12. Hukuk Dairesi 2013/25107 E. , 2013/34802 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bakırköy 5. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 16/05/2013 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: İİK.nun 4949 Sayılı Kanu
**12. Hukuk Dairesi 2013/25107 E. , 2013/34802 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Bakırköy 5. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 16/05/2013 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: İİK.nun 4949 Sayılı Kanunla değiştirilen 363/1.maddesinin son cümlesindeki kesinlik sınırının aynı kanunun ek 1.maddesinin 1.fıkrası uyarınca 01.01.2013 tarihinden itibaren artırılan miktarı dikkate alındığında uyuşmazlık konusu değerin 5.240,00 TL.yi geçmediği anlaşıldığından mahkeme kararının temyiz kabiliyeti yoktur. Temyiz dilekçesinin (REDDİNE), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/11/2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi. Üye 'nun karşı oy yazısı: 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ''Görevin Belirlenmesi ve Niteliği'' başlıklı 1.maddesinde ''Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.'' denildiği, aynı Kanunun ''Dava Şartları'' başlıklı 114.maddesinin 1.fıkrasında ''Dava şartları şunlardır:'' denildikten sonra sırayla a) bendinde ''Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.'' b) bendinde ''Yargı yolunun caiz olması.'' c) bendinde ''Mahkemenin görevli olması '' denildiği, aynı Kanunun ''Dava Şartlarının İncelenmesi'' başlıklı 115 maddesinin 1.fıkrasında ise ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.'' denildiği görülmektedir. Ne 1086 Sayılı HUMK.'nun 427 ve 440.maddelerinde, ne de 6100 Sayılı HMK.'nun 361 ve müteakip .maddelerinde temyiz sınırının kamu düzenine ilişkin olduğu beyan edilmemiştir. 6100 Sayılı HMK.'nun 1.maddesinde göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu açıkça belirtilmiştir. 1086 Sayılı HUMK.'nda açıkça beyan edilmese de 1.maddesinde ''Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir.'' denilerek ve 7. maddesinde de ''...davanın her safhasında kendiliğinden görevli olmadığına da karar verir.'' demek suretiyle görev konusunun kamu düzenine ilişkin olduğu zimni olarak kabul edilmiştir. Hem 1086 Sayılı HUMK. hem de 6100 Sayılı HMK. birlikte değerlendirildiğinde mahkemeler önlerine gelen uyuşmazlıkları çözerken görev konusunda aşağıdaki şekilde bir yol takip etmeleri gerekir. 1-Öncelikle Türk Mahkemelerinin bu uyuşmazlığı çözme görevleri var mı? Sorunun cavabı evet ise; 2-İkinci olarak yargı yolu bakımından bu uyuşmazlığı çözme görevi var mı? (Adi Yargı,İdari Yargı,Askeri Yargı gibi), Bu sorunun cevabı da evet ise;, 3-Üçüncü olarak aynı yargı yolunun hangi mahkemesinde bu uyuşmazlığın çözülmesi gerekir.Bu davaya bakma görevi var mı? (Asliye Hukuk Mahkemesi, İcra Hukuk Mahkemesi ve Sulh Hukuk Mahkemesi gibi). Bu soruya da evet cevabı verilebiliyorsa uyuşmazlık doğru mahkeme önüne getirilmiş demektir. Aksi halde uyuşmazlık yanlış mahkemenin önüne getirilmiştir. Temyiz de bir davadır ve gelen dosyaların öncelikle bu sıralamaya uygun olarak görevli mahkeme tarafından karara bağlanıp bağlanmadığının denetlenmesi gerekir. Görev konusu kamu düzenine ilişkin olduğundan dolayı temyiz sınırından önce gelir. Görev incelemesi usule ilişkin olduğu ve diğer usul işlemlerinden daha öncelikli olduğu için bu konu yasaya uygun olarak aşılmadan yargılamanın diğer aşamalara geçilemez, geçilmesi halinde HMK. açık bir şekilde ihlal edilmiş olur. Temyiz sınırı HUMK.'na ve HMK.'na göre belirlendiği için başka yargı yolunun görev alanına giren işlerde bu yasanın temyiz sınırı ile ilgili hükümleri uygulanamaz. HUMK. ve HMK.'ya göre belirlenen temyiz sınırı adli yargının görev alanına giren ve kanunen o davaya bakma yetkisine sahip olan mahkeme tarfından verilen kararlar için geçerlidir. Yargı yolunun söz konusu olduğu davalarda kesinlik sınırından dolayı temyiz talebinin reddine karar verilmesi halinde, uyuşmazlık yasa gereğince bakması gereken mahkeme önüne götürülemecek ve dolaylı olarak uyuşmazlık mahkemesi yolu da kapanacağı için hak kaybına sebep olunacaktır. Ayrıca Adli yargıdaki usul hükümleri ile İdari yargıdaki usul hükümleri farklıdır. Adli yargıdaki mahkemeler arasında bile temyiz sınırı farklıdır. Mesela İcra hukuk mahkemelerinde 2013'deki temyiz sınırı 5.240.TL. iken genel mahkemelerde 1.820TL.'dir.Genel mahkemelerde açılması gereken bir dava (varsayalım nafaka davası) yanlışlıkla icra hukuk mahkemsinde açılarak karara bağlansa ve yıllık 5.100TL.'ye hükmedilse ne olacak? Çoğunluğun görüşüne göre icra mahkemelerinin temyiz incelemesini yapan Yargıtay dairesi temyiz talebinin reddine karar vermesi gerekir. Bu davaya Aile mahkemesinde bakılsa temyiz incelemesi yapılacaktı. Açık şekilde görüleceği üzere temyiz sınırı uyuşmazlığın yasa gereği bakması gereken mahkeme tarafından karara bağlanması halinde söz konusudur. Temyiz sınırı nedeniyle temyiz talebinin reddi halinde dosyanın kapağının açılmadığı görüşüne de katılmiyorum. Çünkü dava değeri ancak dosyanın incelenmesi ile anlaşılır.Aynı çaptaki bir inceleme ile görev konusu da anlaşılır. Hatta yasaya göre kamu düzenine ilişkin olmasından dolayı daha da ileri gidilerek görev konusunun her aşamada göz önüne alınması gerekir. Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 11.03.2013 günlü 2012/182 Esas ve 2013/321 Karar sayılı kararına göre; “213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun “Kanunun Şümulü” başlıklı 1. maddesinde, bu kanun hükümlerinin ikinci maddede yazılı olanlar dışında, genel bütçeye giren vergi, resim ve harçlar ile il özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim ve harçlar hakkında uygulanacağı belirtilmiş, 2576 Sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun "Vergi Mahkemelerinin Görevleri" başlıklı 6. maddesinde, Vergi Mahkemelerinin genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalarla, bu konularla ilgili olarak 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin davaları ve diğer kanunlarla verilen işleri çözümleyeceği hükmüne yer verilmiş ise de; icra müdürlüğü tarafından yürütülen takip sonucu vergi alınması işleminin, kanuna aykırılığı iddiasının şikayet yolu ile icra mahkemesinde çözümleneceği; Mahkemenin incelemeyi, söz konusu icra dosyası üzerinden yaparak, anılan işlemin Kanuna uygun olup olmadığı hususunda karar vereceği kuşkusuzdur. Adli yargılamanın bir parçasını oluşturan bu uyuşmazlığın, icra müdürlüğünün tesis ettiği bir işlemden kaynaklandığı gözetildiğinde, bu işlemin yasaya uygun olup olmadığının adli yargı yerince çözümlenmesinin gerektiği sonucuna varılmıştır.'' denildiği, Dairemizin 02.07.2013 günlü 2013/17506 Esas ve 2013/24824 Karar sayılı bozma ilamında ve daha başka bir çok ilamında olduğu gibi icra müdürünün işleminden kaynaklanan KDV ile ilgili şikayetlerin icra mahkemesi tarafından karara bağlanacığı belirtilerek Uyuşmazlık Mahkemesinin görüşü kabul edilmiş ve bu görüş dairemizde istikrarlı bir şekilde uygulanmaktadır. Somut olayda; Şikayetçi AŞ. vekilinin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipte müvekkilinin alacağına mahsuben ipotekli taşınmazı satın aldığını, müvekkili bankanın harçtan muaf olduğunu, bu nedenle KDV, damga vergisi, tellaliye ve cezaevi harcı alınamayacağını, KDV ve damga vergisi alınmamasına ve yatırılan harcın iadesine karar verilmesini talep ettiği, mahkemece; Katma Değer Vergisi Kanunun 1/3-d maddesi ve 488 Damga Vergisi Kanunun 3. maddesi gereğince bu vergilerin tarh ve taahhuk işlemlerinin vergilerin mükellefi sıfatı ile yapılmakta olup bu işlemlerden doğan itilafların çözüm yerinin vergi mahkemeleri olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği görülmüştür. Yerel mahkeme tarafından Yargı yolu nedeniyle şikayetin reddine karar verilmiş, esasa ilişkin bir karar verilmemiştir. O halde Dairemizce yukarıda belirtilen yasa hükümleri gereğince öncelikle görevle ilgili temyiz talebinin kabul edilerek esasa ilişkin bir karar verildikten sonra dosyanın incelemesi gerekirken mahkemece esasa ilişkin karar verilmiş gibi temyize konu değerin temyiz sınırının altında kaldığı gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmesi dosyanın sürüncemede kalmasına neden olacaktır. Çünkü bu dosya vergi mahkemesine gidecek ve onlar da yargı yolu nedeniyle şikayeti reddedecektir. Dosya Uyuşmazlık Mahkemesinin önüne geldiği takdirde Adli Yargıya gönderilecek o zaman icra mahkemesi esasa ilişkin bir karar verecek ve yeniden Dairemize gelecektir. Bu prosedür Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesine aykırılık oluşturacaktır. Yukarıdaki gerekçelerle yerel mahkeme tarafından esasa ilişkin bir karar verilmemesine rağmen görev konusu aşılmadan çoğunluk tarafından dosyanın kapağının açılarak şikayet dilekçesi incelenmek suretiyle ''uyuşmazlık konusu değerin 5.240.,00TL.'yi geçmediği anlaşıldığından mahkeme kararının temyiz kabiliyeti yoktur '' gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmesini doğru bulmadığım için çoğunluk görüşüne katılmıyorum.