(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/921 E. , 2006/2725 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23.5.2002 gününde verilen dilekçe ile kira tespiti istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 5.10.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüld
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/921 E. , 2006/2725 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23.5.2002 gününde verilen dilekçe ile kira tespiti istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 5.10.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, davalı ile aralarındaki 1.5.1998 tarihli kira sözleşmesinin 4 yıl için düzenlendiğini, sözleşmedeki sürenin uzatılmayacağını kiracıya 29.1.2002 tarihli ihtarname ile bildirdiklerini ileri sürerek tahliye davası açma hakları saklı kalmak koşuluyla kira bedelinin tespiti isteğinde bulunmuştur. Davalı davanın reddini savunmuş, mahkemece, kira bedeli 1.5. 2002 tarihinden itibaren aylık 9000 Euro olarak belirlenmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Borçlar Kanunun 270 ve devamı maddelerinde düzenlenen hasılat kira sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı, kira döneminin bittiği tarihten sonraki dönem için kira bedelinin tespiti isteminde bulunmaktadır. Borçlar Kanunu’nun 285. maddesi uyarınca hasılat kira sözleşmesinde taraflar bir süre öngörmüş ise bu sürenin sona ermesi ile birlikte kira ilişkisi sona erer. Kira süresi bitmesine rağmen taraflar yeni bir sözleşme ile kira süresini uzatmamışlar ise artık, kiracının taşınmazı kullanmaya devam etmesi yasal bir kira ilişkisi bulunmadığından haksız işgal oluşturur ve haksız olarak taşınmazı kullandığı süre için kiraya verenin haksız işgal tazminatı istemesi olanağı doğar. Kira döneminin bitmesinden sonraki dönem için kira bedelinin tespiti istenmesi olanağı bulunmamaktadır.. Bir davada olayları anlatmak tarafların hukuki nitelemeyi yapmak ise mahkemenin görevidir. Davacı, kira döneminin bittiğini bildirerek, bitiş tarihinden sonraki dönem için kira bedeli tespitini istediğini bildirmiştir. Sürenin bittiği belirtilerek eldeki dava açıldığına, sözleşme içeriğinden bu sürenin 30.4.2002 tarihinde tahliye davası açılacağının da bildirildiğine ve yargılama aşamasında açılan tahliye davası sonucu davalının taşınmazdan tahliyesi de sağlandığına, davacının davalının kiracılık sıfatını tanımadığı, kira süresinin de bittiği, olayların açıklanan bu şekli ile davalı taşınmazda haksız işgalci konumunda olduğuna göre, mahkemece davanın haksız işgal bedelinin tespiti olarak nitelendirilerek sonuca gidilmesi gerekirdi. Açıklanan tüm bu hususların gözetilmemesi doğru görülmemiştir. Kabule göre de; kira sözleşmeleri düzenlenirken sözleşme özgürlüğü ilkeleri uyarınca kira bedelinin yabancı para üzerinden belirlenebilmesi olanaklıdır(BK.m.83) Ancak, kira döneminin bitiminden sonra yeni kira dönemi için hükmen kira bedeli tespiti istendiğinde, kiracının onayı olmadığı sürece kira bedelini mahkeme memleket parası üzerinden belirlemelidir (18.11.1964 tarihli 2/4 sayılı İBK). Mahkemece, dava yanlış nitelendirilerek kira parası tespiti şeklinde hüküm kurulurken davalının bu tespite karşı çıkması olgusu karşısında yabancı para değeri üzerinden hüküm tesisi de ayrıca doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarını kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine , 10.3.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.