Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 04.06.2012-03.02.2017 tarihleri arasında İsrail'de bulunan davalı Şirketin yaptığı inşaatlarda kalıpçı olarak "İsrail İş Sözleşmesi" adı altında düzenlenen iş sözleşmesi kapsamında çalıştığını, davacıdan diğer tüm işçilerle birlikte işe girerken vadesi ve bedeli boş bırakılan, alacaklısının davalı Şirket, borçlusu davacı işçi olan teminat senedi alındığını, iş sözleşmesi feshedildiğinde bu senedin kendisine iade edilmediğini, boş senetten kaynaklı ol
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 04.06.2012-03.02.2017 tarihleri arasında İsrail'de bulunan davalı Şirketin yaptığı inşaatlarda kalıpçı olarak "İsrail İş Sözleşmesi" adı altında düzenlenen iş sözleşmesi kapsamında çalıştığını, davacıdan diğer tüm işçilerle birlikte işe girerken vadesi ve bedeli boş bırakılan, alacaklısının davalı Şirket, borçlusu davacı işçi olan teminat senedi alındığını, iş sözleşmesi feshedildiğinde bu senedin kendisine iade edilmediğini, boş senetten kaynaklı olarak müvekkilinin davalı Şirkete herhangi bir borcu olmadığını, davacının ödenmeyen alacaklarının bulunduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile iş sözleşmesinin 11. maddesine aykırılık nedeniyle davacının uğradığı zarar, İsrail Hükümetinden haksız olarak davacı adına tahsil edilen ve ödenmeyen sosyal güvenlik keseneklerinden kaynaklanan alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini ve davalının elinde bulunan boş senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile senet aslının davacıya iadesine karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davaya konu alacak taleplerinin hesabı ile vekâlet ücretine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut uyuşmazlıkta, bozma öncesi davalının temyizi miktardan reddedilmiş ve davacı temyizi üzerine yapılan incelemede Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş; Dairemiz bozma kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak yargılama yapılmıştır. Bozma kararının davacının temyizi üzerine verildiği dikkate alındığında; Bölge Adliye Mahkemesince Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 2/4 hükmüne göre sadece davacı lehine istinaf duruşma vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken davalı lehine de vekâlet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.