Hukuk Genel Kurulu 2015/1327 E. , 2019/152 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Taraflar arasındaki “hizmet tespiti ile Kurum işleminin iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Trabzon 1. İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 15.03.2012 tarihli ve 2011/293 E.-2012/236 K. sayılı kararın temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 26.12.2013 tarihli ve 2012/14925 E.-2013/25022 K. sayılı kararı ile; "…1-Dosyadaki yaz…
**Hukuk Genel Kurulu 2015/1327 E. , 2019/152 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Taraflar arasındaki “hizmet tespiti ile Kurum işleminin iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Trabzon 1. İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 15.03.2012 tarihli ve 2011/293 E.-2012/236 K. sayılı kararın temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 26.12.2013 tarihli ve 2012/14925 E.-2013/25022 K. sayılı kararı ile; "…1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava; davacının 01.07.2007 – 30.04.2009 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde geçen, ancak Kurum tarafından fiili çalışma olmadığı gerekçesi ile iptal edilen çalışmalarını iptal eden Kurum işleminin iptali ile davacının belirtilen tarihler arasında davalı işyerinde çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir. 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi ile diğer belgeler fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği gereği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Somut olayda; davacının 17.10.2005 – 30.06.2007 tarihleri arasında kesintili şekilde 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı çalışmasının olduğu, 01.07.2007 – 30.04.2009 tarihleri arasında davacı adına 1044668 sicil numaralı davalı işyerinden çalışmanın bildirildiği, ancak Kurum kontrol memurları tarafından davalı işyerinin kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 25.08.2010 tarihli raporda; davacının davalı işyerindeki çalışmalarının fiili çalışma olmadığı belirtilerek, davacının 01.07.2007 – 30.04.2009 tarihleri arasında 1044668 sicil numaralı davalı işyerinden bildirilen çalışmalarının iptal edildiği, davalı işyerinde çalıştığı anlaşılan ve çalışmaları iptal edilmeyen bir kısım tanıkların, idari soruşturmadaki beyanları ile çelişecek şekilde davacının dışarından et temin etmek suretiyle çalışmasını doğruladıkları görülmüştür.