1. Hukuk Dairesi 2013/3280 E. , 2013/7280 K. "" MAHKEMESİ : BİSMİL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/07/2008 Yanlar arasında görülen tapu iptali tescil ve pay tashihi davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar bir kısım davalılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla,dosya incelendi, duruşma isteği dava değeri yönünden reddedildi.Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Asıl …
**1. Hukuk Dairesi 2013/3280 E. , 2013/7280 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BİSMİL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/07/2008 Yanlar arasında görülen tapu iptali tescil ve pay tashihi davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar bir kısım davalılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla,dosya incelendi, duruşma isteği dava değeri yönünden reddedildi.Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Asıl ve birleşen dava; tapu iptali ve tescil isteklerine ilişkin olup, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın bir kısım davalılar tarafından temyizi üzerine Dairece; “... Kısa karara çelişkili olarak karar yazılmasının doğru olmadığı ” hususlarına değinilerek bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki; hangi yargılama usulü uygulanırsa uygulansın tarafların yargılamada sözlü olarak görüş ve değerlendirmelerini ifade etmeleri özel bir önem taşımaktadır. Yazılı Yargılama usulünde de tarafların hükümden önce son kez mahkeme huzurunda sözlü değerlendirme yapıp, açıklamada bulunmaları, doğru bir karar verilmesi bakımından önemlidir. Bu ilkeler, 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 376. ve 377. maddesi ile 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 186. maddesinde yapılan düzenlemelerle hüküm altına alınmıştır. Öte yandan; karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi ile; bozmadan sonra mahkemenin temyiz edenden peşin almış olduğu gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra Yargıtayın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar vereceği açıkça hüküm altına alınmıştır. Temyiz aşamasında yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/3. maddesi ile de aynı ilkeler korunmuştur. Somut olaya gelince, bozma üzerine taraflara duruşma gününü bildirir davetiye gönderildiği, hükmü temyiz eden bir kısım davalılar vekili Av. Mustafa Günşat Aksu'nun pul eklemek suretiyle mesleki mazeret dilekçesi gönderdiği halde, mazeret dilekçesi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden ve mazeret bildiren davalılar vekilinin bozmaya karşı diyecekleri dinlenmeden mahkemece bozma ilamına uyulması, öte yandan; devamında ise “ dosyanın geldiği aşama itibariyle ” denilmek suretiyle hukuki olmayan gerekçelerle bir kısım davalılar vekilinin mazeretinin reddine karar verilerek savunma hakkının kısıtlanması suretiyle sonuca gidilmiş olması doğru değildir. Kabule göre ise;