11. Hukuk Dairesi 2008/8156 E. , 2010/3600 K. MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.12.2007 tarih ve 2006/437-2007/258 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 30.03.2010 gününde davacı ve karşı davalı avukatı ... ile davalı ve karşı davacı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde …
**11. Hukuk Dairesi 2008/8156 E. , 2010/3600 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.12.2007 tarih ve 2006/437-2007/258 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 30.03.2010 gününde davacı ve karşı davalı avukatı ... ile davalı ve karşı davacı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı (k.davalı) vekili, müvekkili şirketin tanınmış ve tescilli 135667 nolu “FORM”, 118808 nolu “ETİ FORM”, 2000 024089 nolu “ETİ FORM”, 2000 025298 nolu “ETİ FORM” markalarının sahibi olduğunu, bu markalar ile açıkça iltibas yaratan ve onunla ayırt edilemeyecek kadar benzer olan “...FORM” ibarelerinin davalı şirketçe kullanımının müvekkili markaları ile açıkça iltibas ve haksız rekabete yol açtığını, davalının marka tescilinin “doğadanform” şeklinde olduğunu, davalının kullanımının tescil edilen markasından oldukça farklı, yepyeni bir ibare olduğunu, bu şekliyle kullanımın markanın kullanılması anlamına gelmeyeceği, bu nedenle kullanılmama nedeniyle davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek davalı markasının hükümsüzlüğüne, “...Form” ibaresinin kullanımının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ve kullanımının önlenmesine, bu kullanım şeklinin her türlü ürün ve materyalden çıkartılması veya imhasına, hükmün ilamına karar verilmesinin talep ve dava etmiş, karşı davanın reddini istemiştir. Davalı (k.davacı) vekili, davacı/k.davalının “FORM” ibaresini içeren hiçbir markasını tescil edildiği şekilde kullanmadığını, form ibaresi içeren 135667, 2000/24089 ve 2000/25298 nolu markaların hiç kullanılmadığını, 118898 sayılı markanın tescil edildiği şekilde kullanılmadığını, diğer taraftan FORM sözcüğünün sağlıklı ve istenen ölçülerde olmak anlamına gelmesi nedeniyle herkesin kullanımına açık bir kelime olduğu, bu hususun tek başına “FORM” ibaresinden oluşan 135667 sayılı marka yönünden ayrı bir hükümsüzlük nedeni olduğunu ileri sürerek sayılan davacı markalarının hükümsüzlüğüne, bu olmadığı takdirde markaların kullanılmadığı (bisküvi, kraker, turta, pasta, çikolata, çikolata kaplı ürünler dışında kalan) 29, 30 ve 32. sınıfta yer alan mallar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, form ibareli markaların tescil edildiğinden farklı biçimde gerçekleşen kullanımların müvekkili markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmesi nedeniyle bu kullanımların önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, aleyhlerine açılan hükümsüzlük davası nedeniyle “doğadanform” markasının itibarına zarar verilmesi nedeniyle (100.000,00)YTL tazminatın davacı/k.davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, asıl davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı-k.davacı kullanımın markanın ayırt edici niteliğinin değiştirilmesi olarak kabul edilemeyeceği, davalı-k.davacının marka kullanımının tescilli “doğadanform” markasının kullanımı niteliğinde olup, marka ihlali olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, davalı-k.davacının markasını poşet çaylar, meyve ve bitki çaylarında 1998-2006 yılları arasında yoğun bir reklam ve tanıtım kampanyası eşliğinde kullandığı, markanın tescilli olduğu “kahve ve kakao” emtialarında “poşet çaylar, meyve ve bitki çayları” üzerinde kullanıldıkları alanlar, birbirlerinin yerine ikame olanakları, satışa sunuldukları yerler, karşıladıkları ihtiyaç göz önüne alınarak benzer sayılması gerektiği, buna karşın markanın emtia listesinde yer alan “30/08 bal, arı sütü, 30/11 un, irmik, nişasta, 30/12 şeker (toz, kesme, pudra) “malları üzerinde kullanıldığının kanıtlanamadığı, davacının “FORM” ibareli markalarını “Kremalı, kepekli, sandviç bisküvi, Çubuk Kraker, Çikolata Kaplı Lifli Bisküvi, Pizza Kraker, Kepekli Bisküvi, Kakaolu Kek” ürünlerinde, 2000/25298 sayılı markayı ise kapsamındaki “Kraker” için kullandığı, 2000/24089 numaralı markanın 01.10.2002 tarihinde tesciline karar verildiği dolayısıyla 556 Sayılı KHK’nun 14. maddesinde belirlenen 5 yıllık süre geçmeden kullanmama nedenine dayalı olarak açılan davanın dinlenemeyeceği, davacı-k.davalının fiili kullanımında da “FORM” ibareli markalarının ayırt edici karakterini değiştirmeden kullanım niteliğinde olduğu, bu kullanımın davalı-k.davacının markasına tecavüz, haksız rekabet teşkil ettiğinin kabul edilemeyeceği, salt dava açma hakkının kullanılmasının davalı markasının itibarına zarar verme sayılamayacağı, davacı-k.davalının 118808 ve 135667 numaralı markalarının tescilli oldukları 05/02 sınıf ve alt grupta yer alan çocuk mamaları ürünlerinde kullanılmadığı, aynı şekilde “Form” ibaresinin 556 Sayılı KHK’nun 7/1-a-c ve f bentleri kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçeleriyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalı-k.davacı adına tescilli 1998/016556 sayılı markanın 30/08, 11 ve 12. sınıf ve alt gruba dahil mallar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, sair istemlerin reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile davacı-k.davalı adına tescilli 118808 ve 135667 sayılı markaların 05/02. sınıf ve alt sınıfa dahil mallar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, sair istemlerin reddine karar verilmiştir. Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 556 sayılı KHK’nın 14.maddesinde tanınmış markalar yönünden bir istisnanın gözetilmemiş bulunmasına göre, davacı-k.davalı vekilinin tüm, davalı-k.davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-.Mahkemece asıl ve karşı davaların kısmen kabulüne ve kısmen de reddine karar verildiğine göre, kendisini davada vekille temsil ettiren davalı-k.davacı yararına asıl davanın kısmen reddedildiği, karşı davanın ise kısmen kabulüne karar verildiği gözetilerek vekalet ücretine hükmedilmemiş olması hatalı olmakla kararın açıklanan nedenle bozulmasına karar vermek gerekmekte ise de;yapılan yanlışlığın yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşılmakla HUMK’nun 438/7.maddesi hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı-k.davalı vekilinin tüm, davalı-k.davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın hüküm fıkrasının “A-Asıl Davada” başlığı altında (3) numaralı bent olarak yer alan “Davacı vekili için 1200 YTL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ifadesinden sonra yer almak üzere “Davalı vekili için 1200 YTL vekalet ücretinin ise davacıdan alınarak davalıya verilmesine”, yine hüküm fıkrasında “B-K.davada” başlığı altında yer alan (3)numaralı bendine “1200 YTL vekalet ücretinin ise davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-k.davalıya verilmesine” ibarelerinin eklenmesine kararın düzeltilmiş bu yeni şekliyle ONANMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davacı ve karşı davalıdan alınarak davalı-k.davacı ...Gıda Ür.San.ve Paz.A.Ş.'ne verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 20,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı ve karşı davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ve karşı davacıya iadesine, 01.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.