4. Hukuk Dairesi 2014/130 E. , 2014/16231 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar ... vd vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ... vdl aleyhine 28/07/2008 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 05/09/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi taraf…
**4. Hukuk Dairesi 2014/130 E. , 2014/16231 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar ... vd vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ... vdl aleyhine 28/07/2008 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 05/09/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. ...-Davalıların, davacılardan ... hakkındaki hükme yönelen temyiz itirazları bakımından; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu' nun 5236 sayılı Yasa ile eklenen ek .... maddesi gereğince, HUMK’nun 427. maddesi uyarınca kararın temyize konu bölümünün ....820,00 TL’yi geçmemesi durumunda karar kesindir. Somut olayda temyize konu olan tutar, bu düzeye ulaşmadığından davalıların temyiz inceleme isteğinin reddine karar verilmelidir. ...-Davalıların, davacılardan ... hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, eşi ile arasında bir boşanma davası görüldüğünü, bu davanın devam ettiği dönemde Akşam gazetesinin 28 Temmuz 2007 tarihli sayısında aile fotoğrafının da bulunduğu bir haber yapıldığını, '' Hukuk Doçenti Dayakçı Eşimden Boşanacağım '' başlığı ile verilen haberde karşı tarafın iddialarının esas alınarak gerçek dışı ifadelere yer verildiğini, haberdeki ''dayakçı'' nitelemesinin küçük düşürücü olduğunu, ayrıca haberde fotoğrafının izinsiz olarak kullanıldığını belirterek manevi tazminat ödetilmesi isteminde bulunmuştur. Davalılar, haberde davacıya boşanma davası açan eşinin iddialarına yer verildiğini, basının sorumluluğunun görünür gerçeklikle sınırlı olduğunu, haberin basın özgürlüğü kapsamında kaldığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece, haberin konusunun gerçek olduğu ancak '' dayakçı '' şeklindeki adlandırmanın haber verme ve eleştirme hakkının sınırlarını aştığı ayrıca davacıların fotoğraflarının izinsiz olarak yayımlanmasının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu gerekçesiyle istem kısmen kabul edilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının .... ve .... maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Davacı, haberde gerçeğe aykırı bilgilere yer verildiğini ve kendisini küçük düşürücü ifadelerin kullanıldığını, kişilik haklarının saldırıya uğradığını ileri sürmektedir. Bu durumda davacının kişilik hakları ile basın özgürlüğü arasında bir denge kurulması gereklidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi basın özgürlüğünde belli ölçüde abartıya ve hatta tahrik yoluna başvurmanın mümkün olduğuna işaret etmektedir. (... ... ... ... .... .... 26 Nisan 1995, § 38, A serisi, No. 313) Mahkeme ayrıca, özel hayat kavramının kişinin adı ve resmi gibi kişisel kimliğe bağlı olan halleri kapsadığını belirtmektedir. Fotoğraflarla ilgili olarak Mahkeme, fotoğrafların kişilerin özel hayatına veya kamuoyunun gözü önünde cereyan eden hadiselere ilişkin olup olmadığı, bu şekilde elde edilen materyalin sınırlı kullanım amaçlı olup olmadığı veya genel olarak halka sunulmaya elverişli olup olmadığı hususlarını inceler. (... Şubat 1994 tarihli ....-.... kararı, ... Şubat 2002 tarihli ...-... kararı, 31 Ocak 1995.../... kararı, 06 Kasım 2003 tarihli .../... kararı) Somut olayda; dava konusu haberin yayınlandığı koşulların tamamının incelenmesi gerekmektedir. Haberin yayımlandığı tarihte davacı ile eşi arasında bir boşanma davası devam etmektedir. Haberde davacının eşinin ağzından verilen ve eşinin kendisine hakaret edip, şiddet uyguladığı şeklindeki iddialar boşanma davasında ileri sürülmüştür. Söz konusu boşanma davası kapsamında verilmiş bir gizlilik kararı da bulunmamaktadır. Haberde, gazetecilik tekniği gereği kullanılan ifadeler abartılı, ilgi çekmeye yönelik hatta tahrik edici olsa da doğrudan bir hakaret içermemektedir. Haberde kullanılan fotoğrafın da topluma açık bir alanda çekildiği ve haberin konusu ile bağdaşır nitelikte olduğu görülmektedir. Şu durumda; dava konusu haberin görünür gerçeğe uygun olduğu, haberde kullanılan ifadelerin ve fotoğrafın basın özgürlüğü kapsamında kaldığı ve hukuka uygunluk sınırının aşılmadığı sonucuna ulaşılmalıdır. Mahkemece açıklanan olgular gözetilerek istemin tümden reddi gerekirken, kısmen kabulü doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (...) numaralı bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, davalıların davacılardan ...'e yönelik temyiz isteğinin (...) numaralı bentte gösterilen nedenlerle reddine, bozma nedenine göre davalıların davacılardan ... hakkındaki hükme yönelik diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 27/.../2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.