4. Hukuk Dairesi 2021/20022 E. , 2022/17884 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı ... ...'nce verilen başvurunun reddine dair karara karşı davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine ... tarafından verilen 19.06.2021 tarih 2021/İHK-18726 sayılı itirazın reddine dair verilen kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili, da
**4. Hukuk Dairesi 2021/20022 E. , 2022/17884 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı ... ...'nce verilen başvurunun reddine dair karara karşı davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine ... tarafından verilen 19.06.2021 tarih 2021/İHK-18726 sayılı itirazın reddine dair verilen kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili, davalıya kasko sigorta poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı kaza sonucunda aracında hasar oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 5.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. Uyuşmazlık Hakem Heyetince; başvurunun reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili itiraz yoluna başvurmuştur. İtiraz Hakem Heyetince verilen itirazın reddine dair karara karşı davacı vekili temyiz yoluna başvurmuştur. Dava, kasko sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan araçta meydana gelen hasar bedelinin sigorta şirketinden tahsili talepli alacak davasıdır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 48. maddesi “Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır.” hükmünü haizdir. Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 97/1. maddesi ise “Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile kanlarındaki alkol miktarı 0.50 promilin üzerinde olan hususi otomobil sürücülerinin ve kanlarındaki alkol miktarı 0.20 promilin üstünde olan diğer araç sürücülerinin karayolunda araç sürmeleri yasaktır.” şeklindedir. Öte yandan, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5. maddesinde, aracın, uyuşturucu madde veya Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararların, kasko poliçe teminatı dışında olduğu belirtilmiştir. KTK'nın 48. maddesinde yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0,50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir. O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK hükümleri gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 07.04.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 02.03.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları) Dosya kapsamından, hakem heyetince hükme esas alınan 15.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda davaya konu aracın kamyonet olduğu yönünde değerlendirme yapıldığı gibi tıbbi açıdan münhasıran alkol etkisinin denetime elverişli şekilde izah edilmediği gibi kaza tespit tutanağına göre ise aracın Hyundai İ30 marka binek otomobil olduğu anlaşılmakla; İtiraz Hakem Heyetince çelişkiyi giderir şekilde, içinde nöroloji uzmanı da bulunan yeni bir bilirkişi heyetinden dosya kapsamı, kaza tespit tutanağı ve önceki bilirkişi raporları da incelenerek kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediği hususunda tereddüde yer vermeyecek, ayrıntılı, gerekçeli ve denetlenebilir nitelikte rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir. SONUÇ: Temyiz edilen ... kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 27.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.