10. Hukuk Dairesi 2015/18765 E. , 2018/1389 K. "" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dosya kapsamından; prim borcunu…
**10. Hukuk Dairesi 2015/18765 E. , 2018/1389 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dosya kapsamından; prim borcunun 1997/8-1998/6 arası dönemlere ait olduğu, 03.06.1996 tarihli yönetim kurulu kararı ile davacının müdür olmasına, 11.03.1997 tarihli karar ile de genel müdür olmasına karar verildiği, şirket yönetim kurulu üyeleri tarafından 30.05.2006 tarihi itibariyle şirket adına şirketin prim borçları ile ilgili yapılandırma başvurusu yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacı tarafından her ne kadar zamanaşımı itirazında bulunulmuşsa da, genel müdür olarak üst düzey yönetici olmasından dolayı prim borçlarından sorumlu olduğu, zamanaşımının 10 yıl olduğu değerlendirmesi yapılarak davanın reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık, söz konusu aylara ait borçların 6183 sayılı Yasa'nın 102. maddesi gereğince zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır. Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalabilmesini ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır. Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu da incelemesi mümkün değildir. Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı nedenlerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir.