7. Ceza Dairesi 2006/18200 E. , 2010/5416 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : 4389 sayılı kanuna muhalefet HÜKÜM : Hükümlülüğüne Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre sanık müdafiinin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazl
**7. Ceza Dairesi 2006/18200 E. , 2010/5416 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : 4389 sayılı kanuna muhalefet HÜKÜM : Hükümlülüğüne Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre sanık müdafiinin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 25.3.2010 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Sanığın, Ziraat Bankası Ankara/... şubesinde servis görevlisi olduğu ve 13.05.2003-10.11.2004 tarihleri arasında vadesiz tasarruf ve ticari mevduat hesabı bulunan 43 adet müşterinin hesaplarından muhtelif tarihlerde ve meblağlardan toplam 2.399.175.000.000 lira tutarında para çektiği ve söz konusu tediye fişlerini müşteri adına taklit ederek ve gelişi güzel imzalar ile imzaladığı ve çektiği 834 adet usulsüz ödeme fişleri düzenlediği, 798 adet tahsil fişleri ile 2.393.175.000.000 TL.nin hesaplara iade edildiği, 6.000.000.000 TL.nin zimmetinde kaldığı ve bu paranın 02.11.2004 tarihli tediye fişi ile ... hesabından 5.000.000.000 TL, 10.11.2004 tarihli tediye fişi ile ... hesabından 1.000.000.000.TL çekilen paralar olduğu anlaşılmıştır. Müşteri ...'ın hesabına bakması ile belirtilen miktar paranın açık olduğunu görerek şikayetçi olması üzerine olay ortaya çıkmış ve sanığın çalışmaları denetime alınmıştır. Sanık, hesap sahiplerini takip ettiğini, bankaya geldiklerinde hesaplarının bakiyesini normal hale getirdiğini, bu işlemleri müşterilerin hesap cüzdanlarına işlemediğini ve ayrıca bir kağıda not alıp, sonra yırtıp attığını, müşteriler bankadan ayrıldıktan sonra kendi kasasını tutturmak için zimmetine geçirdiği miktarlar için tediye fişleri düzenlediğini ve müşteriler adına imza taklit ederek bazen gelişi güzel imzalar atarak işlemleri tamamladığını ifade etmiş ve soruşturma raporu ve bilirkişi raporu ile de sanığın ifadesi doğrulanmıştır. Sanığın, müşteriler adına taklit veya gelişi güzel attığı imzaların ilk bakışta anlaşılması mümkün olmayıp gün sonunda binlerce fişteki imzaların, müşteriler imza kartonunda bulunan imzalar ile mukayesesi yapılarak taklit imza olup-olmadığının tespiti de mümkün olmadığı gibi çalışma düzeninin olağan akışına da uygun düşmemektedir. Aksini düşündüğümüzde her gün banka görevlilerinin fişlerde bulunan imzaların sahte olup olmadığı kuşkusu/incelemesi sonuçlanacak ve görevin aksamasına sebebiyet verecektir. İmzanın kandırıcı niteliğinin özellikle taklit imzalarda grafolojik inceleme ile anlaşılması mümkündür. Belirtilen bu gerekçelerle sanığın eyleminin nitelikli zimmet suçunu oluşturduğunu düşündüğümden çoğunluğun görüşüne katılmadığımı belirtirim.