T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N K A R A R I N K A L D I R I L M A S I) ESAS NO : 2021/275 KARAR NO : 2026/77 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 01.12.2020 E…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N K A R A R I N K A L D I R I L M A S I) ESAS NO : 2021/275 KARAR NO : 2026/77 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 01.12.2020 ESAS-KARAR NUMARASI : 2020/389 E., 2020/687 K. DAVA : Genel Kurul Kararının İptali KARAR TARİHİ : 22.01.2026 YAZIM TARİHİ : 23.01.2026 Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Müvekkilinin 21.08.2003 tarihinden beri davalı kooperatifin üyesi olduğunu, 09.08.2020 tarihli genel kurulda alınan kararların her birinin kanuna, dürüstlük, iyiniyet kurallarına, ana sözleşmeye aykırı olması sebebiyle tamamının kesin hükümsüzlüğünün tespiti ile iptaline karar verilmesi gerektiğini, ayrıca tek başına iptal sebebi teşkil eden kararlar alındığını, yönetim kurulunun, denetleme raporu olumlu olmasına rağmen herhangi bir somut gerekçe belirtilmeksizin yönetim kurulunun ibra edilmemesinin, müvekkilinin kişisel haklarının ihlaline sebebiyet verdiğini ve manevi tazminat hakkının doğduğunu, davacının kişisel haklarına ve hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen iş bu saldırı sebebiyle derin acı ve ızdırap duyduğunu, kanunen aktif fazlası gayrimenkullerin elden çıkarılması işlemlerinin tasfiye memurluğunun sorumluluğuna tabi olmasına rağmen, genel kurulun müdahalesinin yasalara aykırı olduğunu, 09.08.2020 günü gerçekleşen genel kurul toplantısında alınan hukuka, hakkaniyete ve emredici kurallara aykırı kararlara karşı müvekkili tarafından her safhada gerekli şerhlerin konulduğunu iddia ederek, 09.08.2020 günlü genel kurul kararlarının kesin hükümsüzlüğünün tespiti ile iptaline, aksi kanaatte olunması halinde ise, dava konusu genel kurul kararının madde 4-5-6 olarak belirtilen kararın "yönetim kurulunun ibra edilmemesine" ilişkin kısmının, madde 11 olarak belirtilen "... Parselde bulunan 2088 metrekare Teshin Merkezi,... Parselde bulunan 530 metrekare Çarşı, ... parselde bulunan 1680 metrekare Okul Arsasının Satışı için müzakere yapıldı. Yapılan müzakere sonucunda satışın yapılmamasına" ilişkin kısmının kesin hüümsüzlüğünün tespiti ile iptaline, müvekkilinin hükmen ibrasına, gerekçesiz ibra etmeme kararı nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu manevi zararının tazmini ile 5.000 TL manevi tazminat bedelinin, dava konusu genel kurul kararının alınmış olduğu 09.08.2020 tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek faiz işletilerek davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili özetle: Müvekkili kooperatifin bir konut yapı kooperatifi olduğunu, inşaat işleri bittikten sonra çekilen kuralar sonunda dairelerin kooperatif ortaklarının bireysel mülkiyetine intikal ettiğini, ancak site içinde kooperatif adına kayıtlı taşınmazların olması nedeniyle tasfiye işlemlerine girişilmediğini, bireysel mülkiyete geçildikten sonra site yönetiminin de oluşturulduğunu, bu nedenle ikili bir yapı ortaya çıktığını, bu yapılardan birisinin müvekkili Tasfiye Halinde S. S. ... Konut Yapı Kooperatifi, diğerinin ise Ümitköy Sitesi Kat Malikleri Yönetimi olduğunu, aradan geçen uzun yıllar boyunca bu ikili yapıda meydana gelebilecek çift başlılığı önlemek için her iki yapının yönetim kurulunun aynı kişilerden oluşturulduğunu, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların doğru olmadığını, davacının da içinde bulunduğu önceki yönetim kurulunun, ... ve ...’in tasfiye memuru olarak seçilmeleri önerisinin yapılan oylamada oy çokluğu ile reddedildiğini, daha sonra da gündemin 13. maddesinin oylanarak yönetim kurulunun oy çokluğu ile seçildiğini, 09.08.2020 tarihinde yapılan genel kurulda yönetim kurulu ile birlikte denetim kurulunun da oy çokluğu ile ibra edilmediğini, her iki denetim kurulu üyesinin de genel kurulda hazır bulunmadığını, ayrıca denetim kurulu iki üyeden oluşmasına rağmen denetim kurulu raporunun yalnızca bir üye tarafından imzalandığını, davacının da içinde bulunduğu yönetim kurulunun, kooperatifin aktifinde bulunan sabit kıymetlerin korunması için zorunlu olan bakım ve onarımlarını yaptırmadıklarının belgeler ile sabit olduğunu, davacının, gerçek dışı iddialarla, yönetim kurulu üyesi ve ortağı olduğu müvekkili kooperatife karşı ortaklık ile bağdaşmayacak girişimlerde bulunmaktan çekinmediğini, diğer iki yönetim kurulu üyesinin de davacının, müvekkili kooperatifin zararına bu girişimlerine engel olmak için girişimde bulunmadıklarını, ibra edilmeyen yönetim kurulunun, davalı müvekkili kooperatifin mülkiyetinde bulunan ve bilançosunun aktifinde yer alan kooperatif ortaklarının ısınması için yasal zorunluluğu bulunan ısı merkezinin satılmasını, tasfiyeyi gerekçe göstererek kooperatif genel kurulunun gündemine koymasının da kooperatifin ve üyelerinin aleyhine bir girişim olduğunun açıkça görüldüğünü, yönetim kurulunun, tasfiye nedeniyle ısı merkezinin satışını gündeme koyması yerine kooperatifin mülkiyetinde bulunan ısı merkezinin, üyelere devri yoluyla tasfiyesini gündeme koymasının gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "...Yukarıda belirtilen yasal mevzuat hükümleri doğrultusunda gerçekleşen somut olay değerlendirildiğinde; Dava dilekçesi içeriğine göre; davacı, manevî tazminat istemektedir. Eldeki dava, 7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı TTK'na eklenen 5/A maddesinin yürürlük tarihi olan 01/01/2019 tarihinden sonra açılmış olduğu ve davacı vekilinin 25/08/2020 tarihli dilekçesinden, dava açılmadan önce 'manevî tazminat' istemi yönünden arabuluculuğa başvurulmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin, manevî tazminata ilişkin zorunlu arabulucuğu başvurulması zorunluluğu bulunmadığına ilişkin düşüncesi yerinde görülmemiştir. Bu sebeple, HMK 114/2 maddesi yollaması, TTK'nun 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi gereğince HMK'nın 114/2 ve 115 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Genel kurul kararlarının iptaline ilişkin taleplerin zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığını, bu nedenle manevi tazminat talebi yönünden de arabuluculuğa başvuru şartının aranamayacağını, Yargıtay'ın emsal kararlarında, davaların yığılması hâlinde arabuluculuk dava şartının aranamayacağının açıkça vurgulandığını, manevi tazminat talebinin usulden reddedilmesiyle birlikte dava dosyasının tefrik edilmesinin, yargılamanın bütünlüğünü bozduğunu, usul ekonomisine aykırılık teşkil ettiğini ve davacının hak arama özgürlüğünü kısıtladığını, usul ve yasaya aykırı şekilde verilen ret kararı nedeniyle yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasının ve davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete, silahların eşitliği ilkesine ve adil yargılanma hakkına aykırı olduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, manevi zararının tazmini istemine ilişkindir. Dosyanın tetkikinde; Dava başlangıçta, kooperatif genel kurulu kararının iptali ile manevi tazminat istemine ilişkin açılmış, Mahkemece yargılama sırasında manevi tazminat istemi yönünden dosya tefrik edilerek ayrı esas üzerinden devam edilmiştir. HMK'nun 110. Maddesinde davaların yığılması başlığı ile " Davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürülebilir... " düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta da davaların yığılması söz konusu olup, davacı genel kurul kararının iptali ile ibra edilmeme yönünde alınan karar nedeniyle uğradığı manevi zarar nedeniyle manevi tazminat talebinde de bulunmuştur. Konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin manevi tazminat talebi arabuluculuğa tabi ise de genel kurul kararının iptali istemi konusu bir miktar paranın ödenmesi olan bir alacak ya da tazminat davası olmadığından arabuluculuğa tabi değildir. Başlangıçta birlikte açılan davaların Mahkemece tefrik edilmesi neticesinde davanın esası hakkında inceleme yapılıp bir karar verilmesi gerekirken arabuluculuk dava şartı noksanlığı nedeniyle yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Buna göre Dairemizce, HMK'nın 353/(1)-a.4. maddesi uyarınca, kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. Kararın kaldırılması nedenine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.a.4 gereğince kabulü ile: Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/389 E., 2020/687 K. sayılı 01.12.2020 tarihli kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-) Peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde iadesine, 3-) Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine, 4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 353/1.a ve 362/1.g gereğince kesin olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 23.01.2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...