10. Hukuk Dairesi 2023/5730 E. , 2024/10669 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1528 E., 2022/2181 K. KARAR : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Nizip 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2012/420 E., 2021/97 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istin
**10. Hukuk Dairesi 2023/5730 E. , 2024/10669 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1528 E., 2022/2181 K. KARAR : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Nizip 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2012/420 E., 2021/97 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece Mahkeme hükmünün kaldırılarak esas hakkında yeniden asıl ve birleşen davanın kabulüne dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde özetle; 26.03.2012 tarihinde DSİ Genel Müdürlüğü 20. Bölge Müdürlüğünün işçisi olan elektrik teknisyeni ... Nizip / Hancağız sulama barajındaki sulama borusunun içerisinde bulunduğu tünelde borcunun ona vanasını açmak ve kontrol etmek amacıyla 26.03.2012 tarihli resmi yazı ile görevli olarak tünel içerisinde işini yaptığı sırada birikmiş metan gazının patlaması sonucunda vefat ettiğini, bu durumun nedeni ile davalı idarenin sorumluluğunun bulunduğunu belirterek, davacı eş ... yönünden 309.623,57 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın, davacı çocuk ... yönünden 9.360,51 TL maddi tazminat ile 75.000,00 TL manevi tazminatın, davacı çocuk ... yönünden 20.262,39 TL maddi tazminat ile 75.000,00 TL manevi tazminatın, davacı çocuk ... yönünden 3.838,27 TL maddi tazminat ile 75.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacılara verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki, zaman aşımı gibi konularda itirazlarda bulunduklarını, ayrıca davanın usulden reddi gerektiğini, davacılara ölüm yardımı, kıdem tazminatı verildiğini ve kıdem aylığı bağlandığını, dava konusu olayda zarar ile davalı idarenin eylem ve işlemleri arasında nedensellik bağı bulunmadığını, müvekkili Kurumun kusursuz olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, iş kazasının oluşumunda davalı işverenin %80 oranında, ihbar olunan ...'nın % 20 oranında kusurlu olduğu, kazalı murisin kusurunun bulunmadığı kabulünden hareketle; "1-Davanın kabulü ile, a) Toplam 139.031,09 TL destekten yoksun kalma tazminatının 105.569,92 TL'sinin davacı ...'ye, 250,00 TL sinin dava tarihi olan 17.04.2012 tarihinden 105.319,92 TL'sinin ıslah tarihi olan 28.05.2015 tarihinden itibaren, 9.360,51 TL'sinin davacı ...'ye, 250,00 TL dava tarihi olan 17.04.2012 tarihinden 9.110,51 TL'sinin ıslah tarihi olan 28.05.2015 tarihinden itibaren, 20.262,39 TL'sinin davacı ...'ye, 250,00 TL dava tarihi olan 17.04.2012 tarihinden 20.012,39 TL'sinin ıslah tarihi olan 28.05.2015 tarihinden itibaren, 3.838,27 TL'sinin davacı ...'ye, 250,00 TL dava tarihi olan 17.04.2012 tarihinden 3.588,27 TL'sinin ıslah tarihi olan 28.05.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ... Müdürlüğünden alınarak davacılara verilmesine, b) Davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulü ile davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ..., ..., ...'ye ayrı ayrı 15.000,00'er TL manevi tazminatın dava tarihi olan 17.04.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ... Müdürlüğünden alınarak davacılara verilmesine, 2-Mahkememiz dosyası ile birleşen Mahkememizin 2019/943 esas sayılı dosyasında davacı ... tarafından açılan fark destekten yoksun kalma tazminatı talebinin kabulü ile 263.198,58 TL'nin birleşen dosyanın dava tarihi olan 03.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Müdürlüğünden alınarak davacı ...'ye verilmesine," şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kazanın meydana geldiği Hancağız Barajının sulama amaçlı olup mevcut haliyle tünel içerisinde hiç bir şekilde tehlikeli gaz bulunmadığını, tünel içerisine doğrudan sızan bir gazın bulunmadığını, kaza anında vuku bulan gazların tünel içerisindeki cebri borunun su ile doldurulması esnasında cebri borunun içerisindeki havanın boşaltılması amacıyla cebri boru içinde bulunan havalandırma borusunun vanasının açılmasından sonra ortama yayılmış olan ve baraj gölünde farklı kişi ve kuruluşların neden olduğu gazlar olduğunu, bilirkişi raporunda çalışma ortamının sürekli gaz ortamı imiş gibi yansıtılmasının mesnetsiz olduğunu, barajın kirlenmesine ve barajda gaz oluşumuna neden olan kurum ve kuruluşlardan bahsedilmiş ve bunların da kazadan sorumlu tutulduğunu, ancak raporlarda Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi ve Nizip Belediyesinden bahsedilmediğini, baraj gölünü kirleten kişi, kurum ve kuruluşların görmezden gelindiğini, hayatını kaybeden personellerin deneyimli olduğunu, yaptığı işle ilgili gerekli eğitimleri aldığını, Hancağız Barajını kirleten kurum ve kuruluşların barajda meydana gelen patlamanın da yegane sorumluları olduklarını, davalı DSİ'nin kendisine düşen sorumluluklarını yerine getirdiğini, gerekli tedbirleri aldığını ve kusurunun bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Somut olayda; davacı dava dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL üzerinden maddi tazminat davası açmış ve 28.05.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile davacı ... için talebini 105.569,92 TL'ye, davacı ... için 9.360,51 TL'ye, davacı ... için 20.262,39 TL'ye, davacı ... için 3.838,27 TL'ye yükseltmiş ve olay tarihinden itibaren faiz talep etmiştir. Davacı vekili 03.12.2019 tarihli birleştirilen dava ile davacı ... bakımından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 59.144,93 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 25.11.2020 tarihi ıslah dilekçesi ile 59.144,93 TL olan dava değerini 204.053,65 TL'ye yükselterek bakiye 144.908,72 TL'nin harcını yatırmış ve taleple artırılan miktar için dava tarihinden itibaren faiz talep etmiştir. Ancak Mahkemece davacının 204.053,65 TL artırarak 263.198,58 TL'ye dava değerinin yükseltildiği kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Mahkemece HMK'nın 26 ncı maddesine yer alan taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Davacı tarafça asıl dava ve ıslah dilekçesi ile olay tarihinden itibaren, birleştirilen dava bakımından olay tarihinden ve son ıslah bakımından dava tarihinden itibaren faiz talep edilmiş ise de Mahkemece dava ve ıslah tarihlerinden itibaren hüküm kurulduğu ve bu yöne ilişkin davacı istinafı bulunmadığından Dairemizce yeniden kurulan hükümde usuli kazanılmış hak gereğince dava ve ıslah tarihinden itibaren hüküm kurulacaktır..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak; "Davanın kabulü ile, a) Toplam 139.031,09 TL destekten yoksun kalma tazminatının; -Davacı ... bakımından 105.569,92 TL'nin 250,00 TL'sinin dava tarihi olan 17.04.2012 tarihinden 105.319,92 TL'sinin ıslah tarihi olan 28.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Müdürlüğünden alınarak davacıya verilmesine, -Davacı ... Bakımından 9.360,51 TL'nin 250,00 TL'sinin dava tarihi olan 17.04.2012 tarihinden 9.110,51 TL'sinin ıslah tarihi olan 28.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Müdürlüğünden alınarak davacıya verilmesine, -Davacı ... bakımından 20.262,39 TL'nin 250,00 TL'sinin dava tarihi olan 17.04.2012 tarihinden 20.012,39 TL'sinin ıslah tarihi olan 28.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Müdürlüğünden alınarak davacıya verilmesine, -Davacı ... bakımından 3.838,27 TL'nin 250,00 TL'sinin dava tarihi olan 17.04.2012 tarihinden 3.588,27 TL'sinin ıslah tarihi olan 28.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Müdürlüğünden alınarak davacıya verilmesine, b) Davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ..., ..., ...'ye ayrı ayrı 15.000,00'er TL manevi tazminatın dava tarihi olan 17.04.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ... Müdürlüğünden alınarak davacılara verilmesine, c) Birleştirilen dava 2019/943 Esas sayılı dosyasında, davacı ... tarafından açılan fark destekten yoksun kalma tazminatı talebinin kabulü ile 204.053,65 TL'nin birleşen dosyanın dava tarihi olan 03.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Müdürlüğünden alınarak davacı ...'ye verilmesine," şeklinde karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369'uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi 3. Değerlendirme a) Davalı vekilinin davacılar ..., ... ve ... yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacılar vekilince davacı ... yönünden 9.360,51 TL, davacı ... yönünden 20.262,39 TL, davacı ... yönünden 3.838,72 TL maddi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince talep gibi karar verildiği, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun birleşen dosya yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden hüküm kurulduğu ancak adı geçen davacılar yönünden maddi tazminat miktarının aynen kaldığı, kabulüne karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazının miktardan reddine karar verilmiştir. b) Davalı vekilinin davacı ... yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; Mahkemece hesaba dair 27.04.2015 tarihli 2. Kök raporun aldırıldığı, anılan rapora davacı vekilince itiraz edilmediği, raporda hesaplanan maddi zarar miktarları üzerinden davacıların maddi tazminat miktarlarını 27.05.2015 tarihli dilekçe ile arttırdığı, davacı ... yönünden 105.569,92 TL, davacı ... yönünden 9.360,51 TL, davacı ... yönünden 20.262,39 TL, davacı ... yönünden 3.838,72 TL maddi tazminat talebinde bulunduğu, takip eden 28.05.2015 tarihli celsede davacılar vekilince bilirkişi raporuna bir diyeceğinin bulunmadığı, ıslah dilekçesi gibi davanın kabulüne karar verilmesinin talep ve beyan edildiği, Mahkemece davalı vekilince anılan rapora itiraz üzerine aldırılan 3.kök rapora taraf vekillerinin itiraz ettiği, akabinde Mahkemece hükme esas alınan 10.11.2020 tarihli 2.ek raporda davacı ... yönünden maddi zararın bu kez 368.768,50 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince bakiye maddi tazminat tutarının birleşen dava dosyası ile talep edildiği, birleşen dava dosyasında dava ve talep artırım dilekçesi ile toplamda bakiye maddi tazminat miktarı olarak 204.053,65 TL talep edildiği, Mahkemece talep aşılarak davacı ... yönünden 368.768,50 TL maddi tazminat üzerinden hüküm kurulduğu, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince bu hususun düzeltilmesi suretiyle İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulması sonucu davacı ... yönünden asıl dava dosyası üzerinden de 105.569,92 TL, birleşen dava dosyası üzerinden talep gibi 204.053,65 TL maddi tazminata hükmolunduğu anlaşılmıştır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan ... ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Somut olayda, yukarıda yapılan açıklamalar gereğince davacı vekilince 27.04.2015 tarihli 2. kök rapora itiraz edilmemesine rağmen yargılama aşamasında aldırılan ve davacı ... yönünden daha fazla zarar miktarı hesaplanan 10.11.2020 tarihli 2. ek rapora itibar edilmesi suretiyle davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlal edilmesi sonucu hüküm kurulması hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; davacı vekilince itiraza uğramayan 27.04.2015 tarihli rapor üzerinden davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ilkesi dikkate alınarak karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin davacılar ..., ... ve ... yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz isteminin miktardan REDDİNE, Davalı vekilinin davacı ... yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.