4. Hukuk Dairesi 2010/6812 E. , 2011/7250 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 02/05/2008 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 24/02/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından ha
**4. Hukuk Dairesi 2010/6812 E. , 2011/7250 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 02/05/2008 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 24/02/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Davalı ...’in temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz olunmuştur. Davacı, Ulusal Kanal TV nin 12.01.2008 günlü haber bülteninde ve internet adresinde hakkında asılsız ve suç teşkil eden ithamlarda bulunulduğunu ileri sürerek kişilik haklarına saldırıdan dolayı davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir. Davalı ..., TV nin genel yayın yönetmeni olduğunu, sorumluluğu bulunmadığından husumetin kendisine yöneltilemeyeceğini savunmuştur. Yerel mahkemece, dosya kapsamından ve tanık beyanlarından haberin gerçeğe uygun olmadığı, SSK dan 17-18 yıl önce emekli olmuş davacı hakkında yapılan yayında kamu yararı bulunmadığı anlaşıldığından istemin kısmen kabulü ile 5.000,00TL manevi tazminatın davalılardan alınmasına karar verilmiştir. Dava konusu yayın tarihinde yürürlükte bulunan 3984 sayılı Özel Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Kanun’da yayın yoluyla yapılan saldırılardan dolayı sorumlu olanlara ilişkin özel bir düzenleme bulunmamakta olup yasanın 28. maddesinde “Gerçek ve tüzel kişilerin ayrıca genel hükümlere göre ilgili yayın kuruluşuna karşı tazminat davası açma hakkı saklıdır, Yayın kuruluşu ile birlikte şirketin yönetim kurulu başkanı da müştereken ve müteselsilen sorumludur.” denmekle genel hükümlere yollama yapılmıştır. B.Y.nın 41. maddesinde "gerek kasten, gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir suretle diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, zararın tazminine mecburdur" denildikten sonra aynı yasanın 50.maddesinde “haksız eylemin ve bunun sonucunda doğan zararın birden fazla kişi tarafından meydana getirilmesi durumunda zarar gören dilediği takdirde zarardan eyleme katılanların birisinin, birkaçının veya tamamının zincirleme olarak sorumlu tutulmalarını isteyebilir” hükümleri düzenlenmiştir. Şu durumda, 3984 sayılı yasada genel yayın yönetmeninin sorumluluğuna ilişkin özel bir düzenleme getirilmediğine, genel hükümlere göre davalının, dava konusu yayının hazırlanması ve yayınlanmasında B.Y. nın 50. maddesi kapsamında bir iştiraki bulunduğu konusu iddia ve ispat olunmadığına göre, bu davalıya yönelik davanın husumetten reddi gerekirken onun yönünden de işin esasına girilmiş bulunması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. 2- Diğer davalılar ... ve Ulusal Kanal İletişim Hizmetleri AŞ’nin temyiz itirazlarına gelince; davalılar, yayının gerçeğe uygun olduğu, davacı hakkında, Malatya SSK İl Müdürlüğü’nde çalıştığı süre içinde “para karşılığı sahte emeklilik işleri yapmak, devlet memuru olmasına karşın gelir getirici işler ile uğraşmak, eş ve çocuğunu çalışmadıkları halde sigortalı göstermek” isnatları nedeni ile soruşturma açıldığını, haberin verilmesinde kamu yararı bulunduğunu ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Yerel mahkemece, dosya kapsamından ve tanık beyanlarından haberin gerçeğe uygun olmadığı sonucuna ulaşılmış ise de, bir kısım davalı tanıklarının davacı hakkında haberde geçen isnatlara yönelik soruşturma yapıldığına ilişkin beyanda bulundukları anlaşılmaktadır. Şu durumda, davalıların savunmalarını kanıtlamak için dayandıkları adli ve idari soruşturma dosyalarının ilgili kurumdan getirtilerek incelenmesinden sonra varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda ( 1 ) sayılı bentte gösterilen nedenler ile davalı ... yararına, ( 2 ) sayılı bentte gösterilen nedenler ile davalılar ... ve Ulusal Kanal İletişim Hizmetleri AŞ yararına BOZULMASINA; davalılar ... ve Ulusal Kanal İletişim Hizmetleri AŞ’nin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 21/06/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.