Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Erzurum Palandöken Belediye Başkanlığında işçi olarak çalışmakta iken bazı belediyelerin kapatılması ve ihtiyaç fazlası personelin diğer kurumlara devredilmesine dair düzenlemeler ile 2010 yılında davalı ... Bakanlığına devredildiğini, Belediyede çalıştığı dönemde Hizmet-İş Sendikasına üye olduğunu, ... nezdinde çalışmaya başladıktan sonra Sağlık-İş Sendikasına üye olduğunu, Sendikanın imzaladığı toplu iş sözleşmesinin davacıya uygulanmaması, hatalı
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Erzurum Palandöken Belediye Başkanlığında işçi olarak çalışmakta iken bazı belediyelerin kapatılması ve ihtiyaç fazlası personelin diğer kurumlara devredilmesine dair düzenlemeler ile 2010 yılında davalı ... Bakanlığına devredildiğini, Belediyede çalıştığı dönemde Hizmet-İş Sendikasına üye olduğunu, ... nezdinde çalışmaya başladıktan sonra Sağlık-İş Sendikasına üye olduğunu, Sendikanın imzaladığı toplu iş sözleşmesinin davacıya uygulanmaması, hatalı uygulanması veya usule aykırı düzenlenen protokol ile yevmiyelerin düşürülmesi sonucunda Bakanlığa devredilirken ücretlerinin düşük gösterildiğini, davacının devir tarihindeki yevmiyesinin tespiti ile devirden sonra Bakanlıkla Sağlık- İş Sendikası arasında imzalanan toplu iş sözleşmesi uygulanmak suretiyle yevmiyesinin hesaplanması gerektiğini ileri sürerek ücret farkı, ikramiye, ilave tediye ve hizmet zammı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, 5747 sayılı Kanun kapsamında davalı Bakanlığa nakil olan davacı bakımından uygulanması gereken toplu iş sözleşmesi hükümlerinden kaynaklı ücretinin tespiti ile talep edilen fark ücret, fark hizmet zammı, fark akdi ikramiye ile fark ilave tediye alacaklarının bulunup bulunmadığına ve hesaplanmasına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Toplu iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra, kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçiler için toplu iş sözleşmesinin iş sözleşmesini ilgilendiren hükümlerinin, yenisi yürürlüğe girene kadar devam edeceğine ilişkin 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 36. maddesindeki kural, toplu iş sözleşmesinin art etkisi olarak ifade edilir. Toplu iş sözleşmesinin art etkisi nedeniyle iş sözleşmesi hükmü olarak sadece parasal karşılığı olan alacaklardan (giyim yardımı, gıda yardımı, yemek yardımı, ikramiye, ilave tediye vs. gibi) yararlanılması mümkün olup ücret zammı art etki kapsamında değildir. Somut uyuşmazlıkta talep konusu olan ve davalı ... ile Sağlık-İş Sendikası arasında imzalanan 01.01.2017-31.12.2018 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra Öz Sağlık ve Sosyal Hizmet İşçileri Sendikası ile 10.08.2020 tarihinde imzalanan 01.01.2019-31.12.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Arabulucuya başvuru tarihi itibarıyla 10.08.2020 imza tarihli toplu iş sözleşmesi henüz imzalanmadığından, bu toplu iş sözleşmesinden doğacak alacaklar bakımından muacceliyet gerçekleşmemiştir. Diğer yandan sona eren toplu iş sözleşmesinin art etkisi kapsamında ücret zammı talep edilemeyeceğinden, bundan kaynaklanan fark alacaklara yönelik talebin reddi gerekir. Açıklanan sebeplerle hükme esas olan bilirkişi raporunda, davacının 31.12.2018 tarihindeki ücretine %6,69 oranında enflasyon farkı da uygulanmak suretiyle 01.01.2019-14.05.2019 tarihleri arasındaki dönem yönünden alacaklarının hesaplanarak hüküm altına alınması hatalı olmuştur. 3. Mahkemece hüküm altına alına fark ücret alacaklarına bilirkişi raporunda belirtilen temerrüt tarihlerinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek banka mevduat faizi işletilmesine karar verilmiştir. Söz konusu bilirkişi raporunda hesaplanan her bir alacak kalemi için temerrüt tarihi olarak her ayın farklı bir günü ödeme günü olarak belirtilmiştir. Dava konusu alacaklar bakımından, toplu iş sözleşmelerinde belirli ve kesin bir vade öngörülmemiştir. Bu durumda anılan alacaklara işverenin temerrüde düştüğü tarihten itibaren faiz yürütülmelidir. Dairemizin yerleşik uygulaması uyarınca, işçi muaccel alacaklarını tek tek belirtmek kaydıyla ihtarname ile işvereni temerrüde düşürebilir. Söz konusu ihtarnamede alacak miktarlarının belirtilmesi gerekmez. Dava tarihinden önce yürütülen arabuluculuk süreci sonucunda anlaşma yapılamadığına dair düzenlenen son tutanak bu bağlamda değerlendirildiğinde dava konusu alacakların dava tarihinden önce arabuluculuk aracılığıyla talep edilmesi karşısında davalı işverenin arabuluculuk son tutanak tarihi itibarıyla temerrüde düştüğünün kabulü gerekmektedir. Bu sonuç davalı işverenin usulüne uygun davet edilmesine rağmen arabuluculuk görüşmelerine katılmadığı durumlarda da geçerlidir. Dolayısıyla Mahkemece hüküm altına alınan fark alacaklara, daha önce temerrüdün gerçekleştiği ispat edilemediğinden, arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.