Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/16521 E. , 2024/9813 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/16521 Karar No : 2024/9813 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Genel Komutanlığı / ... 2- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 7145
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/16521 E. , 2024/9813 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/16521 Karar No : 2024/9813 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Genel Komutanlığı / ... 2- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının ise kamu görevinden çıkarılma tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; ceza yargılamasından bağımsız nitelikte olan idari işlem denetimini içeren iptal davalarında, ceza yargılamasında dikkate alınan deliller ve eylem ağırlıklarının farklı değerlendirmelere tabi olduğu, olayımızda da kamu görevinden çıkarma işleminin denetimi bakımından davacının eylemleri ve bu eylemlerin kapsam ve yoğunluğunun kararda hükmüne yer verilen Anayasa ve yasa kurallarında öngörülen devlete sadakat yükümlülüğü kapsamında bir ihlal oluşturup oluşturmayacağı tartılarak bir karara varılmasının gerektiği, soruşturma birimlerince yapılan tespitlerle de sabit olduğu üzere, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yapılanması içerisinde yer aldığı, örgüt içi iletişimde ankesörlü sabit hatlardan örgütün sivil mahrem imamları tarafından ardışık ve periyodik olarak arandığı, bu aramaların örgüt talimatı ile gizliliği sağlamak için bilinçli bir tercih olarak gerçekleştirildiği ve sanığın örgüt içi haberleşme amacıyla bu yöntemi kullandığı dikkate alındığında, bu eylemlerinin normal bir vatandaştan beklenebilecek ilişki biçimlerinden ayrı ve özel bir ilişki olduğu, bu yoğunlukta bir irtibatın davacıdan beklenen görevine sadakatte şüphe doğurduğu ve davacının kamu göreviyle irtibatının kesilmesi şeklinde oluşan iradenin makul bir takdir olduğunun anlaşıldığı, bu durumda; davalı idare tarafından gönderilen bilgi ve belgeler ile davacı hakkında yapılan ceza yargılamasındaki tespitler incelendiğinde, kararda yer verilen mevzuat hükümleri çerçevesinde idarece FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı olduğu değerlendirilen davacının, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçu kapsamında ... Sulh Ceza Hakimliğinin ... tarihli ve ... Sorgu sayılı kararıyla; "şüphelinin kullanımındaki GSM hattının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü sözde TSK yapılanmasındaki faaliyet yürüten asker şahıslardan sorumlu olan sivil imamlar tarafından asker şahıslarla örgütsel gizlilik ve hücresel teşkilatlanma gereği iletişim amacıyla kullandığı, soruşturma birimince tespit edilen 4 farklı şehirdeki 8 sabit hattan 8 kere arandığına (çakışan aramalar ve peş peşe olan sıfır saniyelik aramalar tek arama kabul edildiğinde) ve bu aramaların 5 tanesinin ardışık arama olduğuna dair tespitler göz önünde bulundurulduğunda... ve bu aşamada adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı" gerekçesiyle tutuklanmasına karar verildiği, yine söz konusu tespitler dikkate alınarak davacının terör örgütü üyeliğinden cezalandırılması istemiyle iddianame düzenlendiği, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yürütülen ceza kovuşturması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile, "...sanık hakkında kamu davası açılmasına ilişkin tek delilin mahrem yapılanma içerisinde yer aldığı iddia edilen ardışık arama iddiası olduğu görülmektedir. Ancak iddianame içeriği ve dosyada yer alan ardışık arama kayıtlarına göre sanıkla ardışık arandıkları belirtilen şahıslardan A.E.C., H.B., M.Ş. ve İ.Ö.'nün sanığı tanımadıklarını ve SEGBİS ekranında teşhis işlemi için sanığın tanıklara gösterilmesi üzerine de sanığı daha önce sohbetlerde görmediklerini beyan ettikleri görülmüştür. Ardışık aranma iddiasının olduğu sanık hakkında aleyhe beyanda bulunan herhangi bir tanık beyanının bulunmadığı, ardışık aramaların devam etmediği, belli bir periyodikliğe sahip olmadığı, aramanın örgütsel saikle yapıldığına ilişkin her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden..." gerekçesiyle davacının beraatine karar verildiği dikkate alındığında, örgütün haberleşme yöntemlerinden biri olan ankesörlü arama kaydının olup olmadığı yönünde ceza mahkemesince yapılan değerlendirme sonucu, aramaların örgütsel amaçla gerçekleştirildiğinin ispatlanamadığına karar verildiği, davalı idarece düzenlenen araştırma raporunda "temin faaliyeti şüpheli mahiyette değerlendirilen 2013 yılı JAMYA sınavını kazanan 2015 yılı mezunu astsubay devresinden" olduğu belirtilmiş ise de, söz konusu iddiayı destekler somut herhangi bir bilgi belgenin dosyada yer almadığı, öte yandan, Dairemizce yapılan ara karar sonucu dava dosyasına sunulan belgelerde, davacının anılan örgütle iltisakı ve irtibatını ortaya koyan bir delilin bulunmadığı, buna göre, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen adli kovuşturma sonucu hakkında beraat kararı verilmesi, davacının anılan örgüte iltisakını, irtibatını ortaya koyan her türlü şüpheden uzak delillerin davalı idarece ortaya konulamaması ve yapılan inceleme sonucu davacının anılan örgüte iltisaklı ve irtibatlı olduğuna yönelik bir delilin bulunmaması nedeniyle, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddine ilişkin mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılarak, istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı özlük haklarının davacıya iadesine, parasal haklarının ise işlem tarihinde itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İşlemin hukuka ve kamu yararına uygun olduğu, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraat etmiş olmasının örgütle irtibatlı veya iltisaklı olmadığı sonucunu doğurmayacağı, Devlete sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği bu nedenle temyiz isteminin kabul edilmesi gerektiği iddia edilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Yasallık ve geri yürümezlik ilkeleri ihlal edilerek karar verildiği, disiplin soruşturması zamanaşımı sürelerinin değerlendirilmediği, idarenin takdir yetkisine istinaden tesis edilen işlemlerin somut bilgi ve belgelere dayanmasının gerektiği, örgütle herhangi bir bağının söz konusu olmadığı, ceza davası dosyasında yer alan HTS kayıtlarının yeterli bir delil niteliğinde olmadığı, idarece hakkında yapılan irtibat ve iltisak tespitinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca karar verilmeyerek gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(g) maddesinde; Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personel, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, Olağanüstü Halin sona ermesinden sonra, 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...10) Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılır. '' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(g) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. İçişleri Bakanlığı bünyesinde astsubay kıdemli çavuş olarak görev yapan davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesi uyarınca ... tarih ve ... sayılı işlem ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının kamu görevinden çıkarılma tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan ceza davası sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile hakkında beraat kararı verildiği, söz konusu karara karşı istinaf başvurusunda bulunması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla mahkeme kararının kaldırılarak davacının 6 yıl 3 ay mahkumiyetine karar verildiği, dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği görülmüştür. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir uygulanmakta iken, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin Devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hali de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Uyuşmazlıkta, her ne kadar Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacının, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulu'nca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirmesine yol açacak bir tespitin bulunmadığı belirtilmiş ise de; UYAP kayıtları ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde; davacının 4 farklı şehirdeki 8 sabit hattan 8 kere arandığına (çakışan aramalar ve peş peşe olan sıfır saniyelik aramalar tek arama kabul edildiğinde) ve bu aramaların 5 tanesinin ardışık arama olduğuna ilişkin tespitlerin olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı mahkumiyet kararında; "N.K. isimli şahıstan ele geçen dijital eşyaların incelenmesi sonucu hazırlanan Veri İnceleme raporunun incelenmesinde; Jandarma mahrem yapılanması soruşturması kapsamında Marmara Bölge Temsilcisi olarak faaliyet yürüten N.K.'den ele geçirilen dijital materyallerde sanık hakkında sanıktan sorumlu mahrem imam notlarının bulunduğu görülmüştür. Buna göre; sanık hakkında, "1-27 Ekim dr görüşüldü haftaya yüzyüze görüşülecek 2-3 kasimda tel göörüşüldü talebelere ulaşılamamış 3-04.04.2015 tarihinde gittik.Talebe gelmemişti" şeklinde mahrem imam notlarının olduğu, yine bu FETÖ silahlı terör örgütü üyesi kimliği tespit edilemeyen mahrem imam tarafından yapılan büfe ankesör aramaları görev yaparken ardışık arandığı dikkate alındığında; sanığın örgütün gizli haberleşme yöntemlerini kullanmak suretiyle FETÖ/PDY terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve yüklenen silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair heyetimizde; asker şahıs olan sanığın örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı" şeklinde tespitlere yer verildiği görülmüştür. Bu durumda; davacı hakkındaki mahrem imam notları ve ardışık olarak aranması hususu davalı idarece dava konusu işleme dayanak olarak gösterilen hususlarla birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının FETÖ/PDY ile irtibatının/iltisakının varlığına dair yeterli düzeyde tespitin dosyada mevcut olduğu anlaşıldığından, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüyle kararın kaldırılarak dava konusu işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarelerin temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulüyle mahkeme kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda özetlenen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine 11/06/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.