TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/10/2023 NUMARASI : 2021/222 Esas 2023/810 Karar DAVA : İtirazın İptali (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/03/2021 KARAR TARİHİ : 18/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/01/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle …
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/24 Esas 2025/1739 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/24 KARAR NO : 2025/1739 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/10/2023 NUMARASI : 2021/222 Esas 2023/810 Karar DAVA : İtirazın İptali (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/03/2021 KARAR TARİHİ : 18/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/01/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ın maliki, diğer davalının sürücüsü olduğu araç ile müvekkilinin kasko sigorta poliçesi ile teminat altına aldığı aracın trafik kazasına karıştıklarını, sigortalı araçta meydana gelen hasarın müvekkili tarafından ödendiğini, ödenen bedelden davalıların sorumlu olduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız yere itiraz ettiğini belirterek davalıların icra takibine itirazlarının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin aracının tekerinin patlaması sonucu aracı emniyet şeridine çektiklerini, sigortalı aracın araç sürücüsünün emniyet şeridinde duran arabaya arkadan çarptığını, kusurlu olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen kusura yönelik rapor ile Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporlar arasında çelişki olması nedeniyle karayolları fen heyeti tarafından rapor düzenlendiği ve bu raporda çelişkilerin giderildiği ve karayolları fen heyeti tarafından hazırlanan raporun aracın dörtlülerin yanıyor olup olmamasına istinaden değerlendirme hususunun mahkemenin takdirine bırakıldığı, raporlar, tanık beyanları, Sivrihisar Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/9 D.İş sayılı delil tespiti dosyası, delil tespiti dosyasındaki keşif tutanağı, 16/08/2019 tarihli rapor hep birlikte değerlendirildiğinde aracın dörtlülerinin yanıyor iddiasının sadece keşif tutanağında ileri sürüldüğü, başkaca bir yerde bu savunmanın yapılmadığı ancak keşif tutanağı sonucunda düzenlenen raporda açıkça görüleceği üzere kaza anında çekilen fotoğraflarda davalı aracının dörtlü ikaz lambalarının yanmadığının belirtildiği, bu durumun ayrıca makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda da belirtildiği, davalılar tarafından bu hususta beyan dışında başkaca bir delilin dosyaya sunulmadığı, karayolları fen heyeti tarafından düzenlenen raporun A ihtimalinin dikkate alınmasının gerektiği, bu ihtimalde de davalı araç sürücüsü ...'ın %70 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, makine mühendisi tarafından düzenlenen rapor ve aktüer raporlarında davacının zarar miktarının 163.480,00 TL olduğu, %70 kusur oranı da dikkate alınarak 114.436,00 TL zarar miktarından dava dışı sigortanın limit gereği yaptığı 39.000,00 TL'lik ödeme de dikkate alınarak zararın 75.436,00 TL ve ayrıca işlemiş faizinde 12.038,76 TL olmak üzere toplam 87.474,76TL olduğunun bildirildiği, kusur ve zararlar tespit edildikten sonra davalıların bu zarardan sorumlu olup olmadıklarının değerlendirilmesinin gerektiği, bu konuda TTK'nun 1472. maddesine göre zararı ödeyen sigortacının davalılara rücuen tazminat hakkının bulunduğu, ödenecek tazminat miktarının likit, belirli, muayyen olmayıp kusur durumu ve sorumlu olunacak tazminat miktarının belirlenmesinin yargılama ve bilirkişi incelemesi yapılmasını gerektirdiğinden icra inkar tazminat talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların icra takip dosyasına yapılan itirazının kısmen iptaline, takibin 75.436,00 TL asıl alacak, 12.038,76 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 87.474,76 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kaza tespit tutanağında müvekkili şirket nezdinde sigortalı araca herhangi bir kusur atfı yapılmadığını, reddedilen kısma ilişkin değerlendirmeler, gerekçeler ve hükme esas alınan bilirkişi raporu hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınmış olan raporlara ayrıntılı olarak itiraz edildiğini, itirazların detaylı bir şekilde gerekçelendirildiği halde varsayımsal tespitlerde ısrarcı olunduğunu, bir çok vasıta ile tespit edilmiş kusur durumunun değiştirildiğini, müvekkil sigorta şirketi nezdinde sigortalı aracın kaza anındaki hızı yalnızca 78 km/s olduğunun içerisindeki delillerle ve olay yerinde yapılan keşif ardından tanzim edilen bilirkişi raporu ile de ortaya konduğunu, müvekkili şirket nezdinde sigortalı aracın kaza anındaki hızının yasal sınırın dahi altında bulunduğunu, kaza esnasında olay mahallinde olan davalı taraf tanığının beyanında yer aldığı üzere kaza esnasında taşıt trafiğinin az olduğunu, kaza tespit tutanağına göre hava koşullarında herhangi bir olumsuzluk bulunmadığını, kazanın meydana geldiği yerin yerleşim yerlerinden uzak olduğunu, bu somut duruma rağmen hükme esas alınan raporda hiç bir gerekçe taşımayan varsayımsal bir kabul neticesinde sigortalı araca kusur atfedildiğini, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı gibi hüküm kurmaya da elverişli olmadığını, kazanın oluşumuna sebebiyet veren davalı aracının hiç bir güvenlik tedbiri alınmadan ve uyarı için tüm araçlara konulan dörtlü lambalarını dahi yakmadan, gece karanlığında sağ şeridi işgal eder biçimdeki duraklaması olduğunu, dosyada yer alan kaza yerine ait fotoğraflarda da görüldüğü üzere kazanın meydan geldiği yerin rampa şeklinde olduğunu, sigortalısı aracın oldukça düşük bir hızda seyrediyor olmasına rağmen yolun rampa yapısı nedeniyle yol kenarında duraklamış vaziyetteki aracı son anda fark ettiğini, aracın sağ şeridi kapatır biçimde duraklamış olması ve sağ şeritte hiç bir güvenlik tedbiri alınmamış olmasının da sigortalısı araç sürücüsünün durumu fark etmesini engellediğini, hamle şansını ortadan kaldırdığını, sigortalı aracın ağırlığı, hareket kabiliyetindeki zayıflık ve yolun rampa vaziyeti bir arada değerlendirildiğinde hamle şansının ne denli azaldığı ve kazanın kaçınılmaz hale geldiğinin açıkça görüleceğini, çarpma ve araçların kaza sonrasında aldıkları vaziyet değerlendiriliğinde sigortalı aracın direksiyonu kırdığı ancak buna rağmen çarpışmaya engel olamadığını, nitekim yol ve trafik durumu ile gece ve gündüz oluşuna göre nizami park ve kuyruk ışıklarının yakılması gerektiğine ve ışık yakılması halinde dahi 150 metre mesafeden diğer araç sürücüleri tarafından açıkça görülebilecek şekilde kırmızı yansıtıcı tabela ya da kırmızı ışıklı cihaz konulması mecburiyeti tamda bu ve benzeri durumlar için getirildiğini, davalı araç sürücüsünün aracı emniyet şeridine tamamen yanaştırmamasının dahi tek başına çok büyük bir ihmalken böylesine uç değerlendirmeler yapılmasının kabul edilebilir olmadığını, tanığın "yolun tenha olduğunu beyan eden tanık araçta lastik patladığında gerekli olacak ekipmanların dahi bulunmadığını" beyan ettiğini, ancak tüm bunlara rağmen sigortalı araca kusur atfedildiğini, raporda %30 oranına nasıl ulaşıldığının izah edilmediğini, tüm itirazlarına ve dosyada oluşan çelişkili kusur durumuna rağmen itirazlarını karşılar nitelikte ve denetime elverişli bir rapor aldırılmadan doğrudan hesap bilirkişisinden rapor aldırıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, gerek dava dilekçesinde gerek yargılama esnasında, müvekkiline ait aracın kaza esnasında dörtlü ikaz lambalarının yanmadığını beyan ve iddia etmediğini, İddia etmediği gibi bu durumu ispata yarar herhangi bir delil de sunamadığını, tanıklarının ifadesinde, davacı şirket nezdinde sigortalı aracın şoförü ile yapmış olduğu konuşmasında dava dışı şoförün neden hızlı geldiğini sorduğu, dava dışı sürücünün uykusuz olduğunu bir önceki dinlenme yerinde dinlenemediğini, söz konusu zararın ise kaskodan karşılanacağını beyan ettiğini söylediğini, keşif esnasında alınan beyanlarda müvekkilinin dörtlü ikaz lambalarının yandığını söylediklerini, bu hususun zapta geçtiğini, davacının kaza yapan şoförünün keşif esnasında alınan beyanlarında da şoförün, kaza sırasında aracın ön ve arka lambalarının yandığını beyan ettiğini, bu beyanların keşif sırasında zapta geçtiğini, davacının kaza yapan şoförünün iddia ettiği arka lambaların dörtlü ikaz lambaları olduğunu, yanan lambaların normal far olduğunu iddia etmenin hayatın olağan akışına aykırı bulunduğuna ilişkin adli tıp raporuna itiraz ettiklerini, adli tıp kurumu raporu doğrultusunda dörtlü ikaz lambalarının yanıp yanmadığı hususunu çelişkili yahut belirsiz olarak görülmesi halinde HMK'nun 31. maddesi uyarınca maddi gerçeğin bulunabilmesi maksadıyla daha önce dinlenen tanıklarının bu hususta tekrar dinlenilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, bu talepleri hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmediğini, kaza esnasında keşif zaptında alınan beyanlarda müvekkilinin aracının dörtlü ikaz lambalarının yandığı, ayrıca dava dışı sigortalı araç sürücüsünün iddia ettiği arka lambalarrı dörtlü ikaz lambaları olduğunu, dosya kapsamındaki çelişkili raporlara yapılan itirazların göz ardı edilerek üstelik yeniden dinletmek istedikleri tanıkları hakkında herhangi bir karar verilmeden talepleri göz ardı edilerek hüküm kurulduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Kaza tespit tutanağı, ekspertiz raporu, Eskişehir 6. İcra Müdürlüğü'nün 2020/7395 sayılı icra takip dosyası sureti, kasko sigorta poliçesi, hasarlı araç fotoğrafları, yargılama aşamasında makine mühendisi ve sigorta uzmanı bilirkişi heyetinden alınan 23/02/2022 tarihli birinci rapor, İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 18/05/2022 tarihli rapor, trafik teknik elemanı, makine mühendisi, trafik teknik elemanından alınan 19/09/2022 tarihli ikinci rapor, aktüer bilirkişiden alınan 05/03/2023 tarihli rapor, Sivrihisar Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/9 D. İş sayılı dosyasında yapılan tespit tutanağı, anılan dosyada trafik uzmanı bilirkişiden alınan 22/08/2019 tarihli birinci tespit raporu ile ziraat mühendisinden alınan 20/08/2019 tarihli ikinci tespit raporu, mutabakatname, araç satış sözleşmesi, ödeme dekontları, sigortalı araç ruhsatı, 16/08/2019 tarihli kolluk tutanağı dosya içerisinde yer almaktadır. Davalı tanıkları ..., ..., ... talimat yoluyla dinlenmiştir. Dava konusu Eskişehir 6. İcra Müdürlüğü'nün 2020/7395 sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine toplam 147.430,00 TL'nin tahsili talebiyle icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlulara tebliğ edildiği, davalıların 7 günlük itiraz süresi içerisinde takibe konu borca itiraz ettiği, itirazın iptali talebiyle açılan davanın itirazın davacı alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir. Yargılama aşamasında makine mühendisi ve sigorta uzmanı bilirkişi heyetinden alınan birinci raporda, davalı araç sürücüsünün %30, sigortalı araç sürücüsünün %70 kusurlu olduğu, sigortalı araçta 163.480,00 TL hasar oluştuğu, aracın pert olduğu, davacının hasar bedelini sigortalısına ödediği, davalının kusuruna 49.044,00 TL isabet ettiği, davalı aracının ZMMS şirketi tarafından davacıya 39.000,00 TL ödendiği, davacının bakiye zararının 10.044,00 TL olduğu tespit edilmiştir. İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda, trafik kazası sırasında davalının aracının dörtlü ikaz lambası yanmıyorsa sigortalı araç sürücüsünün tali ve %30 oranında, davalı araç sürücüsünün ise asli ve %70 oranında kusurlu olduğu, trafik kazası sırasında davalının aracının dörtlü ikaz lambası yanıyorsa sigortalı araç sürücüsünün asli ve %100 oranında, davalı araç sürücüsünün ise kusurunun bulunmadığı yönünde kanaat bildirilmiştir. Trafik teknik elemanı, makine mühendisi, trafik teknik elemanından alınan ikinci raporda, trafik kazası sırasında davalının aracının dörtlü ikaz lambası yanmıyorsa sigortalı araç sürücüsünün %30 oranında, davalı araç sürücüsünün ise %70 oranında kusurlu olduğu, trafik kazası sırasında davalının aracının dörtlü ikaz lambası yanıyorsa sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında, davalı araç sürücüsünün ise %25 oranında kusurunun bulunduğu tespit edilmiştir. Aktüer bilirkişiden alınan 05/03/2023 tarihli raporda, meydana gelen kazada davalı araç sürücüsünün %70, sigortalı araç sürücüsünün ise %30 kusurlu bulunması halinde davacının alacağının 75.436,00 TL ile ödeme tarihiyle takip tarihi arasında işlemiş 12.038,76 TL avans faizi olduğu, davalı araç sürücüsünün %25, sigortalı araç sürücüsünün ise %75 kusurlu bulunması halinde davacının alacağının 1.870,00 TL ile ödeme tarihiyle takip tarihi arasında işlemiş 293,64 TL avans faizi olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. Sivrihisar Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/9 D. İş sayılı dosyasında yapılan tespit tutanağından, tespit isteyen davalı ... ile sigortalı araç sürücüsü ... hazır olduğu, trafik bilirkişinin sigortalı aracın hız göstergelerinin 78 km'yi gösterdiğini beyan ettiği, sigortalı araç sürücüsünün davalı aracın arka lambaları ve ön farları yandığı için aracı gidiyor sandığını, araba gitmediği için mesafenin daraldığını, direksiyonu sol yaparak kullandığı aracın sağ kısmıyla davalının aracına çarptığını, fren izinin olmadığını, hızının 78 km olduğunu, davalı araç önlem almadığı için bunu fark etmediğini, aracı hareket halinde sandığını beyan ettiği, tespit isteyen davalı ...'ın ise, aracının dörtlülerinin yandığını, karşı tarafın aracına vurduğunda aracının altında kalmamak için şarampole atladığında elinde reflektör bulunduğunu, onunla atladığını, reflektörü koymasına fırsat kalmadığını, karşı tarafın aracına vurduğunu beyan ettiğinin tutanağa bağlandığı, ekinde yer alan fotoğraflarda davalı aracında reflektör takılmadığı, ikaz dörtlülerinin yakılmadığının fotoğraflar üzerinde yazılı bulunduğu görülmüştür. Alınan trafik uzmanı bilirkişi birinci tespit raporunda, sigortalı araç sürücüsünün kazada kusurunun bulunmadığı, davalı araç sürücüsü ...'ın asli kusurlu olduğu, sigortalı aracın hız göstergesinin 78 km'de takılı kaldığı, %10 toleransla 82,5 km/h yasal sınırının altında olduğu, davalı aracının araç kasası arkasında olması gereken reflektörlerin bulunmadığı, kaza anındaki çekilen fotoğraflarda davalı aracının dörtlülerinin yanmadığı, takograf çıktısına göre sigortalı aracın hızının 78 km/s olduğu tespit edilmiştir. Tespit dosyasında ziraat mühendisinden alınan ikinci tespit raporunda, davalı aracında 10 adet kovan ve 70 adet ballı çerçevenin zarar gördüğü, kazaya karışan araçların olay mahallinde bulunduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. Dava dışı sigortalının imzasının yer aldığı mutabakatnamede, aracın rayiç değerinin 244.000,00 TL, sovtajının 80.520,00 TL olduğu yazılıdır. Araç satış sözleşmesinden, sigortalı araç sovtajının 80.520,00 TL'ye satıldığı anlaşılmıştır. Davacı yan kasko sigortalı aracın trafikte seyir halinde bulunduğu sırada davalı ...' maliki, diğer davalının sürücüsü olduğu araç ile karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, sigortalıya ödenen bedelden kazada kusurlu olan davalıların sorumlu bulunduğunu, davalı aracının ZMMS şirketi tarafından yapılan ödeme mahsup edildikten sonra kalan bakiye alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine davalının itirazının haksız olduğunu iddia etmiş, davalı ise olayda kusurunun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının kasko sigortacısı olduğu aracın trafikte seyir halinde bulunduğu sırada karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığı, davacı tarafından hasar bedelinin sigortalıya ödendiği, davacının sigortalısına ödediği hasar bedelinden davalının aracının ZMMS şirketi tarafından ödenen bedel mahsup edildikten sonra bakiye bedelin rücuen tahsili için icra takibi başlattığı, davalıların icra takibine itiraz ettiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. İstinaf itirazları kapsamında uyuşmazlık, meydana gelen trafik kazasında davalı araç sürücüsünün kusurunun bulunup bulunmadığı, sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Taraf vekillerinin istinaf itirazları kusura yöneliktir. Kasko sigorta poliçesi kapsamında, sigortalısına hasar nedeniyle ödeme yapan davacının TTK'nun 1472. maddesi uyarınca halefiyet ilkesine dayalı olarak hasarın oluşmasında kusurlu olan taraflara rücu etme hak ve yetkisi bulunmaktadır. Bir başka anlatımla davacının ödediği bedeli davalılardan talep etmesi, ancak davalı araç sürücüsünün meydana gelen trafik kazasında kusurlu olması halinde mümkündür. Dosya içerisinde yer alan tanık anlatımları, araç sürücülerinin beyanlarından davalı aracının lastiği patlak ve sağ bankette bulunduğu sırada sigortalı aracın arkadan davalı aracına çarpması sonucu işbu dava konusu trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır. Yargılama aşamasında alınan birinci bilirkişi raporunda, kazada sigortalı araç sürücüsünün %70 oranında kusurlu olduğu, davalı araç sürücüsünün ise %30 oranında kusurunun bulunduğu, ATK'dan alınan raporda, terditli görüş bildirilerek davalının aracının dörtlü ikaz lambası yanmıyorsa sigortalı araç sürücüsünün %30 oranında, davalı araç sürücüsünün ise %70 oranında kusurlu olduğu, trafik kazası sırasında davalının aracının dörtlü ikaz lambası yanıyorsa sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında, davalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu tespit edilmiştir. Birinci bilirkişi raporu ile ATK raporunun çelişmesi üzerine mahkemece alınan ikinci bilirkişi raporunda terditli görüş bildirilerek davalının aracının dörtlü ikaz lambası yanmıyorsa sigortalı araç sürücüsünün %30 oranında, davalı araç sürücüsünün ise %70 oranında kusurlu olduğu, trafik kazası sırasında davalının aracının dörtlü ikaz lambası yanıyorsa sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında, davalı araç sürücüsünün ise %25 oranında kusurunun bulunduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. Dava konusu trafik kazası meydana geldikten sonra davalı araç sürücüsü tarafından, henüz kazaya karışan araçlar olay yerinde bulunduğu sırada Sivrihisar Sulh Hukuk Mahkemesinden tespit talebinde bulunmuştur. Anılan talep üzerine 2019/9 D. İş sayılı tespit dosyasında mahallinde yapılan tespit ile alınan tespit raporunda, sigortalı aracın hızının yasal sınırın altında olduğu, davalı aracının kasa arkasında bulunması gereken reflektörlerinin olmadığı, kaza anındaki çekilen fotoğrafların da dörtlülerinin yanmadığı tespit edilmiştir. Davalı aracının dörtlü lambalarının yandığını, sadece davalı araç sürücüsü tarafından olaydan sonraki yaptırılan tespit sırasında alınan beyanlarında ileri sürülmüştür. Sigortalı araç sürücüsü ise tespit sırasındaki beyanında aracın lambalarının yandığını, o nedenle hareket halinde olduğunu sandığını beyan etmiştir. Anılan beyanda davalının aracın dörtlü lambalarının yandığına ilişkin davalı anlatımını doğrulayan bir beyan bulunmamaktadır. Yapılan tespit sırasında davalı aracının dörtlülerinin yanmadığı, kamyonet arkasında reflektörün takılı olmadığı da açıkça tespit edildiği gibi, sigortalı aracın hızının yasal sınırın altında olduğu da tespit edilmiştir. Dinlenen tanık anlatımlarında da, davalı aracının dörtlü lambalarının yandığına ilişkin açık bir anlatım bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına hasar nedeniyle ödeme yapan davacının TTK'nun 1472. maddesi uyarınca halefiyet ilkesine dayalı olarak hasarın oluşmasında kusurlu olan taraflara rücu etme hak ve yetkisi bulunduğu, davalı aracının yolun kenarında lastiğinin patlak olması nedeniyle beklediği sırada dörtlü lambalarının yanmadığı, davalının aracının dörtlü lambalarının yandığına ilişkin savunmasını ispatlayamadığı, birinci bilirkişi raporu ile ATK raporu arasındaki çelişkiyi giderecek niteliğe sahip ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli ikinci bilirkişi heyeti raporu ile davalının aracının dörtlü lambalarının yanmadığının kabul edilmesi halinde davalının %70, sigortalı araç sürücüsünün %30 kusurlu olduğunun tespit edildiği, bu raporun dosya içerisinde yer alan deliller ile uyumlu bulunduğu, davacının sigortalısına ödediği hasar bedelinden davalı araç sürücüsünün kusuruna isabet eden miktarın davalılardan rücuen tazminini talep edebileceği gözetilerek kusur yönünden yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalıdan alınması gerekli olan 5.975,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.494,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.481,4 TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/12/2025 Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ...