Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2022/2224 E. , 2024/5424 K. T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2022/2224 Karar No : 2024/5424 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Teknoloji Araştırma ve Geliştirme Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih v…
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2022/2224 E. , 2024/5424 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2022/2224 Karar No : 2024/5424 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Teknoloji Araştırma ve Geliştirme Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı şirketin, mahkeme kararıyla iadesine hükmedilen tutarın vergi dairesine ödendiği tarih ile iade edildiği tarih arasında kullanılamamasından doğan 315.022,14-TL tutarındaki zararının tecil faizi ile birlikte tazmini istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı şirketin ihtirazi kayıtla verdiği beyanname üzerine tahakkuk ederek ödenen verginin hukuka aykırılığı mahkeme kararı ile sabit olduğundan 26/11/2013 tarihinde tahsil edilen verginin iadesi sırasında faiz ödenmemesi nedeniyle zarara uğradığı tartışmasız olup söz konusu verginin tahsilinden 07/06/2017 tarihinde davacıya iadesine kadar geçen süreye isabet eden faiz miktarının iadesi gerektiği ve bulunan tazminat miktarının faiz niteliğinde olmayıp idarenin hukuka aykırı işleminden kaynaklanan maddi zarar niteliğinde olduğu, hesaplanan zarar miktarı üzerinden faiz yürütülmesine de herhangi bir engel durum bulunmadığından belirtilen tarihler tarihler arası için belirlenen 315.022,14-TL tazminat miktarının 07/06/2017 tarihinden itibaren işletilecek tecil faiziyle birlikte davacıya iadesi gerektiği gerekçesiyle sözü edilen tutarın tecil faizi ile birlikte iadesine hükmedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının vergi dairesine geç başvurmasının sorumluluğunun taraflarına yüklenmesinin beklenemeyeceği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilen tahsilat sebebiyle uğranılan zararın davalı idarece giderilmesi gerektiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı tarafından, 2013 yılının Ekim dönemi için ihtirazi kayıtla verilen muhtasar beyanname üzerine tahakkuk eden ve ödenen gelir (stopaj) vergisinin, ... Vergi Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla kaldırılmasına ve iadesine karar verilmesi üzerine 26/11/2013 tarihinde vergi dairesine ödenen ve söz konusu yargı kararı üzerine 07/06/2017 tarihinde iade edilen 315.022,14-TL'nin kullanılamamasından doğan 315.022,14-TL zararın, 07/06/2017 tarihinden itibaren işletilecek tecil faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 121. maddesinin üçüncü fıkrasında, temerrüt faizine, ayrıca temerrüt faizi yürütülemeyeceği; 388. maddesinin üçüncü fıkrasında faizin anaparaya eklenerek birlikte yeniden faiz yürütülmesinin kararlaştırılamayacağı düzenlenmiştir. 3095 sayılı Kanun'un 3. maddesinde, Türk Ticaret Kanunu hükümleri saklı tutulmak suretiyle kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken bileşik faiz uygulanamayacağı belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 8. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise bileşik faizin uygulanabilmesinin, üç aydan aşağı olmamak üzere faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartının yalnızca, cari hesaplarla her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olan ödünç sözleşmelerinde geçerli olduğu belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının; mahkeme kararıyla iadesine hükmedilen tutarın vergi dairesine ödendiği 26/11/2013 ile iade edildiği 07/06/2017 tarihleri arasında paranın kullanılamamasından doğan 315.022,14-TL tutarındaki tecil faizine ilişkin hüküm fıkrası aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun bulunmuştur. Haksız veya fazla olarak tahsil edildiği tespit edilen vergilerin iadesinde ilgilinin ödediği paradan mahrum kaldığı süre zarfında, enflasyon nedeniyle paranın değerinde meydana gelen aşınma ve mülkiyetin gerçek değerinde oluşan azalma nedeniyle faiz ödenmesi gerektiği açıktır. Faizin amacı, özünde, paranın sahibinden başkası tarafından kullanılmasının sahibine vermiş olduğu zararın giderilmesi olsa da söz konusu zararın tazmini hukuki manada tazminat sorumluluğuna ilişkin değildir. Zira faiz ödenmesi için iadesi gereken tutarın tahsilinde davalının kusurunun bulunup bulunmadığı önem arz etmemektedir. Kamu hukukunda, faizin anaparaya eklenerek birlikte faiz yürütülmesini ya da sadece faiz alacağına faiz yürütülmesini yasaklayan bir kural bulunmadığı gibi faizin anaparaya eklenerek birlikte ya da sadece faiz alacağına faiz yürütülmesini öngören ve bunun şartlarını belirleyen açık bir kural bulunmamaktadır. Bununla birlikte kamu hukuku ve daha özelde vergi hukukunda özel bir düzenlemenin bulunmadığı durumlarda özel hukukun biçim ve kavramlarının uygun düştüğü ölçüde ilke olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Türk Borçlar Kanunu’nun 121. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen ve uygulamada “faize faiz yürütme yasağı” olarak da bilinen kural ile aynı Kanun'un 388. maddesinin üçüncü fıkrasında faizin anaparaya eklenerek birlikte yeniden faiz yürütülmesinin kararlaştırılamayacağı belirtildiğinden, ana para alacağına işlemiş faiz eklenmek suretiyle toplam alacağa faiz uygulanması hukukumuzda Türk Ticaret Kanunu hükümleri saklı tutulmak kaydıyla mümkün değildir. Nitekim bu husus 3095 sayılı Kanun'un 3. maddesinde de açıkça belirtilmiştir. Kamu hukukunda herhangi bir düzenleme bulunmamasına karşın faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi, hukukumuzda Türk Borçlar Kanunu ve 3095 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca Türk Ticaret Kanunu hükümleri saklı tutulmak kaydıyla açıkça yasaklanmıştır. Özel hukukta dahi belli şartlar altında tatbik alanı bulabilecek nitelikte olan faize faiz yürütülmesi kavramının, belirli ve öngörülebilir nitelikte bir yasal düzenlemeyle şartları belirlenmeksizin vergi hukukunda geçerli ve uygulanabilir nitelikte kabul edilmesinin kamu yararı ile bağdaşan bir yönü bulunmadığından faizin tazminat olarak değerlendirilmesi suretiyle davalı tarafından ödenmesi gereken faizin zamanında ödenmemiş olması nedeniyle Vergi Mahkemesi kararının söz konusu faiz alacağının 07/06/2017 tarihinden itibaren işletilecek tecil faiziyle ödenmesine gerektiği yolundaki hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusunun reddine dair hüküm fıkrasının bozulması gerekmiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kısmen reddine, 2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının; mahkeme kararıyla iadesine hükmedilen tutarın vergi dairesine ödendiği 26/11/2013 ile iade edildiği 07/06/2017 tarihleri arasında paranın kullanılamamasından doğan ...-TL tutarındaki tecil faizine ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA, 3. Temyiz isteminin kısmen kabulüne, 4. Kararın; faiz alacağının 07/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek tecil faizine ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA, 17/10/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.