Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/7030 E. , 2024/699 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2019/7030 Karar No : 2024/699 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) ... İnşaat Nakliyat Elk. San. Tic. Ltd. Şti. VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ... 2- (DAVALI) ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU :... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu ist
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/7030 E. , 2024/699 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2019/7030 Karar No : 2024/699 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) ... İnşaat Nakliyat Elk. San. Tic. Ltd. Şti. VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ... 2- (DAVALI) ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU :... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Karaman ili, Merkez ilçesi, ... Köyü sınırları içerisinde bulunan ... numaralı mera parselinin 159.149,50 m²'lik kısmının tahsis amacının, 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca II (a) grubu kalker (mıcır) ocağı olarak değiştirilmesine ilişkin Karaman Valiliği İl Tarım Müdürlüğü'nün ... tarih ve ...sayılı işleminin mahkeme kararıyla iptali nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi zararların karşılığı olarak 1.335,008,31 TL maddi zararın temerrüt tarihi olan 03/04/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; öncelikli olarak davacı şirket tarafından davalı idarenin mahkeme kararı ile iptal edilen mera vasfının değiştirilmesi yönünde tesis edilen işlemin işlem tarihi olan 16/05/2011 tarihinden önce yaptığı masraflar ile işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı sonrası davacı şirkete tüm faaliyetlerinin durdurulması yönünde 23.08.2011 tarihinde yapılan tebligat sonrası yaptığı madencilik faaliyetlerine yönelik kendi inisiyatifiyle yaptığı masrafların maddi zarar kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, davacı şirketin Karaman Valiliği İl Tarım Müdürlüğü'nün 16.05.2011 tarihli işleminin yargı kararı gereğince iptal edildiği; iptal kararından önce verilen yürütmenin durdurulması kararının da derhal davacı şirkete tebliğ edilerek davacı şirketten faaliyetlerinin durdurulmasının istenildiği, davalı idare yargı kararlarının gereklerini uygulamakla yükümlü olduğundan, idareninin hukuka aykırı işlem veya eyleminden kaynaklı kusur sorumluluğunun bulunduğundan söz edilemeyeceği sonucuna varılmakla davacı şirketin mera vasfının değiştirilmesinin hukuka aykırı olduğu mahkeme kararı ile sabit olan bir bölgede madencilik alanında bir faaliyette bulunma hakkının da olmadığı dikkate alındığında davacı şirket tarafından 16.05.2011-23.08.2011 tarihleri arasında madencilik faaliyetlerine yönelik kendi inisiyatifiyle yaptığı masraflara yönelik maddi zararların davalı idarece tazminine olanak bulunmadığı, ancak davacı şirketten tahsil edildiği tevsik edilen maden payı, teknik nezaretçi harcı, çevre uyum teminatı, taş ocağı GSM ruhsat bedeli, ot bedeli, köylere hizmet götürme birliği payı, maden ruhsat harcı, çevreye uyum teminatı bedellerinin davacıya ödenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı, Devlet hakkının, ocaktan çıkarılan madenin ocak başındaki fiyatından alınacağı, ruhsat sahibinin, her yıl nisan ayı sonuna kadar bir önceki yıl içinde gerçekleştirdiği işletme faaliyeti ile ilgili teknik belgeleri, satış bilgi formunu, faaliyet bilgi formunu ve işletme sahasında arama yapmış ise arama ile ilgili bilgileri idareye vermekle yükümlü olduğu; çevre ile uyum teminatının faaliyet sonrası sahanın çevre ile uyumlu hale getirilmesini müteakip iade edileceği düzenlenmiş olup, anılan hükümler birlikte değerlendirildiğinde, gerek Devlet hakkı, gerekse çevre uyum teminatı ve Maden Kanunu 29. madde kapsamındaki vesaiklerin, ruhsat sahibince madenin işletmeye alınması ve üretim yapılması halinde ortaya çıkan yükümlülükler olduğu, öte yandan, ilgili mevzuat gereğince tahsis amacı değişikliğinin iptali durumu Maden Kanunu bakımından beklenmeyen hal kapsamına girmekte olup, böyle bir durumun gerçekleşmesi ve bu nedenle de maden üretiminin yapılamaması halinde ruhsat sahibine mali yükümlülük yüklemenin Kanunun amacına ve hakkaniyete uygun düşmeyeceği, davacı şirket tarafından mera vasfı değiştirilen sahada sadece üretime yönelik hazırlık ve alt yapı çalışmaları ile tesis kurma faaliyetlerinin yapıldığı, davacı şirket tarafından tahsis amacı değiştirilen taşınmazlarda beklenmeyen haller nedeniyle faaliyete geçilmediği anlaşılmakta olup, davacı şirketten tahsil edilen ve dosya içeriğinde faturalandırılan davacı vekilinin ıslah dilekçesinde belirttiği kalemlerden 1,2,3,4,5,6,59,60,61,62,63,64,65,66,68,69,70,71,72. sıralarda belirtilen toplamda 67.871,96 TL tutarındaki zararın tanzimi gerektiği, bunun dışında kalan zarar kalemleri yönünden ise yürütmeyi durdurma kararının davalı idarece şirkete zamanında bildirilerek faaliyetini durdurması istendiğinden karşılanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare vekili lehine hükmedilen vekalet ücreti davacı vekili lehine hükmedilen 7.815,92.-TL tutarındaki vekalet ücretini geçemeyeceğinden, İdare Mahkemesi kararının davalı idare vekili lehine belirlenen vekalet ücretinin 7.815,92.-TL'yi aşan kısmında hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle, davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen reddine, kısmen kabulü ile vekalet ücretine ilişkin kısmının düzeltilmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, maddi tazminatın değerlendirilmesi ve hesaplanmasında hata yapıldığı ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, oluşan zarar ile fiil arasında illiyet bağının bulunmaması nedeniyle idarelerinin tazmin yükümlülüğü olmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmakta olup, davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Karaman ili, Merkez ilçesi, ...Köyü sınırları içerisinde bulunan ... numaralı mera parselinin 159.149,50 m2'lik kısmının tahsis amacının, 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca II (a) grubu kalker (mıcır) ocağı olarak değiştirilmesinin Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından talep edildiği, Karaman Valiliği İl Tarım Müdürlüğü'nün ... tarih ve ...sayılı işlemi ile mera parselinin 159.149,50 m2'lik kısmının tahsis amacının, 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca II (a) grubu kalker (mıcır) ocağı olarak değiştirildiği; Dereköy Tüzel Kişiliği tarafından bu işlemin iptali istemi ile açılan davada ... İdare Mahkemesi'nin ... tarihli kararı ile dava konusu işlemin yürütülmesinin durdurulmasına karar verildiği, bu karar üzerine 23/08/2011 tarihinde şirkete tebliğ edilen Karaman Valililiği'nin ... tarih ve ... sayılı yazısı ile şirketin faaliyetlerinin durudurulmasının istenildiği, ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile Karaman Valiliği İl Tarım Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verildiği; bu kararın Dairemizin 04/03/2014 tarih ve E:2012/4007, K:2014/1544 sayılı kararı ile onanması ve davalı idarenin karar düzeltme talebinin Dairemizin 25/12/2014 tarih ve E:2014/5267, K:2014/10857 sayılı kararı ile reddedilmesi üzerine, idarece yapılan işlemin hukuka aykırı olduğu subuta erdiğinden bahisle uğranıldığı iddia edilen 10.000 TL tutarındaki maddi tazminat ile davacı vekili tarafından dava aşamasında maddi zarar için yapılan 1.325.008,31 TL'lik ıslah arttırım talebiyle birlikte hesaplanacak toplam 1.335.008,31 TL maddi zararın 03/04/2015 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 125. maddesinde, idarelerin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü oldukları hükme bağlanmıştır. 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 14. maddesinde; "Tahsis amacı değiştirilmedikçe mera, yaylak ve kışlaktan bu Kanunda gösterilenden başka şekilde yararlanılamaz. Ancak, bu Kanuna veya daha önceki kanunlara göre mera, yaylak ve kışlak olarak tahsis edilmiş olan veya kadimden beri bu amaçla kullanılan arazilerden; a) Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının talebi üzerine, 3213 sayılı Maden Kanunu ve 6326 sayılı Petrol Kanunu hükümlerine göre, arama faaliyetleri sonunda rezervi belirlenen maden ve petrol faaliyeti için zaruri olan, ............. Yerlerin, ilgili müdürlüğün talebi, komisyonun ve defterdarlığın uygun görüşü üzerine, valilikçe tahsis amacı değiştirilebilir ve söz konusu yerlerin tescilleri Hazine adına, vakıf meralarının tescilleri ise vakıf adına yaptırılır." düzenlemesi bulunmaktadır. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan 13. maddesinde; "Ruhsatların verilmesi için harç ve teminatın yatırılması zorunludur. Ruhsat teminatı, ruhsat aşamasına ve ruhsat süresine bağlı olarak hektar başına yıllık ruhsat harcının % 1' idir. Bu oranı % 50'si oranında artırmaya veya aynı oranda eksiltmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Teminat miktarı 10.000 TL'den az olamaz. Bu miktar her yıl yeniden değerleme oranı nispetinde artırılır. Arama dönemi üretim izni ve üretim için işletme izni talep edildiğinde çevre ile uyum teminatı alınır. Bu teminat, özel kanunlarında belirtilen hükümler hariç yıllık işletme ruhsat harç bedeli kadar her yıl Haziran ayının son günü mesai saati bitimine kadar yatırılır. Bu teminatın süresi sonuna kadar yatırılmaması halinde ruhsat teminatı irad kaydedilir. Faaliyet sonrası sahanın çevre ile uyumlu hale getirilmesini müteakip, çevre ile uyum teminatı iade edilir......" hükmüne yer verilmiştir. Mera Yönetmeliği'nin 8/c maddesinde ise; "Tahsis amacının değiştirilmesi süresinin sona ermesi: Tahsis amacı değişikliği arama izinleri, işletme ruhsatı ile kamu yatırımı kapsamında tahsis amacı değişikliği sonunda verilen iznin iptali ve bir ay içerisinde yenilenmemesi, sözleşme süresinin dolması, hak sahibinin vazgeçmesi veya hak sahibinin taahhütname veya sözleşme, Kanun ve Yönetmelik hükümlerine uymadığının tespiti halinde Komisyonun uygun görüşü ile valilikçe iptal edilir. Ayrıca belirlenen yirmi yıllık ot geliri ve teminat altı ay içerisinde yatırılarak Hazine adına tescil gerçekleştirilir. Yirmi yıllık ot geliri ve teminat altı ay içerisinde yatırılmadığı takdirde söz konusu gelir güncelleştirilerek ek altı aylık süre verilir. Bu süre sonunda da yatırılmadığı takdirde tahsis amacı değişikliği iptal edilir. Tahsis amacı değişikliği talebine yönelik kullanılmayan yerlerle birlikte iki yıl içerisinde yatırım yapılmayan yerler özel sicile kaydedilir ve yirmi yıllık ot geliri özel gelir hesabına irat kaydedilir." düzenlemesi yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1- Davacının temyiz istemi yönünden: A- Temyize konu kararın esasının incelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B-Temyize konu kararın ıslah dilekçesi ile arttırılan tazminat miktarına yürütülen faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmının incelenmesi: Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile; "Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de, 2577 sayılı Kanun'a Geçici 7. madde ile "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır." hükmü eklenmiştir. 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesinin gerekçesinde; "AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmaktadır." ifadesine yer verilmiştir. Faiz, idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir. Tazminatın ödenmesi istemiyle idareye yapılan başvuru üzerine, bu istemin idare tarafından açıkça veya zımnen reddi üzerine, idarenin, tazminat istemi karşısında direnmeye (temerrüde) düşürüldükten sonra davacının tazminat miktarını dava açarak talep edebileceği, açılacak davada talep edilecek tazminat miktarının serbestçe tayinine hukuki bir engel bulunmamakla birlikte, talep edilecek tazminat miktarının yüksek tutulması durumunda davacının talep ettiği tutar ölçüsünde ödemek zorunda kalacağı ve bu tür davalarda nispi olarak belirlenen yargılama harçlarının da yüksek olacağı, bunun da mahkemeye erişim hakkını kısıtlayacağı açıktır. Yapılan bu açıklamalar karşısında, uğranılan zararın gerçek miktarının Mahkeme tarafından net bir şekilde ortaya çıkması durumunda, ortaya çıkan bu gerçek zararın tamamının tazmini amacıyla verilen miktar artırımına (ıslah) ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp, mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa düştüğü tarih olduğu sonucuna varılmaktadır. Yukarıda aktarılan hususlarla birlikte değerlendirildiğinde, esasen davacının dava açarken yüksek oranlı yargılama harçları vb. nedenlerden dolayı tazmini isteminde bulundukları bedel dava dilekçesinde düşük belirtilmiş ise de, davacının tazminine karar verilmesi konusunda gerçek iradelerini yansıtan miktarın, ıslah ile arttırılan gerçek zararları olduğunun, bu gerçek zararın esasen idarelere başvuru tarihinde başka bir deyişle idarelerin temerrüde düşürüldüğü tarihte ortaya çıktığı, ancak davacı tarafından miktarı tam olarak bilinemediğinden ve tespit edilemediğinden dava açılırken talep edilemeyen bir zarar olduğunun kabulü, bu kabul doğrultusunda da ıslahla arttırılan dava değerinin tamamına davalı idarenin temerrüde düştükleri idareye başvurma tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu durumda; tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmın tamamına davacının başvuru tarihi olan 03/04/2015 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, temyize konu kararın ıslah dilekçesi ile arttırılan tazminat miktarına yürütülen faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmında hukuka uygunluk görülmemiştir. 2- Davalının temyiz istemi yönünden: Temyize konu kararla, davacı tarafından tazmini talep edilen alacak kalemlerinden madene ilişkin harç ve ruhsat bedeli ödemeleri ile çevre ile uyum teminatı, ot bedeli ve köylere hizmet götürme birliği payını içeren 1, 2, 3, 4, 5, 6, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 68, 69, 70, 71, 72. sıralarda bulunan alacaklara ilişkin tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir. A- 1,59,68,69,70,71,72. sıralarda bulunan alacak kalemleri için; Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B- 6. sırada bulunan ot bedeli alacak kalemi için; Mera tahsis amacının valilikçe değiştirilmesini müteakip yirmi yıllık ot gelirinin yatırılması gerektiği, bu bedelin, tahsis amacı değişikliği yapılan mera, yaylak ve kışlaklardan elde edilecek yarar esas alınarak tahsil edilen bir bedel olduğu görülmektedir. Uyuşmazlıkta, davacı tarafından yirmi yıllık ot geliri karşılığı bir bedel yatırılmış ise de, davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı işlemiyle, davacının 25/05/2011 tarihinde geri dönüşüm sözleşmesi imzaladığı ve faaliyetin durdurulması gerektiğine ilişkin yazının da 08/08/2011 tarihinde tebliğ edildiği belirtildiğinden, davacının mera alanında çok kısa süreliğine faaliyette bulunduğu anlaşılmakta olup, bu haliyle yirmi yıl karşılığı tahsil edilen ot bedelinin iadesinin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, Bölge İdare Mahkemesince verilen ve hüküm fıkrası itibarıyla hukuka uygun bulunan kararın bu kısmının yukarıda yer verilen gerekçe eklenerek onanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte, mera tahsis amacı değişikliği yapılması nedeniyle, davacının faaliyet gösterdiği süre boyunca meradan yararlanılması mümkün olmadığından, bedelin iadesinde davacının çalıştığı süre dikkate alınarak iade yapılmasının hakkaniyete uygun olacağı değerlendirilmiştir. Öte yandan, Maden İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ...sayılı yazısıyla, davacı tarafından ruhsat sahasında üretime yönelik madencilik faaliyetinde bulunulmadığı, yalnızca üretime yönelik hazırlık ve altyapı çalışmaları ile tesis kurma faaliyetlerinin yapıldığı belirtilmiştir. Davacının çalışma yaptığı ve zarar verdiği mera alanlarını eski haline getirmekle yükümlü olduğu, ancak eski hale getirme bedelinin ot bedelinden farklı bir kalem olduğu ve davacıdan eski hale getirme talep edilmesine rağmen yerine getirilmemesi halinde eski hale getirmenin idarece gerçekleştirilerek bu bedelin davacıdan ayrıca tahsilinin sağlanacağı da açıktır. Bu itibarla, Bölge İdare Mahkemesince verilen ve hüküm fıkrası itibarıyla hukuka uygun bulunan kararın bu kısmının yukarıda yer verilen gerekçe eklenerek onanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. C- 4,61,63,65,66. sıralarda bulunan alacak kalemleri için; Çevre ile uyum teminatına gelince, bu teminatın, maden ruhsatı alan bir işletmenin arama dönemi üretim izni ve üretim için işletme izni sonrası çevreye verilen etkiyi önlemek ya da çevreyi eski hale getirmek için öngörülen bir mekanizma olarak düzenlendiği, nitekim faaliyet sonrası sahanın çevre ile uyumlu hale getirilmesini müteakip, bu teminatın iade edileceği belirtilmiştir. Bu nedenle, davacıya çevre ile uyum teminatının iade edilmesi gerektiği konusunda tereddüt bulunmamakta ise de, Maden Kanunu uyarınca teminatın iadesi için öncelikle davacının hazırlık faaliyeti yürüttüğü sahanın çevre ile uyumlu hale getirmesi gerekmektedir. Bu itibarla, Bölge İdare Mahkemesince verilen ve hüküm fıkrası itibarıyla hukuka uygun bulunan kararın bu kısmının yukarıda yer verilen gerekçe eklenerek onanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. D- 2,3,5,60,62,64. sıralarda bulunan alacak kalemleri için; İşletme ruhsat bedelinin, işletme faaliyetlerinin yürütülebilmesi için verilen işletme ruhsatının yürürlükte olduğu süre zarfında her yıl için ödenen bir bedel olarak düzenlendiği, dolayısıyla işletme izninin veya bu iznin alınması için gerekli diğer izinlerin iptal edilip edilmemesinden bağımsız olarak ruhsatın yürürlükte olduğu tarihleri kapsayacak şekilde tahsil edilmesinin Kanuna uygun olduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık özelinde, 60,62 ve 64. sıralarda bulunan işletme ruhsat harçlarının, her ne kadar mera tahsis amacı değişikliği kararı iptal edilse de işletme ruhsatı yürürlükte olduğundan, tahsil edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Maden Kanunu uyarınca, işletme ruhsatı sahibince işletme ruhsatı yürürlük tarihinden itibaren üç yıl içinde alınması gerekli olan çevresel etki değerlendirme kararı, işyeri açma ve çalışma ruhsatı ve mülkiyet izinleri ile başvurması halinde işletme izni düzenleneceği, işletme ruhsat süresi sonuna kadar gerekli izinlerin alınamaması halinde de işletme ruhsat süresinin uzatılmayacağı anlaşılmaktadır. Ayrıca, kanun koyucunun süresi içinde izinleri alınamamış ruhsatlar ile anılan izinleri süresi içinde alınarak Genel Müdürlüğe verilemeyen ruhsatlar hakkında teminat iradı ve ruhsat iptali yaptırımı öngörmek suretiyle belirtilen izinlerin alınması yönünde ruhsat sahiplerini zorlayarak bir yandan madencilik faaliyetlerinin denetlenmesini, diğer yandan işletme ruhsatı düzenlenmiş yerler hakkında işletme izni verilmesi suretiyle madencilik faaliyetlerinin devam ettirilmesini sağlamaya çalıştığı açıktır. (AYM, E.2017/36, K.2017/147, 01/11/2017, § 24) Maden mevzuatına göre, işletme ruhsatının verilmesinden sonra gerekli izinlerin alınması ve bu izinlerin alınmasını takiben işletme izni düzenlenmesi için başvuruların yapılmasında ruhsat sahiplerinin sorumluluğu bulunmaktadır. İzni düzenleyecek olan idarelere atfı kabil bir kusurun var olmaması halinde izne ve ruhsata bağlı yükümlülüklere ruhsat sahiplerinin katlanacağı tabiidir. Bu bakımdan, işletme izni alınabilmesi ve madencilik faaliyetinde bulunulabilmesi için yapılması gerekli masrafların da ruhsat sahiplerinin yükümlülüğünde bulunduğunda tereddüt yoktur. Uyuşmazlık özelinde, 2,3, ve 5. sıralarda bulunan ödemelerin, madencilik faaliyeti yapılabilmesi ve işletme izni alınabilmesi için yapılan masraflar olduğu görüldüğünden, bu bedellerin iade edilmesine gerek bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca, işletme ruhsatının mevzuata uygun şekilde düzenlendiği ve işletme izni ile bu iznin alınması için gerekli mera tahsis amacı değişikliği kararının alınmasında davalı idareye atfı kabil bir kusurun bulunmadığı anlaşıldığından, işletme ruhsatının alınmasında ve sonraki süreçte davacı tarafından ödenen bedellerin iadesine gerek bulunmamaktadır. Bu itibarla kararın bu kısmının bozulması gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararının a) 2,3,5,60,62,64. sıralarda bulunan alacak kalemleri yönünden verilen tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının BOZULMASINA oyçokluğu ile, b) Islah dilekçesi ile arttırılan tazminat miktarına yürütülen faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmının BOZULMASINA oybirliği ile, c) 1,59,68,69,70,71,72. sıralarda bulunan alacak kalemleri yönünden verilen tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmı ile tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının ONANMASINA oybirliği ile, d) 4,6,61,63,65,66. sıralarda bulunan alacak kalemleri yönünden verilen tazminat isteminin kabulüne ilişkin diğer alacak kalemlerine ilişkin kısmının yukarıda yer verilen gerekçe ile ONANMASINA oybirliği ile, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak, 16/02/2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY : (X)- 2,3,5,60,62,64. sıralarda bulunan alacak kalemleri yönünden; Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Bu nedenle, temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.