Başvurucu, hakkında yürütülen ceza davasının makul sürede sonuçlandırılmaması, çelişkiler giderilmeden ve gerekçesiz olarak mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, hakkında yürütülen ceza davasının makul sürede sonuçlandırılmaması, çelişkiler giderilmeden ve gerekçesiz olarak mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle Anayasa’nın maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru 7/1/2013 tarihinde Üsküdar Ağır Ceza Mahkemesi aracılığıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonu 14/11/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar vermiştir. Bölüm tarafından 4/12/2013 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 5/12/2013 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı 3/1/2014 tarihinde başvuruya ilişkin görüşünü bildirmiştir. Adalet Bakanlığı görüşü 13/1/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Adalet Bakanlığı görüşüne karşı beyanda bulunulmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu ve diğer iki sanık 30/12/2001 tarihinde işledikleri iddia edilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve nitelikli yağma suçları nedeniyle aynı gün yakalanarak gözaltına alınmıştır. Başvurucu 31/12/2001 tarihinde Kartal Sulh Ceza Mahkemesince tutuklanmış ve isnat edilen suçlara ilişkin olarak 3/1/2002 tarihli iddianameyle hakkında kamu davası açılmıştır. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin E.2002/73 sayılı dosyasında yürütülen yargılamada 27/5/2002 tarihinde tüm sanıkların tutukluluk hali sona erdirilmiştir. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin 14/5/2007 tarih ve E.2002/73, K.2007/360 sayılı kararıyla başvurucu, yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından toplam 14 yıl 2 ay hapis cezasına mahkûm edilmiştir. İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında;“Müşteki A.S. ile tanıklar A. Ş., Y., N. K. ve K. Ö. huzurda dinlenmiştir. İlk aşamada alınmış beyanlar dosyada yer almaktadır. 2001 tarihli raporda A.S’nin 5 gün iş güçten kalacak şekilde yaralandığı belirtilmiştir. Olay yeri tespit tutanağı 40 sıra numarası ile dosyada yer almaktadır. Yine ele geçen tabanca ile ilgili ekspertiz raporu dosyada bulunmaktadır.Dosyadaki deliller genel olarak bunlardan ibaret olup işin nitelendirilmesi ve sonuçlandırılması aşamasına geçilmiştir.Tüm dosya kapsamından olay öncesinde müşteki A. S. ile N. K. adlı kişi arasında bir araba işi nedeni ile sürtüşme bulunduğu, N. K.'nın bu sorunun çözümünü polis memuru olan A. T. ve diğer iki sanığa havale ettiği, olay günü müştekinin evinden çıkarak arabasını çalıştıracağı sırada sanıkların silahlı biçimde önüne çıkıp onu tehdît ettikleri, başına tabanca kabzası ile vurup zorla arabaya bindirip uzaklaştırdıkları, yolda kendisini döverek üzerinde bulunan 116 YTL parasını aldıkları, daha sonra müştekinin ailesi tarafından olayın haber verilmesi üzerine olayın soruşturulmaya başlandığı, sanıkların yakalanarak haklarında kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce olayın genel hatları ile bu şekilde oluştuğu sonucuna varılmıştır. Dosyada çözülmesi gereken sorun, sanıkların suç işlediğine dair yeterli delil olup olmadığı, varsa eylemlerin nasıl nitelendirileceğidir. Ruhsatsız silah suçundan açılan kamu davası yönünden zamanaşımı süresinin dolduğu görülmüş ve ortadan kaldırma kararı verilmiştir.Mahkememizce sanıkların birlikte nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları ayrı ayrı sabit görülerek cezalandırılmaları yoluna gidilmiştir.Dosyada 28 sıra numarası ile sanık Nusret Kaya'nın ilk ifadesi yer almaktadır. Bu ifadeye göre polis memuru olan A. T.'nin araba ihtilafını çözmek için tahsilatçı edası ile olaya bilerek katıldığı saptanmıştır. 29 sıra numaralı ifadesi bulunan H. G.'nin ifadesinde mağdurun silahla kaçırıldığı şeklinde anlatım bulunmaktadır. 30 sıra numaralı rapor mağdurun dövüldüğünü şiddete maruz kaldığını ortaya koymaktadır.Mağdurun 32 sıra numaralı ifadesi, 34 sıra numaralı ihbar tutanağı, 36 sıra numaralı olay yeri inceleme raporu, 40 sıra numaralı olay yeri tesbit tutanağı bu oluş ve kabulü desteklemektedir.Müşteki A. S.'nin duruşma ifadesi ilk ifadesi ile uyumludur. Tanık K. Ö.'nün mahkeme önündeki ifadesi bunu desteklemektedir.Sanıkların ilk ifadeleri tevil yollu anlatım içerdiği, itibara değer olmadığı, mağdurun tabancasını düşürüp onların almaları ve ona karşı kullanmalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu saptanmıştır.Jandarma görevlisi Ç.’nin 68 sıra numaralı ifadesi yine Jandarma görevlisi T. K.'nin 70 sıra numaralı ifadesi bu oluşu ve kabulü desteklemektedir.Tüm bu hususlar karşısında mağdur A.S.’nin N. K. ile olan ihtilafı yüzünden sanıkların tahsilatçı şeklinde olaya dahil oldukları, olay günü sabah saatlerinde aracına binmek isteyen mağdura silah çekip kafasına vurduktan sonra zorla arabaya bindirdikleri, Samandıra'dan Halkalı’ya kadar son derece uzak bir yere götürüp uzun süre alıkoymaları, dövmeye ve tehdit etmeleri üzerinde bulunan 116 YTL parası ve cüzdanını yağmaladıkları anlaşılmıştır.” denilmektedir. Bu karar Yargıtay Ceza Dairesinin 1/10/2012 tarih ve E.2008/15417, K.2012/16241 sayılı ilamıyla onanmıştır. Onama kararı 17/12/2012 tarihinde öğrenilmiştir. Başvurucu 7/1/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesi şöyledir:“Yağma suçunun;a) Silahla,..c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,..İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.(3) Bu suçun;a) Silahla,b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,…İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.”