(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2012/5691 E. , 2012/6941 K. "" MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : KADASTRO Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında Güneşli Merkez Mahallesi çalışma alanında kalan 323 ada 16 parsel sayılı 122,96 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal…
**(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2012/5691 E. , 2012/6941 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : KADASTRO Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında Güneşli Merkez Mahallesi çalışma alanında kalan 323 ada 16 parsel sayılı 122,96 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ..., ..., ..., ... mirasçıları ... ve diğerleri adına eşit paylar altında tespit edilmiştir. Davacı Hazine, dava konusu parselin kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı ve özel mülkiyete konu edilemeyeceği iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişme konusu 323 ada 16 sayılı parselin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/c maddesi uyarınca tescil dışı bırakılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, dava konusu taşınmazın derenin etkisi altında ve taşkın alanı kapsamında kaldığı, bu nedenle devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup zilyetlikle kazanılmasının mümkün bulunmadığı belirtilerek; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/C maddesi gereğince tespit dışı bırakılmasına karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Hazine, dava konusu taşınmazın adına tescili istemi ile dava açmıştır. Dairemize aynı mahkemeden intikal eden aynı adadaki benzer nitelikteki dosyalarda Mahkemece yapılan her iki keşifte alınan bilirkişi raporları kısmen de olsa birbirleri ile çelişmektedir. Başka bir ifade ile, yapılan iki keşif sonucu alınan jeolog bilirkişi raporlarında farklı kıyı kenar çizgisi tespit edilmiş olup, raporlar arasındaki çelişki giderilmemiş, kıyı kenar çizgisi dışında kaldığı kabul edilen “taşkın alan düzlüğünün” fiili ve hukuki durumu tartışılmamış ve değerlendirilmemiştir. 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4. maddesinde bazı tanımlamalar yapılmış olup bu tanımlamalara göre "Kıyı çizgisi: Deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, taşkın durumları dışında, suyun karaya değdiği noktaların birleşmesinden oluşan çizgiyi, Kıyı Kenar çizgisi: Deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, kıyı çizgisinden sonraki kara yönünde su hareketlerinin oluşturulduğu kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık ve benzeri alanların doğal sınırını, Kıyı: Kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasındaki alanı, Dar Kıyı: Kıyı kenar çizgisinin, kıyı çizgisi ile çakışmasını" kastetmektedir. Sözü edilen kanunda taşkın düzlüğü şeklinde bir tanımlamaya rastlanmadığı gibi dosya içerisinde mevcut Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünün cevabi yazısında da Kızlar Çayının 3621 sayılı Kıyı