Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/3596 E. , 2024/5819 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/3596 Karar No : 2024/5819 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Üniversitesi VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Dokuz Eylül Üniv…
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/3596 E. , 2024/5819 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/3596 Karar No : 2024/5819 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Üniversitesi VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Fakültesi Bilgisayar Bilimleri Bölümü Bilgisayar Bilimleri Anabilim Dalı Bilgi Güvenliği Alanı doktor öğretim üyesi kadrosuna davacı tarafından atanma istemiyle yapılan başvurunun reddi ile anılan kadroya Dr. ...ın atanmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgi de gerektirmesi nedeniyle Mahkemenin 09/07/2021 tarihli ara kararıyla, dosyadaki bilgi belge ve taraf iddiaları dikkate alınarak davacı ve Dr. ...'ın akademik çalışmalarının atama niteliklerini sağlayıp sağlamadığı hususunun tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan 20/04/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; '' Dr. ...'ın akademik çalışmaları ve deneyiminin farklı alanlarda olduğu, bilgi güvenliği alanında olmadığı, Dr. ...'un deneyimi ve yayınlarının ağırlıklı olarak matematik alanında olduğu,Dr. ...'un üçüncü yzarı olduğu dört yazarlı bir makalenin bilgi güvenliği ile alakalı olduğu, Dr....'un da yazar olduğu çok isimli iki adet konferans bildirisindeki konuların da kısmen ve dolaylı olarak bilgi güvenliği ile alakalı olduğu, sonuç olarak Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Fakültesi Bilgisayar Bilimleri Bölümü Bilgisayar Bilimleri Anabilim Dalında ''Bilgi Güvenliği'' öncelikli alanındaki doktor öğretim üyesi kadrosuna atanmış olan Dr. ...'ın bilgi güvenliği ile ilgili hiçbir yayını, çalışması ya da deneyimi olmadığı, Dr. ...'un ise bilgi güvenliği ile ilgili az sayıda çalışması ve düşük düzeyde bir bilgisi ve deneyimi olduğu ' yönünde görüş belirtildiği, davanın, Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Fakültesi Bilgisayar Bilimleri Bölümü Bilgisayar Bilimleri Anabilim Dalı Bilgi Güvenliği Alanı doktor öğretim üyesi kadrosuna davacı tarafından atanma istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlem yönünden; davacının, kariyer ve liyakat ilkeleri uyarınca söz konusu kadroya müdahil Dr. ...'a kıyasla daha fazla uygunluk sağladığı, davacı ile ilgili tasarrufta davalı idarenin hizmetin gereklerine ve kamu yararına aykırı hareket ettiği, "Bilgi Güvenliği" alanında atanan müdahile oranla daha uygun olduğu anlaşılan davacının, atamasının gerçekleştirilmemesi yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı; davanın, anılan kadroya Dr. ...ın atanmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işleme ilişkin kısmı yönünden "Bilgi Güvenliği alanında çalışması olmak" açıklamalı iki adet doktor öğretim üyesi kadrosu ilanına yer verildiği, bu iki adet kadroya atama yapılmasına rağmen, kadroya atanan Dr. ...'ın çalıştığı üniversiteden muvafakat alamaması sebebiyle kadronun birisinin boş kaldığı, davalı idare tarafından kendi ihtiyacına uygun olarak iki adet kadro için ilana çıkılması ve her ikisine de ihtiyaç nedeniyle atama yapılması gerektiği hususu dikkate alındığında, hali hazırda iki adet doktor öğretim üyesi kadrosuna ihtiyacı olduğunun kabulü gerektiği, söz konusu iki kadrodan birisine Dr. ...'ın atandığı, diğerinin ise halihazırda boş durumda olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının atamasının boş bulunan kadroya yapılabileceği, davacının atamasının yapılmasının, Dr. ...'ın atamasının iptal edilmesi anlamına gelmeyeceği, Bilgi Güvenliği alanında iki adet doktor öğretim üyesi kadrosundan birine Dr. ...'ın atanmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının bilgi güvenliği alanında ilan edilen kadroya atamasının yapılmasına yönelik başvurunun reddine dair işleme ilişkin kısmının iptaline, Dr. ...ın atanmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işleme ilişkin kısmı yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Mahkeme kararının dava konusu işlemin iptaline dair kısmı yönünden; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 2. fıkrasının göndermede bulunduğu aynı Kanunun 49. maddesinin 2. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlı olduğu, istinaf başvurusuna konu kararın anılan kısmının dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı; davanın Dr. ...ın atanmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işleme ilişkin kısmının reddine dair kısmı yönünden; davalı idarenin 10/09/2021 tarihli dilekçe ile sunduğu ... tarihli ve ... sayılı yazısından Dr. ...'ın 30/07/2021 tarihli atama onayının çıktığı ve 05/08/2021 tarihinde göreve başladığı dolayısıyla boş bir kadro olmadığı gibi hükme esas alınabilecek nitelikte bulunan bilirkişi raporunda; özetle, ''Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Fakültesi Bilgisayar Bilimleri Bölümü Bilgisayar Bilimleri Anabilim Dalında ''Bilgi Güvenliği'' öncelikli alanındaki doktor öğretim üyesi kadrosuna atanmış olan Dr....'ın bilgi güvenliği ile ilgili hiçbir yayını, çalışması ya da deneyimi olmadığı, Dr....'un ise bilgi güvenliği ile ilgili az sayıda çalışması ve düşük düzeyde bir bilgisi ve deneyimi olduğu" yönündeki görüş de dikkate alındığında davanın Dr. ...'ın atanmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işleme ilişkin kısmının da iptali gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle ... İdare mahkemesi'nin ... gün ve E:... K:... sayılı kararına yönelik davalı İdare İstinaf başvurusunun reddine, davacı istinaf başvurusunun kabulüyle dava konusu işlemin Dr. ...ın atanmasına ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davalı idare tarafından, Fen Fakültesi Bilgisayar Bilimleri Bölümü Bilgisayar Bilimleri Anabilim Dalı Bilgi Güvenliği Alanı doktor öğretim üyesi kadrosu için ilan edilen iki adet doktor öğretim üyesi kadrosu için yapılan başvuruların üç profesörden oluşan ön değerlendirme komisyonu tarafından değerlendirdiği, jüri üyelerinden gelen yazılı görüşler doğrultusunda mevcut kadrolara atmaların yapılmasının teklif edildiği, teklif üzerine Rektörlüğün ... tarih ve ... sayılı onayı ile Dr. ...'ın kadroya atamasının yapıldığı, jüri raporları ve adayların başvuru dosyaları birlikte değerlendirildiğinde davacının akademik atamalara dair puanının diğer adaylardan düşük olduğu, davacının dil puanının başvurulan kadro bakımından yetersiz olduğu, atanmamasına ilişkin işlemin, haklı ve hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın kısmen onanması kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Fakültesi Bilgisayar Bilimleri Bölümü Bilgi Güvenliği alanında 23/12/2020 tarih ve 31343 sayılı Resmi Gazete'de Akademik Personel ilanında "Bilgi Güvenliği alanında çalışması olmak" açıklamalı iki adet doktor öğretim üyesi kadrosu ilanına yer verildiği, bu ilana davacı ile birlikte 4 kişinin başvuru yaptığı, kurulan ön inceleme komisyonu tarafından yapılan ön inceleme sonucunda ... tarih ve ... sayılı Fen Fakültesi Yönetim Kurulu kararıyla Dr.... ile Dr....ın ilan edilen Dr. Öğr. Üyesi kadrosuna atanmasının uygun bulunduğu, anılan teklifin Rektörlük makamına sunulduğu, Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile Dr. ...'ın doktor öğretim üyesi kadrosuna atandığı, ... tarih ve ... sayılı işlem ile de Dr. ...'ın atamasının gerçekleştirildiği, Dr....'a görev yaptığı Ondokuz Mayıs Üniversitesi tarafından muvafakat verilmediği, davacı tarafından ilan edilen kadroya Dr. ...'ın atanması üzerine ilan edilen kadroya kendisinin atanması talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin ve anılan kadroya Dr....ın atanmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Doktor Öğretim Üyesi" başlıklı 23. maddesinde: "a) Yükseköğretim kurumlarında açık bulunan doktor öğretim üyesi kadroları rektörlükçe ilan edilir. İlan edilen bu kadrolara fakültelerde dekan; diğer birimlerde müdürler, biri o birimin yöneticisi biri de o yükseköğretim kurumunun dışından olmak üzere üç profesör veya doçent tespit ederek bunlardan adayların her biri hakkında yazılı mütalaa isterler. Dekan veya ilgili müdür yönetim kurullarının görüşünü aldıktan sonra önerilerini rektöre sunar. Atama rektör tarafından en çok dört yıl süre ile yapılır. Her atama süresinin sonunda görev kendiliğinden sona erer. Görev süresi sona erenler yeniden atanabilirler... c) Yükseköğretim kurumları, doktor öğretim üyesi kadrosuna atama için Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. " hükmüne yer verilmiştir. 12/06/2018 tarih ve 30449 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği'nin "Başvuru ve atanma süreci" başlığını taşıyan 6. maddesinde; "(1) Doktor öğretim üyesi kadrolarına başvuranlar özgeçmişlerini, bilimsel çalışma ve yayınlarını dört nüsha olarak ilgili dekanlık veya müdürlüğe teslim eder. (2) Fakültelerde dekan, diğer birimlerde müdür; ilan edilen kadrolar için adayların durumlarını incelemek üzere, en az biri başka üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünden olmak üzere adayın başvurduğu bilim alanı ile ilgili olan üç profesör veya doçent kadrosunda bulunan doçenti, ilana son başvuru tarihinden itibaren on beş gün içinde tespit eder. İlan edilen kadronun bulunduğu birimin bölüm başkanının, profesör veya doçent kadrosundaki doçent olması halinde, tespit edilecek üç profesör veya doçent kadrosundaki doçentten biri olarak belirlenmesi zorunludur. (3) Dekan veya ilgili müdür her aday için bu öğretim üyelerine, adaylarla ilgili bilimsel yayın ve çalışmalara ilişkin dosyaları göndererek bir ay içerisinde yazılı görüşlerini bildirmelerini ister. Dosya inceleme sonuçlarının bir ay içinde gelmemesi halinde aynı usulle tespit edilen başka profesör veya doçente dosyalar incelenmesi için gönderilir. (4) Dekan veya ilgili müdür yazılı görüşlerin alınmasından sonra ilk yönetim kurulu toplantısında aday veya adaylar hakkında ayrı ayrı görüş alır. Bir açık kadroya birden fazla adayın başvurması halinde yönetim kurulu gerekçeli olarak tercihini belirtir. Dekan veya ilgili müdür kanaat ve önerilerini rektöre sunar. Rektör atamanın yapılıp yapılmayacağına karar vererek gerekli işlemleri yürütür. (5) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 34 üncü maddesi uyarınca sözleşmeli olarak çalıştırılacak yabancı ülke vatandaşı öğretim elemanlarının doktor öğretim üyeliğine atanma ile ilgili şartları sağlamaları kaydıyla sözleşmeli olarak çalıştırılmasında bu Yönetmelikte belirlenen ilan şartı dışındaki usul ve esaslar uygulanır." kuralı; "Atama" başlığını taşıyan 7. maddesinde; "(1) Doktor öğretim üyeleri, ilgili yönetim kurulunun görüşü alındıktan sonra fakültelerde ilgili dekanın, diğer birimlerde müdürün önerisi ile rektör tarafından en az bir en çok dört yıl süre ile atanır. (2) Her atama süresinin sonunda görev kendiliğinden sona erer. Görev süresi sona erenler ilgili yönetim kurulunun uygun görüşü üzerine rektör tarafından yeniden atanabilir. (3) Doktor öğretim üyelerinin ne kadar süre ile atandığı kendilerine tebliğ edilir." kuralı yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyize konu kararın, Dr. ...ın atanmasına dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline ilişkin kısmı yönünden yapılan inceleme: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın ilgili kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Temyize konu kararın davacının atanmamasına dair işlemin iptaline ilişkin kısmı yönünden yapılan inceleme: Yukarıda aktarılan mevzuatın bir bütün olarak değerlendirilmesinden, yükseköğretim kurumlarında açık bulunan ve rektörlük tarafından ilan edilen doktor öğretim üyeliği kadrolarına yapılacak atama işlemi öncesi, 2547 sayılı Kanun'un 23. maddesi ve Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği'nin 5, 6 ve 7. maddelerindeki prosedürün izlenmesi gerekmektedir. Buna göre, rektörlük tarafından kadro ilan edilmesi sonrası, usulüne uygun olarak oluşturulacak üç kişilik jüriden adayların her bir hakkında yazılı mütalaa alınmalıdır. Her bir aday hakkında düzenlenen jüri raporlarının alınması üzerine ilk yönetim kurulu toplantısında, aday veya adaylar hakkında ayrı görüş alınarak, açık bulunan kadroya birden fazla adayın başvurması halinde yönetim kurulunun gerekçeli olarak tercihini belirtmesi gerekmektedir. Devam eden süreçte, dekan veya ilgili müdür kanaat ve önerilerini rektöre sunar ve rektör, atamanın yapılıp yapılmayacağına karar verir. Hukuk devleti ilkesi ile idarelerin ve kişilerin belli kurallar çerçevesinde hareket etmelerini amaçlanmıştır. Sosyal hukuk devletlerinde bu mekanizmanın işleyişini sağlamaya yönelik olarak; asli unsurların başında Anayasa yer almaktadır. Anayasal ve yasal ilkelerle bağlı kanuni idarenin varlığı ise; idarelerin yargısal faaliyet ile yasal sınırlar içerisinde hareket etmesinin sağlanması ve idarelerin hareket alanlarının hukuksal sınırlarının çizilmesiyle mümkündür. O halde idarelerin işlem ve eylemlerinin yargı denetimine tabi olması da hukuk devleti ilkesinin tabi sonucudur. Kamu yararı kavramı, tüm devlet organlarının işlem ve eylemlerinin genel nitelikteki amacını ve aynı zamanda nedenini oluşturmakta, çeşitli hak ve özgürlükler açısından bir sınırlama nedeni niteliği de taşımakta olup; bu kavram genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir. İdareler, kanunlarla kendilerine verilen görev, yetki ve sorumluluklar çerçevesinde, sundukları kamu hizmetinin ifasına yönelik olarak, kamu hizmetinin etkili ve verimli bir biçimde yürütülmesi, kamu yararının daha somut bir biçimde ortaya konulması için hizmet gerekleri doğrultusunda -ilgili kanununda bağlı yetki içinde bulunduğu belirtilmediği takdirde- birden çok seçenekten birisini tercihte takdir yetkisiyle donatılmışlardır. Ancak; idareye tanınan bu takdir yetkisinin, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmeyeceği izahtan varestedir. Takdir yetkisinin yargısal denetimi, bu yetkinin hukuka, eşitlik ilkesine ve kamu yararına uygun olup olmadığı ile sınırlıdır. İdarelerce, işlem tesis ederken sahip oldukları takdir hakkının, kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından hukuka uygun olarak temellendirilmiş olgularla desteklenmesi gerekir. Yukarıda yer alan hükümlerden de anlaşıldığı üzere; idarenin takdir yetkisi kapsamında ilan edilen herhangi bir kadroya başvuran ve jüri değerlendirmesi sonucunda ataması olumlu görülen adaylar arasından söz konusu kadro için en uygun adayın tercihi konusunda yasaların tanıdığı serbesti çerçevesinde tercihte bulunabileceği tartışmasız olup; uyuşmazlıkta, bu takdir yetkisinin öncelikle ilgili mevzuatta belirlenen sınırlar çerçevesinde, 2547 sayılı Kanun'un öngördüğü amaçlar doğrultusunda ve objektif kriterlere dayanılarak ve bu suretle takdir yetkisinin hukuka uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının yargısal denetimine imkân verecek şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Fakültesi Bilgisayar Bilimleri Bölümü Bilgi Güvenliği alanında 23/12/2020 tarih ve 31343 sayılı Resmi Gazete'de Akademik Personel ilanında "Bilgi Güvenliği alanında çalışması olmak" açıklamalı iki adet doktor öğretim üyesi kadrosu ilanına yer verildiği, davacı tarafından anılan kadroya başvuru yapıldığı, anılan kadroya atamasının yapılmaması üzerine kendisinin atanmaması ile adaylardan ...'ın atanmasına ilişkin işleme dava açtığı görülmektedir. Davacı ile dava dışı ...'ın başvurduğu Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Fakültesi Bilgisayar Bilimleri Bölümü Bilgisayar Bilimleri Anabilim Dalı Bilgi Güvenliği alanında ilan edilen doktor öğretim üyesi kadrosunun, YÖK Gelecek Projesi kapsamında açılan ek kadro niteliğinde olduğu, Gelecek Projesi'yle, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca gelişen ve değişen teknolojiyi takip ederek, bilgi çağının gerekleri doğrultusunda, belirlenen kritik teknoloji alanlarının tespiti ile bu alanlarda nitelikli ve donanımlı akademik personelin yetiştirilmesi ve yetiştirilen nitelikli akademik personelin bu alanlara bilimsel katkı sunmasının hedeflendiği, anılan kadronun başlı başına spesifik bir alana yönelik olduğu, anılan uygulama ile; Türk yükseköğretim sisteminin “liyakat ve ehliyet" çerçevesinde şekillendirilmesi ve üniversitelerin ihtisaslaşmasına katkı sağlayacak “öncelikli alan" atamalarıyla yükseköğretimde hissedilebilir bir iyileşmenin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü hukuk bilgisi dışında özel veya teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan raporda; davacı Dr. ...’un “Bilgi Güvenliği” öncelikli alanındaki kadro ilanına başvurduğu, akademik geçmişi, yayınları, verdiği dersler, eğitimi, yabancı dil bilgisi ve alanla ilgili deneyimi incelendiğinde, deneyimi ve yayınlarının ağırlıklı olarak Matematik alanında olduğu, öte yandan, üçüncü yazarı olduğu dört yazarlı bir makalenin, bilgi güvenliğiyle ilişkili olduğunun tespit edildiği, Dr. ...'un da yazar olduğu çok isimli iki adet konferans bildirisindeki konuların da kısmen ve dolaylı olarak bilgi güvenliği alanıyla alakalı çalışmalar olduğu, Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Fakültesi Bilgisayar Bilimleri Bölümü Bilgisayar Bilimleri Ana Bilim Dalı'nda “Bilgi Güvenliği” öncelikli alanındaki doktor öğretim üyesi kadrosu için davacının bilgi güvenliği ile ilgili az sayıda çalışması ve düşük düzeyde bir bilgisi ve deneyimi olduğu ve başvurduğu bu kadro için bu çalışmaların ve deneyiminin yeterliliğinin tartışmaya açık olduğu yolunda değerlendirme yapılmıştır. Uyuşmazlığa konu kadronun YÖK Gelecek Projesi kapsamında açılan ek kadro niteliğinde olduğu ve bu kapsamda Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca, belirlenen kritik teknoloji alanlarının tespiti ile bu alanlarda nitelikli ve donanımlı akademik personelin yetiştirilmesi ve yetiştirilen nitelikli akademik personelin bu alanlara bilimsel katkı sunmasının hedeflendiği dikkate alındığında; davacının "Bilgi Güvenliği" alanında az sayıda çalışmasının bulunduğu, düşük düzeyde bir bilgisi ve deneyiminin olduğu, başvurduğu kadro için bu çalışmaların ve deneyiminin yetersiz olduğu anlaşıldığından anılan kadroya atanmamasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu itibarla; ilan edilen doktor öğretim üyesi kadrosuna davacının atanmamasına dair işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin kısmen kabulüne kısmen reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının; a) Davacının atanmamasına dair işlemin iptaline ilişkin kısmının BOZULMASINA esasta oybirliği gerekçede oyçokluğu ile, b) Dr. ...ın atanmasına dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline ilişkin kısmının ONANMASINA oyçokluğu ile, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 12/11/2024 tarihinde karar verildi. GEREKÇEDE KARŞI OY : (X)- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir. İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak aramaktadır. İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir. İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idari işlemlerin; ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceği kabul edilmektedir. Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin, hukuken korunması gereken bir menfaat bağının bulunması dava açma ehliyeti için gerekli sayılmaktadır. Dosyanın incelenmesinden; Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Fakültesi Bilgisayar Bilimleri Bölümü Bilgi Güvenliği alanında 23/12/2020 tarih ve 31343 sayılı Resmi Gazete'de Akademik Personel ilanında "Bilgi Güvenliği alanında çalışması olmak" açıklamalı iki adet doktor öğretim üyesi kadrosu ilanına yer verildiği, bu ilana davacı ile birlikte 4 kişinin başvuru yaptığı, kurulan ön inceleme komisyonu tarafından yapılan ön inceleme sonucunda ... tarih ve ... sayılı Fen Fakültesi Yönetim Kurulu kararıyla Dr.... ile Dr....ın ilan edilen Dr. Öğr. Üyesi kadrosuna atanmasının uygun bulunduğu, anılan teklifin Rektörlük makamına sunulduğu, Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile Dr. ...'ın doktor öğretim üyesi kadrosuna atandığı, ... tarih ve ... sayılı işlem ile de Dr. ...'ın atamasının gerçekleştirildiği, Dr....'a görev yaptığı Ondokuz Mayıs Üniversitesi tarafından muvafakat verilmediği, davacı tarafından ilan edilen kadroya Dr. ...'ın atanması üzerine ilan edilen kadroya kendisinin atanması talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin ve anılan kadroya Dr....ın atanmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı görülmektedir. Uyuşmazlıkta; Dokuz Eylül Üniversitesi Personel Daire Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı yazısı uyarınca; davacının uyuşmazlığa konu kadroya atanması için Ege Üniversitesi'nden muvafakat istenildiği, ancak; davacının naklen tayinden vazgeçtiğini bildirir dilekçesi üzerine işlemlerin durdurulduğu görülmektedir. Bu itibarla; kişisel, meşru ve güncel menfaat ilgisi, idari davada taraf ilişkisinin kurulması için gerekli bir unsur olup; davacının naklen atanma talebinden vazgeçmesiyle dava konusu işlemle hukuken korunabilir güncel bir menfaat bağını sona erdirdiği anlaşıldığından; davacının güncel ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.