10. Hukuk Dairesi 2023/5917 E. , 2023/10785 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1068 E., 2023/303 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Hayrabolu Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2020/116 E., 2021/404 K. Taraflar arasındaki Bağ-Kur vergi borçlanmasının geçerli olduğunun ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine
**10. Hukuk Dairesi 2023/5917 E. , 2023/10785 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1068 E., 2023/303 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Hayrabolu Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2020/116 E., 2021/404 K. Taraflar arasındaki Bağ-Kur vergi borçlanmasının geçerli olduğunun ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Kurumun ... Bağ-Kur sigorta sicil numaralı sigortalısı olduğu, davalı Kurum tarafından 27.05.2003 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal eden giriş bildirgesine istinaden 1. basamaktan 09.04.2003 tarihi itibari ile Bağ-Kur sigortalılığının tescil edilerek başlatıldığı, davalı Kuruma 02.07.2003 tarihli dilekçe ile başvurarak 4956 sayılı Kanun'un 18 inci maddesine istinaden 20.04.1982 - 04.10.2000 tarihleri arasında belgelenen vergi mükellefiyet süreleri için borçlanma talebinde bulunduğu, davalı Kurumca da vergi borçlanma talebinin kabul edildiği, vergi borçlanma bedelini davalı Kuruma ödediği, davalı Kurumca vergi borçlanması karşılığı ödenen tutarın sigortalı hizmetine sayılması hizmet süresine ilave edilmesi gerektiği ancak vergi borçlanmasının geçersiz olduğunun bildirildiği, vergi borçlanması karşılığı ödediği bedelin dikkate alınarak hizmet süresine ilave edilmesi halinde yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli şartları yerine getirdiği, 21.10.2016 tarihinde prim borçlarını ödeyerek yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunduğu, davalı Kurumca yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli olan şartları yerine getirdiği, talep tarihini takip eden 01.11.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığının bağlanması gerektiği, ancak davalı Kurumun 28.02.2017 tarihli yazı ile yaşlılık aylığı bağlanması talebini haksız olarak reddettiği, sosyal güvenlik hakkının temel insan haklarından olduğu, davalı Kurumca vergi borçlanmasına istinaden bedelin yatırılmış olması ve yatırılan vergi borçlanma bedelinin bu güne kadar davalı Kurum tarafından geri ödenmediği ve kullanıldığı iddiasıyla vergi borçlanmasının geçerli olduğunun tespiti ile 01.11.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının 27.05.2013 tarihli giriş bildirgesi ve ekinde Tuna Vergi Dairesi 15.03.1990 başlama 31.12.1995 terk tasdikli ve onaylı Küçükköy Vergi Dairesi 01.01.1996 başlama, 29.05.2000 terk, 09.04.2003 başlama ve devam, onaylı ve tasdikli olarak ibraz edilen belgelere göre 09.04.2003 tarihinden başlamak üzere ilgili kanun gereği 1. basamaktan kayıt ve tescilinin yapıldığı ve aynı zaman da davacı yana konu ve kanunla ilgili olarak 07.06.2003 tarih ve 29392 sayı ile bildirim yazısı gönderildiğinin görüldüğü, 02.07.2003 tarih ve 37134 sayı ile 619 sayılı KHK'nin Geçici 1 inci maddesi hükmü gereğince 20.04.1982 ile 04.10.2000 tarihleri arası vergi dairelerine kayıtlı olduğu süreleri gösteren onaylı ve tasdikli olarak ibraz edilen belgelere göre vergi dairelerine kayıtlı olduğu sürelerin çıkartılarak vergi borçlanması adı altında borçlanması ve tutarlarına ilişkin olarak 09.07.2003 tarih ve 37134 sayı ile bildirim yazısının tebliğ edildiği, davacının muhtelif tarihlerde vermiş olduğu dilekçelerine göre yapılan kontrollerde vergi borçlanması adı altında tarafına gönderilen borçlanma tutarı olarak 6.061.192.647 TL'yi ödemediği tespit edildiğinden borçlanmasının ilgili kanunlar gereği geçersiz olduğunun bildirildiği, 27.02.2004 tarihli ve 21372 sayılı yazıyla dağıtımı yapılan 619 sayılı K.H.K'nın Geçici 1 inci maddesi ile 4956 sayılı Kanun'un Geçici 18 inci maddesi uygulaması hakkındaki talimatta kısmi borçlanma yapılmayacağının talimatlandırıldığı, davacının 21.10.2016 tarihinde posta kanalı ile yapmış olduğu emeklilik müracaatına istinaden dosyada yapılan inceleme sonucunda talep tarihi itibari ile borcu bulunduğu, ayrıca Bağ-Kur hizmet süresi 3312 gün SSK hizmet süresi 754 gün ve toplam 4066 gün olduğunu, 4447 sayılı Kanun gereği toplam 5400 gün ve 60 yaş şartını yerine getirmediğinden 01.06.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4759 sayılı Kanun gereği 9000 gün ve 58 yaş şartını yerine getirmediği tespit edildiğinden talebin red edildiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından; davacının 21.10.2016 tarihinde posta ile Kurumdan tahsis talebinde bulunduğu, Kuruma yaptığı başvurusuna dair 28.02.2017 tarihli cevabında ise 3312 gün Bağ-Kur hizmeti ve 754 gün SSK hizmeti ile toplam 4064 gün hizmeti olduğunun tespit edildiği, bu doğrultuda davacının talebinin aylık yasal şartları gerçekleşmediği gerekçesiyle reddedildiği, davacı sigortalının Bağ-Kur tescilinin 15.03.1990 tarihine çekildiği, sigortalının 21.10.2016 tarihi itibari ile 4586 gün Bağ-Kur hizmeti ve 754 gün SSK hizmeti olmak üzere toplam 5340 gün hizmet süresinin bulunduğu, 14.04.2017 tarihi itibari ile 4759 gün Bağ-Kur hizmeti ve 754 gün SSK hizmeti olmak üzere toplam 5513 gün hizmet süresinin bulunduğu, davacı sigortalının 2401 gün Ek /63 ihya ödemesinin olmadığı, bu nedenle davacı sigortalının 7200 gün hizmet şartını sağlamadığı, alınan bilirkişi raporunda davacı sigortalının 24.10.2016 tahsis talep tarihinde 20 yıllık sigorta prim ödemesini sağlamış olması halinde bu tarih itibari ile yaşlılık aylığına hak kazanacağının belirtildiği, davacının 15.03.1990 tarihinden tahsis talep tarihi olan 24.10.2016 tarihleri arasında 7200 gün hizmet süresini tamamlamadığı ve Ek /63 ihya ödemesinin olmadığı, aynı bilirkişi raporunda 24.10.2016 tarihleri arasında koşullar sağlanmamış ise sonraki tahsis talep tarihi olan 14.04.2017 tarihinde prim borcunun bulunmaması halinde yaşlılık aylığına hak kazanabileceğinin belirtildiği, davalı Kuruma yazılan müzekkere cevabında davacının 14.04.2017 tarihinde tahsis talebinin olmadığının belirtildiği, ancak aynı müzekkere cevabında tahsis talep edilen tarih olarak belirtilen 14.04.2017 tarihinde de davacının prim ödeme gün sayısını sağlamadığının belirtildiği ve davacı sigortalının kanun gereği ilgili sigortalılık süre şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının vergi kaydının bulunduğunun tartışmasız olduğu, Kuruma olan borcunun en eski tarihten hesap edilerek mahsup edildiği, davacının 31.12.2015 tarihi itibariyle borcu olmadığı, tahsis şartlarını taşıdığı, Kuruma tahsis şartları ile ilgili sorulan soruya verilen cevabın eksik olduğu, kısmi emeklilik şartlarının sorulmadığı iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 21.10.2016 tarihinde posta ile Kurumdan tahsis talebinde bulunduğu, Kuruma yaptığı başvurusuna dair 28.02.2017 tarihli cevapta 3312 gün Bağ-Kur hizmeti ve 754 gün SSK hizmeti ile toplam 4064 gün hizmeti olduğunun tespit edildiği, bu doğrultuda davacının talebinin aylık yasal şartları gerçekleşmediği gerekçesiyle reddedildiği, davacı sigortalının Bağ-Kur tescilinin 15.03.1990 tarihine çekildiği, sigortalının 21.10.2016 tarihi itibari ile 4586 gün Bağ-Kur hizmeti ve 754 gün SSK hizmeti olmak üzere toplam 5340 gün hizmet süresinin bulunduğu, 14.04.2017 tarihi itibari ile 4759 gün Bağ-Kur hizmeti ve 754 gün SSK hizmeti olmak üzere toplam 5513 gün hizmet süresinin bulunduğu, davacı sigortalının 2401 gün Ek /63 ihya ödemesinin olmadığı, bu nedenle davacı sigortalının 7200 gün hizmet şartını sağlamadığı, Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda davacı sigortalının 24.10.2016 tahsis talep tarihinde 20 yıllık sigorta prim ödemesini sağlamış olması halinde bu tarih itibari ile yaşlılık aylığına hak kazanacağının belirtildiği, davacının 15.03.1990 tarihinden tahsis talep tarihi olan 24.10.2016 tarihleri arasında 7200 gün hizmet süresini tamamlamadığı ve Ek /63 ihya ödemesinin olmadığı, aynı bilirkişi raporunda 24.10.2016 tarihleri arasında koşullar sağlanmamış ise sonraki tahsis talep tarihi olan 14.04.2017 tarihinde prim borcunun bulunmaması halinde yaşlılık aylığına hak kazanabileceğinin belirtildiği, Mahkemece Kuruma yazılan müzekkere cevabında davacı tarafın 14.04.2017 tarihinde tahsis talebinin olmadığının belirtildiği, ancak aynı müzekkere cevabında tahsis talep edilen tarih olarak belirtilen 14.04.2017 tarihinde de davacının prim ödeme gün sayısını sağlamadığının belirtildiği ve davacı sigortalının kanun gereği ilgili sigortalılık süre şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, istinaf nedenlerini sıralayarak temyiz isteminde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, Bağ-Kur vergi borçlanmasının geçerli olduğunun ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti davasıdır. 2.İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun "Hükmün kapsamı" kenar başlıklı 297 nci maddesinin ilgili (2) numaralı fıkrası şöyledir: "(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." 2. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 31.05.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 inci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca, anılan Kanunun yürürlük tarihine kadar 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlar ile 506 sayılı Kanun'un Geçici 20 nci maddesine göre oluşturulan sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet sürelerinin tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirileceği ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Kanun'un mülga 24, 25 ve Geçici 18 inci maddeleridir. 3. 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri ile 24.07.2003 tarihli ve 4956 sayılı Kanun'la eklenen Geçici 18 inci maddesi şöyledir: "Madde 24 – (14/3/1985 tarihli ve 3165 sayılı Kanunun hükmüdür.) Aşağıda sayılan sigortalılar hakkında malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde bu Kanunda yazılı şartlarla sosyal sigorta yardımları sağlanır. I – Sigortalı sayılanlar: Kanunla ve Kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; a) (Değişik : 24/8/2000 -KHK- 619/13 md.; İptal: Ana.Mah.nin 26/10/2000 tarih ve E.:2000/61, K.:2000/34 sayılı Kararı ile; Değişik:24/7/2003-4956/14 md.) Esnaf ve sanatkârlar ile diğer bağımsız çalışanlardan ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ile gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkâr Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar,(5) b) Kollektif şirketlerin ortakları, c) Adi Komandit şirketlerin komandite ve komanditer ortakları, d) Limited şirketlerin ortakları, e) Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, f) Donatma iştirakleri ortakları, g) Anonim şirketlerin kurucu ortakları ile yönetim kurulu üyesi olan ortakları, Bu Kanuna göre sigortalı sayılırlar. II – Sigortalı sayılmayanlar: Bu Kanunun uygulanmasında; a) 18 yaşını doldurmamış olanlar, b) (Mülga : 24/8/2000 -KHK- 619/13 md.; Mülga: 24/7/2003-4956/14 md.) c) Kanunla veya kanunun verdiği yetkiye dayanılarak kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına prim veya kesenek ödeyenlerle bu tür kuruluşlardan malullük veya yaşlılık aylığı ile daimi tam işgöremezlik geliri almakta olanlar, aylık veya gelir bağlanması için talepte bulunmuş olanlar (Dul ve yetim aylığı veya Sosyal Sigortalar Kurumundan geçici veya sürekli kısmi işgöremezlik geliri alanlar hariç), d) Tarım işi yapanlar (Tarım sanatlarına ait işleri yapanlar hariç), Sigortalı sayılmazlar. Madde 25 – (24/7/2003 tarihli ve 4956 sayılı Kanunun hükmüdür.) Bu Kanunun 24 üncü maddesine göre sigortalı sayılanlardan gelir vergisi mükellefi olanların sigortalılıkları, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanların sigortalılıkları ise Esnaf ve Sanatkâr Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmak şartıyla talep tarihinden itibaren başlatılır. Bu suretle sigortalı olanların hak ve yükümlülükleri sigortalı sayıldıkları tarihte başlar. Bu Kanuna tâbi sigortalılık; a) Gelir vergisi mükellefi olanların, mükellefiyetlerini gerektiren faaliyetlerine son verdikleri, b) Gelir vergisinden muaf olanların, Esnaf ve Sanatkâr Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşlarındaki üye kayıtlarının silindiği, c) Şirketlerle ilgisi kalmayanların, çalışmalarına son verdikleri veya ilgilerinin kesildiği, Tarihten itibaren, d) Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığına tâbi olarak çalışmaya başlayanların, emekli keseneği kesilmeye başladığı, e) İflâsına karar verilmiş olan tasfiye halindeki özel işletmeler ile şirket ortaklarının, özel işletmenin veya şirketin mahkemece tasfiyesine karar verildiği, iflâsına karar verilmiş olan veya tasfiye halindeki özel işletmeler ile şirket ortaklarından hizmet akdi ile çalışanların çalışmaya başladığı, f) 2108 sayılı Kanuna göre 1479 sayılı Kanun kapsamına giren köy ve mahalle muhtarlarından; kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasından dolayı gelir vergisi mükellefiyeti bulunanlar hariç, aynı zamanda hizmet akdi ile çalışanların çalışmaya başladığı, g) Gelir vergisinden muaf olan, ancak Esnaf ve Sanatkârlar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşlarındaki kayıtlara istinaden Bağ-Kur sigortalısı olanlardan bu sigortalılıklarının devamı sırasında, hizmet akdi ile çalışanların çalışmaya başladığı, Tarihten bir gün önce, Sona erer. Sigortalılığı sona erenler sigortalılıklarının sona erdiği tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıtlarını sildirmek zorundadırlar. Geçici Madde 18 - (24/7/2003 tarihli ve 4956 sayılı Kanunun hükmüdür.) Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 4.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 4.10.2000 tarihinden itibaren başlar. Ancak, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.4.1982-4.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 49 uncu ve ek 15 inci maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını, tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir." 3. Değerlendirme 1.15.03.1990 - 29.05.2000 tarihleri arasında hayvan besiciliği, 09.04.2003 - 31.07.2003 tarihleri arasında gömlek imalatı ve 30.11.2007 tarihinden itibaren süt ürünleri ticaretinden vergi kaydı bulunan davacı, 27.05.2003 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal eden giriş bildirgesine istinaden 09.04.2003 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b maddesi (1479 sayılı Kanun) kapsamında tescil edilmiştir. Davacının 02.07.2003 tarihli dilekçesi, 1479 sayılı Kanun'un Geçici 18 inci maddesi kapsamında bir borçlanma talebi kabul edilerek 15.03.1990 - 29.05.2000 tarihleri arasındaki vergi kaydı bulunan süre için 6.061.192.647 TL borçlanma bedeli ödemesi için 09.07.2003 tarihinde kendisine tebligat yapılmıştır. Davacının sadece 3.050,00 TL ödediği ve davalı Kurumun kısmi ödeme nedeniyle borçlanma işlemini iptal ettiği anlaşılmaktadır. 2. 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanun'un 24 ve 25 inci maddelerinde “...kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler...”, “meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren” zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılmışken, anılan maddelerde 19.04.1979 tarihli ve 2229 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, “kendi adına ve hesabına” çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir. 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemede, kendi adına ve hesabına çalışma koşuluna ek olarak “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar” için mükellefiyetin başlangıç tarihinden, “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmakla beraber gelir vergisinden muaf olanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar” kayıtlı oldukları tarihten itibaren sigortalı sayılmaktadır. 3. 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikte ise, bu kez, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; “gerçek ve götürü usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkarlar Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlardan” gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da Esnaf ve Sanatkarlar Siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmışlardır. 4. 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemede de; kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; “gelir vergisi mükellefi olanlar ile, gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıt olanlar” sigortalı sayılmışlardır. 5. Öngörülen istisnaları dışında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendine göre ise hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar ile gelir vergisinden muaf olup esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar sigortalı sayılmışlardır. 6. 1479 sayılı Kanun'un Geçici 8 inci maddesinde ise “Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç diğer alt bentlerine göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanunun yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülüğü bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren… ” başlayacağı, “…bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentlerine göre sigortalı sayılanlardan bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren sigortalılıkları başlatılanların, bu Kanunun yürürlük tarihi ile 04/10/2000 tarihi arasında geçen vergi mükellefiyet süreleri bulunmak kaydıyla, sigortalının bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde talepte bulunması halinde, vergi mükellefiyet sürelerinin tamamı için 80 inci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendine göre talep tarihindeki prime esas kazancının % 32'si üzerinden borçlanma tutarı hesaplanır ve sigortalıya tebliğ edilir. Sigortalının kendisine tebliğ edilen borçlanma tutarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 6 ay içinde ödemesi halinde, bu süreler sigortalılık süresi olarak…” değerlendirileceği hüküm altına alınmıştır. 7. Yukarıda açıklanan tüm bu Kanunlarla yapılan değişiklikler; önceki mevzuatın öngördüğü koşullara sahip olan sigortalıların, sigortalılık niteliklerine son vermemekte, değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Bağ-Kur sigortalılık niteliğini kazananlar yönünden yeni düzenlemeler içermektedir. Tersinin kabulü, kazanılmış hakları ortadan kaldırmak olur ki bu durumun kabulüne yasaca ve hukukça olanak olmadığı açıktır. 8. Ayrıca, anılan düzenleme ile 02.08.2003 tarihinden sonra 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılık tescili olanlar, 20.04.1982 – 04.10.2000 tarihleri arasında vergi kayıtları olması halinde Geçici 18 inci maddede belirtilen sürelere ilişkin prim tutarlarını ödeyerek o döneme ilişkin sigortalı sayılabileceklerdir. Buradaki sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin başlaması için öngörülen tarihlerden itibaren, borçlanma hakkı belirtilen süreler dahilinde kullanılmalıdır. Aksi takdirde sonradan sigortalılık tesciline imkan bulunmamaktadır. 02.08.2003 tarihinden önce anılan sigortalılık kapsamında tescili bulunanlar yönünden ise Geçici 18 inci maddesinin uygulanması mümkün bulunmayıp sigortalılık niteliklerinin 1479 sayılı Kanun'un 24 ve 25 inci maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerekecektir. 9. Öte yandan 6100 sayılı Kanun'un 297 inci maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca; tarafların taleplerinden her biri hakkında verilen hüküm ile taraflara yükletilen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında şüphe ve tereddüde mahal bırakmayacak açık şekilde hüküm fıkrasında gösterilmesi zorunludur. 10. Somut olayda 27.05.2003 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal eden giriş bildirgesi nedeniyle 02.08.2003 tarihinden önce 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık tescili bulunan davacı yönünden Geçici 18 inci maddenin uygulanması mümkün değildir. Dolayısıyla davacının Kanun'un 24 ve 25 inci maddeleri kapsamda, bir başka deyişle vergi kaydı bulunan 15.03.1990 - 29.05.2000 tarihleri arasında, zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğu kabul edilmelidir. Bu kabule göre davacının vergi borçlanmasının geçerli olduğunun tespitine ilişkin talebi özünde Bağ-Kur sigortalılık süresinin tespiti istemini içerdiğinden bu konudaki talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, sadece tahsis şartlarını değerlendiren gerekçeyle davanın tümüyle reddi yönünde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.