3. Hukuk Dairesi 2016/13948 E. , 2016/11356 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali-tenkis davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın bir kısım davacılar yönünden açılmamış sayılmasına; bir kısım davacılar yönünden kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde bir kısım davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gere…
**3. Hukuk Dairesi 2016/13948 E. , 2016/11356 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali-tenkis davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın bir kısım davacılar yönünden açılmamış sayılmasına; bir kısım davacılar yönünden kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde bir kısım davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacılar vekili dilekçesinde; tarafların murisleri ... 02.02.2011 tarihinde vefat ettiğini, mirasçı olarak davacılar ve davalıların kaldığını, murisin sadece davalılara malvarlığını vasiyet ettiğini, ....Noterliği'nce tanzim edilen 22.11.2006 tarihli düzenleme şeklindeki vasiyetnamenin Pendik 2 Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/262 Esas sayılı dosyasında açılıp okunduğunu, söz konusu vasiyetnamenin murisin gerçek iradesini yansıtmadığını, yine vasiyetin gerekli koşulları taşıdığı kabul edilse dahi bu vasiyetnamedeki ön koşulun ölünceye kadar murise bakılıp onun gözetilmesi olduğunu, bu koşulun da yerine getirilmediğini, vasiyetnamenin açılma dosyasında lehine vasiyet yapılan davalı ...'in de beyanında babasının vasiyetnamedeki hususlar konusunda annesine baskı yaptığını belirttiğini, ilgili vasiyetnamenin yanılma, aldatma, korkutma ya da zorlama sonucu yapıldığını, yine vasiyetnamede murisin okur yazar olmadığı yönündeki tespitin de hatalı olduğunu, bu nedenle murise parmak bastırarak resmi işlem yaptırılmasının da iptal sebebi olduğunu belirterek, vasiyetnamenin iptali, olmaz ise tenkise karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar cevap dilekçesi sunmamışlardır. Mahkemece; davacılar ..., ..., ... ve ... tarafından açılan davanın HMK'nun 150/6 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına; davacılar ..., ... ve ...'ın davalarının kabulü ile, Pendik 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/262 Esas sayılı dosyasında 06.04.2012 tarihinde okunan muris ... ait Kartal 15. Noterliği'nin 22.11.2006 tarih ve 13120 yevmiye numaralı vasiyetnamenin iptaline karar verilmiş, hüküm süresi içinde bir kısım davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; vasiyetnamenin iptali, olmaz ise tenkis istemine ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle; “tebligat”, “taraf teşkili”, “adil yargılanma” ve “hukuki dinlenilme hakkı” kavramları üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır: Yetkili makamlar tarafından bir takım hukukî işlemlerin, bunların hukukî sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kimselere kanuna uygun şekilde bildirimi ve bu bildirimin de usulüne uygun şekilde yapıldığının belgelenmesi olarak tanımlanan tebligat, Anayasa ile güvence altına alınan iddia ve savunma hakkının, daha da özelde hukukî dinlenilme hakkının tam olarak kullanılması ve bu suretle adil bir yargılamanın yapılmasını sağlayan çok önemli bir araçtır. Bir davada davalının, davacının açmış olduğu davadan haberdar olması, davaya cevap vermesi ve hatta cevap süresinin işlemeye başlaması için dava dilekçesinin tebliğ edilmesi gerekir. Aksi durumun, ilgilinin hak arama hürriyetini kısıtlayacağına şüphe yoktur. Aslında hemen her hukuksal işlemin tebligat ile sonuç doğuracağını söylemek mümkündür. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, itirazların yapılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden usulünce haberdar edilmesi ve böylece taraf teşkilinin sağlanması ile mümkündür. Bu yolla kişi, hangi yargı merciinde duruşması bulunduğuna, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğuna, yargılamanın safahatına, duruşmanın hangi tarihte yapılacağına, verilen kararın ne olduğuna, Tebligat Kanununda açıklanan usule uygun tebligat yapılması ile vakıf olabilecektir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde "Hukuki dinlenilme hakkı" düzenlenmiştir. Buna göre davanın taraflarının yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkı bulunmaktadır. Maddenin gerekçesinde açıklandığı üzere bu hak Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. İddia ve savunma hakkı olarak da bilinen bu hak, tarafların yargılama konusunda tam bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını tam ve eşit olarak kullanabilmelerini, yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılmaktadır. Hakim tarafları dinlemeden veya açıklama ve ispat hakkını kullanmaları için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (YHGK.'nun 2009/52 Esas, 2009/105 Karar sayılı kararı) Taraf teşkili dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Mahkemenin, dava dilekçesini ve duruşma gününü taraflara kendiliğinden tebliğ edip taraf teşkilini sağlaması, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun amir hükmü gereğidir. Görüldüğü üzere, taraf teşkili sadece davanın açılması aşamasında değil, yargılamanın diğer aşamalarında da önem taşımaktadır. (...23.11.2011 gün ve 11-554 Esas-684 Karar) Bundan ayrı olarak, Tebligat Kanunu'nun 21.maddesinde tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina hususu ''Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. (1) (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/5 md.) Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. (Ek: 19/3/2003-4829/5 md.) Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki fıkralar uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar. '' şeklinde düzenlenmiştir. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; hükmü temyiz eden davacılardan ...'a Tebligat Kanunu'nun 21/2 maddesine göre 25.10.2013 tarihinde tebligat yapıldığı ilgili tebligat parçasına şerh olarak düşülmüş ise de, ilgili tebliğin Tebligat Kanunu'nun 21/2 maddesindeki koşulları taşımadığı ve bu haliyle bu davacıya yapılan tebligatın usulsüz olduğu sabittir. Bunun haricinde hükmü temyiz eden diğer davacılar olan ... ve ... ile ...'a yapılan tebligatların ise belirtilen adreslerde tanınmadıklarından bahisle iade edildiği, mahkemece bu davacılara yeniden usulüne uygun şekilde dava dilekçesinin tebliğ edilmediği ve bu şekliyle bu davacılar davadan haberdar edilmeden yargılamaya devam edilmek suretiyle hüküm tesisi yoluna gidildiği, böylelikle hükmü temyiz eden tüm davacılar yönünden savunma haklarının açık bir şekilde kısıtlandığı sabittir. Hal böyle olunca mahkemece; hükmü temyiz eden tüm davacılar yönünden usulüne uygun tebligatlar yapılmak suretiyle taraf teşkilinin usulünce sağlanmasından sonra yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan,eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.