Başvurucu, hakkında çıkan gazete haberleri nedeniyle kişilik haklarının zarar gördüğünü, masumiyet karinesinin ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Başvurucu, ihlalin tespiti ve tazminat verilmesi talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, hakkında çıkan gazete haberleri nedeniyle kişilik haklarının zarar gördüğünü, masumiyet karinesinin ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Başvurucu, ihlalin tespiti ve tazminat verilmesi talebinde bulunmuştur. Başvuru, 19/8/2013 tarihinde Karşıyaka Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 10/12/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 9/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 17/3/2014 tarihli yazısı, 31/3/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, görüşünü 16/4/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bölüm tarafından 25/3/2015 tarihinde, dosyanın Genel Kurula sevk edilmesine karar verilmiştir. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Türk Silahlı Kuvvetleri Deniz Kuvvetleri Komutanlığından Koramiral rütbesi ile emekli olmuş bir subaydır. Başvurucunun Güney Deniz Saha Komutanı olarak görev yaptığı dönemde Taraf Gazetesinin 19/11/2009 tarihli nüshasında, “Deniz Kuvvetleri’ndeki cuntanın gayrimüslimler üzerinden AKP’yi bitirmeye yönelik Mart 2009 tarihli Kafes Eylem Planı”, “…gayrimüslimlere yönelik korkunç planları gözler önüne serdi…”, “Deniz Kuvvetleri’ndeki Cunta”, “İşte Denizdeki Ergenekon Cuntası”, “Cuntanın Tepesinde Üç Amiral Var”, “Onlarca Denizci Subayı Tutuklatan Kaos Planı”; 20/11/2009 tarihli nüshasında, “Suikast Cephaneliği”, “Deniz Kuvvetleri’ndeki Cuntanın Azınlıklara Yönelik Eylemlerde Kullanacağı Mühimmat”, “En Korkunç Talimat”, “Cuntanın Tekst Notlarında, Denizaltındaki Katliam Planları da Yer Aldı”, “Denizaltında Kaos Planı”, “Gayrimüslimler Hedefte”, “İşte Cuntanın Cephaneliği”; 22/11/2009 tarihli nüshasında, “Cuntacılara Ait Ortaya Çıkartılmamış Cephanelikler”; 1/12/2009 tarihli nüshasında, “Şifre Çözüldü Cunta Göründü”, “Deniz Kuvvetleri’ndeki Cuntayı Deşifre Eden Gelişmeler”, “Cephanelik Cuntayı Ele Verdi” manşet ve başlıkları altında başvurucunun adı ve fotoğrafları kullanarak yayınlar yapılmıştır. Aynı dönemde Yeni Şafak Gazetesinin 20/11/2009 tarihli nüshasında, “Kafeste İki Amiral”, “Deniz Kuvvetleri’nde çökertilen cuntanın hükümeti düşürmek için planladığı kafes operasyonundan iki emekli amiral çıktı”, “Balansçı Sağdıç”, “Kafesdeki Paraf Balansçı Paşanın”, “Türkiye’yi Sarsacak Kirli Plan” “Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda yapılanan cuntanın…”; 21/11/2009 tarihli nüshasında, “Azınlıklara suikast planlayarak hükümeti yıkmayı hedefleyen cuntanın hazırladığı kafes planı için hazırladığı ekler ve notlar, dehşet senaryosunun uygulama aşamasına geldiğini gösterdi”, “Deniz Kuvvetleri İçindeki Cuntanın Hazırladığı Kafes Planındaki Ayrıntılar Dehşete Düşürüyor”; 27/11/2009 tarihli nüshasında, “Kafese Girdiler”; 29/11/2009 tarihli nüshasında, “Kafesteki Üç Paşaya Suikast Sorgusu”; 7/12/2009 tarihli nüshasında, “Türkiye’yi Karıştıracak Kaos Planı”, “Kafes Eylem Planı soruşturmasında, sıra dışı cunta yapılanmasının tepe yönetiminin sorgulanmasına geldi” manşet ve başlıkları altında başvurucunun adı ve fotoğrafları kullanılarak yayınlar yapılmıştır. Başvurucu, hakkında yapılan yayınlarda kullanılan anlatımlar ve dilin kendisini peşinen mahkum etme amacı güttüğünü, iddia ve soruşturma aşamasındaki gerçek dışı ve asılsız suçlamaların kanıtlanmış gerçeklermiş gibi kaleme alındığını ve başvuru konusu yayınlarda kişilik haklarına saldırı niteliğinde yorum ve değerlendirmelerin bulunduğu iddiasıyla 31/3/2010 tarihinde Taraf Gazetesi aleyhine İzmir Asliye Hukuk Mahkemesinde ve 31/3/2010 tarihinde Yeni Şafak Gazetesi aleyhine İzmir Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açmıştır. Taraf Gazetesi aleyhine İzmir Asliye Hukuk Mahkemesinde ve Yeni Şafak Gazetesi aleyhine İzmir Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tazminat davaları İzmir Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/153 Esas sayılı dava dosyasında birleştirilmiştir. İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi 21/2/2011 tarihli kararı ile davayı reddetmiştir. Mahkemenin gerekçeli kararının ilgili kısmı şöyledir:“…Asıl dava ve birleştirilen davadaki haberlerin bu ölçütler çerçevesinde değerlendirildiğinde, öncelikli olarak, davacı tarafın da davasına temel dayanak yaptığı haberlerin gerçeğe uygun olup, olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekir. Celbedilen İstanbul Başsavcılığı (CMK’nun maddesi ile görevli)’nın 2009/2167 Soruşturma, 2010/268 Esas, 2010/189 nolu iddianamesinin incelenmesinde; davacının 2 numaralı şüpheli olarak iddianamede yeraldığı ve hakkında “Ergenekon silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde aleyhinde kamu davası açıldığı, dava konusu edilen haberlerin tümünün iddianamede yer aldığı görülmektedir. Doğal olarak davacının iddianamede yer alan eylemleri gerçekleştirip, gerçekleştirmediği, iddia edildiği gibi Ergenekon silahlı terör örgütü üyesi olup, olmadığı yapılacak yargılama sonucunda belirlenecektir. Ancak, emsal Yargıtay kararlarında da önemle vurgulandığı üzere yayının somut gerçeği değil, yayının yapıldığı andaki görünen gerçeği yansıtması önemlidir. Yayının yapıldığı anda mevcut ve bu haliyle yayına konu edilen olguların, sonradan ortaya çıkan gerçekliğe uygun düşmemesi halinde yayını yapan basın sorumlu tutulamaz. Asıl dava ve birleştirilen davada yapılan yayınlar bu çerçevede değerlendirildiğinde, yayınların iddianamede ileri sürülen hususları kamuoyuna aktarmaktan ibaret olduğu ve esas itibariyle görünen gerçekliğe uygun olduğu kanaatine varılmıştır.Dava konusu yayınların hukuka uygun olup, olmadığı yönündeki bir diğer ölçüt ise, gerçeğe uygun yayınların haber niteliği taşıması gerektiğidir. Yayının haber niteliği taşıyabilmesi için ise, öncelikle, kamusal yarar sağlayacak ve toplumsal ilgiyi çekecek nitelikte ve bunun yanında güncel olması gerekmektedir. Dava konusu haberler bu çerçevede değerlendirildiğinde, haberlerin kamu yararı sağlayacağı, toplumsal ilgi uyandıracağı ve güncel olduğu yönünde herhangi bir şüphe bulunmamaktadır. Bu bağlamda irdelenmesi gereken diğer ölçütler de, gerçeğe uygun haberlerin yayınlanmasında nesnel ölçülere uyulması ve haberin veriliş biçimi yönünden ölçülülük bulunması gerektiğidir. Öneminin çok üzerinde abartılıp sunulan, haberin içeriği ve gerekliliğiyle uygun düşmeyen ibareler içeren, gereğinden büyük ve önemli bir mizanpaj içinde verilen yayın hukuka aykırı kabul edilmelidir. Davacının Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Güney Deniz Saha Komutanı olarak görev yapan bir Koramiral olması ve dava konusu haberlerde kamuoyuna aktarılan olayların ülkemiz açısından önemi gözönüne alındığında haberlerin veriliş biçimi açısından herhangi bir aşırılığın da söz konusu olmadığı kanaatine varılmıştır.” Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 12/2/2013 tarihli ilamı ile ilk derece mahkemesinin kararı onanmıştır. Yargıtay Hukuk Dairesinin 17/6/2013 tarihli ilamı ile başvurucunun karar düzeltme talebi reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir. Bu ilam başvurucu vekiline 22/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bireysel başvuru, 19/8/2013 tarihinde yapılmıştır. B. İlgili Hukuk 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Sorumluluk” başlıklı maddesinin şöyledir: “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”