11. Hukuk Dairesi 2023/5954 E. , 2024/7212 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1125 Esas, 2023/1314 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/211 E., 2023/93 K. Taraflar arasındaki şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararın…
**11. Hukuk Dairesi 2023/5954 E. , 2024/7212 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1125 Esas, 2023/1314 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/211 E., 2023/93 K. Taraflar arasındaki şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ... Demir Sanayi ve Ticaret AŞ'nde pay sahibi olduğunu, şirketin hali hazırda tek YK başkanı davalı ...'nin şirkette hakim hissedar, münferiden imzaya yetkili olduğunu, 31.03.2020 tarihinde gerçekleşen 2019 yılına ait genel kurul toplantısında davacının sorduğu sorulara cevap verilmediğinden şirket aleyhine İstanbul 15 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/226 E. sayılı dosyası ile bilgi alma ve inceleme hakkı talep edilip davanın kabulüne karar verildiğini, karar gereği yapılan inceleme sonucunda davalının şirkete ve pay sahiplerine zarar verici eylemlerde bulunduğunun tespit edildiğini; ... şirketine ait bulunan taşınmazın satışı için 15.10.2018 tarihinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi akdedildiğini, alıcıdan 2.500.000,00 USD (14.850.500,00 TL) avans alındığını, devir yapılamadığından alınan 2.500.000,00 USD avansın TL karşılığı 19.135.310,00 TL'nin alıcıya geri ödendiğini, kur farkından dolayı 4.285.310,00 TL fazla ödendiğini, şirketin iştiraki ... Döküm'ün 12.10.2020 tarihli olağanüstü genel kurulunda şirket sermayesinin 74.000.000,00 TL'den 173.500.000,00 TL'ye çıkarılmasına karar verildiğini, sermaye artırımında nakdi iştirakin neredeyse tamamının davalı ... tarafından yapıldığını, ... şirketinin sermaye artırımına bilerek dahil edilmediğini, şirketin 65.338.277,27 TL'lik rüçhan hakkı bulunmasına rağmen sadece 18.448.557,00 TL tutarında sermaye sağlayabildiğini, davalı ...'nin kusurlu fiilinden ötürü ...'a verdiği zararlardan dolayı HMK 107. maddesi uyarınca ileride tutarını arttırma hakları saklı kalmak üzere şimdilik 5.000,00 TL, ... Döküm'ün sermaye artırımına 46.889.720,18 TL eksik katılması nedeniyle verdiği zararlardan dolayı 5.000,00 TL tazminatın zararın meydana geldiği sermaye girişlerinin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak ... Demir A.Ş.'ye verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirket taşınmazının satılmasına ilişkin iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, 18.10.2018 tarihinde imzalanan taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile alıcıdan KDV hariç 2.500.000,00 USD'lik kısmı peşin avans olarak 18.10.2018 tarihinde tahsil edildiğini, taşınmaz üzerine kamulaştırma şerhi konulması ve taşınmaz kaydındaki Haliç Koruma Havzasında kalmasından ötürü satış işleminin gerçekleştirilemediğinden alıcının taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden döndüğünü ve avans olarak ödediği 2.500.000,00 USD'nin geri ödendiğini, davacı yanın iddia ettiği gibi 2.500.000,00 USD geri ödenirken gecikme faizi ve tazminat ödenmediğini, ... Döküm A.Ş.'nin 12.10.2020 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan sermaye artırımı kararının davacının 1 adet olumsuz oyuna karşılık diğer hissedarların olumlu oylarıyla oy çokluğu ile alındığını, davacının pay sahibi sıfatıyla dava açma hakkının TTK madde 558/2 hükmü uyarınca ibra kararından itibaren altı aylık hak düşürücü süreye tabi olduğunu bu nedenle davanın reddi gerektiğini bildirerek; hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da zarar görmesine yol açtığını, ortakların zararın doğması halinde yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunarak dava açabileceğinin düzenlendiği, TTK'nın 558 (2) maddesi ise; "...Şirket genel kurulunun, sorumluluktan ibraya ilişkin kararı, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak, şirketin, ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap etmiş olan pay sahiplerinin dava hakkını kaldırır. Diğer pay sahiplerinin dava hakları ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşer." şeklinde düzenlendiğini, ortak tarafından dolaylı zarara istinaden açılacak sorumluluk davalarında 6 aylık hak düşürücü süre bulunmakta olup, bu sürenin resen dikkate alınması gerektiğini, dava dışı ... A.Ş.'nin rüçhan hakkını kullanmadığı ve davacının 22.10.2020 tarihinde haberdar olduğunu, rüçhan hakkının kullanılmaması durumunun genel kurulun bilgisinde bulunduğunu, davacının 09.06.2021 tarihli genel kurul toplantısına vekaleten katıldığını, ibra oylamasında muhalif kaldığını, TTK'nın 553. maddesi uyarınca; yöneticiler aleyhine sorumluluk davası açma hakkına sahip olduğunu, ancak bu davayı TTK'nın 558/1 maddesi uyarınca genel kurul tarihinden itibaren 6 aylık süre içerisinde açması gerektiği, davacının davasını 6 aylık süreyi geçirdikten sonra açtığı anlaşılmakla hak düşürücü süre nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihbar olunan şirkete ait taşınmazın satışından dönülmesi olayının 10.12.2020 tarihinde sonuçlandığı ve 09.06.2021 tarihinde 2020 yılı genel kurul toplantısı yapılmasına rağmen olayın bu tarihlerde bilinmediğini, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/226 E. sayılı dosyasında karar gereği 09.07.2021 tarihinde şirkette gerçekleştirilen inceleme sonucunda öğrendiğini, toplam 19.135.310,00 TL avansın 10.12.2020’de geri verilmesi ile şirketin zararına sebebiyet verildiğini, 2021 yılında yapılan genel kurulda ise bu husus tartışılmadan davalının ibra edildiğini, ibranın borçtan kurtarıcı sonucu doğurabilmesi ibraya konu işlemlerin açıkça ortaya konulması, bilinmesi ve tartışılmasına bağlı olduğunu rüçhan hakkının kullanılmadığından haber olunan tarihte gerekse genel kurulun yapıldığı tarihte “... Döküm A.Ş.’de yapılan nakit sermaye artışında 65.338.277,27 TL'lik rüçhan hakkı bulunmasına rağmen ... şirketinin sadece 18.448.557,00 TL tutarında sermaye ile katılması” durumunun ...'ın ne kadarına katılabilecekken davalının kendine menfaat sağlamak için katılmaktan imtina ettiğinin, bu tarihte ... Demir A.Ş.’nin rüçhan hakkının tamamına katılmak için yeterli finansal imkanlarının olup olmadığı, bu nedenle şirketin zararının olup olmadığı bilinmediğinden bu duruma ilişkin genel kurulda açıkça görüşülerek, tartışılarak, şirketin bu nedenle uğradığı veya uğrayabileceği zarar ortaya konulup, genel kurul bilgilendirilerek alınmış bir ibra kararından söz edilmesi mümkün olmayıp hak düşürücü sürenin varlığının kabulü mümkün olmadığını, öğrenmeden itibaren 2 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, davaya konu edilen olaylardan birincisinin 09.07.2021 tarihinde diğerinin ise 12.10.2020 tarihinde zararı ve sorumlusu öğrenilmiş olup bu kapsamda 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığını, genel kurul tarihi olan 12.10.2020 tarihi itibariyle, ...’ın, ... Dökümden olan 50.692.954,82 TL‘lik cari hesap alacağı bulunduğunu, böylece ...’ın kullanmadığı rüçhan hakları bedelini genel kurul tarihi 12.10.2020 itibariyle, ... Dökümden olan cari hesap alacak tutarından mahsup edilebilecek iken etmediği anlaşılmakla davalı tarafından ileri sürülen ...’ın nakit sıkışıklığı gerekçesinin yerinde olmadığını, sermaye artırımında ortağın şirketten alacağının takas mahsup yoluyla şirkete sermaye olarak getirilmesinin önünde bir engel olmadığını, takas mahsup imkanından yararlanmayarak rüçhan hakkını kullanmaması dolayısıyla zarara uğrattığının bilirkişi kurulu tarafından belirlendiği kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın açılış tarihi 23.03.2022 olup ibra kararının alındığı 09.06.2021 tarihli genel kuruldan sonra 6 aylık hakdüşürücü süre işlemeye başlayacağı, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde gayrimenkulden dolayı oluşan zararın bilgi edinme hakkının tanınmasına ilişkin karar gereği yapılan inceleme tutanak tarihi olan 09.07.2021 tarihinde öğrenildiğini, sermaye artırımı nedeniyle oluşan zararın ise 12.10.2020 tarihinde öğrendiğini ifade etmiş olduğu, esasen ... Döküm şirketinin payları için rüçhan hakkının davalı tarafından kullanıldığı eldeki davada esas alınması gereken 09.06.2021 tarihli genel kurulda etraflıca tartışılıp değerlendirildiği, bu nedenle ... Döküm paylarının kaybı nedeniyle sorumluluk davasının genel kuruldan itibaren 6 aylık hak düşürücü süre içinde açılması gerekmekte olduğu, Gayrimenkul satış bedeli için alınan avansın ise son olarak 2020 yılı içerisinde ödenmiş olduğu, genel kurulda bu hususta açıkça bir inceleme müzakere yapılmadığı, İstanbul 15 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/226 E. sayılı dosyasında; davacı ... tarafından davalı ...'nin yöneticisi olduğu şirket aleyhinde bilgi alma ve inceleme hakkı ihlalinin tespitine ilişkin dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda TTK 437 maddesi uyarınca davanın kabulüne kesin olarak karar verilmiş olduğu, kesin olarak verilen bu karar gereği olarak şirket merkezinde davacı ve davalı tarafın avukatlarının hazır olduğu halde, 09.07.2021 tarihi itibariyle tutanak tanzim edildiği, 2020 yılı dönemine ilişkin davalının 09.06.2021 yılındaki genel kurulda ibra edildiği, TTK md. 558 gereği sorumluluk davasının ibraya olumsuz oy veren pay sahibi tarafından 6 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği, davanın bu süre geçirildikten sonra açıldığı, ancak davacının zararı öğrendiğini beyan ettiği, 09.07.2021 tarihi de başlangıç tarihi esas alındığı takdirde de davanın açılış tarihi 23.03.2022 tarihi itibariyle 6 aylık hak düşürücü süre geçmiş bulunduğu, davalı vekilinin dava açma hakkının iki yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğuna ilişkin istinaf nedeninin yerinde bulunmadığı anlaşılmakla istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki talepleri tekrarla temyiz talebinde bulunmuştur. C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 558inci maddesi 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.