T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1080 - 2026/197 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (KISMEN KABUL) ESAS NO : 2025/1080 KARAR NO : 2026/197 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) KARAR TARİHİ : 03.02.2026 YAZIM TARİHİ : 03.02.2026 Dairemizin 17.10.2023 tarih ve 2023/1420 E., 2023/1594 K. sayılı…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1080 - 2026/197 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (KISMEN KABUL) ESAS NO : 2025/1080 KARAR NO : 2026/197 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) KARAR TARİHİ : 03.02.2026 YAZIM TARİHİ : 03.02.2026 Dairemizin 17.10.2023 tarih ve 2023/1420 E., 2023/1594 K. sayılı kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.05.2025 tarih ve 2024/11-250 E., 2023/1594 K. sayılı kararıyla bozulmuş olmakla HMK m. 373/3 uyarınca duruşma açılmasına karar verildi, dosya incelendi: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili söz alarak: Davacı şirkete ait ... Ada, 3 nolu parselde bulunan hotel inşaatı şantiyesinde, 25 Kasım 2014 tarihinde meydana gelen kazada ... isimli işçinin yaralandığını, sonrasında ise vefat ettiğini, ... için yapılan cenaze masrafına ilaveten mirasçılarına tazminat olarak müvekkili şirket tarafından 200.000 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirket ile sigorta şirketi arasında 05.03.2014 – 31.12.2015 tarihleri arasında geçerli işveren mali mesuliyet sigorta poliçesi imzalandığını, bu poliçe gereğince müvekkilinin işyerinde meydana gelebilecek kazalar nedeniyle ödenecek tazminatların davalı sigorta şirketi tarafından ödeneceğinin belirtildiğini, zararın çok daha fazla olmakla birlikte teminat limiti olan 50.000 Euro'nun talep edildiğini iddia ederek, 50.000 Euro’nun fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile yapılacak ödeme tarihindeki Merkez Bankası satış kuru karşılığının olay tarihi 25.11.2014 tarihinden itibaren geçerli avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili söz alarak: Taraflar arasında imzalanan sigorta poliçesi gereğince müvekkili şirketin iş kazası halinde sorumluluğunun 50.000 Euro ile sınırlı olduğunu, faizin ödeme tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini belirtmiştir. İlk derece mahkemesince "Bilirkişi heyet raporu ve ek raporları diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde; Davaya konu olayın sigorta poliçesi ile teminat altına alınan inşaat işinin yapıldığı riziko adresinde meydana geldiği, vefat eden işçinin işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen kaza sonucunda vefat ettiği, böylece davalının da kabul ettiği şekilde dava konusu olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi gerektiği, işveren sigortalı davacının işyerinde iş kazasının meydana gelmemesi için gerekli önlemleri almaması ve bekçi olarak işe başlattığı kişinin inşaat alanına girmesine engel olmaması, yükü indirmek için kullandığı malzemelerin kalitesinin yeterli olmaması nedeni ile %100 oranında asli kusurlu olduğu, vefat eden ... adlı işçinin ise iş kazasının meydana geldiği yerde bulunması ve yükün indirilmesi çalışması sırasında kusursuz olduğu anlaşılmıştır. Meydana gelen kaza sonucunda vefat eden işçinin mirasçılarına dosyada mevcut 03/12/2014 tarihli ibranameye göre davacı işveren tarafından 100.000,00 TL maddi tazminat, 100.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere 200.000,00 TL ödendiği belirlenmiştir. Davalı sigorta şirketinin genel ve özel şartlar çerçevesinde ancak gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğu, bu nedenle bilirkişi heyetince yapılan hesaplamaya göre muafiyet indirimi de yapıldıktan sonra poliçe teminat limitleri de dikkate alındığında davacı firmanın yaptığı ödeme dolayısıyla rücuen talep edebileceği maddi tazminat miktarının 79.114,86 TL, manevi tazminat miktarının ise 27.700,00 TL olduğu, bu miktarlara ödeme tarihinden itibaren tarafların tacir olması da dikkate alındığında avans faizi talep edilebileceği anlaşıldığından davanın kabulü ile; 79.114,86 TL maddi, 27.700,00 TL manevi tazminata ilişkin olmak üzere toplam 106.814,86 TL'nin ödeme tarihi olan 03/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine..." karar verilmiştir. Hükme karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 16.06.2020 tarih ve 2018/2051 E., 2021/924 K. sayılı kararıyla: "...1-Uyuşmazlık konusu olan sigorta poliçesi bir sorumluluk sigortası olup, sorumluluk sigortasında sigorta ettirenin üçüncü kişiye verdiği zararlar sonucunda ortaya çıkan sorumluluğun prim karşılığında sigortacı tarafından karşılanması öngörülmüştür. Sigortacı, zararı sigorta sözleşmesinde yer alan hükümler çerçevesinde tazmin etmekle yükümlüdür. Bu kapsamda zararın miktarı önemlidir. Bu açıklamalar ışığında, mahkemece maddi tazminat miktarı belirlenirken gerçek zarar hesabı yapılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı vekili poliçeye göre müteveffa mirasçılarına yapılan SGK yardımı varsa tazminattan indirilmesi gerektiğini istinaf itirazlarında ileri sürmüş ise de davalı vekilince bilirkişi raporuna bu yönde bir itiraz yapılmadığından, davacı lehine usuli kazanılmış hak teşkil etmiştir. HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin tüm ve davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dosyanın tetkikinde, "Davacıya ait hotel inşaatında 25.11.2014 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu, işçi ... vincin demirlerinin kopması neticesinde demirlerin altında kalarak vefat etmiştir. Davacı şirket ile davalı sigorta şirketi arasında, 05.03.2014/31.12.2015 dönemini kapsayan, konusu ... Butik Hotel inşaatı olan " inşaat tüm riskler sigorta poliçesi" düzenlenmiştir. Poliçede işveren mali mesuliyet teminatı vardır. İşveren mali mesuliyet teminatı şahıs başına 50.000,00 Euro'dur. İşveren mali mesuliyet sigorta notu eklerine göre de manevi tazminat talepleri olay başı 10.000,00 Euro, poliçe toplamında 50.000,00 Euro ile teminata dahildir. Poliçede yer alan döviz notunda ise "prim ödemeleri veya hasar hesabında ödenecek miktarlar; döviz cinsinden döviz olarak veya hasar günündeki T.C.M.B döviz satış kuru üzerinden hesaplanmak suretiyle Türk Lirasına çevrilerek dikkate alınacaktır." belirtilmiştir. Dosyada mevcut 03.12.2014 tarihli ibranameye göre kaza sonrası davacı şirket tarafından müteveffanın mirasçılarına 100.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminat ödenmiştir. Davacı vekili, zararları daha fazla olmakla birlikte davalının sorumluluğu şahıs başı 50.000,00 Euro ile sınırlı olduğundan 50.000,00 Euro 'nun taraflarına yapılacak ödeme tarihindeki T.C.M.B. satış kuru karşılığının kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. Yargılama sırasında mahkemece, uzman bilirkişiden kök ve ek raporlar alınmıştır. 05.03.2018 tarihli ikinci ek raporda, müteveffa mirasçılarının eş ve babalarını kaybetmelerinden kaynaklı, gerçek zarar hesabına ve muafiyet indirimi ile kaza tarihindeki TCMB döviz satış kuru 2,77 TL esas alınarak yapılan hesaplama neticesinde, davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu gerçek maddi zararın 28.635,76 Euro olduğu bildirilmiştir. Poliçe hükümlerine göre döviz cinsinden tazminat talep edilebileceğinden ve dava dilekçesi ile talep bu yönde yapıldığından, davanın kısmen kabul edilerek, davacı lehine 28.635,76 Euro maddi tazminat ile hükmedilen manevi tazminatın Euro cinsinden 10.000,00 Euro olarak karar verilmesi..." karar verilmiştir. Dairemiz kararına karşı davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi'nin 28.03.2023 tarih ve 2021/7840 E., 2023/1884 K. sayılı kararıyla; "...1.Dava, dövize endeksli İnşaat Tüm Riskler Poliçesine dayalı olarak iş yerinde ölen işçinin hak sahiplerine yapılan ödemenin davalı sigorta şirketinden döviz olarak tahsili istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince poliçenin döviz bazlı düzenlendiği, davalı sigorta şirketinin döviz olarak tazminat sorumluluğunun bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir ancak dava konusu sigorta sözleşmesinde sigortacının sorumluluğu her ne kadar döviz üzerinden kabul edilmiş ise de davacının ölenin hak sahiplerine yaptığı ödeme Türk Lirası üzerinden olup ödenen miktarın döviz olarak talep edilmesi sigortalının sebepsiz zenginleşmesine neden olabilecektir. Bu durumda davacının ödediği Türk Lirası kadar rücu hakkı bulunduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile döviz üzerinden tahsile karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2. Davalı sigorta şirketi, poliçedeki 3. şahıs mali sorumluluk teminatının, zarar görenlerin gerçek zararlarının karşılanmasına yönelik olduğunu savunmuştur. Gerçekten de poliçede verilen teminat kişi başı 50.000,00 euro ile sınırlı olmakla rizikonun gerçekleşmesi ile birlikte bu tutarın mutlaka ödeneceği sonucuna ulaşılmamalıdır. Sigorta teminatı oluşan gerçek zararı temine yönelik olduğundan davacı şirketin yaptığı ödemenin, zarar görenin gerçek zararı olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre davalı sigorta şirketin sorumluluğuna karar verilmemiş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir." karar verilmiştir. Yargıtay'ın bozma kararına karşı Dairemizin 17.10.2023 tarih ve 2023/1420 E., 2023/1594 K. sayılı kararıyla; "...Davacı şirket ile davalı sigorta şirketi arasında, 05.03.2014/31.12.2015 dönemini kapsayan, konusu ... Butik Hotel inşaatı olan " inşaat tüm riskler sigorta poliçesi" düzenlenmiştir. Poliçede işveren mali mesuliyet teminatı vardır. İşveren mali mesuliyet teminatı şahıs başına 50.000,00 Euro'dur. İşveren mali mesuliyet sigorta notu eklerine göre de manevi tazminat talepleri olay başı 10.000,00 Euro, poliçe toplamında 50.000,00 Euro ile teminata dahildir. Poliçede yer alan döviz notunda ise "prim ödemeleri veya hasar hesabında ödenecek miktarlar; döviz cinsinden döviz olarak veya hasar günündeki T.C.M.B döviz satış kuru üzerinden hesaplanmak suretiyle Türk Lirasına çevrilerek dikkate alınacaktır." belirtilmiştir. Davacı vekili, zararları daha fazla olmakla birlikte davalının sorumluluğu şahıs başı 50.000,00 Euro ile sınırlı olduğundan 50.000,00 Euro 'nun taraflarına yapılacak ödeme tarihindeki T.C.M.B. satış kuru karşılığının kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. Yargılama sırasında mahkemece, uzman bilirkişiden alınan kök ve ek raporlar alınmıştır. 05.03.2018 tarihli ikinci ek raporda, müteveffa mirasçılarının eş ve babalarını kaybetmelerinden kaynaklı, gerçek zarar hesabına ve muafiyet indirimi ile kaza tarihindeki TCMB döviz satış kuru 2,77 TL esas alınarak yapılan hesaplama neticesinde, davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu gerçek maddi zararın 28.635,76 Euro olduğu bildirilmiştir. İşveren sigorta sözleşmelerinde sigorta bedeli, sigorta sözleşmesinde gösterilen ve rizikonun gerçekleşmesi durumunda sigorta değerini geçmemek kaydıyla sigortalıya ödenecek olan azami tutardır. İşveren sorumluluk sigortası ile sigortacı, sigortalının sözleşmede öngörülen sigorta süresi içinde gerçekleşen olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat ödemeyi taahhüt eder. Somut uyuşmazlıkta, zarara verici olay iş kazası olup sigortanın teminat kapsamında olup gerçek zarar ile sınırlı olarak ödeme yapılması gerekir. Yargılama sırasında alınan kök ve ek bilirkişi raporu ile gerçek zarar hesabı yapılmış, davalı vekiline bilirkişi raporları tebliğ edilmiş ve davalı vekili tarafından bilirkişi raporlarına gerçek zarar miktarı yönünden itiraz edilmemiştir. Tazminat miktarı yönünden davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Poliçe hükümlerine göre döviz cinsinden tazminat talep edilebileceğinden ve dava dilekçesi ile talep bu yönde yapıldığından, ödemenin döviz cinsinden yapılması durumunda sebepsiz zenginleşmeden bahsedilemeyeceğinden davanın kısmen kabul edilerek, davacı lehine 28.635,76 Euro maddi tazminat ile hükmedilen manevi tazminatın Euro cinsinden 10.000,00 Euro olarak karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28.03.2013 tarih, 2021/7840 E., 2023/1884 K., sayılı bozma kararına katılmak mümkün olmamış, Dairemizin 16.06.2021 tarih, 2018/2051 E., 2021/924 K., sayılı kararında direnilmesine..." karar verilmiştir. Dairemiz kararına karşı davacı ve davalı vekillerince temyiz yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.05.2025 tarih ve 2024/11-250 E., 2023/1594 K. sayılı kararıyla: " (A) Birinci Uyuşmazlık Yönünden Yapılan Değerlendirme ... 24. Bölge Adliye Mahkemesi ve Özel Dairenin uyuşmazlık içerisinde olduğu birinci husus; gerçekleşen iş kazası nedeniyle vefat eden işçisinin yakınlarına Türk Lirası üzerinden ödeme yapan davacının Euro üzerinden talepte bulunmasının sebepsiz zenginleşme doğurup doğurmayacağı hususudur. 25. Sebepsiz zenginleşme TBK'nın 77-82. maddelerinde borç kaynaklarından biri olarak düzenlenmiş olup anılan Kanun'un 77. maddesinde herhangi bir haklı sebep olmaksızın, bir kimsenin aktif varlığında gerçekleşen bir artışın (zenginleşme) başka bir kişinin aktif varlığında gerçekleşen azalma (fakirleşme) sebebiyle meydana gelmesi şeklinde tanımlanmıştır. 26. Zenginleşmeyi doğuran sebep, kazandırma veya zenginleşenin müdahalesi ya da umulmayan bir olay olabilir. Nitekim TBK'nın 77. maddesinde özellikle “haklı bir sebep olmaksızın” ifadesine yer verilmiş ve haklı olmayan sebep teşkil edecek hususlar örnek olarak sayılmıştır. Bu durumda kazandırmaya (edime) dayanan sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan sebebe veya gerçekleşmemiş sebebe veyahut da sona ermiş sebebe dayalı olarak gerçekleşebilir (Hukuk Genel Kurulunun 29.09.2022 tarihli ve 2020/3-338 Esas, 2022/1194 Karar sayılı kararı). 27. Özel Daire bozma kararında davacının Türk Lirası üzerinden ödeme yapmışken davalıdan döviz cinsi üzerinden talepte bulunmasının sebepsiz zenginleşme yaratabileceğini gerekçe göstermiştir. 28. Ne var ki sebepsiz zenginleşmeden bahsedilebilmesi için aranan en önemli şart zenginleşenin mal varlığında meydana gelen artışın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. 29. Oysa somut olayda taraflar sözleşme özgürlüğü çerçevesinde gerek primlerin gerekse sigorta bedelinin yabacı para cinsi üzerinden ödenmesini kararlaştırmışlar, davacı talebinde TBK'nın 99. maddesindeki seçimlik hakkını açıkça yabancı parayla ödeme yönünde kullanmıştır. 30. Bu hâlde söz konusu talep taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğundan davacının sebepsiz zenginleşeceğinden bahsetmek mümkün değildir. 31. Dolayısıyla ilk uyuşmazlık bakımından direnme gerekçesi haklı ve yerindedir. (B) İkinci Uyuşmazlık Yönünden Yapılan Değerlendirme ... 47. Somut olayda davacı, riziko gerçekleşmekle davalının sorumluluğunun sözleşmede kararlaştırılan 50.000 Euronun tamamını ödemekten ibaret olduğunu ileri sürmüş, gerek İlk Derece Mahkemesi gerekse Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda anılan TTK hükümlerine uygun şekilde ve bozma kararında da işaret edildiği üzere davalının ancak gerçek zarar oranında sorumlu olduğunu kabul etmiştir. 48. Bu anlamda gerçek zarar müteveffanın ailesine ödenmesi gereken destekten yoksun kalma tazminatı ve sözleşme gereği manevi tazminat ödemesi olup hükme esas alınan raporlarda müteveffa işçinin ailesine SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığına dair dosya kapsamında bilgi bulunmadığı şerh düşülmüş, davalı tarafça raporlara karşı herhangi bir beyanda bulunulmamıştır. 49. Gerçek zarar hesabı tazminat hukukuna ilişkin genel ilkeler doğrultusunda yapılır ve işçinin, sürekli iş göremezlik durumuna girmiş ise bedensel zararı; ölümü hâlinde ise destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanır. Gerçek zarar hesaplanırken zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik ve karşılık kusur oranları, destek görenlerin gelirden alacakları pay oranları, eşin evlenme olasılığı gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerekir. 50. Destekten yoksun kalma tazminatının belirlenmesine ilişkin olarak göz ardı edilmemesi gereken husus öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için SGK tarafından sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin hesaplanan maddi tazminattan mahsubu gerektiğidir ki bu durum, Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir. 51. Gelinen bu noktada TBK'nın haksız fiilin ölüm veya bedensel zarara yol açması hâlinde maddi tazminatın belirlenmesine ilişkin hükmü olan 55. maddesine değinilmelidir. Anılan maddede; "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir. 52. Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Üstelik anılan 55. madde emredici bir hükme yer verir ve resen uygulanır. 53. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 17.05.2022 tarih, 2019/(21)10-595 Esas, 2022/639 Karar, 14.02.2018 tarih, 2015/21-1324 Esas, 2018/216 Karar ve 06.02.2020 tarih, 2016/21-403 Esas, 2020/104 Karar sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. 54. Tüm bu açıklamalar ışığında ikinci uyuşmazlık incelendiğinde davalının sigorta sözleşmesi çerçevesinde sorumlu olduğu gerçek zararın tespitinde TBK'nın 55. maddesi çerçevesinde inceleme yapılması zorunlu olup bu husus resen araştırılması gereken bir konu olduğundan davalının eksik bilgi ve belgeler üzerinden verilmiş bilirkişi raporuna itiraz etmemesi karşı taraf lehine usulî kazanılmış hak doğurmaz. 55. Hâl böyle olunca birinci uyuşmazlık yönünden direnme kararı yerinde olmakla birlikte ikinci uyuşmazlık yönünden direnme kararının Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire kararında gösterilen ve yukarıda açıklanan genişletilmiş gerekçe ve nedenlerle bozulmasına..." karar verilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE : Dava, iş kazası nedeniyle vefat edenin mirasçılarına yapılan maddi ve manevi tazminat ödemeleri nedeniyle rücuen tazminat istemine ilişkindir. "Davacıya ait hotel inşaatında 25.11.2014 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu, işçi ... vincin demirlerinin kopması neticesinde demirlerin altında kalarak vefat etmiştir. Davacı şirket ile davalı sigorta şirketi arasında, 05.03.2014/31.12.2015 dönemini kapsayan, konusu ... Butik Hotel inşaatı olan " inşaat tüm riskler sigorta poliçesi" düzenlenmiştir. Poliçede işveren mali mesuliyet teminatı vardır. İşveren mali mesuliyet teminatı şahıs başına 50.000,00 Euro'dur. İşveren mali mesuliyet sigorta notu eklerine göre de manevi tazminat talepleri olay başı 10.000,00 Euro, poliçe toplamında 50.000,00 Euro ile teminata dahildir. Poliçede yer alan döviz notunda ise "prim ödemeleri veya hasar hesabında ödenecek miktarlar; döviz cinsinden döviz olarak veya hasar günündeki T.C.M.B döviz satış kuru üzerinden hesaplanmak suretiyle Türk Lirasına çevrilerek dikkate alınacaktır." belirtilmiştir. Dosyada mevcut 03.12.2014 tarihli ibranameye göre kaza sonrası davacı şirket tarafından müteveffanın mirasçılarına 100.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminat ödenmiştir. Davacı vekili, zararları daha fazla olmakla birlikte davalının sorumluluğu şahıs başı 50.000,00 Euro ile sınırlı olduğundan 50.000,00 Euro 'nun taraflarına yapılacak ödeme tarihindeki T.C.M.B. satış kuru karşılığının kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. Yargılama sırasında Diremizce, Yargıtay HGK 'nun bozma kararı doğrultusunda uzman bilirkişiden işçi ...'ın mirasçılarının gerçek zararının hesaplanması için rapor alınmıştır. Davacı şirket tarafından yapılan ödeme tarihi olan 03.12.2014 tarihindeki verilere göre poliçede yer alan muafiyet indirimi de yapılmak suretiyle gerçek zarar miktarı 16.248,07 Euro olarak belirlenmiştir. Poliçe hükümlerine göre döviz cinsinden tazminat talep edilebileceğinden ve dava dilekçesi ile talep bu yönde yapıldığından, davanın kısmen kabul edilerek, davacı lehine 16.248,07 Euro maddi tazminat ile 10.000,00 Euro manevi tazminata karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davanın kısmen kabulü ile, 16.248,07 Euro maddi, 10.000 Euro manevi tazminatın ödeme tarihi olan 03.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının Euro cinsinden bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Alınması gereken 5.540,39 TL harçtan peşin olarak alınan 2.638,48 TL'nin mahsubu ile kalan 2.901,91 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 2.638,48 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 7.487,70 TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre 3.930,75 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan 153,63 TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre 72,98 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, geri kalan miktarın davalı üzerinde bırakılması, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen maddi tazminat miktarı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 45.000 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen manevi tazminat miktarı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 30.900 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 45.000 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Artan gider avanslarının kararın kesinleşmesinden sonra ve istek halinde taraflara iadesine, duruşmalı yapılan inceleme sonunda, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyizi kabil olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. Başkan Üye Üye Katip