7. Hukuk Dairesi 2024/990 E. , 2024/1989 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/80 E., 2023/312 K. DAVA TARİHİ : 23.09.2014 KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında görülen tahsis kararına dayalı tapu iptal ve tescil davasında verilen davanın reddi kararı hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kab…
**7. Hukuk Dairesi 2024/990 E. , 2024/1989 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/80 E., 2023/312 K. DAVA TARİHİ : 23.09.2014 KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında görülen tahsis kararına dayalı tapu iptal ve tescil davasında verilen davanın reddi kararı hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; ... Merkez ... Mahallesi, 680 ada 45 parsel sayılı taşınmazın 12/07/1966 tarihinde 436 sayılı kararı ile ... Belediyesi tarafından muris...'e tahsis edildiğini, taşınmaz üzerinde konut olarak kullanılan binalar olduğunu, emlak vergisinin de ödendiğini, arsa bedelinin ödendiğine dair makbuzun ibraz edilmediği gerekçesi ile tapu tescilinin müvekkilleri adına yapılmadığını ileri sürerek, taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile veraset ilamındaki payları oranında davacılar adına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, belediyelerde taşınmaz mal satımına karar verme yetkisinin Belediye Kanunu'nun 18/e maddesine göre belediye meclisinde olduğunu, bu yönde alınacak meclis kararını uygulama yetkisinin belediye encümeninde olduğunu, uygulamada satış konusunda encümen kararı alınan bir gayrimenkulün satış bedelinin satın alan kişi tarafından makbuz karşılığı idareye yatırıldığını, bundan sonra idarenin tapuda devir işlemini yaptığını, bazen taşınmaz satın alan kişilerin encümen kararına rağmen satış bedelini bilerek ya da bilmeyerek idareye yatırmadıklarını, bu durumda tescil işleminin yapılmadığını, davacıların ne satışa ilişkin encümen kararını ne de satış bedelini ödediklerine ilişkin makbuzu dosyaya ibraz edemediklerini, davacının iddiasını ispat etmek zorunda olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI: Mahkemenin 31.03.2016 tarihli ve 2014/58 Esas, 2016/146 Karar sayılı kararıyla; kararlaştırılan satım bedeline ilişkin makbuzun dosyaya ibraz edilemediği, davacıların ödeme iddiasını ispat edemedikleri, belediyeden yapılan sorgulamada da ödemeye ilişkin herhangi bir kayıt ve belgeye ulaşılamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 31.03.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 23.09.2020 tarihli ve 2016/16763 Esas, 2020/5315 Karar sayılı ilamında "1966 yılında yapılan satış nedeniyle satış bedeline ilişkin makbuzların bugüne kadar davacı tarafından saklanmasını beklemenin davacıya yüklenecek ağır bir yük niteliğinde olduğu, söz konusu makbuzların davalı ...'de bulunmamasının da davacılar aleyhine yorumlanamayacağı, satış tarihinden itibaren taşınmazın davacıların murisi... ve ölümünden sonra da mirasçıları olan davacılar tarafından kullanıldığı, üzerinde muris tarafından 1970'li yıllarda yapılmış yapı bulunduğu, elektrik ve su aboneliklerinin yapıldığı, emlak vergilerinin ödendiği, kayıt maliki olan Belediye tarafından dava tarihine kadar her hangi bir uyuşmazlık çıkarılmadığı, satış bedelinin davacıların murisi tarafından ödendiğinin kabulünde zorunluluk bulunduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkeme, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; encümen kararı tarihindeki yürürlükte bulunan 1580 sayılı Belediye Kanununa göre de taşınmaz mal alım satım yetkisinin belediye meclisinde olduğunu, encümen kararının taşınmaz satış vaadi olduğu varsayılırsa resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğunu, ispatlamak şartıyla bedel için sebepsiz zenginleşme davası açılabileceğini, davacıların satışa ilişkin encümen kararı ve ödeme makbuzlarını dosyaya delil olarak ibraz edemediklerini, bedeli ödemiş olsa makbuz sunup daha önce tescil talep edebilecekken 40-50 sene sonra dava açılmasının düşündürücü olduğunu, geçen zamanın belediye aleyhine yorumlanamayacağını, belediyenin haberi bile olsa tahliye davası açıp hakkını kullanmamış olabileceğini, kararda hukuka aykırı şekilde nisbi harç ve davacı lehine nisbi vekalet ücretine hükmedildiğini, bozma öncesi kararda maktu harç ve maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olması durumunun bozma nedeni sayılmadığını, bozma sonrası da maktu belirleme yapılması gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Taraflar arasındaki uyuşmazlık, tahsis kararına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.