1. Hukuk Dairesi 2009/9461 E. , 2009/12654 K. MAHKEMESİ : YENİŞEHİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/04/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, 151 ada 3 ve 152 ada 1 parsel sayılı taşınmazın malikleri olduklarını, komşu taşınmaz maliki olan davalının, taşınmazı üzerinde ticari amaçla işlettiği iki adet tavuk kümesi bulunduğunu, tavuk kümeslerinin içinde devamlı şekilde 25.000 ila 30.000 civarında tavuk yetiştirdiğini, bakılan tavukların sağlıklarının korunması iç…
**1. Hukuk Dairesi 2009/9461 E. , 2009/12654 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : YENİŞEHİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/04/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, 151 ada 3 ve 152 ada 1 parsel sayılı taşınmazın malikleri olduklarını, komşu taşınmaz maliki olan davalının, taşınmazı üzerinde ticari amaçla işlettiği iki adet tavuk kümesi bulunduğunu, tavuk kümeslerinin içinde devamlı şekilde 25.000 ila 30.000 civarında tavuk yetiştirdiğini, bakılan tavukların sağlıklarının korunması için en az 20 ila 25 gün arayla sürekli ilaçlama yapıldığını ve en geç 45 günde bir gübrelerin atılması işleminin yapıldığını ve tavukların sağlık nefes alabilmeleri için 24 saat süreyle havalandırma tesisatları çalıştırıldığını, bu durumlar nedeniyle oluşa rahatsız edici koku, gürültü ve kimyasal ilaçların sağlıklarını önemli oranda tehdit ettiğini ileri sürerek tavuk kümeslerinin kaldırılması suretiyle davalı müdahalesinin önlenmesi isteğinde bulunmuşlardır. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalının belirlenen şekilde taşınmazı kullanmasının, taşınmazın bulunduğu yer itibari ile olağan sınırlar içerisinde olduğu ve davacıların iyi niyetli kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Davacılar, köy yerleşim alanı içerisindeki bahçe, tarla ve ev olarak kullandıkları taşınmazlarına komşu olan taşınmaza davalı tarafından tavukçuluk çiftliği niteliğinde işletme açıldığını, bu işletmenin kendilerine, çevreye ve insan sağlığına zarar verdiğini ileri sürerek çiftliğin kapatılması suretiyle zararın giderilmesine karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki isteğin, gerek ileri sürülüş ve gerekse nitelendirilişi itibariyle TMK’nın 737 maddesinde deyimini bulan komşuluk hukukuna ilişkin olduğu açıktır. Gerçekten de TMK’nın 737. maddesinde “ herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetlerini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel adete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü veya sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır” denilmektedir. Bilindiği gibi bu hükmün yüklediği mükellefiyet, mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıktan kaçınmaktır. Taşkınlıktan maksat ise; komşunun olağan hoşgörü ölçülerini aşan ve komşu taşınmaz ve malikleri zararına etkili olabilecek davranış ve eylemlerdir. Öte yandan kullanmanın taşkınlık sayılıp sayılamayacağının belirlenmesinde taşınmazın, bulunduğu yer ile kullanım amaç ve niteliği ve ayrıca yöresel örfün dikkate alınması gerekir. Somut olayda, çevre mühendisi tarafından düzenlenen raporda, belirtilen şekilde tavuk beslenmesinden kaynaklı davacı zararının bulunduğu ve bu zararın ne şekilde giderilebileceği belirtilmiş olmasına karşın, mahkemece anılan raporun göz ardı edildiği ve bu konuda değerlendirme yapılmadığı görülmektedir. Esasen, anılan bilirkişi raporunun da, yukarıda değinilen ilkeler gözetildiğinde, hükme yeterli olduğunu ve taraflar arasındaki çekişmeyi nihai olarak çözüme bağlayacak nitelik ve içerikte bulunduğu söylenemez. O halde konunun uzmanı tıp doktoru, çevre mühendisi ve ziraat mühendisinden oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi kurulu aracılığı ile yerinde yeniden keşif yapılmalı, bilirkişilerden yukarıda değinilen ilkeleri karşılayan ayrıntılı bilimsel ve gerekçeli rapor alınmalı; böylece zarar görme iddiasının derecesi ve zararı giderici önlemlerin neler olabileceği, yönetmelik hükümleri de dikkate alınarak kesin biçimde ortaya çıkarılmalıdır. Giderilmesi zorunlu zararın saptanması durumunda da raporda önerilen önlem ya da önlemlerden olaya en uygun düşenine hükmedilmek suretiyle uyuşmazlığa çözüm getirilmelidir. Yerel mahkemenin açıklanan ilke ve olguları gözetmeden yazılı olduğu şekilde karar vermiş olması doğru değildir. Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile yerel mahkeme kararının açıklanan nedenlerden ötürü HUMK 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 7.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.