Başvuru, askerde meydana gelen ölüm olayı üzerine idare aleyhine açılan tam yargı davasında hükmedilen tazminat miktarının yetersiz olması nedeniyle yaşam hakkının; dava sonucunda idare lehine yüksek miktarda vekalet ücretine hükmedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, askerde meydana gelen ölüm olayı üzerine idare aleyhine açılan tam yargı davasında hükmedilen tazminat miktarının yetersiz olması nedeniyle yaşam hakkının; dava sonucunda idare lehine yüksek miktarda vekalet ücretine hükmedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 12/5/2014 tarihinde Van Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 6/11/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 1/12/2014 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesi, başvuruya konu dava ve soruşturma dosyası ile Millî Savunma Bakanlığının 9/5/2016 tarihli yazısının içeriğinden tespit edilen ilgiliolaylar özetle şöyledir: İlk iki başvurucunun oğlu ve diğer başvurucuların kardeşi Cahit Yılmaz, Kara Kuvvetleri Komutanlığı (KKK) İkmal Komutanlığı (Afyonkarahisar) emrinde asker iken 11/4/2011 tarihinde ateşli silah yaralanması sonucu vefat etmiştir. Cahit Yılmaz'ın Askerlik Süreci ve ÖlümüBaşvurucuların yakını Cahit Yılmaz, askerlik hizmetini yerine getirmek üzere 20/10/2010 tarihinde 1'inci Piyade Eğitim Tugay Komutanlığına (Manisa) teslim olmuştur.Cahit Yılmaz, eğitim birliğine katılmasından sonra yapılan psikososyal risk faktörü tarama anketinde herhangi bir psikolojik rahatsızlığının bulunmadığını belirtmiştir. Cahit Yılmaz, Manisa'daki askerlik eğitimini tamamlamasını müteakip 20/11/2010 tarihinde KKK İkmal Komutanlığına (Afyonkarahisar) katılmıştır. Cahit Yılmaz, burada yapılan psikososyal risk faktörü tarama anketinde de psikolojik rahatsızlığının bulunmadığını belirtmiştir. Usta birliğine katılması sonrasında Cahit Yılmaz ile Rehberlik Danışma Merkezince (RDM) bir görüşme gerçekleştirilmiştir. Cahit Yılmaz 26/11/2010 tarihli bu görüşmede, nişanlı olduğunu ve ruhsal durumunun iyi olduğunu belirtmiştir. Askerlik hizmeti devam ederken doldurulan 1/6/2011 tarihli uzman erbaş, erbaş ve er anket formunda Cahit Yılmaz'ın arkadaşları ile ilişkilerinin normal olduğu, maddi durumunun zayıf olduğu ve revir baştabipliğine psikolojik bir yakınma ile müracaatının bulunmadığı belirtilmiştir. Ceza soruşturması aşamasında Cumhuriyet savcısı huzurunda dinlenen tanık ifadelerine göre Cahit Yılmaz ölüm olayının meydana gelmesinden birkaç gün önce ailevi birtakım sorunlar yaşamaya başlamıştır. Başvurucuların yakını Cahit Yılmaz 11/4/2011 tarihinde 00 - 00 saatleri arasında nöbetçi olduğu (3) no.lu nöbet kulesine gitmiştir. Cahit Yılmaz'ın nöbet yerine varmasından bir müddet sonra saat 45'te bir el silah sesi duyulmuş, silah sesinin geldiği yere gidilmesi üzerine Cahit Yılmaz'ın nöbet kulübesinin içinde çenesinin alt kısmından giren ve başının üst kısmından çıkan bir mermiyle vurulmuş vaziyette olduğu görülmüştür. Ceza Soruşturması Süreci Olay hakkında kendisine bilgi verilen Afyonkarahisar Nöbetçi Cumhuriyet Savcısı, olay yerinde gerekli önlemlerin alınması ve olay yeri inceleme ekibinin ölümün gerçekleştiği yere yönlendirilmesi talimatını vermiş; ardından kendisi de saat 40 sıralarında olay yerine intikal etmiştir. Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olayın hemen sonrasında resen başlatılan soruşturma kapsamında olay yeri incelemesi ile ölü muayene ve otopsi işlemleri yapılmış, olay yerinde bulunan deliller muhafaza altına alınmıştır. Cumhuriyet savcısı ölüm olayının meydana geldiği gün Cahit Yılmaz'ı vurulmuş vaziyette ilk gören erler ile diğer bazı askerlerin ifadelerini almıştır.İfadesi alınan Er A.A. özetle müteveffayı yaklaşık üç aydır tanıdığını, olay tarihinden iki gün önce 9/4/2011 tarihinde 00 - 00 saatleri arasında müteveffa ile nöbet tuttuğunu, bu nöbet sırasında müteveffanın moralinin bozuk olduğunu görünce ne olduğunu sorduğunu, müteveffanın da Van'da bulunan nişanlısının kendisinden izne gelmesini istediğini ancak askere gideli fazla olmadığı için babasının buna müsaade etmediğini söylediğini, bu konuşmadan kısa bir süre sonra müteveffanın ağlamaya başladığını ve titreyerek yere düştüğünü, bununüzerine önce nöbetçi Astsubay K.yi daha sonra da Yüzbaşı İ.yi aradığını, akabinde müteveffanın nöbet yerinden alınarak revire götürüldüğünü, 10/4/2011 tarihinde istirahatli olan müteveffaya nöbet yazılmadığını belirtmiştir. Er A.A. ölüm olayının meydana geldiği 11/4/2011 tarihinde yaşananlara ilişkin olarak ise özetle 00 - 00 saatleri arasında (3) no.lu kulübede Cahit Yılmaz ile birlikte nöbet tutacaklarını ancak devriye onbaşısı olmadığı için nöbetçileri doldur boşalt istasyonuna kendisinin götürdüğünü, olay anında herhangi bir silah sesi duymadığını, saat 00 sıralarında olay yerine gittiğinde nöbet kulübesinde kan olduğunu ve müteveffanın kulübenin önünden götürülmüş olduğunu gördüğünü ifade etmiştir. Tanık olarak dinlenen diğer erler U. ile G., olay günü (3) no.lu nöbet kulübesine yakın bir yerde nöbet tuttuklarını, saat 40 sıralarında bir silah sesinin gelmesi üzerine silah sesinin geldiği yöne doğru gittiklerini, olay yerine vardıklarında Cahit Yılmaz'ın çenesinden ve başından kanlar aktığını gördüklerini belirtmişlerdir. İfadeleri alının Astsubay K. ile Yüzbaşı İ., 9/4/2011 tarihinde yaşananlara ilişkin olarak Er A.A.nın ifadesi ile benzer şekilde beyanda bulunmuştur. Soruşturma kapsamında dinlenen diğer bazı tanıklar da Cahit Yılmaz'ın olay gününden bir kaç gün önce kendilerine ailevi sorunlarından bahsettiğini ifade etmişlerdir.Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı 13/4/2011 tarihli karar ile olayın asker kişi hakkında ve askerî mahalde gerçekleşmiş olması nedeniyle görevsizlik kararı vermiş ve dosyayı görevli Hava Kuvvetleri Komutanlığı 1'inci Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Savcılığına (Askerî Savcılık) göndermiştir. Bu karar üzerine soruşturma Askerî Savcılık tarafından yürütülmüştür. Yapılan otopsi sonucunda hazırlanan ölü muayene ve otopsi tutanağında cesedin çenesinin alt-orta kısmında mermi çekirdeği giriş deliği, kafanın frontal kemik ön-orta kısmında ise mermi çekirdeği çıkış deliği olduğu, atışın bitişiğe yakın atış mesafesinden yapıldığı, ölümün ateşli silah yaralanmasına bağlı kafa kemiklerinde kırık ve buna bağlı kanama sonucu meydana geldiği belirtilmiştir. Olay yerinde bulunan ve muhafaza altına alınan silah, boş kovan ve müteveffanın kıyafetleri üzerinde kriminal inceleme gerçekleştirilmiştir. İnceleme neticesinde düzenlenen uzmanlık raporlarında müteveffanın ölüm sonucunu doğuran ateşli silah yaralanmasının müteveffaya zimmetli "70H0398" seri numaralı silahla yapılan atıştan kaynaklandığı saptanmıştır. Müteveffanın nöbet arkadaşlarına ait svaplar üzerinde atış artıklarına rastlanmamış iken müteveffanın yüz bölgesinden alınan svap üzerinde antimon elementi (atış artıklarının kimyasal yapısında bulunan bir element) tespit edilmiştir. Askerî Savcılık 5/4/2012 tarihli ve E.2012/125, K.2012/74 sayılı kararıyla "(...) P.Er Cahit Yılmaz'ın 2011 tarihinde iradi eylemi ile üzerine zimmetli 70H0398 seri numaralı kalaşnikof marka piyade tüfeğini bir el ateşlemek suretiyle yaralanarak, müteakiben yaşamını kaybettiği; anılan neticeye ilişkin kendisine kast veya taksir atfedilebilecek herhangi bir failin mevcut bulunmadığı..." gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Anılan karara yapılan itiraz, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Donanma Komutanlığı Askerî Mahkemesinin (Askerî Mahkeme) 11/5/2012 tarihli ve E.2012/1143, K.2012/267 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde Açılan Tam Yargı Davası Süreci Başvurucular, maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle 21/3/2012 tarihinde Millî Savunma Bakanlığına müracaat etmiştir. Millî Savunma Bakanlığı dilekçeye süresi içinde cevap vermeyerek başvuruyu zımnen reddetmiştir. Başvurucular, zımni ret üzerine 28/5/2012 tarihinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesi(AYİM) nezdinde Millî Savunma Bakanlığı aleyhine 000 TL maddi, 000 TL manevi olmak üzere toplam 000 TL talepli tam yargı davası açmıştır.AYİM İkinci Dairesi 11/9/2013 tarihli ve E.2013/463, K.2013/1069 sayılı karar ile başvurucuların dilekçesini ve Cahit Yılmaz'ın ölümü ile ilgili yürütülen ceza soruşturmasında bulunan bilgi ve belgeleri dikkate alarak davanın kısmen kabulüne ve başvurucular lehine 650 TL maddi, 600 TL manevi olmak üzere toplam 250 TL tazminata yasal faizi ile birlikte hükmetmiştir. Kararda ayrıca başvurucuların talep ettiği miktar üzerinden reddedilen kısım için davalı idare lehine 990 TL vekâlet ücretine hükmolunmuştur. Anılan kararın esasa ilişkin kısmı şöyledir:"(...)...Müteveffanın, ailevi sorunları nedeniyle girmiş olduğu bunalımın etkisiyle intihar ettiğinin anlaşıldığı, ancak arkadaşlarının beyanına göre Bl. K.nı Yzb.İ.ye "kendini öldüreceğini" söylemesine ve bu hususun birlik içindeki diğer personel tarafından da bilinmesine rağmen, önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmadığı (2010 tarihindeki ilk katılışı hariç RDM'ye gönderilmediği veya hastane psikiyatri kliniği sevk edilmediği) gibi tek başına silahlı ve mühimmatlı olarak 00-00 saatleri arasında nöbet hizmetine gönderildiği, böylece müteveffanın dış dünyaya yansıyan intihar eğilimine (söz ve davranışlarına) rağmen gerekli tedbirlerin alınmaması sebebiyle müteveffanın ölümü ile sonuçlanan olayda kısmen de olsa idarenin hizmet kusuru bulunduğu anlaşılmış ve bu suretle davacıların zararlarının davalı idarece karşılanması gerektiği, ancak ölüm olayının müteveffanın kendi eylemi sonucu gerçekleşmesi nedeniyle, müteveffanın da müterafik kusurunun bulunduğundan, zarar miktarından Türk Borçlar Kanununun 52'nci maddesi uyarınca uygun miktarda tenkis uygulanması sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.Maddi tazminat isteminde bulunan davacı baba ve annenin maddi zararlarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 2013 tarihli bilirkişi raporunda; davacı baba Rüstem YILMAZ'ın 121,00 TL., davacı anne Aysel YILMAZ'ın ise 021,00 TL maddi tazminat hak edişinin mevcut olduğu bildirilmiştir.Taraflara tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen bilirkişi raporu, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara, ilmi verilere ve yerleşmiş içtihatlara uygun bulunduğundan bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.Davacı anne, baba ve kardeşlere yakınlarını kaybetmeleri nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ıstırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla, olayın meydana geliş şekli, tarihi, müteveffanın askerlik statüsü, davacıların sosyal durumları, paranın alım gücü ve işletilecek yasal faizi ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir."Başvurucuların anılan karara karşı yaptığı karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 5/3/2014 tarihli ve E.2014/385, K.2014/295 sayılı kararıyla reddedilmiştir.Anılan karar 16/4/2014 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucular 12/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ile yapılan mernis sorgulamasına göre başvuruculardan Rüstem Yılmaz 15/10/2014 tarihinde vefat etmiştir. B. İlgili Hukuk 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması” başlıklı maddesi şöyledir:“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler.Görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görevden reddi halinde sonradan Askeri Yüksek İdare Mahkemesine açılan davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.” 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiillerden doğan borç ilişkilerinin ceza hukuku ile ilişkisini düzenleyen maddesi şöyledir: “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” 1602 sayılı Kanun’un “Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin kararlarının sonuçları” başlıklı maddesi şöyledir: “Daireler ve Daireler Kurulu kararları kesin olup, kesin hükmün bütün hukuki sonuçlarını hasıl eder. Bu kararlar aleyhine, ancak bu kanunda yazılı kanun yollarına başvurulabilir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, altmış gün içinde işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Mahkeme ilamlarının icaplarına göre eylem ve işlem tesis etmeyen idare aleyhine Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde tam yargı davası açılabilir. Tam yargı davaları hakkındaki kararlar, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.” 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) “Davalardaki temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“(1) Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir.”