İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/12/2025 Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; taraflarınca İstanbul 1. İcra Dairesinin... esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile 04.08.2020 tarihinde 12.04.2019-03.05.2019 tarihleri arasında düzenlenen 21.756,04-TL tutarlı fatura alacağına dayanarak icra takibi b…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1886 KARAR NO : 2025/2165 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/05/2023 NUMARASI : 2023/311 Esas - 2023/371 Karar DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/12/2025 Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; taraflarınca İstanbul 1. İcra Dairesinin... esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile 04.08.2020 tarihinde 12.04.2019-03.05.2019 tarihleri arasında düzenlenen 21.756,04-TL tutarlı fatura alacağına dayanarak icra takibi başlatıldığını, davalının borca ve yetkiye itiraz ettiği, 11.08.2020 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, takibe konu irsaliyeli faturalar ve cari hesap ekstresi icra dosyasında mevcut olduğunu faturaların teslim alan bölümünde imzaların mevcut olduğunu, davalının faturaya itiraz etmediğini, HMK nın 10 ve TBK nın 73. maddeleri dikkate alındığında para borçlarının alacaklının ikametgahında ödenecek olması, davalının edimi yönünden borcun ifa edileceği yer ve alacaklının ikametgahının bulunduğu yer icra dairelerinin yetkili olduğunu, icra dairesinin yetkisine itirazın yerinde olmadığını,davalının itirazının iptaline, alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, davacı taraf dava dilekçesinde 12.04.2019 - 03.05.2019 tarihleri arasında düzenleme tarihli ve 21.756,04.-TL tutarlı fatura alacaklarına istinaden iş bu davayı açtığından bahsettiğini, takip talebinde, takibin 26.04.2019 tarihli ve 17.626-TL bedelli 1 adet faturaya dayalı olarak açıldığını, davada ve takipte ayrı ayrı alacak talep edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, takibe dayanak 26.04.2019 tarihli ve 17.626-TL bedelli faturanın davalı müvekkil şirkete tebliğ edilmediğini, şirket kayıtlarında böyle bir fatura mevcut olmadığını, davacı şirketten takipte belirtilen faturaya dayalı mal alımı yapmadığını, dava dilekçesine eklenen 11 adet faturadan 9 adedinin müvekkil şirkete gönderildiğini, 2 adet faturanın ise gönderilmediğini, şu halde davacı şirketin cari hesap yönünden davalı şirketten alacağı oluşmakla birlikte davacı tarafa çek olarak ödemelerde bulunduğunu, ödeme miktarı borçtan fazla olup davacı tarafın davalıya caride borçlu kaldığını, bu husus tarafların ticari defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacağını takipte İstanbul icra daireleri yetkili olmadığını,davanın reddine, davacının %20 kötü niyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu'nun 29/09/2020 tarih ... Sayılı yazısında davacı adına kayıtlı gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı bilgisi verildiğini, Tuna Vergi Dairesi' nin 06/10/2020 tarih 91380011-250.02-E.734506 sayılı müzekkere cevabında ise davacının basit usulde defter tuttuğu belirtildiği, Vergi Dairesi cevabından davacının gelirinin incelenmesinde ise esnaf faaliyetini aşan bir geliri bulunmadığı saptandığını ,mahkemenin davaya bakmaya görevli olmayıp görevli mahkemenin İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu belirterek davanın usulden reddine, karar kesinleştiğinde dosyanın İstanbul 24 Asliye Hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; İstanbul 24 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin, her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklanan ihtilaf olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verdiğini, 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ise davacının tacir olmadığı ve esnaf gelirinin ticari işletme niteliği taşımadığı gerekçesiyle tam tersi yönde karar verdiğini, Dava konusu, taraflar arasındaki mal teslimine ilişkin faturalar, cari hesap ilişkisi, fatura itirazı, malın teslimi, ticari defterler, TTKnın 21 madde faturaya itiraz, TTKnın18/3 maddesindeki ticari iş karinesi gibi tamamen ticari hayata ilişkin işlemlerden oluştuğu,uyuşmazlık ticari iş niteliğinde ve asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, Davacının basit usulde mükellef olması görevin belirlenmesinde tek başına kriter olmadığını, istinaf incelemesi kapsamında BAM’ın görevli mahkemeyi kesin olarak tespit etmesi gerektiğini ileri sürerek, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Davalı şirket tacir sıfatını haiz ticari şirket olmakla birlikte davacının tacir kaydı bulunmadığı, basit usulde defter tuttuğu gerekçesiyle davanın görev nedeniyle usuldun reddine karar verilmiştir.VUK 176. madde de birinci sınıf tacirlerin bilanço esasına göre defter tutacağı 182.madde de bilanço esasına göre defter tutacak tacirlerin yevmiye, envanter, defteri kebir tutacağı düzenlenmiştir. Uyuşmazlık 2019 yılında bilanço esasına göre defter tutacak tacirler bakımından VUK 177.maddesinde ki tutarlar dikkate alınacak olup 01.01.2019 tarihinden itibaren, 1- Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 230.000- TL veya satışlarının tutarı 320.000- TL'yi aşanlar, 2- 1. bentteki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 120.000- TL'yi aşanlar, 3- 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte yazılı iş hasılatının 5 katı ile yıllık satış tutarının toplamı 230.000- TL'sini aşanların bilanço esasına göre defter tutacakları belirlenmiştir.Satım sözleşmesi TTK’nda düzenlenmediğinden, ancak taraflardan her ikisinin de tacir olması halinde asliye ticaret mahkemesi görevli olacaktır.Davacı ve davalının ticaret sicilinde tacir kaydının olmaması tacir olmadığını, esnaf olduğunu göstermediği gibi işletme hesabına göre defter tutuyor olması da esnaf olduğunu göstermeyecektir.TTK nın 11(1) maddesi kapsamında ticari işletme esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme olarak tanımlanmıştır.Ticari işletmenin ticaret siciline kayıtlı olmaması, esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez. Vergi mükellefi olup olmamak da tacir-esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak değerlendirilmez. Elde ki davada davacının Vergi Dairesinden getirtilen belgelerde 18.12.2018 tarihinde işe başladığı, 2019 yılı bilançosunun incelenmesinde; dönem içinde satın alınan emtia 715.393,58-TL, dönem içinde elde edilen hasılat 1.104.830,21-TL dir. VUK nun 177.maddede yazılı esnaf sınırını fazlasıyla aşmaktadır. Somut olaya emsal teşkil edebilecek bir olayda Yargıtay (kapatılan 19 HD ) 2016/15705 esas, 2018/675 karar sayılı 15.2.2018 tarihli ilamında "Dava su satımından kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Davacı tedarikçi olarak satış yapan şirket konumundadır. Davalı ise davacıdan satın aldığı malların satımını yapan işletme sahibidir. Esnaf, emeğin sermayeden daha yoğun sarf edildiği faaliyet türüdür. Oysa somut olayda davalı emeğinden çok sermayesi ile faaliyetlerini sürdürmekte olup satın aldığı ürünlere belli bir kar ekleyip ticari faaliyetlerini sürdürmektedir. TTK nın 4/1 maddesi uyarınca her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili davalar ticari dava olarak düzenlenmiş; aynı yasanın 5/1 maddesinde dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın ticaret mahkemelerinin görevli olacağı belirlenmiştir. Kanuni düzenlemeden de anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki ilişki, ticari satım olup uyuşmazlığı çözmekte görevli mahkemede ticaret mahkemeleridir." denilmiştir. Eldeki dosyada uyuşmazlığa konu yılda davacının esnaf sınırını aşan tutarda alım ve hasılat yaptığı anlaşılmakla bilanço esasına göre defter tutma haddini aşan davacının tacir olduğunun kabulü gerekir. Davanın her iki tarafın tacir bulunması halinde dava nispi ticari dava olarak kabul edileceğinden tarafların ticaret sicilinde kaydı olmaması nedeniyle davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine ilişkin karar doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; istinaf nedeni yerinde görülen davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 21.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/05/2023 Tarih 2023/311 Esas 2023/371 Karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)a-3 gereği KALDIRILMASINA;"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"Yatırılan 615,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/12/2025