T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/319 - 2026/314 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/319 Esas KARAR NO : 2026/314 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/01/2026 NUMARASI : 2026/13 Esas (Derdest) DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (E…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/319 - 2026/314 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/319 Esas KARAR NO : 2026/314 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/01/2026 NUMARASI : 2026/13 Esas (Derdest) DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) TALEBİN KONUSU : İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 07/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/04/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında mahkemece, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen, 08/01/2026 tarihli ara karara karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İSTEM; Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davalılar ile davacı arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen dava ve icra takibine konu faturalar kesildikten en geç 2 ay sonraki tarihinde davalıca ödenmesi gerekirken, bugüne kadar davacı tarafa herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu sebeplerle davalılar hakkında icra takibi yapıldığını, ancak davalıların takibe haksız yere itiraz ettiklerini ve takibi durdurduklarından eldeki davanın açılmak zorunda kaldığını belirterek, dava sonunda müvkekili davacının, davalıdan olan alacağının tahsilinin sonuçsuz kalma ihtimalini bulunduğundan, davacının alacağı davaya konu, faturalarla da sabit olduğundan bu alacağın güvence altına alınması amacıyla davalı adına kayıtlı bulunan taşınmazların tamamı üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir. YANIT: Davalılar vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; davaya konu icra takibinde müvekkilleri ... Ltd ile davalı ...'ya ödeme emri tebliğ edilmediğini, İİK m.62/1 uyarınca borçluya henüz tebliğ edilmeyen ödeme emrine karşı borçlunun icra dairesine itirazının hiçbir sonuç doğurmadığından huzurdaki davada müvekkillerinin taraf sıfatı bulunmamakta olup davanın bu müvekkilleri yönünden husumet yokluğundan reddi gerektiğini, müvekkili şirketlerin davacı şirketle arasında ticari ilişki bulunmadığını, ticari ilişkiden kaynaklanan/kaynaklanacak edimlere ilişkin de sorumlulukları bulunmadığını, itirazın iptali davalarının takibe sıkı sıkıya bağlı olup icra dosyasına sunulmayan belgenin davada öne sürülmesinin mümkün olmadığını, her ne kadar dava dilekçesine fatura, dekont, kesinti icmali, hakediş ödeme cetveli sunulmuş olsa da bakiye alacağın varlığını, dolayısıyla davacı tarafın, HMK m.190 uyarınca ispat yükünü yerine getiremediğini, huzurdaki dava yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmadığını, davacı aleyhine, haksız davası nedeniyle kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, HMK gereği zamanaşımı def'i, hak düşürücü süre ve dava şartları itirazları yönünden ileri sürdükleri usuli def'i ve itirazlarının kabulü ile öncelikle davanın usulden reddine, müvekkilleri ... Ltd İle Davalı ...'nun taraf sıfatı bulunmadığından bu davalılar yönünden davanın husumet yokluğundan reddine, mahkeme aksi kanaatte ise iş bu cevap dilekçelerinde açıklanan sebepler kapsamında davanın esastan reddine, takip haksız ve kötüniyetle yapıldığından müvekkili yararına reddedilen miktar üzerinden %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, davacının, haksız dava ikame etmek suretiyle müvekkili nezdinde haksız bir alacak peşine düşerek davasını kötüniyetli olarak müvekkiline yönelttiğinden HMK m. 329 ve AAÜT m.23 gereği müvekkili ile vekili arasında akdedilen avukatlık sözleşmesindeki ücretin tamamına ya da mahkemece AAÜT hükümlerinden az olmamak kaydı ile takdir edilecek miktarının davacıya yükletilmesine; mahkeme aksi kanaatte ise AAÜT uyarınca hükmolunacak vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine, dava şartı arabulucululuk ücreti başta olmak üzere, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 08/01/2026 tarihli ve 2026/13 Esas sayılı derdest dosyasında verilen ara kararında özetle; Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İhtiyati tedbir, geçici hukuki korumaların düzenleme altına alındığı HMK 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş iken, ihtiyati haciz İİK 257 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. İİK 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına (önceden) geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati haczin şartları ve etkileri ise İİK 257. maddesinde düzenlenmiştir. İhtiyati tedbir, 6100 sayılı HMK’nin 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Davanın açılması ile hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesesi kabul edilmiştir (Pekcanıtez Hakan / Atalay Oğuz / Özekes Muhammet, Medeni Usul Hukuku, 13. B., Ankara 2012, s. 873). İhtiyati tedbir, 6100 sayılı HMK’nin 389 - 399. maddelerinde düzenlenmiştir. HMK’nin 389. maddesinde ihtiyatin tedbirin şartları, 391. maddesinde ihtiyati tedbir kararının kapsam ve içeriği, 393. maddesinde ihtiyati tedbir kararının uygulanması, 394. maddesinde ihtiyati tedbir kararına itiraz ve uygulanacak usule yer verilmiştir. İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. HMK 389. maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Burada özellikle vurgulamak gerekir ki ihtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususu öne çıkarmıştır (HMK m. 389/1). Ancak, özellikle dikkat edilmesi gereken husus, diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmemesidir. Bu sebeple, para alacakları konusunda özel ve istisnai durumlar dışında asıl geçici hukuki koruma ihtiyati hacizdir. Keza, diğer özel hükümlerde açıkça farklı bir geçici hukuki korumadan bahsedilmişse, bu durumda da o çerçevede bir karar verilmeli, ihtiyati tedbir kararı verilmemelidir (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, a.g.e., s. 877).e İhtiyati tedbir talebinde bulunan davacı yanın davasının itirazın iptali istemine yönelik olduğu, bir para borcu alacağına yönelik itirazın iptaline ilişkin davada dava konusunun para borcu olduğu nazara alınarak tedbir kararı verilemeyeceği bu durumda ancak koşullarının bulunması halinde diğer bir koruma tedbiri olan ihtiyati haciz kararı verileceği, aynı zamanda yaklaşık ispat ölçüsünde herhangi bir delilin bulunmadığı, ileri sürülen iddiaların mahiyeti gereği yargılamayı gerektirdiği, talep ve ara karar tarihi itibariyle henüz delillerin toplanmadığı, dava dilekçesi ekindeki delillere göre de yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği, ihtiyati tedbir kararı verilmesi için gerekli koşulların bu aşamada oluşmadığı belirtilerek davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından verilen 28/01/2026 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; davanın açılmasıyla birlikte, alacağın dava sonuna kadar tahsilinin imkânsız hâle gelme riski bulunduğundan, davalının malvarlığı üzerinde ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğunu, davalı tarafın mal kaçırmaya elverişli davranışlar içinde olduğunu, ticari faaliyetlerinin istikrarsız olduğunu ve alacağın teminatsız kaldığını, bu hususları dosyaya sunulan delillerle ortaya koyduklarını, ancak ilk derece mahkemesince, ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle taleplerinin reddedildiğini, anılan ara kararın hukuka ve yerleşik yargı içtihatlarına aykırı olduğunu, HMK m. 389 uyarınca ihtiyati tedbir için, hakkın varlığının yaklaşık ispatının yeterli olduğunu, somut olayda müvekkilinin alacağının, dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerle yaklaşık ispat seviyesini fazlasıyla karşıladığını, mahkemece, tedbir aşamasında esasa girer şekilde kesin ispat aranmasının, hukuki nitelendirme hatası olduğunu, ayrıca ticari davalarda, alacağın tahsilinin tehlikeye düşmesi ihtimalinin, tek başına ihtiyati tedbir sebebi olarak kabul edildiğini, mahkemece bu yön gözetilmeden, soyut ve yetersiz bir gerekçeyle talebin reddedilmesinin, hak arama özgürlüğünü ve etkin hukuki koruma ilkesini zedelediğini, ihtiyati tedbir talebinin reddi hâlinde, dava sonunda verilecek olası bir kabul kararının fiilen uygulanamaz hâle gelmesi riskinin açık olup, bu durumun telafisi güç ve imkânsız zararlar doğuracağını belirterek istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme tarafından verilen 08/01/2026 tarihli ara kararın kaldırılmasını ve davalının malvarlığı üzerinde alacaklarını güvence altına alacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili tarafından verilen istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf başvurusunun hukuka aykırı olup, esastan reddinin gerektiğini, cevap dilekçesinde yazılı hususları aynen tekrar ettiklerini, mahkemenin red kararının doğru olduğunu belirterek davacının haksız istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; Dava, taraflar arasındaki ticari iş ilişkisi kapsamında davacı tarafından düzenlenen faturalara dayalı olarak davalılar hakkında başlatılan icra takibine davalıların yaptığı itirazın iptali ile takibin devamı ve davalıların takibe konu alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesi isteğine ilişkindir. Davacı vekili yukarıda belirtildiği şekilde dava dilekçesi ile birlikte davalıların mal varlığı üzerine davaya ve takibe konu alacaklarının güvence altına alınması amacıyla ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesi isteminde bulunmuş ve mahkemece davacı vekilinin ihtiyati haciz isteminin 08/01/2026 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir konulması istenilen davalı malvarlığının uyuşmazlık konusu olmadığı, ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbire karar verilebileceği, yine haklılık durumunun da ispatlanamadığı gerekçeleriyle reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurmuştur. İhtiyati tedbir; 6100 Sayılı HMK.nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Davanın açılmasıyla hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesesi kabul edilmiştir. HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu madde de; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, genel bir ihtiyati tedbir sebebi veya şartı olarak kabul edilmiştir. Bu şartlardan birisinin mevcudiyeti halinde, mahkemece, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. İhtiyatı tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş, ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir. İhtiyati tedbire esas olan hakkın da iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun ''uyuşmazlık konusu hakkında'' diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (madde 389/1). Ancak özellikle dikkat edilmesi gereken husus, diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmemesidir. Bu sebeple, para alacakları konusunda özel ve istisnai durumlar dışında asıl geçici hukuki koruma ihtiyati hacizdir. Keza, diğer özel hükümlerde açıkça farklı bir geçici hukuki korumadan bahsedilmişse, bu durumda da o çerçevede bir karar verilmeli, ihtiyati tedbir kararı verilmemelidir. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için ihtiyati haczin, ihtiyati tedbirden farkına da kısaca değinilmesi gereklidir; ihtiyati haciz yalnız para (ve teminat) alacakları hakkındaki davalarda veya icra takiplerinde söz konusu olduğu halde, ihtiyati tedbir kural olarak paradan başka şeyler (haklar, taşınır ve taşınmaz mallar) hakkındaki davalarda alınır. İhtiyati tedbirde çekişmeli ve bu nedenle dava konusu olan şey (mesela, taşınır veya taşınmaz bir mal) hakkında önleyici nitelikte tedbir alınır; buna karşılık ihtiyati hacizde alacaklıya henüz kesin haciz isteme yetkisinin gelmediği bir dönemde, alacaklının para alacağının zamanında ödenmesi güvence altına alınır. İhtiyati hacizde (ihtiyaten) haczedilen mallar üzerinde (bu malların borçluya ait olduğu hakkında) bir çekişme yoktur ve bu nedenle bu mallar alacaklının açtığı veya yaptığı (veya açmayı veya yapmayı düşündüğü) bir dava veya icra takibinin konusu değildir. Oysa ihtiyati tedbirde üzerine ihtiyati tedbir konulan mallar çekişmeli olup, davacının açmış olduğu veya ileride açmayı düşündüğü bir davanın konusudur. Taşınmaz mallar üzerine ihtiyati tedbir konulması halinde, genellikle taşınmazın başkasına devrinin yasaklanmasına (ferağdan menine) de karar verilmektedir ve üzerine ihtiyati tedbir konulan taşınmaz başkasına satılamamaktadır/devredilememektedir. Oysa borçlu, üzerine ihtiyati haciz konulmuş olan taşınmazını başkasına satabilir/devredebilir (İİK md. 261., m.91). İhtiyati hacizde alacaklı, ihtiyati haciz kesin hacze dönüşürse, üzerine ihtiyati haciz konulmuş olan mal icra dairesi tarafından satılır ve bedeli ile alacaklının alacağı ödenir. Oysa ihtiyati tedbirde, davacı davayı kazanırsa, üzerine ihtiyati tedbir konulmuş olan mal aynen davacıya verilir (teslim edilir). İhtiyati hacizle ihtiyati tedbir arasındaki bu açık farka rağmen uygulamada ihtiyati haciz yerine hatalı olarak ihtiyati tedbir kararı verildiği görülmektedir. Somut olayda, dava konusunu, davalılar hakkında faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine davalıların yaptığı itirazın iptali oluşturup, bu dava kapsamında davalının taşınır ve taşınmaz malları ile bankalardaki mevduatları ile ilgili ihtiyati tedbir kararı verilmesi isteğinde bulunulmuştur. Mahkemece, ihtiyati tedbir isteğine konu davalının mal varlığının uyuşmazlık konusunu oluşturmaması nedeniyle ve yaklaşık haklılık durumunun dava tarihi itibariyle oluşmadığı kabul edilerek davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiş olmasında yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler kapsamında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 08/01/2026 tarihli mahkeme ara kararına karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca, esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2026/13 Esas sayılı derdest dosyasından verilen 08/01/2026 tarihli davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararı usul ve yasa hükümlerine uygun olduğundan davacı vekilinin bu ara karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan davacıdan alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcı, peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere 07/04/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır