Başvuru, çevresel etki değerlendirmesinin gerekli olmadığına ilişkin kararın iptali istemiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, çevresel etki değerlendirmesinin gerekli olmadığına ilişkin kararın iptali istemiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 14/11/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucular Mersin'de ikamet etmektedir. Mersin'in Anamur, Bozyazı ve Aydıncık ilçelerini kapsayan alanda gerçekleştirilecek Akdeniz Katı Atık Birliği Katı Atık Bertaraf Tesis Projesine (Proje) ilişkin olarak 8/6/2015 tarihli "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir." kararı verilmiştir. Başvurucular tarafından, anılan kararın yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle Mersin İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açılmıştır. Dava dilekçesinde başvurucular, ÇED tanıtım dosyasında katı atık miktarı ve özelliklerine ilişkin analizin sadece Anamur ilçesi için yapıldığını, diğer ilçelerin dâhil edilmediğini belirtmişlerdir. Tarım arazisi içerisine yapılan evlerin yerleşim yeri olarak kabul edilmediğini, tesis alanına 750 metre mesafede yer altı suyu ve tarım sulama alanlarının bulunduğunu, düzenli depolama alanı olarak seçilen 19,2 hektarlık yerin birinci sınıf doğal orman alanı olduğunu vurgulayan başvurucular, projenin çevre ve insan sağlığını olumsuz etkileyeceğini ileri sürmüştür. Yargılama sürecinde mahallinde yapılan keşif sonrası hazırlanan 22/4/2016 tarihli bilirkişi raporu düzenlemiştir. Bilirkişi raporunda, Projenin evsel atıkların düzenli depolanması, geri kazanılması ve kompostlaştırılması işlemlerini kapsayan bir katı atık bertaraf tesisi olduğu belirtilerek "ÇED gerekli değildir." kararı verilirken yapılan hesaplamaların ve değerlendirmelerin yeterli veri, bilgi ve belgeye dayandırılmadığı, su kaynaklarının ve yerleşim yerlerinin dikkate alınmadığı, faaliyetin çevreye etkilerinin yeterince incelenmediği ifade edilmiştir. Ayrıca Projenin yer seçiminin yerleşim yerlerine olan uzaklığı, bölge nüfusu ve yörenin coğrafyası gözönüne alınarak yapılmadığı vurgulanarak özellikle yerleşim yerlerine yakın olması nedeniyle kokunun yayılmasının bertaraf edilemeyeceği belirtilmiştir. Mahkemece bilirkişi raporunda yer alan tespitlere dayanılarak "ÇED gerekli değildir." kararının hukuka aykırı olduğu ve uygulanması hâlinde telafisi güç ve imkânsız zararlar doğabileceği gerekçesiyle 15/6/2016 tarihinde yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir. Devam eden süreçte Mahkemece 25/1/2017 tarihli ara kararıyla davalı Mersin Valiliğinden (İdare), Projeye konu olan alanın yakınında bulunan tekil konutların yapı kullanma izin belgesi bulunup bulunmadığının ve bu konutların maliklerinin orman köylüsü kapsamında kalıp kalmadığının sorulmasına, ilgili bilgi ve belgelerin istenilmesine karar verilmiştir. İdare tarafından cevaben gönderilen yazıda anılan konutlara ilişkin yapı kullanma izni belgesinin bulunmadığı, söz konusu maliklerin de orman köylüsü olduğu belirtilmiştir. Öte yandan İdarenin, Proje tanıtım dosyası ciddi bir şekilde incelenmeden bilirkişi raporunun düzenlendiği yönündeki itirazı üzerine 20/4/2017 tarihli ara kararı ile Mahkemece ek bilirkişi raporu düzenlenmesine karar verilmiştir. Bahse konu ara kararında Proje alanının 250 metre yakınında bulunan konutların yerleşim yerine dâhil olmadığı, tekil konut olduğu ve söz konusu konutlarda yaşayanların orman köylüsü statüsünde olduğu hususunun dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Bununla birlikte bilirkişi heyetinden, projedeki sızdırmazlık önlemlerinin yeterli olup olmadığının ve proje tanıtım dosyasında yol ve dere güzergâhının etkilenmemesi için yapılması planlanan istinat duvarının taşkını engellemekte nasıl ve ne şekilde etkisi olacağının bilimsel verilerle ayrıntılı bir şekilde açıklanması talep edilmiştir. 29/5/2017 tarihli ek bilirkişi raporunda, Mahkemece talep edilen hususlarda açıklamalar yapılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından, Proje tanıtım dosyasında yerleşik orman köylüleri dikkate alınması gerekirken bu hususun gözardı edildiği, sadece belli ana yerleşim yerlerinin dikkate alındığı, bu nedenle Proje tanıtım dosyasının eksik olarak hazırlandığı belirtilmiştir. Bununla birlikte Projedeki sızdırmazlık önlemlerinin somut ve ayrıntılı olmadığı, su kaynaklarının kirlenmesinin engellenmesine yönelik somut bir projenin ortaya konulmadığı sadece taahhütlerin bulunduğu ifade edilmiştir. Ayrıca yağış ve taşkın analizlerinin yapılmadığı, amacı, konumu, detayı ve projesi verilmemiş olan istinat duvarı ile ilgili bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir. Mahkeme ek bilirkişi raporunu taraflara tebliğ etmiş, İdare tarafından bu rapora itiraz edilmiştir. İtirazda, Proje sahasına en yakın yerleşim yerinin 1,5 km uzaklıkta olduğu, bilirkişilerce tespit edilen konutların yapı kullanma izin belgelerinin bulunmadığı ve bu konutların bulunduğu alanın yerleşim yeri olarak değerlendirilmeyeceği belirtilmiştir. Proje sahası seçilirken heyelan, taşkın, çığ, erozyon, içme, sulama ve kullanma suyu temin edilen yer altı suları koruma bölgelerinde bulunmamasına dikkat edildiği vurgulanmıştır. Bununla birlikte depolama alanında oluşan sızıntı sularının drenaj sistemi ile toplanacağı, altyapıda kurulacak geçirimsiz tabaka sayesinde sızıntı suyunun içme, sulama ve kullanma suyuna karışma ihtimalinin söz konusu olmadığı, alanda kayda değer yer altı suyu ve yüzey suyu kaynağının bulunmadığı, bu kapsamda 13,5 metreye kadar sondaj yapıldığı, yer altı suyuna rastlanmadığı ifade edilmiştir. Sonuç olarak İdare tarafından Proje alanının katı atık bertaraf tesis kurulumu için seçilen en iyi yer olduğu ileri sürülmüştür. Öte yandan Mahkeme 1/12/2017 tarihli ara kararıyla Projeye ilişkin jeolojik, hidrojeolojik ve jeoteknik etüt raporlarının onaylı bir örneğinin fiziki ortamda gönderilmesini talep etmiş, anılan raporlar İdare tarafından Mahkemeye sunulmuştur. Mahkeme 17/1/2018 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; Proje alanının yerleşim birimlerine uzaklığı konusunda mevzuatta aranan mesafe şartının sağlandığı, yakın mesafede yer alan ve yapı kullanma izni bulunmayan küçük yapılaşmaların yerleşim yeri olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. Proje alanında oluşacak sızıntı sularının drenaj sistemi ile toplanacağı, faaliyet sahasının kuzeyine yapılacak istinat duvarı ile saha çevresine yapılacak olan drenaj hendeğinin kapasitesinin, aşırı yağışlarda faaliyet sahasında taşkın oluşmasını engelleyecek şekilde yeterli büyüklükte seçileceği vurgulanarak Projenin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için gerekli önlemlerin projede yeterince yer aldığı ifade edilmiştir. Neticede Mahkemece bahse konu "ÇED gerekli değildir." kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Başvurucular tarafından Mahkeme kararına karşı temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Temyiz dilekçesinde başvurucular, ÇED tanıtım dosyasında katı atık miktarı, özellikleri ve analizlerinin sadece Anamur için yapıldığını, diğer ilçelerin hesaplamalara dâhil edilmediğini belirtmiştir. Tesis alanına 750 metre mesafede yer altı ve tarım sulama suyu bulunduğunu, tesisten sızacak çöp suyunun bunlara zarar vereceğini vurgulayan başvurucular, düzenli depolama alanı olarak seçilen yerin de 19,2 hektarlık bir orman alanı olduğunu, Proje nedeniyle 150 bin ağacın kesilmesi gerektiğini, ayrıca yerleşim alanlarından geçecek çöp kamyonlarının da aşırı koku nedeniyle çevresel rahatsızlıklara sebep olacağını ifade etmiştir. Başvurucular bilirkişi ve ek bilirkişi raporuna rağmen davanın reddine karar verildiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. Danıştay (kapatılan) Ondördüncü Dairesi 24/9/2018 tarihinde Mahkeme kararının ve dayandığı gerekçenin hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına karar vermiştir. Nihai karar 15/10/2018 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir. Öte yandan UYAP kayıtlarının incelenmesinden başvurucu Hüsnü KIR'ın başvuru yaptıktan sonra vefat ettiği ve mirasçıların davayı takip etmek için başvurmadığı görülmüştür. 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun “Tanımlar” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Bu Kanunda geçen terimlerden;Çevre: Canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamı,…Çevresel etki değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları,…ifade eder.” 2872 sayılı Kanun'un “Çevresel etki değerlendirilmesi” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “Gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler.Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez.Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.” 25/11/2014 tarihli 29186 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin (ÇED Yönetmeliği) “Çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyası, çevresel etki değerlendirmesi raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlama yükümlülüğü” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler." ÇED Yönetmeliği'nin “Çevresel etki değerlendirmesine tabi projeler” kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Bu Yönetmeliğin;a) Ek-1 listesinde yer alan projelere,b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere,c)Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere,ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." ÇED Yönetmeliği'nin “Seçme, eleme kriterlerine tabi projeler” kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Bu Yönetmeliğin;a) Ek-2 listesinde yer alan projeler,...seçme, eleme kriterlerine tabidir." ÇED Yönetmeliği'nin "Çevresel etki değerlendirmesi gereklidir veya çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Bakanlık, Proje Tanıtım Dosyalarını Ek-4’te yer alan kriterler çerçevesinde inceler ve değerlendirir. ... (2) Bakanlık onbeş iş günü içinde inceleme ve değerlendirmelerini tamamlar. Proje hakkında "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını beş iş günü içinde verir, kararı Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yetkilendirilmiş kurum ve kuruluşlara bildirir. Valilik bu kararı uygun araçlarla halka duyurur...." ÇED Yönetmeliği'nin "Seçme-Eleme Kriterleri Uygulanacak Projeler" başlıklı Ek-2 listesinin maddesinde "İnşaat yıkıntı ve hafriyat atıkları hariç olmak üzere günlük kapasitesi 100 ton’un altında olan atıkların kompostlaştırıldığı ve/veya diğer tekniklerle geri kazanıldığı, yakıldığı (Oksitlenme yoluyla yakma, piroliz, gazlaştırma, plazma vb. termal işlemler), düzenli depolandığı ve/veya nihai bertarafının yapıldığı tesisler," yer almaktadır. Ayrıca ilgili hukuk için bkz. Mehmet Kurt [GK], B. No: 2013/2552, 25/2/2016, §§ 19-31; Ahmet Bilgin ve diğerleri, B. No: 2015/11709, 12/12/2018, §§ 18-