8. Hukuk Dairesi 2012/13139 E. , 2013/5953 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi ... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil, tazminat davasının kısmen reddine ve kısmen kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 16.06.2011 gün ve 106/186 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili, davalı ..., davalı ..., davalılar ... ve ... vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, vek…
**8. Hukuk Dairesi 2012/13139 E. , 2013/5953 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi ... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil, tazminat davasının kısmen reddine ve kısmen kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 16.06.2011 gün ve 106/186 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili, davalı ..., davalı ..., davalılar ... ve ... vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, vekil edeninin 694 sayılı parselin 14.400 m2'lik bölümünü 08.01.1984, 578 parsel sayılı taşınmazın 7600 m2'lik kısmını 08.01.1984, 530 sayılı parselin 15.200 m2'lik bölümünü yine 08.01.1984 tarihli üç ayrı adi yazılı sözleşme ile... mirasçıları ..., ... ve ... vekili ...,1117 parsel sayılı taşınmazın 16.000 m2'lik bölümünü 11.08.1989 tarihli adi yazılı sözleşme ile ... mirasçıları ... ve ...'dan satın aldığını, sözleşme tanzim tarihlerinden itibaren taşınmazlardaki nizalı kısımların zilyetliklerini devraldığını açıklayarak, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline, mümkün olmadığı taktirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 8.000 TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak vekil edenine verilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalılar ... ve ... dosyaya sunulan adi yazılı sözleşmelere dayanak vekaletnamelerin altındaki imzaların kendilerine ait olmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuşlardır. Davalı ... aynı zamanda davalı ... vekili, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar ise davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, tapu iptali ve tescil isteğinin reddine, bedel iadesi yönünden davanın kabulüne,... ile davacı ... arasında düzenlenen 08.01.1984 tarihli mahkemece kırmızı tükenmez kalem ile 2-3-4 numarası verilen adi yazılı sözleşmelere istinaden ayrı ayrı ödenen 1,00 TL'nin dava tarihi olan 03.09.2007 tarihi itibariyle bilirkişi raporunda belirtilen değeri olan 40.313,79 TL ile ... ile davacı ... arasında düzenlenen 11.08.1983 tarihli mahkemece kırmızı tükenmez kalem ile 1 numarası verilen adi yazılı sözleşmeye istinaden ödenen 1,00 TL'nin dava tarihi olan 03.09.2007 tarihi itibariyle bilirkişi raporunda belirtilen değeri olan 14.890,36 TL olduğu, böylelikle 4 adet adi yazılı sözleşmeye istinaden ödenen paranın dava tarihi itibariyle toplam değerinin 55.204,15 TL olduğu ve bu bedelden 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43-44 maddeleri dikkate alınarak takdiren % 60 indirim yapılarak 22.081,66 TL'den dava dilekçesindeki istek dikkate alınarak 8.000,00 TL'nin davalı ..., ..., ..., ... ve ...'dan dava tarihi olan 03.09.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalılardan ... ve ... zamanaşımı iddiasında bulunduğundan, bunlar yönünden ve davalı ..., ..., ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili, davalılar ..., ... davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dava konusu 530, 578, 694 ve 1117 sayılı parseller 1971 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında ... adına tespit edilmiş ve tespitin itirazsız olarak 04.01.1972 tarihinde kesinleşmesiyle tapuya tescil edilmişlerdir. 1117 parsel sayılı taşınmaz sonrasında intikal görerek taksim hukuksal sebebiyle 17.08.2007 tarihinde 1/3 paylı olarak davalılar ..., ... ve ... adına tescil edilmiştir. Dava konusu diğer taşınmazlar ise intikal görmemiştir. Öncelikle, tapulu bir taşınmazın mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmeler Türk Medeni Kanunu'nun 706, adi yazılı senetlerin tanzim ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 213 (6098 s. TBK.m.237),Tapu Kanunu'nun 26. ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 60. madde hükümleri uyarınca resmi şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz. Geçersiz bir tapu dışı satışa dayanılarak iptal ve tescil isteğinde bulunulamaz. Bu nedenlerle; Mahkemece, davacı yanın dayandığı adi yazılı sözleşmelere iptal ve tescil isteği yönünden hukuki kıymet verilmeyerek, tapu iptali ve tescil isteklerinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Tarafların, hükmün, geçersiz satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak isteğine ilişkin bölümüne ilişkin temyiz itirazlarının değerlendirilmesinde; Mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli olmadığı gibi, Mahkemenin yazılı gerekçesine katılma olanağı da bulunmamaktadır. Öncelikle; davacı yan davada dört farklı adi yazılı sözleşmeye dayanmıştır. Her bir sözleşme, farklı bir taşınmaza ilişkindir ve birbirlerinden bağımsızdır. Bu kapsamda, Mahkemece dava dilekçesinde dava değeri olarak gösterilen 8.000 TL bedelin, hangi adi yazılı sözleşmeye ilişkin olarak ne miktarda istenildiği kalem kalem açıklattırılmadan, tüm adi yazılı sözleşmelerin bir bütün halinde değerlendirilerek, aleyhine hüküm kurulan tüm davalıların belirlenen alacak miktarı bakımından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması yanlış olmuştur. Zira, her bir adi yazılı sözleşme, sadece sözleşme borçluları bakımından müstakil ve bağımsız sorumluluk doğurur. Davalılar ...ve ... dosyaya sunulan ve 08.01.1984 tarihli üç adi yazılı sözleşmeye dayanak teşkil eden adi yazılı vekaletnameler altındaki imzaların kendilerine ait olmadığını ileri sürmüşlerdir. Ne var ki, mahkemece bu husus araştırılmadan hüküm kurulmuştur. Dayanak 08.01.1984 tarihli adi yazılı sözleşmeler, yukarıda anılan davalılara vekaleten babaları (vefat etmiştir) ... ile davacı arasında tanzim edilmiştir. Sözleşme metinlerinde "kayınbabam ... ölümü ile bizlere kalan bu tarlalarımızı kızlarımın ve oğullarımın babası olarak bana vermiş oldukları yetkiye dayanarak ...sattım..." ibareleri geçmektedir. Tapu kayıt maliki ... 22.04.1980, ... ( ...eşi ve az yukarıda belirtilen davalıların yakın miras bırakanı) ise, 09.05.1977 tarihinde vefat etmiştir. Hal böyle iken, ... tapu kayıt maliki ... mirasçı olmadığına ve ...'ın ölüm tarihine göre ...'a gelen miras payı doğrudan sadece alt soyuna intikal edeceğine göre, ... dava konusu taşınmazlarda hakkının bulunmadığı açıktır. Bu durumda, 08.01.1984 tarihli üç adı yazılı sözleşmeye ilişkin olarak dosyaya sunulan adi yazılı vekaletnameler geçerli sayıldığı taktirde, davalılar ... ve ...'ın her biri geçersiz satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak miktarı bakımından sadece kendi payları oranında müstakil (bireysel) olarak sorumlu olacaklardır. Vekaletnamelerin geçersiz sayılması durumunda ise, alacak miktarından (satış bedelinden) satışı yapan ... kendisi sorumlu olacağından, mirası reddetmeyen... mirasçılarının tamamı tereke borcundan dolayı müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklardır. (TMK. m.641). Az yukarıda değinilen açıklamalar, davalılar ... ve ...'ın 08.01.1984 tarihli üç geçersiz satım sözleşmesi nedeniyle yükümlü oldukları bedel iadesi bakımından sorumlu oldukları miktar ve sorumluluk şekillerinin tespiti bakımından önem arz etmektedir. Bundan ayrı, yukarıda açıklandığı üzere, tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersizdir. Bu durumda taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kuralları gereğince geri isteyebilirler. (10.07.1940 T. ve 1939/2 E., ... ve 07.06.1939 T. 1936/31 E., 1940/47 sayılı YİBK Kararları). Taraflar arasında harici de olsa bir sözleşme olduğundan B.K 125 maddesine göre 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Zamanaşımının başlangıç tarihi ise, dava tarihi olmaktadır. Tapuda devrin yapılamayacağı ve ümidin kesildiği tarih dava tarihi olacaktır. (07.06.1939 T. 1939/31 E., 1939/47 K. sayılı YİBK) Davaya dayanak adi yazılı satış sözleşmelerinin metninden ve keşifte dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamından, davacının nizalı taşınmazlarda zilyetliği devam ettiği anlaşıldığına göre, davacının alacak hakkı bakımından zamanaşımı süresi işlememektedir. Bu nedenle, ... mirasçısı ... ve ... bakımından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan, geçersiz satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak isteğine ilişkin davalar, Borçlar Hukuku uyarınca haksız fiil sorumluluğu kapsamında kalmadığı halde, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin olarak düzenlenen 818 sayılı BK'nun 43 ve 44. (6098 s. TBK. m. 51 ve 52) maddeleri uygulanarak denkleştirici adalet ilkesi uyarınca belirlenen bedellerden indirim yapılması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Kabule göre de; davacı taraf dava dilekçesinde açıkça alacak isteğine ilişkin olarak fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu halde, hükümde bu isteğin göz ardı edilerek, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmemesi isabetsiz olmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekili, davalılar ..., ... davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle; hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 456,80 TL peşin alınan harcın istek halinde davalı ... ve davalı ...'a ayrı ayrı iadesine, 18.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.