4. Hukuk Dairesi 2022/16678 E. , 2023/13179 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/325 E., 2022/404 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda davanın reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kara…
**4. Hukuk Dairesi 2022/16678 E. , 2023/13179 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/325 E., 2022/404 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda davanın reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Vanita Teks. Ltd. Şti.'nin müvekkili nezdinde yangın ve su basması rizikolarına karşı sigortalı olduğunu, 04.09.2006 tarihinde sigortalı şirkete ait deponun, davalının kusurundan kaynaklanan nedenlerle su baskınına uğraması sonucu sigortalı şirkete ait emtianın zarara uğradığını, meydana gelen hasar sonucunda müvekkilinin 21.11.2006 tarihinde sigortalısına 49.789,94 TL ödediğini ve davalıdan tahsili için Fatih 2. İcra Müdürlüğünün 2007/1267 sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, borçlunun yapmış olduğu itiraz neticesinde takibin durduğunu belirterek, vaki itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %40'dan az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kusurlu olduğunu gösterir hiçbir delil bulunmadığını, Vanita Tekstilin dükkanındaki su gider borusunun ek yerinden kopmuş olduğu hususunun sabit olduğunu, zarar görenin sigorta ettirdiği mallar ile ilgili gerekli tedbirleri almadığını ve davacı ... şirketinin de bu tedbirlerin alınıp alınmadığını kontrol etmediğini, hasar miktarı olarak belirtilen tutarın da gerçekçi olmadığını, belirtilen miktarda zarar olması için tonlarca suyun akmış olması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 11.04.2013 tarihli ve 2010/601 Esas, 2013/182 Karar sayılı kararı ile; her ne kadar davalının kusuru nedeniyle davacının sigortalısının iş yerinde hasar oluştuğu iddia edilmişse de davalıya ait iş yerinin atık su borusunun sigortalının iş yerinde açıktan geçtiği, davacı tarafın iddiasına ve imzası inkar edilen tutanağa göre atık su borusunun bağlantı yerinden çıkması nedeniyle su sızıntısı olduğu, ancak borunun bağlantı yerinin neden çıktığına dair delil bulunmadığı, kusur ve hasar tespiti için alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi dışarıdan fiziksel bir müdahale ile de dirseğin yerinden çıkabileceği, bu müdahalenin de sigortalının iş yerinden yapılmasının mümkün olduğu, kumaşların palet üzerinde bulundurulmaması nedeniyle yeterli iş güvenliği tedbirinin de sigortalı iş yeri sahibi tarafından alınmadığı, açıktan geçen borularda kırık ve çürük olmadığının tanık anlatımı ile tespit edildiği, davalının olaydaki kusurunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı 1. Mahkemenin 11.04.2013 tarihli ve 2010/601 Esas, 2013/182 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi 28.04.2015 tarih ve 2013/18943 Esas, 2015/6148 Karar sayılı ilamında; "...Mahkemece, "davacı tarafın iddiasına ve imzası inkar edilen tutanağa göre, atık su borusunun bağlantı yerinden çıkması nedeniyle su sızıntısı olduğu, ancak borunun bağlantı yerinin neden çıktığına dair delil bulunmadığı, kusur ve hasar tespiti için alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi dışarıdan fiziksel bir müdahale ile de dirseğin yerinden çıkabileceği, bu müdahalenin de sigortalının iş yerinden yapılmasının mümkün olduğu, kumaşların palet üzerinde bulundurulmaması nedeniyle yeterli iş güvenliği tedbirinin de sigortalı iş yeri sahibi tarafından alınmadığı, açıktan geçen borularda kırık ve çürük olmadığının tanık anlatımı ile tespit edildiği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de; olayın hemen sonrasında yapılan ekspertiz incelemesi ile hasarın davalı işyerinden kaynaklandığının tespit edildiği, ilk raporu destekleyen ve çelişkiyi giderici nitelikteki İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı heyet raporu ile, 04.09.2006 tarihli tutanaktaki imzanın davalının eli ürünü olduğunun belirlendiği, yine İTÜ İnşaat Fakültesi çevre mühendisi bilirkişi heyetince düzenlenen 12.3.2013 tarihli raporda, davalının, işyerinde tuvalet atık su borusunu asiditesi ve kirliliği yüksek peynir atık sularını dökmek suretiyle amaç dışı kullanarak PVC borusunda muhtemel tahribata yol açtığı tespitinin yapıldığı, böylelikle zarara davalı iş yerinin pis su giderinden akan peynir sularının neden olduğunun belirlenmesine rağmen, hasara neden olan tesisat konusunda uzman olmayan tekstil mühendisi tarafından düzenlenen raporun ve tek taraflı tanık anlatımlarının hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. O halde; mahkemece dosyanın, hasar gören işyeri ve malzemeler konusunda uzman, aralarında inşaat mühendisi, tesisat uzmanı, tekstil mühendisi ve sigorta hukukçusu bilirkişilerden oluşan heyete tevdii ile hasar dosyası, ekspertiz raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sigortalı işyerinde meydana gelen gerçek zarar miktarının belirlenmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alındıktan sonra varılacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 06.04.2017 tarihli ve 2015/478 Esas, 2017/117 Karar sayılı kararıyla, davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, bu sebeple; Fatih 2. İcra Müdürlüğünün 2007/1267 sayılı takip dosyasına yapılan itirazın; kısmen kabulüne, kısmen reddine 18.344,00 TL üzerinden icra takibinin devamına, bu alacağa icra takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, alacak yargılama sırasında bilirkişi raporuyla saptandığından %20 icra inkar tazminat talebinin reddine, fazlaya ait istemin reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin, 06.04.2017 tarihli ve 2015/478 Esas, 2017/117 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi 04.12.2019 tarih ve 2017/5114 Esas, 2019/11480 Karar sayılı ilamında; "Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozmanın gereği yerine getirilmemiştir. Bozma ilamında; dosyanın, hasar gören işyeri ve malzemeler konusunda uzman, aralarında inşaat mühendisi, tesisat uzmanı, tekstil mühendisi ve sigorta hukukçusu bilirkişilerden oluşan heyete tevdii ile hasar dosyası, ekspertiz raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sigortalı işyerinde meydana gelen gerçek zarar miktarının belirlenmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alındıktan sonra varılacak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmesine karşın mahkemece bilirkişi heyetine tesisatçı bilirkişi dahil edilmeksizin alınan rapora göre hüküm verilmesi doğru olmamıştır. O halde mahkemece bir önceki bozma ilamı uyarınca aralarında tesisatçı bilirkişinin de bulunduğu yeni bir heyetten rapor alınarak sonucuna karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 3. Kabule göre de, olayın meydana geliş şekli, zarar miktarı dikkate alındığında davacı tarafın sigortalısına %50 oranında müterafik kusur verilmesi çok fazla olmuştur." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; olay tarihinde davacı ... şirketinin sigortalısının iş yerinde bulunan emtianın zarar gördüğü, davalının iş yerinin zarar gören deponun hemen üzerindeki iş yeri olduğu, davalının dükkanının pvc su gider borusunun dirseğinden sızan sular sonucu emtiaların ıslanarak hasarlandığı, ancak davacı ... şirketinin sigortalısının hasara uğrayan kumaş toplarının söz konusu yapının eski olması nedeniyle zemine palet döşeyerek kumaşları bu paletin üzerine koymak suretiyle önlem almadığı, mahkemece bozma öncesi verilen kararda yarı yarıya sorumluluk belirtilmişse de, Yargıtay bozma ilamı ve olayın meydana geliş şekli nazara alındığında, palet konulmamasının davalının kusuruna oranla daha az bir kusur oluşturduğu, ancak tekstil işiyle uğraşan birinin ürünlerin zarar görmesini önleyecek şekilde önlem alması gerektiğini işin niteliği gereği düşünmesi gerektiği, bu yönüyle de sigortalının % 25 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, bilirkişi raporunda hesaplamaya ilişkin değerlendirmenin usul ve yasaya uygun olduğu, gözetilerek toplam zararın 49.789,94 TL olduğu, bu tutarın % 75'i açısından davalının sorumlu olduğu, bu yönüyle 37.342,45 TL sorumluluğun olduğu, 4.050,00 TL'lik davacı tarafa yapılan ödemeye mahsup edildiğinden 33.292,45 TL'lik davacı zararından davalı tarafın sorumlu tutulması gerektiği sonucuna varıldığı, itirazın iptali davasının bu miktar üzerinden kısmen kabulüne karar vermek gerektiği, davacı tarafın icra inkar tazminatına ilişkin talebinin değerlendirmesinde ise, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit bir alacak niteliğinde olması gerektiği, somut olayda, davalı tarafından tespit edilebilir bir alacak söz konusu olmadığı gerekçesiyle, açılan davanın kısmen kabulü ile, davalı tarafın Fatih 2. İcra Müdürlüğünün 2007/1267 E sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, takibin 33.292,45 TL asıl alacak üzerinden devamına, icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; zararın münhasıran davalının kusuru ile meydana geldiği, bilirkişi raporunda kusura yönelik bir dağılım yapılmadığı %75 - %25 oranındaki kusur dağılımının nasıl yapıldığına ilişkin veri bulunmadığını, davalının tam kusurlu olduğunu talebin tam kabulü gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili; davacıya Güneş Sigorta A.Ş. tarafından ödeme yapıldığını yapılan bu ödemenin davacının ödediği tazminat miktarından düşülmesi gerektiğini, davalının kusuru bulunmadığını, davacının ödediği miktardan sorumlu tutulamayacağını, davacının ve Vanita Tekstil isimli firmanın ağır kusurlu olmasına rağmen davalıya kusur isnadının hukuka aykırı olduğunu, kusur dağılımını kabul etmediklerini %50 kusur isnadının hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin tanık anlatımlarını dikkate almadığını, davacının delil olarak sunduğu tutanaktaki imzanın davacıya ait olmadığını, hasar miktarını kabul etmediklerini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacı ... şirketi tarafından İş Yeri Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan iş yerinde meydana gelen zarar nedeniyle yapılan ödemenin rücuen tahsiline dair icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 syılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 nci maddesi, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi. 3. Değerlendirme Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olması, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaması, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ve davalıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.