiz yoluna başvurulmuş, Yargıtay 12.Hukuk Dairesi'nin 2023/1500 Esas, 2023/6611 Karar sayılı ilam ile "Bölge Adliye Mahkemesince verilen 27/09/2022 tarihli ek kararının onanmasına" karar verilmiş ve İstanbul 20.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/535 Esas, 2021/356 Karar sayılı kararına ilişkin kesinleşme şerhi hazırlanmış olduğunu, davalının alacaklı olduğu İstanbul .......İcra Müdürlüğü'nün .... E sayılı dosyasına, takip borçluları ile herhangi bir bağı, ticareti yada ilgisi bulunmaksızın, davacı şirketin üzerinde oluşturulan haciz ve muhafaza baskısı sebebi ile ödemek zorunda 32.504,10-TL'nin, iyiniyetli olmaksızın sebepsiz yere zenginleşen davalıdan zenginleşme tarihinden itibaren temerrüt faizi ile tahsiline karar, verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının alacağının zamanaşımına uğramış olduğunu, davacının dava açma yetkisi olmadığını, davanın aktif husumet yokluğu (dava takip yetkisi) sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının icra dosyasına borcu ihtirazi kayıt olmaksızın yatırmış olup, dava dışı borçlu adına yapılan işbu ödeme ile borcu kabul etmiş olduğunu, davacı tarafından açılan istihkak davasının, işbu davanın hukuki esaslarını değiştirmeyeceği açık olduğunu, TTK'nın ve İİK'nın kendisine tanıdığı müracaat haklarını kullanarak alacağını tahsil eden müvekkilinin sebepsiz zenginleştiğinden bahsetmenin mümkün olmadığını, dosya alacağının ödenmemesi üzerine tahsil amacıyla borçlulara ait olduğu tespit edilen adreslerde haciz işlemleri uygulandığını, davacı Metu Petrol 3.kişi sıfatıyla istihkak iddiasında bulunmuş, ancak uygulanan hacizle ilgili olarak İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesi 2019/559 Esas 2019/731 Karar sayılı dosyasından takibin devamına karar verilmiş ve İK.md.97/a'da düzenlenen Mülkiyet Karinesinin borçlu yararına olduğuna kanaat edilmiş olduğunu, zira; haciz uygulanan adreste dosya borçlusu........... adıyla düzenlenmiş kaşe, faaliyet belgesi, imza sirküsü ve birçok güncel tarihli, muhasebesel evrakların bulunduğunu, dosya borçlusu şirket ile 3. şahıs şirketin yetkilileri arasında akrabalık ilişkisinden kaynaklanan organik bağ mevcut olduğunu, yukarıda açıklanan sebeplerle; fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, aktif husumet yokluğu ve zamanaşımı yönünden davanın usulden reddini, gerçek ve muaccel bir alacağa dayalı olarak kanundan doğan müracaat hakları kullanılarak alacak tahsil edildiğinden ve bu sebeple müvekkilinin sebepsiz zenginleşmesi söz konusu olmadığından açılan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; İstanbul 20. İcra Hukuk Mahkemesinin 15/04/2021 T., 2019/535 E. - 2021/356 K. sayılı dosyasında, davacının istihkak iddialarının kabulüne karar verilerek, hacze istinaden icra dosyasına davacı tarafından ödenen davaya konu, 32.504,10-TL. üzerindeki haczin kaldırıldığı, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, her ne kadar icra mahkemeleri dar yetkili mahkeme olsa da, icra mahkemesinin istihkak davasına ilişkin incelemesi İİK 97. madde kapsamında genel hükümler dairesinde yapıldığından, istihkak davasına ilişkin icra mahkemesi kararının maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiği, yapılan haciz işlemlerinin hukuka aykırılığı ve bu işlemlere konu malların davacıya ait olduğu kesinleşmiş mahkeme kararı ile saptandığı anlaşılmış olmakla, sonuç olarak, davalı alacaklı tarafın gösterdiği adreste yapılan haciz baskısı altında davacı (3. Şahsın) takip dosyasının tarafı ve ilgisi olmamasına rağmen (takip borçlusu ile aralarında organik bir bağ da bulunmadığı halde) davaya konu tutarı ödediği, davalının (takip dosyasının alacaklısının) borcu ödeyen davacı (3. kişi) açısından haklı bir sebep olmaksızın zenginleştiği dosya kapsamı ile sabit olmakla, davacının davasının kabulü ile 32.504,10-TL'nin ödeme tarihi olan 26/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davacının davasının kabulü ile 32.504,10-TL'nin ödeme tarihi olan 26/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Yerel Mahkemenin dayanak olarak İstanbul İcra Hukuk Mahkemesi kararını göstermesinin hatalı olduğunu, alacağın zaman aşımına uğradığını, TBK'nın 82. maddesi gereğince iki yıllık sürenin geçtiğini, TBK.md.77 vd.maddeleri gereğince sebepsiz zenginleşme davasının haksız yere zenginleşen kişiye karşı açılması gerektiğinden davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, müvekkilinin sebepsiz zenginleştiğinden söz edilemeyeceğini, davacının icra dosyasına borç miktarını ihtirazi kayıt olmaksızın yatırdığından dava dışı borçlu adına yapılan işbu ödeme ile borcu kabul ettiğini, borçlu şirket ile 3. Şahıs şirketin yetkilileri arasında akrabalık ilişkisinden kaynaklanan organik bağ bulunduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haciz tehdidi altında davalı alacaklıya ödeme yapıldığı iddiasına dayalı sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacağın tahsili talebine ilişkindir.6100 sayılı HMK'nın 33. maddesine göre; Hakim, Türk hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime aittir. Hakim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ''Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Borç İlişkileri'' başlıklı bölümünde yer alan 77 nci maddesi; ''Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.'' hükmünü içermektedir.Yine TBK'nın ''zamanaşımı'' başlıklı 82 nci maddesinin birinci fıkrasında; ''Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.'' hükmü düzenlenmiştir. Davacının icra dosyasına haciz tehdidi altında yatırmış olduğu parayla kim menfaat temin ediyorsa onun sebepsiz zenginleşme davasının muhatabı olacağı hususunda kuşku bulunmamaktadır. İİK’nın 12. maddesine göre icra dairesi takip edilen para alacağına mahsuben üçüncü şahıs tarafından ödenen paraları kabule mecburdur. Bununla borçlu bu miktar kadar borcundan kurtulur. Somut olayda da, yapılan ödemeyle ilk bakışta icra dosyasının borçlusunun borcunun söndüğü, bu sebeple menfaat temin edenin dava dışı asıl borçlu şirket olduğu, sebepsiz zenginleşme davasının muhatabının da anılan şirket olması gerektiği düşünülebilirse de, davacı yatırdığı parayı asıl borçlunun borcundan kurtulması amacıyla kendiliğinden değil, haciz tehdidinden korunmak amacıyla ihtirazi kayıtla yatırmıştır. Yatırılan para davalı alacaklının mal varlığına dâhil olmuştur. Davacının istemi, kendisinden haksız şekilde fazladan tahsil edilerek davalının mal varlığına giren paranın iadesi olduğuna göre muhatap da davalı olmalıdır. Öyle ise, dava konusu olayda sebepsiz zenginleşenin davalı olduğunun kabulü gerekir (Aynı doğrultuda YHGK'nın 2022/80 E., 2022/107 K. sayılı ilamı).Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Davalı şirketin alacaklı sıfatıyla dava dışı borçl aleyhine haciz yolu ile icra takibi başlattığı, alınan haciz kararı üzerine haciz işlemi için davacı şirketin adresine de gelindiği, haciz tehdidi altında davacı şirket tarafından ödeme yapıldığı, davacının açtığı istihkak davasının kabulüne karar verildiği v everilen kararın kesinleştiği, davacı şirketle borçlu firma arasında organik bağ bulunduğu iddiasının ispat edilemediği anlaşılmaktadır.Dosya kapsamına göre, bu durumun aksi ispat olunmadığından davacı şirketin icra dosyasına, kendisiyle ilgisi bulunmayan asıl borçlu şirketin borcunu ödemiş olduğu açıktır. Davacı şirket icra dosyasına 26.08.2019 tarihinde i ödeme yapmış olup istihkak davasının kabulüne ilişkin karar 05/01/2024 tarihinde kesinleşmiştir. Huzurdaki dava ise 24/01/2024 tarihinde ikame edilmiştir. Buna göre iki yıllık yasal süre içinde davanın açıldığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... Esas ... Karar sayılı 26/03/2024 günlü kararına yönelik davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.220,35 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 555,10 TL'nin mahsubuyla bakiye 1.665,25 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 04/03/2026